´Masumiyet Müzesi film olursa başrolü benim´
.

Eskimeyen bir aşk hikayesi Çalıkuşu... Edebiyattan senaryoya iyi bir adaptasyon ile geçen Çalıkuşu, yansıttığı nostalji ve masalsı hava ile seyirci tarafından da çok seviliyor. Dizinin kadrosuna yeni dahil olan Hande Soral, oyunculuktaki ilhamlarını anlattı.
Eda Solmaz
esolmaz@gazetevatan.com

İzleyici Çalıkuşu’ndaki masalsı yapıyı mı sevdi?
Olabilir. O masalsı anlatım o kadar gerçek ki bir yandan... Ben diziyi başından beri izliyorum. Anlatım beni içine alıyor. Diziyi izlerken o dönemdeki aşkların ne kadar güzel olduğunu hep düşündüm.
Canlandırdığınız kadından nefret ediyor mu izleyici?
Sanmıyorum, çok haklı sebepleri var o karakterlerin hayatına girmekte. Kamuran’ın ona iki dünyada ödeyemeyeceği bir borcu var ve onu almak için orada. Kadınsal bir hırs değil, ailevi bir durum.
Bir sete sonradan girmek ve en baştan dahil olmak arasında nasıl bir fark var?
Çok fazla. İlk defa bir işe sonradan dahil oldum. Ekip tamamen kaynaşmış ve "Acaba içlerine alacaklarımı beni" diye düşünüyorsun. Bir iki hafta yabancılık çektim ama sonra onlardan biri oldum. Fahriye Evcen ve Burak Özçivit ile oynamak keyif verici bir şey.

‘Yaş aldıkça daha iyi oynuyorsun’
Hayatınızda yaşadığınız inişler çıkışlar oyunculuğunuzu etkiliyor mu?
Her şey etkiliyor. Havanın güzel olması bile... Bir dönem iş yapmadım kendimle baş başa kalmak istedim. Şimdi enerjim yüksek, durmak istemiyorum. Birçok işi aynı anda yapabilirim.
O dönem de kendinizi tamamen hayatın akışına mı bıraktınız?
Daha çok kendimi tanımak üzerine çalıştım. Ne kadar kendinden bir şey biriktirdiklerinin farkına varırsan o kadar renkli bir dünya çıkartıyorsun. Yaş aldıkça daha güzel şeyler oluyor oyunculuk adına. Kendini tanımak ve içe dönmek lazım...
Ekranda mı büyüdünüz?
20 yaşında başladım ilk işime ve hiçbir şey bilmiyordum. Sonra kendimi tanıdım ve genç bir kadın oldum. Her alınan yaşla tecrübe kazanıyorsunuz bir bakıma.

‘Kardeşimin oyuncu olmasına etki etmedim’
Kardeşiniz Bensu da oyuncu oldu. Onu etkiliyor musunuz?
Hiçbir zaman öğretici bir abla olmadım. Oyuncu olmasında benim hiçbir etkim yok. Bu işten mutsuz olsa kendimi sorumlu hissederdim.
Sinema filminiz neden hiç yok?
İlk filmimi çekmeye başladık. Hiç oynamadığım bir rol. 40’larda yaşayan çocuklu bir kadın. Esir kaplarında kalan, evlendiği an kocasını askere gönderen acılı bir anne. İlk defa bir anneyi canlandırıyorum.
Hangi filmde oynamak isterdiniz?
Leon’da oynamak isterdim. Ama bir gün Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’ni çekerlerse oradaki kadını ben canlandıracağım. O kadar istiyorum ki o kitabın filminin olmasını. Müzeyi gezerken çok ağladım. Beni oraya kapatsınlar ve bir gece içerdeki yatakta uyuyayım.

‘İçimde sert bir kadın da var’
Televizyonda hep çok sert kadın olarak karşımızdasınız...
Her tanışan “Ne kadar soğuk duruyorsun” diyor. Demek ki içimde öyle bir kadın da var.
Sizi neler güldürür?
Ekin Türkmen ile çok iyi arkadaşız. Onunla aramızdaki konuşmayı kimse anlamıyor, işte o an bayağı gülüyoruz. Çok eğleniyoruz. Televizyonda da Tolga Çevik güldürüyor. Aslında ağlamayı çok seviyorum. Kolay kolay gülmüyorum. Çalıkuşu’nda ben oynamama rağmen izlerken ağlıyorum.
İstanbul ilham veriyor mu size?
Şehrin göbeğinde oturuyorum, aram iyidir. Ama artık merkezde yaşamaktan yorulmaya başladım.

‘Hayatı planlamayı epeydir bıraktım’
Bu kariyeri yaparken varacağınız noktayı kafanızda planlamış mıydınız?
Hiç planlamamıştım. Bir şeyleri planlamayı bırakalı çok oldu. Tamamen yüreğimi dinliyorum her işe başlarken. Beni mutlu edecekse çalışıyorum. Hayat mottom da bu. Şanslıyım da meslek açısından.
Hırslarınız oldu mu?
Küçük bir yerde büyüdüm ve orada zaten herkes birbirini tanırdı. O yüzden tanınıyor olmak bana garip gelen bir şey olmadı. Hırslarım da yoktu hiçbir zaman.
Uzak Doğu’ya gitmek yaptığınız en çılgınca şey miydi?
Giderken öyle gelmiyordu ama gittiğimiz de çılgınca olduğunu anladık. Ekin ile sırt çantamızı alıp gittik. Öyle kolay bir şey değilmiş. Çok zorlu durumlarla karşılaştık. Ondan sonra seyahat blog’u açmaya karar verdim.
Sektörde çok fazla oyuncu var. Bunların arasında parlayabilmek çok mu zor?
Hiç o jargonu bilmiyorum. İşini yapan herkes parlayabiliyor. Bu sektörde ne yaparsan yap ama iyi yapıyorsan eğer parlamama gibi bir ihtimalin yok. Bu iş için her anlamda kendini de geliştirmen lazım.













