“Bir erkeği eğitmekle bir insan eğitilir. Bir kadını eğitmek, bir halkı eğitmek demektir.” Madeleine Cinquin (Sör Emmanuelle)
Kader, yaşamın ilk yedi yılında yazılır, derler. Kaderi bir ölçüde bizzat yazdığımız düşünülecek olursa, ilk yedi yılda yaşadıklarımız karakterimizi, dolayısıyla yön verebildiğimiz ‘yazgı’yı belirler.
Madeleine Cinquin’in yazgısı da böyle biçimlendi.
İleride ‘paçavracıların küçük rahibesi’ olarak anılacak din görevlisi, yazar ve düşünür, dünyaya ‘ipek iç çamaşırı’ üreticisi zengin bir ailenin üçüncü çocuğu olarak gelmişti. Fransız babası ve Belçikalı annesiyle, çocukluk yılları Brüksel, Londra ve Paris arasında geçiyordu.
Takvimler 1914 yılını mühürlediğinde, altı yaşındaydı ve çok sevdiği babası, gözlerinin önünde denizde boğuldu.
Madeleine Cinquin’i derinden sarsan bu olay, onu rahibeliğe götüren yolun kilometre taşı ve ipekli kumaşlar arasında başlayan bir hayatın, Kahire’de geçimlerini paçavradan sağlayan yoksulların arasında anlamını bulması, kaderin bir öğretisi değilse neydi?
Notre Dame de Sion kurumuna rahibe olarak girdiğinde, üniversite diplomasında İlahiyat ve Felsefe yazıyordu.
Yoksullara adadığı yeni yaşamında Sör Emmanuelle olarak anılacaktı. İlk görev yeri, İstanbul’du.
Notre Dame de Sion kurumu, 1932 yılında genç rahibeyi NDS lisesinde değil, yoksul genç kızların barındığı bir yurtta görevlendirmişti. Ama Sör Emmanuelle’in bu yurttaki kızlara verdiği Kanuni Sultan Süleyman konulu konferans, NDS lisesinin müdiresi, Sör Elvira’nın dikkatini çekti. Ve dinsel anlamda genç kız kardeşi Emmanuelle’i yoksul kızları eğitmek kadar, Türkiye’nin toplumsal yaşamında söz sahibi olabilecek Notre Dame de Sion Lisesi’nin kız öğrencilerini eğitmenin de kutsal bir görev olduğuna ikna etti.
Sör Emmanuelle, 1932 ile 1954 yılları arasında Fransız edebiyatı dersleri verdi NDS’te.
1959 yılında Sorbonne Üniversitesi’nden aldığı Felsefe ve Edebiyat lisansıyla yeniden İstanbul Notre Dame de Sion’a döndü ve 1963 yılına kadar kaldı.
Benim sınıfım, ona yetişemedi. Ama bakıyorum da, NDS’e birlikte girip kesintisiz sekiz yıl birlikte okuduğumuz arkadaşlarım arasından, Türkiye’nin ‘kadın kaderini’ olmasa bile başta kendi yazgılarını yazmış, pek çok gence de yol açan insanlar çıktı. Yalnız benim en yakın sınıf arkadaşımlarımdan üçü, bugün üniversite dekanı. Kimi doktor, kimi diplomat, kimi dünyaca ünlü üniversitelerde ‘hoca’ gazeteci ve yazar bendeniz de fena durumda değiliz. Ve her şeyi, bize daha minicikken ‘insanın yazgısını değiştirebileceğine’ inandıran, kendilerini kızların eğitimine vakfeden Sör Emmanuelle gibi dinsel inanç ve görevlerini asla ortaya dökmeden ‘laik eğitim’ veren idealist rahibelere borçluyuz.
Bugün çok sevindiğim biçimiyle gençlere, artık erkek kız ayrımı yapmadan kaderlerini çizmeyi öğreten bu güzelim okula, en azından benim kuşağımın 11 yaşında girip hiç sınıfta kalmadan 19 yaşında çıktığını düşünecek olursanız, NDS’in karakter ve kişiliklerimizde nasıl derin bir iz bıraktığı, hatta yaşamımızı biçimlediği daha iyi anlaşılır.
Sör Emmanuelle’in özellikle kız çocuklara ve gençlere adadığı yaşamı da İstanbul NDS’te bitmedi.
Kahire’deki Notre Dame de Sion’da felsefe öğretmenliğinden emekli olan Sör Emmanuelle, 1971’den öteye 22 yılını kentin en yoksul varoşuna, ‘Paçavracılar mahallesi’ diye bilinen Mokadam’a adadı.
Sör Emmanuelle bu yıl 20 Ekim’de öldüğünde, 99 yaşında ve 9 kitabın yazarı olup, 8 ayrı devlet nişanı, Hüsnü Mübarek tarafından verilmiş bir de Mısır yurttaşlığı vardı. Kurduğu vakıf, Kahire’nin ‘paçavracılar mahallesi’ Mokadam varoşuna elektrik, su bağlatmış, bir doğal gübre fabrikası, hastane, teknik okullar, çocuk yuvaları kurdurmuş ve... Sör Emmanuelle yoksuluğun arenasına girmeden önce hiç okutulmayan kız çocukların yüzde 85’inin ‘okullu’ olmasını başarmıştı.
Sör Emmanuelle’in zaferi, bir iradenin binlerce kişinin kaderini değiştirebildiğine kanıttır.
Ruhu şad olsun.

