Gazete Vatan Logo
GündemDepreme karşı kişisel eylem planı gerekiyor

Depreme karşı kişisel eylem planı gerekiyor

Depreme karşı kişisel eylem planı gerekiyor

AVRUPA Acil Tıp Birliği (EUSEM) Başkan Vekili Uz. Dr. Ülkümen Rodoplu, yüzyılın felaketi olarak tanımlanan Marmara Depreminin üzerinden geçen altı yılın sonunda, toplumsal duyarlılığın kaybolduğunu söyledi

Haberin Devamı

Resmi kurumların afet ve depremle ilgili çalışmalarını halkla paylaşmadığını belirten Uz. Dr. Rodoplu, "Deprem sonrasında herkesin bir kişisel eylem planının olması gerekiyor. Ama 70 milyonluk Türkiye'de kaç kişinin böyle planı var?" diye sordu.
Türkiye Acil Tıp Derneği'nin kurucularından, eski başkan Dr. Ülkümen Rodoplu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin ardından geçen 6 yılda acil sağlık hizmetlerinde gelinen noktayı değerlendirdi. Uz. Dr. Rodoplu, dokuz ayda bir Türkiye'nin herhangi bir bölgesinde 6 veya daha büyük şiddette deprem meydana geldiğine, 3.8 şiddetindeki bir sarsıntıda bile ölen, yaralanan insanlarımız olduğuna dikkat çekti. Depremin ardından hemen başlayan hazırlık çalışmalarıyla toplumsal duyarlılığın arttığını hatırlatan Rodoplu, "Okullarda, işyerlerinde düzenlenen eğitim çalışmaları ve basında bu konuda çıkan haberlerin katkısıyla, depremle birlikte yaşamamız gerektiğini öğrenmiştik. Depremin hemen ardından başlayan bu çalışmaların son birkaç yıldır azaldığını görüyoruz. Bu konuda toplumsal duyarlılığın da kaybolmuş olması çok düşündürücüdür" diye konuştu.

Rodoplu, ilkyardımdan kişisel eylem planına, binaları depreme dayanıklı hale getirecek çalışmalardan hastane afet planlarına, resmi kurumların deprem başta olmak üzere her türlü afete, olağanüstü olaylara karşı hazırlıklarına kadar yaptığı değerlendirmede, geçen altı yıl içinde afet sonrası ilkyardım konusunda yeterli gelişmenin sağlanamadığını öne sürdü. Deprem sonrasında herkesin kendi kişisel eylem planı olması gerektiğini belirten Rodoplu, "Acaba toplumda kaç kişi bu konuda hazırlık yaptı, kaç kişinin deprem çantası var? Kaçımız deprem sonrası (toplanma yerlerini) biliyoruz? Kaç kişinin kişisel eylem planı var? Maalesef bunun yanıtı maalesef" dedi. Herkesin deprem sonrası için bir kişisel eylem planı olması gerektiğini savunan Rodoplu, vatandaşlara şu uyarı ve önerilerde bulundu: "İster evinizde, işyerinizde veya okulda, isterse yolda ya da aracınızın içinde olun. Yaşadığınız ve bulunduğunuz ortamlarda deprem anında ne yapacağınızı, nereye saklanıp, nereye kaçacağınızı önceden düşünün. Eviniz ve evinizin bulunduğu zemin sağlamsa, deprem sırasında evinizde kalabilirsiniz. Ancak başınızı, yüzünüzü korumalısınız. Evde bulunan eşyaların devrilerek veya kırılarak size zarar vermeyeceğinden emin olmalısınız. Eviniz ya da zemin sağlam değil. İçinde yaşadığınız binanın kuvvetli bir depremde yıkılma olasılığı var. Birinci katta olsanız da pencereden atlamayı düşünmeyin. 10-15 saniye içinde evinizi terk edebilirseniz, yapın. Yoksa, evinizde bulunan çamaşır makinesi, çelik kasa, mutfak tezgahı gibi dayanıklı eşyaların önüne sığınmak sizi kurtarabilir. Ancak bu konuda tek ve net bir doğru yoktur. Herkesin kendi eylem planını hazırlaması gerekir. Eylem planınızı ailenin diğer bireyleri ile paylaşın. Zaman zaman da tatbikat yapın. Bu sayede deprem anında nasıl davranacağınızı bilir ve soğuk kanlılığınızı koruyabilirsiniz. Deprem sonrası profesyonel yardım gelene kadar geçen zaman, insan yaşamı için çok önemlidir. "Altın saatler' denilen bu zaman diliminde temel ilkyardım uygulamaları çok önemlidir ve ilkyardım bilenler kendilerine ve yakınlarına yardımcı olabilecektir."

Rodoplu, ülke olarak Hastane Afet Planları (HAP) konusunda gerekli çalışmaların da tamamlanamadığını belirtti. Altı yıl içinde tüm Türkiye'de afete hazırlık konusunda çalışma başlatmış olan sadece birkaç hastane olduğunu kaydeden Rodoplu, şunları söyledi: "İstanbul ve İzmir'deki hastanelerin yüzde 72'sinin elden geçirilmesi gerektiği, bir başka deyişle binaların yeterli ve dayanıklı olmadığı resmi çalışmalar sonucunda açıklandı. Hekim, hemşire ve paramedikler deprem sonrası yıkılmaya veya dökülmeye hazır binalarda çalışmak istemiyor. Afet ve afete hazırlık konusunda çalışmalar yapan hemen her kurum bunu kendi sosyal konumlarını ve önceliklerini düşünerek yapıyor. Bütünlük ve ulusal bir çalışma sergilenemiyor. Her kurum sadece kendi gözlüğü ile olaya bakıyor. Bu da afete hazırlık alanında çok para ve zaman harcanmasına rağmen gerekli ilerlemenin sağlanmasına engel oluyor.

Koordinasyonu sağlayacak bir yapılanma gereklidir. Türkiye'de afet ve deprem alanında yapılacak her çalışma bu kurum tarafından koordine edilmelidir. Resmi kurumlar afet ve deprem hazırlığı konularında yaptıklarını halkla paylaşmıyor. Büyük paralar harcanarak yapılan çalışmalardan halkın haberi yok. Yapılan tüm çalışmaların halkla paylaşılması gerekir."