Danıştay'dan, Maden Yasası'nın yönetmeliklerine iptal
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Bakanlar Kurulu tarafından 10 Ağustos 2005'te çıkarılan `İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'in bazı maddelerinin yürütmesinin durdurdu
İzmir Bergama El ele Hareketi üyeleri, yürütmesi durdurulan yönetmelik maddelerine dayanılarak işletilen Uşak Kışladağ ve Balıkesir Havran altın madenlerinin bir an önce faaliyetlerine son verilmesini istedi.
Madencilik faaliyetlerinin yeniden düzenlenmesi amacıyla 5 Haziran 2004 tarihinde 5177 Sayılı Maden Yasası ve Bazı Yasalarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yasa yürürlüğe girdi. Yürürlüğe giren yeni yasa Eski Maden Yasası'nın 7'inci maddesinde değişiklik yaparak her yerde madencilik yapılabileceğini, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ve Gayrısıhhi Müessese (GSM) süreçlerinin Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yeni yönetmeliklerle düzenleneceğini hükme bağladı.
Yeni yasanın ardından Haziran 2005'te `Maden Faaliyetleri İzin Yönetmeliği', 10 Ağustos 2005'te ise `İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Yönetmeliği' çıkarıldı. Bu yönetmeliklerin yayımlanmasının ardından TMMOB Jeoloji, Çevre, Metalürji Mühendisleri Odaları ile avukatlar Noyan Özkan, Arif Ali Cangı, Ömer Erlat ve Serkan Cengiz tarafından yönetmeliklerin iptali için dava açıldı.
Danıştay 8'inci Dairesi, açılan her iki davada da yönetmeliklerde bulunan bazı maddelerin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Başbakanlığın, Danıştay 8'inci Dairesi'nin kararına itiraz etmesi üzerine ise davaya bakan Danıştan İdari Dava Daireleri Kurulu, yürütmeyi durdurma kararını onayladı.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun kararının ardından bir basın toplantısı düzenleyen İzmir Bergama El ele Hareketi Dönem Sözcüsü avukat Berrin Esin Kaya, bu yönetmeliklere dayanarak çalıştılıran Uşak Kışladağ ve Balıkesir Havran Küçükdere altın madenlerinin faaliyetlerinin bir an önce durdurulmasını istedi.
Maden Yasası ve bu yasaya dayanılarak çıkarılan bazı yönetmeliklerin yargıdan dönmeye başladığını belirten Kaya, şöyle konuştu:
"Uşak Kışladağ Altın Madeni, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'in 20'inci Maddesi'ne dayanılarak, Balıkesir Havran Küçükdere Altın Madeni ise uygulama projesinin ÇED Yönetmeliği öncesinde yapılmasına ve maden sahasının 25 hektardan küçük olması gerekçesiyle GSM'ye gerek görülmeden çalışmaktadır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bu iki madenin de çalışmasına olanak tanıyan yönetmeliklerin bazı maddelerini, çevreye, insan sağlığına zarar verebilecek gayrısıhhi müesseselerin çalışma ve açılma izinlerinin, sıkı kurallara bağlanması gerektiği ve küçük olduğu için ikinci sınıf GSM ruhsatı alan bir işletmenin zararları itibarıyla birinci sınıf GSM gerektirebileceği hükmüne vardı. Anayasaya göre yasama ve yürütme organları İdari Mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Uşak ve Balıkesir Valileri'nin hukuk devleti ilkelerinin gereğini yaparak bu madenlerin faaliyetlerine bir an önce son vermelerini istiyoruz."
Kaya, Uşak Kışladağ ve Balıkesir Havran Küçükdere Altın Madenleri'ndeki faaliyetlerin 3 gün içinde durdurulmaması durumunda valiler hakkında görevi kötüye kullanmaktan dava açacaklarını da sözlerine ekledi.
MADEN YASASI'NIN RUHU ÇÖKTÜ
Avukat Arif Ali Cangı ise yeni Maden Yasası'nın özellikle altın madenciliği yapan madencilerin istekleri doğrultusunda çıktığını söyledi. Cangı, "Bu yasayla birlikte altın madeni işletmekle taş ocağı işletmek aynı kapsamda görülmeye başlanmıştı. Orman, tarihi sit alanı, dere kenarı fark etmeden her yerde altın çıkarılabilecek düzenlemeler yapıldı. Ancak Danıştay, Maden Yasası'nın ruhunu delecek karar verdi. Asıl darbeyi ise Anayasa Mahkemesi vuracak. Oraya açtığımız dava henüz sonuçlanmadı. Anayasa Mahkemesi'nden de Danıştay'ın kararlarına paralel kararlar çıkacağını ümit ediyoruz" dedi.




