Bana dair algı rahatsız edici boyutta

‘Gönül İşleri’ dizisinin Saadet’i Bennu Yıldırımlar, dizinin başarısını ekibin uyumuna bağlıyor. Hırs ve egodan uzak bir ekip olduklarını söyleyen Yıldırımlar, aile hayatında da kariyerindeki kadar başarılı. Bülent Emin Yarar ile evliliklerinde 20’nci yılı dolduracak olan oyuncu, mutlu aile hayatını ve ‘Gönül İşleri’ni Hafta Sonu’na anlattı
Süper Baba’daki Elif karakteriyle hayatımıza girdi, ‘Yaprak Dökümü’ndeki Fikret karakteriyle zirveyi yakaladı. Duruşu, bakışı, ses tonu ve mimikleriyle mesleğinin hakkını sonuna kadar veriyor Bennu Yıldırımlar. Bunda tiyatro kökenli olmasının payı büyük hiç şüphesiz. Ancak genelde benzer rolleri canlandırmasından yana kendisine yönelik algının rahatsız edici olduğunu ve farklı rolleri de canlandırabilecek donanıma sahip olduğunu söyleyen Yıldırımlar, hakkında merak edilenleri Hafta Sonu’na anlattı...
Sezonun başından beri yeni başlayan birçok dizi yayından kaldırıldı. Sizce seyirci ‘Gönül İşleri’ni neden bu kadar sevdi?
Televizyon dünyasında garip bir yarış var. Tabii ki bunun yanında yapılan her işte de çok emek... Sanırım bizim dizimizde yaşama dair koşuşturmaca, mizah ve içtenlik bir arada. Birbiriyle uyumlu ekibin varlığı her şeye yansıyor.
Sosyal medyadaki paylaşımlardan anladığımız kadarıyla Selma Ergeç ve Sinem Kobal ile aranızdaki iletişim oldukça iyi. Çekimler arasındaki bekleme süresinde nasıl vakit geçiriyorsunuz? Ekip olarak yaptığınız ortak bir şeyler var mı?
Bizim şansımız bir araya gelebilmek ve doğru cast’ı oluşturabilmek. Setteki uzun çalışma saatlerimizde paylaşımlarımız da son derece içten oluyor. Kendi içimizde şamatamız bol. Herkes profesyonel. Çalışırken eğlenebiliyoruz. ‘Gönül İşleri’nin seti, hırs, ego ve çıkar çatışmalarından uzak bir set. Saygı ve sevgi doğru harmanlanırsa, bence her ortam gül bahçesi olur.
‘Gönül İşleri’nde başrol oyuncu sayısı fazla. Popüler ve iyi oyuncular yer alıyor. Bu durum hiç mi ego savaşına yol açmıyor?
Şu ana kadar böyle bir şeyle karşılaşmadım. Hepimiz ekrana yansıdığımız sadelikteyiz. Aslında egosuz insan yoktur. Egosunu yönetemeyip, egosu tarafından yönetilen insan vardır ki, bu tip insanlar da oldukça tehlikelidir.
Set şartlarının zorluğuna dair herkes, özellikle son dönemde oldukça tepki gösteriyor. Bu konuda sizin söyleyecekleriniz neler?
Dizi sürelerinin uzunluğundan yakınmamak mümkün değil. Keşke süreler 45 dakikada kalsaydı. Ama oyuncular bu konuda ne yazık ki karar mercii değil. Bizler sesimiz erdiğince dillendiriyoruz bu durumu. Dillendirmenin yanı sıra eyleme döken arkadaşlarımız varsa, onların kararına da saygı duymak gerektiğini düşünüyorum.
‘İç sesim şimdiye kadar beni yanıltmadı’
Genelde yer aldığınız her proje tutuyor ve canlandırdığınız her karakter hafızamıza kazınıyor. Ama hep sonra canlandırdığınız karakter bir öncekinin önüne bile geçiyor. Bunun sırrı nedir?
Öncelikle bu düşünceniz için teşekkür ederim. Proje seçimlerimi bana gelen teklifler konusunda değerlendiriyor ve seçmeye çalışıyorum. Senaryonun, içinde bulunma arzusu yaratması önceliğim tabii ki. Yönetmen, oyuncu kadrosu ve yapımcı da diğer önemli faktörler. İç sesim şimdiye kadar beni yanıltmadı. Her şarkının ayrı bir melodisi var. Sanırım o melodiyi doğru yorumlayabiliyorum.
İnternete adınızı yazdığımda biyografilerinizden sonra çıkan, herhangi bir projedeki sevişme sahneniz. Yapılan işin bütününden bir parça alınıp bunun öne çıkması, hatta adınızla birlikte çıkıyor olması bir oyuncu olarak size neler hissettiriyor?
Oyuncu olarak, yaptığın işte sevişme sahnelerinin ön plana çıkarılıyor olması kırgınlık yaratıyor. Toplumun bakış açısına zorunlu yön verme gibi... Gerçekten beni takip edenlerin, aslında ne yaptığımı bilmeleri benim için daha değerli. Her kadın sanatçı için benzer siteler var. Kişi kendini biliyorsa sıkıntı yok.
Tiyatro, oyuncunun doğal antrenman sahasıdır
Yıllardır dizilerle beraber tiyatroya nasıl yetişiyorsunuz?
Tiyatro, oyuncunun doğal antrenman sahasıdır. Bu adrenalini sadece orada tadabiliyoruz. O yüzden ilişkiyi hiç kesmedim. Yapabilme gücümü yitirinceye kadar tiyatro sahnesinde olmak istiyorum.
Uygulanan sansürlerin ucu, çoğu zaman sanata da değiyor. Canlandıracağınız performansa müdahale edilmesi ya da edilebilecek olması size neler hissettiriyor?
Ben şu ana kadar böyle bir şeyle karşılaşmadım. Önemli olan kafalardaki ön sansür tabii. Öyle bir gün gelirse, elbet herkesin kendine ait bir cümlesi olacaktır.
Ülke gündemiyle ne kadar ilgilisiniz? Sıkı takip eder misiniz?
Bu kadar değişken bir gündemi elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Babamlar bize geldiğinde daha sıkı takip etmiş oluyorum. Eski gazeteci olduğundan her şeyi sıkı takip ediyor. Ben de onun sayesinde bilgilenmiş oluyorum (gülüyor).
Sizce oyuncu, politik görüşünü ve fikirlerini gizlemeli midir?
Direkt söylemekten yana olmadığımız dönemlerden geçiyor olsak da, zaten insan yaptıkları ve duruşuyla neye yakın olduğunu hissettirmek istemese bile hissettirir. Sanatla uğraşan insanın muhalif yanı daha gelişkendir. Sanat çelişkiden daha da beslenir. Önemli olan tüm insanlık adına doğruya doğru ilerlemek.






