Mangaldaki tehlike! Bu şekilde yapılmazsa et yerine zehir yiyoruz: Et ve tavuğun farkını açıkladı
Mangal keyfi sağlığınızı tehdit edebilir, kansere yol açıyor, adeta zehir yiyoruz. Uzmanı sağlıklı bir mangal için dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı. Mangal yapmak isteyenlerin sağlıklarını korumak için bazı noktalara dikkat etmeleri gerektiğini ifade eden Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Maria Tanoğlu Abdülmesih, “Çünkü doğru pişirme yöntemlerine uyulmadığı takdirde mangal keyfi, sağlığı tehdit eden, kanserojen bir riske dönüşüyor” diyerek, sağlıklı ve lezzetli bir mangal için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Mangalda pişirmenin ilk ve en önemli aşamasının ‘doğru eti doğru yerden almak’ olduğunu söyleyen Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dyt. Maria Tanoğlu Abdülmesih, şunları söyledi:

“Et alma sürecinde etlerin taze olduğundan emin olunan yerlerden alım yapılmalıdır. Minimum 4 derecelik dolaplarda soğuk zincirinin korunarak saklanıyor olmasına ve raf ömrünün geçmemiş olmasına özellikle dikkat edilmelidir. Mikrobiyal açıdan riski azaltmak için muhafaza koşullarına mutlaka özen gösterilmelidir."

“TAVUK ETİNDE KANSEROJEN MADDE OLUŞUMU DAHA DÜŞÜKTÜR”
Et tercihi yapılırken tavuk eti tercih edilmeli diyen Dyt. Abdülmesih, “Çünkü tavuk etinde kanserojen madde oluşumu riski kırmızı ete göre daha düşüktür.

Çeşitli kanser türlerine davetiye çıkaran sucuk ve sosisler mangalda pişirildiğinde bu etki daha da artar. Bu yüzden işlenmiş et ürünlerini mangalda tercih etmeyin” diyerek, sağlıklı bir mangal için dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı:

“Mangal yapmadan önce mangal ızgarasını ve diğer araç gereçleri temizleyin. Böylece eski kalıntılar ve yağlar mangalınıza bulaşmaz. Temizlik, hijyenik bir mangal yapmanın önemli bir parçasıdır,

Et ateşe 15 santimden daha fazla yaklaşırsa kanserojen madde oluşma riski artar. Duman ve alevle temasınızı minimumda tutmak için doğrudan ateş üzerinde pişirme yerine kömürlerin üzerine en az 15 cm mesafede bir ızgara kullanın,

Sadece et değil, mangalda sebzeler veya deniz ürünleri de pişirebilirsiniz. Bu, besleyici bir dengenin sağlanmasına yardımcı olur. Malzemeleri sırasıyla az yağlıdan çok yağlıya doğru pişirin.

Patlıcan, biber, domates gibi sebzeleri mangala koyacaksınız en önce mutlaka onları yapın. Ardından sırasıyla balık, tavuk, kırmızı et, en sonda da illaki tüketecekseniz sucuğu koyun,

Zararlı kimyasallardan olan polisiklik hidrokarbonlar ısı etkisiyle etten ayrılan yağın ateş üzerine damlayıp buharlaşarak tekrar ete ulaşması sonucu oluşur. Damlamanın daha az olması için yağsız etleri tercih edin. Etiniz yağlıysa üzerindeki bu kısımları ayırın,

Defne, nane ve kekik gibi baharatlarla eti marine etmeniz antioksidan etkiyi artıracaktır. Fazladan yağ koymaktan kaçınarak baharatlarla marine etmek, dumandan gelen kanserojen etkiyi azaltarak daha sağlıklı bir mangal yapmayı sağlar,

Yanmış veya aşırı kızarmış bölgelerde kanserojen maddeler oluşabilir. Etinizi aşırı derecede yakmadan, dikkatli bir şekilde pişirin,

Mangal etinin yanında bol yeşil salata tüketin. C vitamini antioksidan etkisi sayesinde, etin mangalda pişmesi esnasında ortaya çıkabilecek kanserojen maddelerin zararlı etkisinin minimize edilmesinde fayda sağlayabilir.

Bu nedenle mangal etinin yanında C vitamininden zengin bol yeşilbiber, maydanoz içeren salata tüketmek faydalı olabilir,

Mangalı, dumanın ve zararlı maddelerin açık havada daha iyi dağılacağı bir yerde yapmaya özen gösterin. Kapalı alanlarda mangal yapmak dumanın birikmesine ve iç mekanlara yayılmasına sebep olur.”

ANI ISI KAYBINA DİKKAT
Öte yandan yüzyılın sıcaklarını yaşadığımız bu günler 7’den 77’ye her yaş grubundaki kişileri ciddi şekilde etkiliyor. Bu etkiyi azaltmak için ortamları fazla soğutmanın da sağlığı olumsuz etkilediğine dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, özellikle çok sıcaktan soğuk ortama girmek ya da tam tersi gibi ani ısı değişikliklerinin özellikle KOAH, astım gibi akciğer sorunu olan hastaları daha fazla etkilediğine işaret etti. Bu nedenle ortamın 20 derecenin altında soğutulmaması gerektiğini söyledi.

Sıcak ve nemli hava genel sağlığımızı olumsuz etkilemekle birlikte bundan kurtulmak için geliştirdiğimiz çözümlere de dikkat etmek gerekiyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, 6 derecenin üzerindeki ani ısı değişimlerinin solunum sistemi ve bağışıklık sistemini baskıladığını söyledi. Fizyoloji gereği ani ısı değişikliklerinin herkesi etkilemekle birlikte özellikle KOAH, astım gibi kronik akciğer hastalıklarına sahip kişilerin bu durumdan daha fazla etkilendiğini belirten Dr. Öğr. Ü. Akduman, “Bu ani ısı değişimleri cildi kurutmaktan kas ağrılarına, sinüzitten astım ataklarına kadar pek çok soruna davetiye çıkarır” dedi.

VÜCUT STRESE GİRİYOR
Sıcak havadan klimalı bir ortama girildiğinde vücudun bu değişime kendini adapte etmek zorunda kaldığı için strese girdiğini anlatan Dr. Öğ. Ü. Akduman, “Bu farklılık nedeniyle bağışıklık sistemimiz birebir etkilenir ve ani hava değişimleri sonrasında hastalıklar artar. Viral enfeksiyonlar daha fazla görülür. Astım, sinüzit sorunları olanlarda ise akut ataklara neden olur. Aynı zamanda araç içinde de özellikle uzun yolculuklarda da dikkat edilmeli. 16-17 derece ile seyahat edip döndüğünde hasta olan vakalarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle özellikle altta yatan kronik hastalığı olan kişilerin atak ve enfeksiyonlara karşı çok düşük sıcaklıktaki ortamlarda bulunmamalı” diye konuştu.

ISI YAVAŞ YAVAŞ YÜKSELTİLMELİ
Isının yavaş yavaş değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Ü. Akduman, sözlerine şöyle devam etti: “Gerek alışveriş merkezi, hastane gibi ortak kullanılan alanlarını gerekse işyeri ve evleri soğuturken buna dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca uzun süre klimalı ortamlarda çalıştıktan sonra sıcak ortama geçildiğinde sıcağa tahammülsüzlük ortaya çıkar. Beraberinde halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi, yorgunluk, nefes almada güçlük yaşanabilir."

ARTAN NEM ALERJİ HASTALARI İÇİN RİSK
Sıcaklıkla beraber artan nemlerle ev akarları, küf mantarlarının da çok hızlı ürediğini hatırlatan Dr. Öğr. Ü. Akduman, “Özellikle küf mantarı solunum yolu alerjisi olan hastalarda da şikayetleri artırır, alerjiye bağlı olarak astım kontrolleri bozulabilir. İyi havalandırılmayan klimalı ortamlarda bir de alerjenlerin bulunması, yüksek nemli bir ortama girilmesi sonucunda öksürük başlayabilir, nefes darlığı, burun akıntısı, geniz akıntısına bağlı göz yaşarması gibi şikayetler yaşanabilir. Kurtarıcı ilaç dediğimiz kısa etkili ilaç kullanımında ihtiyacı olabilir. Dolayısıyla nefes darlığı, öksürüğü, balgamında artış olan hastaların özellikle dikkat etmesi gerekir” dedi.

OLASI ATAKLAR HASTALIĞIN SEYRİNİ ETKİLİYOR
Özellikle astım ve KOAH hastalarında yaşanabilecek her atağın hastalığın seyrini olumsuz yönde etkileyeceğinin altını çizen Dr. Öğr. Ü. Akduman, “Aslında KOAH’ta her atak bir miktar akciğer kaybının, akciğer fonksiyonlarının zayıflamasına sebep olur. Aynı zamanda her astım ya da KOAH atağı bir sonraki atağın habercisi olur. Bu nedenle bizim için en önemli konu atakların sıklığının azaltılmasıdır. Aşılar, alerjenlerden korunma gibi önlemlerin temel amacı da budur” diye konuştu.

HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?
Yaşanabilecek tüm bu olumsuzluklara karşı alınması gereken önlemlerle Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi ilgili Göğüs Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman şu önerilerde bulundu:

“Öncelikle aşırı sıcakta da saat 10;00-15;00 arasında kesinlikle dışarı çıkmamalılar. Normalin üstündeki sıcaklarda ilaçlarını düzenli kullanmaya özen göstermeli, sıvı alımına dikkat etmeli, aşırı soğutulmuş yerlerden de uzak durulmalı. Klimalı bir ortamdan dışarı çıkılması gerekiyorsa klima önceden kapatılarak dışarıdaki ısıya uyum sağlanmalı. Dışarıdan gelindiğinde de hemen klima açılmamalı. Tüm bunlara rağmen atak geçiriliyorsa da kurtarıcı ilaçlar kullanılmalı. Kurtarıcı ilaçlarına haftada ikiden fazla ihtiyaç duyan ve öksürük atakları, nefes darlığı atakları dinmezse mutlaka hekimine başvurulmalı.”



