Deniz Gezmişler ulusalcı mıydı?
Anti-emperyalist ve Kemalizm'e yakın bir söylem kullanan devrimci gençler ulusalcı mıydı? Tempo dergisi tartışan taraflarla konuştu..
Sosyalist ve özgürlükçüydüler. Tam bağımsız Türkiye'yi savunuyorlardı. Bir dönem devrim peşinde binlerce genci peşlerinden sürüklediler. Günümüze kadar sol hareketin ikonları olarak kaldılar.
Kimin aklına gelirdi ki bir gün solculukları sorgulanacak, ulusalcılıkla suçlanacaklar! 1968'in 40'ıncı yılında, Türkiye'de yaşanan en can alıcı 68'lilik tartışmasından söz ediyoruz…
Tartışmayı alevlendiren, 17 Mayıs'ta Taraf Gazetesi'nde, Rasim Ozan Kütahyalı imzasıyla çıkan 'Denizlerin yolu bizi nereye götürür?' makalesiydi.
Kütahyalı, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarından bahsederek, Türk 68'inin bize bıraktığı miras asla olumlu değildir… O hareketin vizyonu evrensel değil, milliyetçi bir vizyondur" diye yazdı.
Bu iddiaya en ağır cevap Reha Muhtar'dan geldi: "Bir insan, hem cahil hem gerizekalı hem de ahlaksız olamaz, olmamalı… Deniz Gezmiş ve arkadaşları Marksist'ti…
Peki, o yıllarda anti-emperyalist ve Kemalizm'e yakın bir söylem kullanan devrimci gençler gerçekten ulusalcı mıydı?
Rasim Ozan Kütahyalı
Denizlerin özü milliyetçiydi…
Rasim Ozan Kütahyalı kimdir?
Gazetenin yanı sıra PlatoFilm'de senaryo yazarı olarak çalışıyorum. Aslen İzmirliyim.
Neden yeniden, "Deniz Gezmişler ulusalcıydı" tartışmasını açtınız?
Benim meselem, Denizler edebiyatı üzerinden oluşturulan atmosferin içinde barındırdığı zehir. Bu vesileyle, onları önce destekleyen, sonra da işi bitti mi asan bu devlet zihniyetini tartışmalıyız. Denizlerin hikâyesi bizlere, bugünün özgürlükçü-demokrat gençlerine örnek olamaz. Ancak ders çıkarılır.
Deniz Gezmişlerin ulusalcı olduklarını ileri sürüyorsunuz.
Milliyetçi olduklarını inkâr etmiyorlar, hatta bununla gurur duyuyorlar. Devrimci Öğrenciler Birliği, Deniz'in tutuklanması üzerine, 19 Mayıs 1969'daki bildirisinde, "Gerçek milliyetçi öğrenciler bizleriz" diyor. Türkiye'yi gayri-milli unsurlardan temizlemekten bahsediyorlar. Özlerinin milliyetçi olduğu çok açık. Bunlar devrimci-milliyetçi gruplar. Deniz'in savunması baştan aşağı Kemalist ve ulusalcı bir metindir. Enternasyonal hiçbir şey yok. Ulus olma bilinci, dil ve toprak birliği, ortak ruhi şekillenme gibi şeylerden bahsediyor. Herhangi Ortodoks Marksist iyi bir siyaset bilici de bu metinleri okuduğunda, tamamen milliyetçi/ulusalcı bir dünya görünüşü yansıttığını söyler. Bunun tartışılmasına bile gerek yok.
Ulusalcılık ile sosyalizmi karşılaştırır mısınız?
Denizler, 'ulusal çıkar' merkezli hareket eden bir gençlik hareketiydi. Anti-emperyalist oluşlarını tetikleyen, evrensel sebepler değil, 1964 Johnson mektubudur. Yani ulusal çıkarlar merkezli bir neden. "Sosyalizm, ulusalcılıkla bağdaşmaz" diye bir şey yok.
Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Liberal demokrat.
1960'larda, solcuların Kemalist söylemleri kullandıkları örneğini veriyorsunuz. Buna karşı çıkanlar, Atatürk'ün anti-emperyalist yönüne vurgu yapıyor…
Kemalizm'in düvel-i muazzama ile kavga etmeye odaklı, mazlum ulusların öncüsü, anti-emperyalist, sol bir ideoloji olduğu tam da o yıllarda yaratılmış bir kurgu. O dönem devlete de hâkim bir Batı karşıtı hava var. "Biz Batı ittifakına dâhil olduk ama bunlar bizi yalnız bırakacak" korkusu. İşte o konjonktürde, Deniz'i ve Mahir'i etkileyen uydurma Kemalizm yorumu çıkıyor. Mustafa Kemal, Che Guevara gibi sunuluyor neredeyse. Oysa Kemalizm gerçekçi, dünya sisteminin egemenleriyle olabildiğince iyi anlaşmaya odaklanmış bir yönetim zihniyetidir. Mustafa Kemal enternasyonal sol literatürde olumlu görülen bir figür değildir. Anti-emperyalist-ulusal kurtuluşçu sol literatürde de Kemalist deneyim hiç anılmaz. Aynı şekilde Denizler ve bizim 1968 kuşağı da… Yani Türk 1968'i hem ulusalcı hem sadece ulusal sınırlarımız dâhilinde geçerli! Dışarıda zerre konvertibilitesi yok.
Deniz Gezmiş idam sehpasına giderken "Yaşasın Türk ve Kürt halkı" diye bağırmışken, nasıl milliyetçi olarak değerlendirilebilir?
Bu gençler Türkiye milliyetçisi, Etnik Türk milliyetçisi değil, Denizler için, verdikleri tam bağımsızlık mücadelesi önemli. Kürtler ve diğer azınlık yurttaşlarımız da bu mücadeleye inandığı sürece, onların yoldaşı. Deniz'in babasına yazdığı mektubunda, "Yabancılardan nefret ediyorum" dediği yabancılar, emperyalist olarak gördüğü Batılılar. Ama şimdi Deniz'in takipçisi olduğunu söyleyen kimi ulusalcı-solcu gruplar da, "Kürtler ve Ermeniler emperyalizmin işbirlikçiliğini yapıyor" deyip, "O kardeşlik geride kaldı" tezini savunuyorlar.
Anti-Amerikancı olmak, tam bağımsızlıktan yana olmak milliyetçi/ulusalcı olmak mıdır?
Denizlerin anti-Amerikancılığı da evrensel değildi. Amerikan sivil haklar hareketinin adını duymamışlardı muhtemelen. ABD, 1962 füze krizinde Türkiye'yi gözden çıkarabilecek hamleler yaptı, 1963-1964 Kıbrıs olaylarında Yunan tarafını tuttu. Amerikan karşıtlığının temel sebebi bu. Devlet de bundan memnun, çocukların yürüyüşleri el altından destekleniyor. O dönem ABD bizi desteklese, tam tersi olurdu. Tam bağımsızlık konusuna gelince, feci bir söz, berbat bir ideal… Bana göre tam bağımsızlık, tam barbarlık demektir. Ben daha fazla enternasyonal bağımlılık istiyorum.
Deniz Gezmişlerin anısına saygısızlık ettiğinizi düşünüyor musunuz?
Hayır, tam aksine, yeni Denizler ölmesin, katledilmesin diye bu ısrarlı sözleri söylüyorum.
Reha Muhtar
Che ne kadar ulusalcıysa, Deniz de ok kadar ulusalcı
Deniz Gezmiş ve arkadaşları sık sık gündeme geliyor ama son dönemde daha çok tartışmaya başladık. Neden?
Biz değil, Türkiye'nin tarihini değiştirmek isteyenler tartışıyor. Türkiye'de yine cumhuriyetle hesaplaşma yaşanıyor. Cumhuriyetin tüm değerlerini şu veya bu şekilde tartışma konusu yapıp, üzerindeki elbiseleri değiştirerek bir tarafından çekmeye çalışıyorlar. Buna Mustafa Kemal ile başladılar, şimdi son kalelerden biri olan Deniz Gezmişlerle devam ediyorlar. Yakında sıra Nâzım Hikmet'e gelecektir. Cumhuriyet değerleriyle, anti-emperyalizmle, yurtseverlikle yaşayan insanları cuntacı, darbelerin parçası olarak lanse etmeye çalışıyorlar. Tüm değerlerin altüst edildiği, erozyona uğratıldığı bir süreç yaşıyoruz.
Deniz Gezmişlerin ideolojisi neydi?
Sosyalist, Marksist ve enternasyonalistler. Küba'da Che Guevara neyse, Türkiye'de Deniz Gezmiş oydu. Bir Marksist'e milliyetçi denmez. Enternasyonalisttir. Emperyalizme karşı mücadele ettiği için, ulusalcılarla birlikte hareket edebilir. Ama bu, onun milliyetçi olduğu anlamına gelmez. Bunlar emperyalizmin dezenformasyon çalışmalarıdır, maddi olarak da desteklenen döneklerdir. Benim karşı çıktığım, onların dönekliği değil. Hiçbirimiz aynı kalmadık. Ama o insanların verdiği mücadeleye saygı göstermek gerekir. Benim tepkim buna. 'Anıya saygı' diye bir şey vardır. O saygıyı göstermiyorlar.
Denizlere milliyetçi, ulusalcı demek suçlamak mıdır?
Deniz Gezmiş başka bir noktaya getirilmeye çalışılıyor. Marksizm'in m'sini bilen; sömürüye, emperyalizme karşı olunduğunu, anti-emperyalistlerle ittifak yapılabileceğini bilir. Aynı amaç için zaman zaman milliyetçi unsurlarla bile… "Cunta-iktidar ilişkisinde Deniz Gezmiş kullanıldı" demek utanç verici.
Sosyalizmle ulusalcılık nerede birleşiyor?
Marksistler, anti-emperyalist ve anti-kapitalisttir. Deniz Gezmiş, anti-emperyalist Mustafa Kemal'i çok severdi. O anlamda yolları birleşmiştir. Che Guevara ne kadar ulusalcıysa, Deniz Gezmiş de o kadar ulusalcıydı.
Ulusalcılığın tanımını yapabilir misiniz?
Avrupa Birliği'nin (AB) ulaştığı demokrasi, insan hakları ve kültürel değerlerin; Türkiye toplumu için bir an önce yakalanması gerektiğini düşünüyorum. ABD veya AB'deki güçler Türkiye'de yeni bir sistem oluşturmak isteyebilir. Buna karşı birebir mücadele etmek istiyorum. Osmanlı'nın son, cumhuriyetin ilk yıllarında üç ana akım görürüz: Birincisi Batı'nın işgalciliğine karşı tamamen kendi içine hapsolup, bütünüyle Batı'yı düşman gören anlayış. İkincisi işgalci güçleri haklı görüp eyvallah diyen anlayış; zaten bugün yapılan da bu. Üçüncü bakış ise emperyalizmin gücüne karşı kora kor savaşan, karşı duran ama Batı'nın gelmiş olduğu medeni değerleri savunan Mustafa Kemal çizgisidir. Demokrat cumhuriyetçilerin gerçek düşüncesi budur.
Deniz Gezmişler, Kemalistlerle kol kola yürüdü. Peki, bugün solcularla Kemalistler yine yan yana mı?
Mustafa Kemal ile Türkiye'de gerçek sol elbette ki beraberdir. Dünyanın en anti-emperyalist insanıyla solun birlikte olmaması düşünülebilir mi? Kendine Marksist'im diyenin, Mustafa Kemal'i savunması gerekir. Çünkü amaç aynıdır. Karşı olan, kendini sol gibi gösterenler, liberal Marksist gibi bir aşure olanlardır. Onların ne olduğu bile belli değildir. Bunlar kendilerine karşı, geçmişlerine karşı suçluluk duygusu içindedirler. Bu nedenle gölgeleriyle kavga etmektedirler.
Bu saldırılarda AKP iktidarının bir etkisi var mı?
AKP bundan çok mutlu oluyordur. Bu kadar gönüllü bir kişilik kırılmasına uğramış dönekler ordusunu yanımda görsem, ben de çok mutlu olurdum.
Sizin ideolojiniz nedir?
Demokrat.
ARAŞTIRMACI YAZAR TURHAN FEYİZOĞLU
"Deniz bağımsızlıkçı çizgiden sapmazdı"
1960'lı yıllardaki gençlik örgütlenmelerini, "Genel olarak Mustafa Kemal'in başlattığı burjuva devriminin bitirilmemiş olduğu, bunun tamamlanması gerektiği tezini savunan örgütlerdir" biçiminde tanımlıyor. Feyizoğlu'na göre temel tezleri, 'İkinci Milli Kurtuluş Savaşı' vererek 'Demokratik Halk Devrimi'ni gerçekleştirmekti. Bu örgütlerden bazıları, bu düşünceye Marx yanlısı bir içerik kazandırmak istemişti. Bu, ilk önce, 'Milli Demokratik Devrim', 'Ulusal Demokratik Devrim' ya da 'Burjuva Demokratik Devrim' olarak ortaya konmuştu.
Ulusalcılık ve Kemalizm, Deniz Gezmiş'i nasıl etkiledi?
Deniz'in kendisinden örnekler vereceğim. Babasına yazdığı 1971 tarihli mektupta, "Baba sana her zaman müteşekkirim; çünkü Kemalist düşünce ile yetiştirdin beni. …Biz Türkiye'nin ikinci kurtuluş savaşçılarıyız" der. Babası, Gezmişoğlu ailesinin İstiklal Savaşı'nda 16 şehit verdiğini söylüyor. Yani Deniz Gezmiş'in ve tabii ki diğer gençlik liderlerinin pek çoğunun kökeninde Kurtuluş Savaşı var.
Marksizm neresinde Deniz Gezmişlerin?
O dönem sol hareketlerin içinde Marksizm var; ama Kemalizm'i reddetme yok. Kemalizm'in üzerine sosyalizm vurgusu var. 1960'lı yılların ikinci yarısından itibaren gençlik örgütlerinde sosyalist düşünce de egemen olmaya başlar. Fakat bu, Kemalizm'den tam kopuş değil. Sol ile Kemalizm'in buluşması.
Gençler Kemalizm'i ne olarak tanımlıyor o dönem?
Ulusal Kurtuluş mücadelesi olarak tanımlıyorlardı. Savunmalarında da, "Kemalizm'in tamamlanmamış devrimlerini tamamlayacağız" derler. 1970'te Bağımsızlık Haftası düzenliyorlar ve ilk Meclis'te toplantı düzenliyorlar. 1968'te Samsun'dan Ankara'ya, 'Tam Bağımsız Türkiye için Mustafa Kemal Yürüyüşü' düzenlediler. İstanbul TDGF (Dev-Genç) Bölge Yürütme Kurulu, Ulusal Egemenlik Bayramı dolayısıyla, 23 Nisan 1970'te bildiri yayımlar. Bildiride "Yer altı ve yerüstü servetlerini Amerika'ya peşkeş çekmiş; Mustafa Kemal'in tam bağımsızlık ilkesini emperyalist çizmeleriyle ezmiş ve ihanetlerini belgelemiş iktidarlara karşı, işçisiyle, köylüsüyle, Kemalist ordusuyla ve devrimci gençliğiyle artık 'Dur' demenin zamanı gelmiştir" denilir. Yürüyüşlerde kalpak bile kullanılmıştır o dönem.
Gençler için Kemalizm, Marksizm'in paravanı olabilir miydi?
Gerçekten inanıyorlar ve sahip çıkıyorlardı.
Deniz Gezmiş bugün yaşasaydı görüşleri ne olurdu?
Bağımsızlıkçı çizgiden sapmazdı.
MUSTAFA YALÇINER/THKO KURUCUSU
"Mustafa Kemal'i severdi"
Deniz Gezmiş, ülkesinin bağımsızlığı için en tutarlı ve uzlaşmaz mücadeleyi yürütmüş kişidir. Deniz'den daha yurtseveri yoktur. Emperyalizme ondan daha çok karşı çıkmış olan da yoktur. Amerikan emperyalizmine de, Avrupalı emperyalizme de, onların o günkü adıyla 'Ortak Pazar'a da 'hayır' demiştir. Ama bu, Deniz'in ulusalcı, aynı anlama gelmek üzere milliyetçi olduğunu göstermez. Deniz enternasyonalistti. "Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi" son sözünün gösterdiği gibi, Türkçü-ulusalcı değildi, halkların kardeşliğini savunurdu. M. Kemal'i severdi, emperyalizm ve işbirlikçilerine karşı mücadele etmiş herkesi severdi. Türkiye'nin yarım kalmış ulusal devrimini tamamlamak için yola çıktı. İlk yola çıktığında Kemalizm'den etkilendi de. Ama Kemalist olmadığı kesindir: Son sözü, "Yaşasın Kemalizm" değil, "Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi"dir!
68 hareketi de içinde farklı düşünsel eğimleri barındırmakla birlikte, 'ulusalcı' olarak nitelenemez. Doğru, 68'de Kemalizm'e atıf çok. Bu, Kemalizm'in Kurtuluş Savaşı içinde doğmuş olması ve cılız da olsa emperyalizme karşı mücadele etmesi nedeniyledir. Ancak 68'in sosyalist özlemleri belirgindir ve Kemalist etkiyle sınırlanıp karakterize edilemeyeceği nettir.
HACI TONAK-THKO MENSUBU
"Enternasyonalistti"
Deniz Gezmiş ulusalcı mıydı? Kemalizm'e nasıl bakardı?
Deniz Gezmiş'e sorsaydınız, büyük olasılıkla amacınızın kendine hakaret ya da tem önemdeki bir siyasal sorunda ona 'kafa karışıklığı' yakıştırmak olduğunu düşünürdü. Çünkü Deniz Gezmiş bir sosyalist, bir enternasyonalist olduğundan kuşku duymuyordu; ama öte yandan Türkiye'nin, 'emperyalizme teslim edilmiş bir ülke olarak' bir ulusal sorununun bulunduğunun da ayırımında olmak gerektiği görüşündeydi. Tarihsel bakımdan demokratik bir talep olan 'bağımsız ve demokratik Türkiye' talebi, esas olarak bu ulusal sorunun aşılması istediğin ifade etmekteydi. Kemalizm, tamamlanmamış bir siyasal devrimin ideolojisiydi. Bu devrimi tamamlamak görevi de burjuvazi devrimci niteliğini ve çağını tamamladığı için artık işçi sınıfınındı, dolayısıyla tasası da sosyalistlere düşüyordu…
68 hareketini ulusalcı olarak nitelemek mümkün mü?
68 hareketini 'ulusalcı' olarak nitelemektense, 'sosyalist' olarak nitelemenin daha yerinde olacağı görüşündeyim.
68 gençliğinin kullandığı söylemde Kemalizm'e bol miktarda atıf vardır. Bunun nedeni neydi ve bu, 'ulusalcılık' olarak nitelenebilir mi?
68 gençliği Kemalizm'i, tüm öteki özelliklerinden önce ve en çok 'su katılmamış milli bağımsızlıkçılık, milli özgürlükçülük' olarak kabul etme eğilimindeydi. Türkiye'nin en önemli güncel sorunu 'bağımsızlık' ve 'demokrasi' olarak kavrayışı da buna eklenince, siyasal söyleminde Kemalizm'e atıfları doğal oluyordu. Burada 'demokrasi'nin, seçimlerin ötesinde 'çağdışı, feodal ve yarı feodal yapıların tasfiyesi' olarak anlaşıldığını da hatırlatmak gerekiyor. 68 hareketi, bağımsız, özgür ve eşit bir Türkiye mücadelesinde Kemalizm'le ayrılmıyordu.
HAŞMET ATAHAN/68'LİLER VAKFI'NIN ESKİ BAŞKANI
"Marksist bir devrimciydi"
Deniz Gezmiş ulusalcı mıydı? Kemalizm'e nasıl bakardı?
Hayır. Deniz Gezmiş ülkesini, milletini seven, Marksist bir devrimciydi. Mustafa Kemal'i, padişahın himayesinde kalarak kendisine sunulan makamlarda 'yükselmek' yerine; halkının kurtuluşu için ölümü göze alan, idam fermanlarına metelik vermeyen bir devrimci olarak; Kemalizm'i de emperyalizme ve gericiliğe karşı Milli Kurtuluş Savaşı veren, ülkesini ve halkını esir olmaktan kurtaran, Batılı kapitalist-emperyalist ülkelere karşı ekonomik-sosyal-askeri-idari vb. her alanda bağımsızlığı öngören bir ideoloji olarak görür ve sahiplenirdi.
68 hareketini nasıl niteleyebiliriz?
68 hareketi devrimci bir başkaldırışıdır. İnsanın, insan tarafından sömürülmesine ve ezilmesine başkaldıran bir eylemin ve eylemciliğin adıdır. İnsanların eşitliğini-özgürlüğünü-kardeşliğini evren ölçeğinde isteyen bir hareketin adıdır.
68 gençliğinin idolü Deniz Gezmişlerin de Kemalizm'e atıfta bulundukları görülüyor. Bu yönleri 'ulusalcılık' olarak değerlendirilebilir mi?
68 enternasyonal bir anlayışla: Hangi milletten, ırktan, dinden, cinsiyetten olursa olsun, bütün insanların özgürlüğünü-eşitliğini-kardeşliğini savunur. Ancak çağımızda ulusal bir değer olmadan, uluslar arası bir değer olunamayacağının bilincindedir. Bu, milliyetçilik ya da ulusalcılık anlamına sığdırılamaz. 68, vatan ve millet savunuculuğunu yapan, ama bütün mazlum milletleri de savunan, emperyalizme-gericiliğe-ırkçılığa karşı bir harekettir.
KAMİL DEDE/İŞÇİ PARTİSİ YÖNETİCİSİ-68'Lİ
"68 ulusalcı bir hareketti"
Deniz Gezmiş, bilimsel sosyalistti ve ulusalcıydı. Deniz, "Bunun içindir ki bizler Türkiye toplumunun tarihi geçmişinde sağlam olan, ulusal ve devrimci olan ne varsa onun mirasçısıyız" demiştir. Gezmiş, Kemalist devrimi miras olarak kabul etmiş ve ona en büyük değeri vermiştir. Başında Deniz Gezmiş'in bulunduğu, 1968 sonbaharında, Türk bayrakları ve Atatürk'ün posterinin taşındığı Samsun-Ankara yürüyüşünün adı 'Mustafa Kemal Yürüyüşü'dür. 68'in mesajı, "Yurtsever olmadan sosyalist olunmaz"dır.
Deniz Gezmiş'in içinde yer aldığı 68 hareketi, elbette ulusalcı bir hareketti. Ulusalcılık, bilimsel sosyalistliğin gereğidir. Bu nedenle 68'in önderliği, vatanına, milletine sonuna kadar bağlı idi.
68 gençliğinin söyleminde Kemalizm'e bol miktarda atıf vardır. Çünkü Kemalist Devrim, milletimizin kurtuluş, özgürleşme ve çağdaşlaşma mücadelesinin adıdır. 68 mücadelesi kaçınılmaz olarak, gençliği, tarihindeki devrimci mirasla buluşturmuştur. Tarihindeki devrimci birikime dayanmayanın başarı şansı yoktur.
Bugün ulusalcılığı sosyalizm karşıtlığı olarak gösteren emperyalizmin 'solcuları', ulusalcı olduğu için, 68 hareketi ve Deniz Gezmiş'in sosyalistliğini sorgulamaya çalışıyorlar. Bugün ulusalcı sözü, emperyalizm ve neo-liberal Batıcı solcular tarafından bir küfür olarak kullanılmaktadır. Bunlar, Deniz Gezmiş'i bir kez daha darağacına çekiyorlar. Suçu: Ulusalcılık, Mustafa Kemal'e ve devrimci tarihimize sahip çıkmak.
MAHİR SAYIN/KURTULUŞ ÖRGÜTÜ KURUCUSU-68'Lİ
"Deniz'e Kemalist demek insafsızlık"
Tüm 68'liler gibi, Denizler de siyasal yaşamlarına, ilk ve ortaöğretimde kafalara kazınan Atatürkçülük çizgisinde girdiler. Hepimiz oradan, anti-emperyalizm üzerinden sosyalist olarak ayrıldık; kalıntılar 'bize ait bir Atatürk yorumu' olarak hayat buldu. Bu yoruma uyar gördüğümüz takipçilerini de müttefik olarak benimsedik.
Kemalizm'e yüklenen ilericilik, Türkiye demokrasisinin, aydınlanmasının ve hatta sosyalizminin en vahim hatalarından birini oluşturur. Tek partiyle nitelenen sosyalizm anlayışıyla da paralellikler arz eden Kemalizm, Kurtuluş Savaşı önderliği olarak, yine totalitarizme ilişkin ciddi eleştirileri içinde taşımak kaydıyla övgüyü hak ederken, demokrasiyi en geriye bakan sınıfların savunusuna bırakmak nedeniyle de bir talihsizliktir.
Kurtuluş Hareketi, sosyalistler arasında, 1970'li yılların başında bu gerçekliği fark edip eleştiren bir anlayış geliştirmiştir. Ama bütün bunlar Denizlerin, Kemalist darbecilerin takipçisi olduğuna ilişkin en ufak bir ima bile taşımaz; tersine bunu bir ayıp, insafsızlık olarak görürüm. Onlar geleneksel halk kahramanı değil, Marksizm-Leninizm'i apaçık tercih ederek yollarını çizmiş insanlardı.
Sosyalizme zihin dünyasında aletli jimnastik yaptıranlar, onlar için 'küçük burjuva anarşisti'nden başladılar, 'milliyetçiliğe' kadar gittiler. Siyasete başlangıç noktasında var olan özellikleri kullanarak alınan yolu görmezden gelmenin, bugünkü politikada kullanım değeri yaratmak için başvurulan bir mantık oyunu olduğunu düşünüyorum.




