Trabzonspor - Fenerbahçe maçında ihmaller zinciri! Dehşetin perde arkası ortaya çıktı
Trabzonspor - Fenerbahçe maçı oynanırken başlayan, bitiminde zirveye çıkan olaylar adeta göz göre göre geldi. Bunun yanında taraftarın sahaya girmesinin ardından güvenlik nedeniyle üç saat statta bekletilen Fenerbahçe kafilesi önce dikkat çekilen bir öneride bulunulduğu ortaya çıktı. Fenerbahçe Teknik Direktör İsmail Kartal ise soyunma odası koridorlarından yaşanan olaylarla ilgili açıklama yaptı.

Trabzonspor - Fenerbahçe maçı oynanırken başlayan, bitiminde zirveye çıkan olaylar adeta göz göre göre geldi. Trabzonspor - Fenerbahçe maçı oynanırken başlayan, bitiminde zirveye çıkan olaylar adeta göz göre göre geldi.

Önce hakem Halil Umut Meler saldırıya uğradı, Rizespor ile başkentte oynanan maçta Ankaragücü Başkanı tarafından yumruklandı. Ardından İstanbulspor sahadan çekildi. Bir çırpıda aklımıza gelen ve başka bir ligde kolay kolay yaşanmayacak olaylardı bunlar.

Ama Pazar akşamı Trabzonspor-Fenerbahçe maçından sonraki görüntüler geceye de lige de damgasını vurdu.Korner direği söküldü, taraftar sahaya girdi, bıçak çekildi, tekmeler, yumruklar havada uçuştu. Bu olaylara statta yaşanan ihmaller zinciri neden oldu.

ÖZEL GÜVENLİK DURDURMAYA ÇALIŞTI
İşte o ihmaller zinciri: Maç sonunda sahaya giren saldırganları durdurmaya çalışan sadece özel güvenlik görevlileriydi. Böylesine önemli bir maçta ve saldırıda polis neden yoktu?

İsmail Kartal ‘Kafama, koluma ve vücuduma 4 demir parçası isabet etti’ dedi. Bunlar nasıl sahaya girdi?
Tüm uygar ülkelerde büfelerde su satışları sahaya atılmaması için ağzı olarak satılır.

TFF talimatı olmasına rağmen su satışları neden kapalı yapıldı? Daha da önemlisi su satışı ağzı plastik kapalı bardaklarla yapılır. Neden 33’lük su petleri ile satış yapıldı?

HANİ SUÇ İŞLEYENLER TESPİT EDİLECEKTİ
Maçın hakemi Halil Umut Meler, sahaya atılan maddeler nedeniyle maçı neden tatil etmedi?
Passolig uygulaması statlarda suç işleyenleri tek tek tespit edilecek diyerek hayata geçirildi. Bu uygulama hayata geçirilmediği gibi, saldırganlar illegal olarak başkasının kartıyla olarak stadyuma nasıl girdi?

Saha içinde polis kamerası sürekli olarak taraftarların görüntüsünü alıyor. Maskeli saldırgan bu kameralara yansımadı mı?

Trabzon emniyeti risk derecesi son derece yüksek bu maç için gerekli önlemleri aldı mı?

Öte yandan Trabzonspor-Fenerbahçe maçında çıkan olaylar Türk futbolunun gündemine otururken, sarı-lacivertlilerin soyunma odasında yaşadıkları da ortaya çıktı. Bir anda taraftarın sahaya girmesiyle soyunma odasına koşarak gidip adeta canlarını zor kurtaran futbolcular ve teknik heyet güvenlik önlemleri nedeniyle üç saat statta bekletildi.

Güvenlik nedeniyle adeta bir ilk yaşanırken, kafileyi götüren otobüs uçağın yanına kadar yanaştı, böylece korkulan olmadı ve dönüş yolculuğunda hiçbir olay yaşanmadı. Sarı-lacivertli kafile böylece sağsalim İstanbul’a doğru yola çıktı.

COŞKULU KARŞILAMA
Çıkan olayların ardından uzun süre statta bekletilen, ardından geniş güvenlik önlemleri altında gece geç saatlerde İstanbul’a gelen Fenerbahçeli teknik heyet ve futbolcuları çok sayıda taraftar karşıladı. Sarı-lacivertli futbolseverler yaşanan olayların şokunu atlatmaya çalışan oyunculara meşaleler ve marşlarla destek oldu. Özellikle Osayi-Samuel’e sevgi gösterilerinde bulunulurken, uzun süre Nijeryalı futbolcu lehine tezahüratlar yapıldı.

Coşkulu karşılama ile moral bulan Fenerbahçe’de takım kaptanlarından Mert Hakan Yandaş yaptığı konuşmada “Fenerbahçe arması, sizlerin ve bizlerin olduğu hiçbir yerde yere düşmeyecektir. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk ne kupa büyüklüğüdür. Bu takımdaki herkesle gurur duyuyorum” dedi.

KERLi FERLi iŞADAMLARI ‘F.BAHÇE’Yi ŞAMPiYON YAPMAYACAĞIZ’ DiYEREK TARAFTARI KIŞKIRTTILAR
Hürriyet'ten Mehmet Arslan'ın haberine İsmail Kartal yaşanan olayların perde arkasını şu şekilde aktardı: Sezon başından bu yana biz saha içinde kalmaya gayret ediyoruz. Kimseyle tartışmaya, kimseye bulaşmamaya özen gösteriyoruz. Ama maalesef sürekli bir tarafa doğru itiliyoruz. Trabzon’da günler öncesinden başladı asıl olaylar.

Açıkça beyan edenler oldu, “Fenerbahçe’yi şampiyon yapmayacağız” diye. Olabilir. Haklarıdır. Bizi yenmek isteyecekler elbette. Ama insanları kışkırtmak.. Bu dereceye vardı olaylar. Üstelik bunu yapanlar kerli ferli işadamları, toplumun önde gelen isimleri...

OĞLUM, FRED’i KORUMAYA ÇALIŞIRKEN YARALANDI
Maç bitti. Oyuncularım zor bir deplasmanda, zor bir maçı kazanmanın verdiği sevinçle orta sahada toplandı. Hep birlikte seviniyorlar.

Bu sevincin tahrik olduğunu söylüyorlar. Kadıköy’de 23 maç yenilmediğimiz, namağlup olduğumuz bir dönemde Trabzonspor bizi yendi. Sevinçten kalecilerini havaya attılar. Kazandılar, sevinmekte haklılar. O gün tek bir olay çıktı mı?

Trabzon’daki maçta da biz kazandık ve oyuncularımız sevindi. Neden bundan gocunuyorsunuz? Futbolcum o saldırıda kendini korumasın mı?

DAVUL TOKMAĞIYLA VURDULAR
Ama asıl olaylar soyunma odası koridorlarında oldu. Kim kime vurdu belli değil. Antrenörleri olaya karıştı, saldırdı, kavgaya girdi. Bir ara Fred’e saldırdılar. Oğlum onu korumaya çalışırken, yaralandı. Kafasına davul tokmağı ile vurmuşlar. Gözlerinize inanamazsınız ama ortam tam can pazarına döndü.

O anda Osayi-Samuel’e de bir saldırı oldu. 3 basamaklı bir merdivenden itilmiş, başını duvara vurmuş. O an da kısa küreli bir baygınlık da geçirmiş oyuncu.

SAKATLANAN KALECiMiN ÜSTÜNE MEŞALE ATTILAR
Maçta ikinci yarı başladı. Su şişeleri de sahaya atılmaya başladı. Yedek kulübesinde ben topladım bir kısmını bunların. Ama ilerleyen dakikalarda öyle bir hale geldi ki, Dusan Tadic ve Ferdi Kadıoğlu’nun bulunduğu o kanat, argo bir ifade kullanacağım bağışlayın, “Kaput” oldu.

BU KADARINI GÖRMEDiM
Gidemiyor oyuncularım. Rakip yarı sahaya bile geçemiyoruz. Oyuncularım tedirgin. Ben bunca yıllık futbolculuk ve teknik adamlık hayatımda inanın bu kadarını görmedim. Düşünün kalecim sakatlanmış, onun üstüne meşale atılıyor, hakem izliyor.

5-1 MAĞLUP OLDUĞUNUZDA GÜLÜYORSUNUZ, BU TEPKiYi O GÜN NiYE GÖSTERMEDiNiZ
Soyunma odasına girdiğimizde bir parça rahatladık. Takımdaki, oyunculardaki korkuyu gözlerinden okurdunuz. Hepimiz birbirimize sarıldık.Sonra düşündüm. Biz şampiyon olmayalım mı? Şampiyonluğa oynamayalım mı? 5-1 mağlup olduğunuzda gülüyorsunuz. O zaman bu tepkiyi o yenilgide niye göstermiyorsunuz?

Fenerbahçe’ye de bana da haksızlık ediyorlar. O koridordaki görüntüleri kayıtları vardır. Onlarda da, Fenerbahçe TV’de de. Dedim ya can pazarından döndük.

BiRiLERi iMPARATOR OLUYOR BANA GELiNCE ‘HOCA MI BU?’ GÜCÜME GiDiYOR
Haksızlık diyorum, evet haksızlık. Bıçak sırtında görev yapıyorum ben. Ne medya da ne de kendi camiamda destek var! Hoca kötü. Avrupa’da ilk 8’e girmiş, en çok ülke puanı kazandırmış bir hocaya ve takıma yapılıyor bunlar. Benim yaptığımı yabancı bir hoca yapsa, heykelini dikerlerdi. Ama birileri imparator oluyor, dünyanın en iyi hocası oluyor. Ama İsmail Kartal’a gelince, “Hoca mı bu?” Gücüme gidiyor, ağırıma gidiyor. Benim de takımımım da önü kesiliyor.

Öte yandan Hürriyet yazarı Fulya Soylu Trabzon'da yaşanan olay sonrası uzmanların konuyla ilgili görüşlerini köşesine taşıdı.

ŞİDDET SARMALINI KÖRÜKLEYECEK KIŞKIRTICI AÇIKLAMALAR YAPILMAMALI
Bir dönem Türk A Milli Futbol Takımı ve Galatasaray’ın psikolojik danışmanlığını da yapan psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş’ı aradım. Soruma soru ile karşılık veriyor: “Kadın cinayetlerini, keşke yeterli gelse ve durdursa ama, verilen ağır cezalar durdurabiliyor mu?” Haklı, maalesef bu tek başına yeterli olmadı, anlayış değişmedikçe de olmayacak gibi. “O zaman” diyor, “Cezanın sınırlı etkisi var.” Şöyle sürdürüyor: “Futboldaki şiddeti de sadece cezaların durdurması beklenemez. Bu şiddetin sarmal halinde devam etmemesi için yapılması gereken önemli bir işte yöneticilerin, hocaların kışkırtıcı açıklamalardan kaçınmasıdır. Kulüp başkanları, yöneticiler ve de futbolcular, maçtan önce ve sonra, süreklilik arz edecek şekilde olumlu mesajlar vermeli. Aksi taktirde taraftar, ‘Bak! Zaten başkan da bizim takımın kurban olduğunu söyledi’ yaklaşımı içine giriyor ve dozu artırmaktan çekinmiyor.

Trabzon- Fenerbahçe özelinde söylemiyorum bunu. Son zamanlarda verilen mesajların dozu çok yüksek. Ayrıca kulüp başkanları, hocalar kendi başarısızlıklarını örtmek için en ufak bir durumda ve sürekli olarak rakip takımı, hakemi ya da federasyonu suçluyor. Bunun kimseye faydası yok. Oysa dostluk mesajları verilse, hatta rakip takım yöneticileri birbirlerinin formasını giyse, ortam yumuşar ve taraftara da bir mesaj verilmiş olur.

Ayrıca ağır cezalar verilecekse bu cezalar sadece kulübe değil bireylere de uygulanmalıdır. Çünkü mesele sadece kulüp ya da bir şehir değil, taraftarın kendi içinde yaşadığı hayal kırıklıkları da... Statta her sosyo- ekonomik seviyeden insan var ve hayal kırıklarının karşısında da hedefsiz öfkeleri... O öfkenin bedelinin takımı ve kişisel hayatına mal olabileceğini bilmeli taraftar.”

SADECE TARAFTAR DEĞİL TARAFTARI ‘GAZA’ GETİRENLER DE HATALI
İzmir Bakırçay Üniversitesi Sosyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve spor yazarı Prof. Dr. Ahmet Talimciler, Trabzonspor- Fenerbahçe maçında taraftarlardan bir kısmının daha başlama vuruşu ile sahaya bir şeyler fırlatmaya başladığına dikkat çekerek, “Bu da demek oluyor ki oraya zaten maç izlemeye gelmemişler. Kendilerini tatmin etmek, öfkelerini rakip takım ve taraftarlarına yöneltmek, kışkırtmak ve onlara fiziki bir zarar vermek adına gelmişler. Bu, hemen hemen her maçta aynı.

Böyle öfkeli bir taraftar grubu var ve yaptıklarının takımlarına zarar verdiğinin farkında bile değiller. Taraftar gözü ile bakalım! Kendi takımları öndeyken, maçı soğutmak için zaman zaman sahaya bir şeyler fırlatıp, maçı durdurdukları olur. Burada hem mağlupsun hem maçı soğutuyorsun.

Yetmiyor! Sahaya iniyorsun. Bu saçmalıkların futbolla izahı yok. Çözümü ne dersen de sadece cezaların artırılması yeterli olmaz derim. Futbol ile kurduğumuz ilişki kavramı değişmeli. Hakem Halil Umut Meler yumruklandığında da Göztepe-Altay maçı sonrasında da aynısını konuştuk.

Prof. Dr. Talimciler de sadece kulüpler değil taraftarın da ceza alması gerektiğine inanıyor ve şu örneği veriyor:

YENİ BİR SİSTEM KURULMALI
“Geçen yıl Olimpik Lyon- Olimpik Marsilya arasında oynanan karşılaşmada futbolcu Dimitri Payet’e şişe atan taraftara 6 ay tecilli hapis cezası verildi. Bizde ise Göztepeli taraftara fişek atanların yargılaması bile başlamadı.” Tüm bu şiddet eğilimi sadece taraftarın suçu mu peki? Cevabı “Hayır.” Diyor ki: “Taraftarı ‘gaza’ getiren, birbirine düşman eden ve bu konuyu sürekli gündemde tutan yorumcuların ve dahi kulüp yöneticilerinin, antrenörlerin, futbolcuların da suçu var. Bunları göz ardı etmek futbolu ölüm- kalım mücadelesine döndürür.

Dolayısıyla kulüplere, teknik heyete, yönetici ve sporculara yönelik de çalışmalar yapılmalı. Ayrıca nasıl oldu da taraftarlar o meşaleleri, kesici aletleri stada sokabildi? Demek güvenlik zafiyeti de var. O zaman özel güvenlik görevlilerinden tut kolluk güçlerine kadar herkesi eğiteceksin. Ayrıca daha meşale atıldığı ilk an bu maç durmalıydı.

Avrupa’da olsa yüz kere dururdu. Ama işte hakemler, ‘Ya bana bir şey olursa’ kaygısı ile görevlerini de yapamıyor. Amacınız şiddeti bitirmekse tüm endişeleri geride bırakacak yeni sistem kurmalısınız.”

‘CAYDIRICI CEZA’NIN RAF ÖMRÜ DOLDU YENİ BİR ANLAYIŞ ŞART
Spor hukuku üzerine çalışan Avukat Aysu Melis Bağlan ise 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 2011’den bu yana hayatımızda olduğunu belirterek, “Var ama çalışmıyor çünkü kâğıt üzerinde bazı kuralların olması toplumun bu krallara uyacağı ya da uymaya hazır olduğu anlamına gelmiyor. Belki eskiden, 80’ler 90’larda böyleydi, kanunlar caydırıcıydı ama şimdi değil. Bunu kabul etmek, sadece cezanın yetmediğini anlamak gerekiyor öncelikle. Haliyle ‘caydırıcı ceza’ söyleminin raf ömrü doldu. Ayrıca ‘Futbol dostluk, kardeşliktir!’ diyoruz ama ağzımızdan çıkanı kulağımızın duymadığı söylemler de artık işe yaramıyor. Uygulaması olmalı.

Yanı sıra kendi aramızda el sıkıştığımız bir toplumsal sözleşmemiz de yok! Bizim futboldan anladığımız daha çok ‘ezmek’, ‘yok etmek’, ‘üstüne çıkmak’ gibi cinsiyetçi ifade ve küfürlerden arındıramadığımız bir dil üzerine kurulu. Yöneticisinden, hocasına kadar formaliteden de olsa kimsenin özür dilemediği, sürekli yüksek tondan konuştuğu bir ortamda taraftardan ne bekliyoruz ki? Kısacası bizim yeni bir anlayışa ihtiyacımız var” yorumunu yapıyor.



