Haberin Devamı
Kürt açılımı tavsamaya başladı galiba.. İlk günlerin heyecanı, coşkusu yok.. Tansiyon ufak ufak düşürülüyor..
AKP’nin yandaş medyası konuyu çoktan değiştirdi.. İkinci bir ’hükümet hamlesi’ne kadar deşmeye de niyetli görünmüyorlar..
Zaten o medyada yayıncılık başka türlü oluyor..
Diyelim ki hükümet bir kurumu hedefine aldı.. Yapısını değiştirmek istiyor.. Veya önemli mevkideki bir kişiyi kaydırmak niyetinde..
Yandaş medya dört koldan taarruza geçiyor.. Manşetler önceden rezerv ediliyor..
Vur Allah vur..
Hedef belli..
Kişi olarak Sincan hâkimi..
Kurum olarak HSYK..
Başbakan, dolayısıyla Adalet Bakanı, Sincan hâkimine kızıyor, kızıyor ama bir şey yapamıyor.. Yapmak için göbeğini çatlatıyor ya..
Medyası durur mu?
Kıtır kıtır.. Allah ne verdiyse..
Hedef tahtasına kurum olarak HSYK’nın oturtulduğu, yaz kararnamesi sırasında belli oldu.. Hükümet, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu zapturap altına almayı kafasına koymuştu bir kere..
Yöntem klasik!..
Yandaş kalemler devreye sokuldu.. Yüksek yargıda kast sistemi var türü yazılar döktürüldü.. Bakan ve müsteşar olmasa HSYK Ergenekon’a hizmet edecekti gazı verildi.. Demokrasiyi Bakan kurtardıya kadar vardırdılar..
Hem hedef şaşırttılar hem de günah keçisi yarattılar..
Amaç belliydi.. Gürültü koparmak, yargıç üyeleri kast sisteminin ürünü gibi göstermek, o arada yapıyı değiştirmek, iktidarın hâkimiyetini yargı üzerinde mutlak kılmak..
AKP medyasının kopardığı bütün gürültünün nedeni bu... Siz istediğiniz kadar sakıncalarını sıralayın..
Dinletemezsiniz..
Çünkü emir yüksek yerden gelmiştir!.
Küçük bir tüyo..
İktidar yanlısı gazetelerde durduk yerde bir kurum veya kişi manşete çıkmışsa..
Köşe yazıları balıklama dalmışsa..
Bilin ki arkasından fırtına geliyor demektir..
Öncü deprem gibidir onlar.. Veya işaret fişeği..
THY’ye alkış..
Bir ayı geçti.. Uçuş saatini değiştirmek istedik, 19.30 uçağını 13.30’a çekmek gibi..
Eşim telefon açtı, olur dediler, işlemi yaptılar.. Yeni biletinizi almak için havaalanına her zamankinden erken gidin diye uyarmışlar da..
Gittik, yerimiz hazır ama cezası var dediler..
Niye? Uçuş değişikliğini zamanında yapmamışız.. Eşim itiraz etti; telefonda böyle söylenmemişti dedi..
Nafile..
Dilekçe yazın, başvurun dediler..
Güldüm.. Yaz tahtaya al haftaya misali dedim; çıkmaz ayın son çarşambası alırsın..
Eşim inatçı.. Dilekçe yazıp başvurmuş.. Yanılmışım, çıkmaz ayın son çarşambası değil o ayın ilk çarşambası cevap geldi:
Araştırdık, telefon görüşme kaydını dinledik, haklısınız, personelimizin hatası, kestiğimiz ücreti iade ediyoruz..
Bana masal gibi geldi.. Ama gerçekti.. Çene patlatmadık, dilekçeyle hakkımızı aradık, aldık..
Ne diyeyim..
Bravo THY, tebrikler, alkışlar..
Demokrasi tiyatrosu!..
Herkes neyin ne olduğunu biliyor.. Demokrasi tiyatrosuna son verelim..
Hükümet yüksek yargı üzerinde etkin olmak istiyor ya.. Tek çare yapısını değiştirmek..
İçeri ‘bizden’ dedikleri kişileri sokmak!
Kılıf da hazır..
Meclis seçsin..
Peki Meclis’i kim seçiyor?
Kimin iktidara geleceğine tabii ki seçmen karar veriyor.. Benim sorum başka, kimin milletvekili olacağına kim karar veriyor diye soruyorum..
Seçmen mi?
Genel başkanlar mı?
Genel başkanlarsa, yüksek yargı üyelerini de onlar seçecek demektir.. Çoğunluk partisinin genel başkanı, başbakan!
Lamı cimi var mı?
Siz istediğiniz kadar Meclis seçti deyin, Başbakan seçecek..
HSYK üyelerini de o seçecek, Anayasa Mahkemesi üyelerini de..
Zaten amaç bu..
RTÜK’e benzetmek..
Taslağı hazırlayan Adalet Bakanı Ergin’e sorun..
Nasıl milletvekili oldu?
Halk mı seçti, Tayyip Erdoğan mı? Erdoğan ‘hayır’ deseydi aday olabilir miydi?
Samimi konuşalım..
Önce siyasal sistemi değiştirelim.. İktidar ‘demokratik açılım’ istiyorsa yargıdan önce buna el atsın.. Türkiye vekilini seçme özgürlüğüne kavuşsun.. Gerisi kendiliğinden gelir..

