İşte faiz kararı sonrası dolar ve altında son durum!
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. TCMB, şubat ayında politika faizini beklentilere paralel yüzde 45'te sabit tuttu. Faiz kararı sonrası altın ve dolarda son durum ile ilgili detaylar ortaya çıktı. Öte yandan Altın ve para piyasaları uzman Mehmet Ali Yıldırımtürk, "Merkez Bankası'nın enflasyon raporu ve döviz piyasalarındaki beklentiler ışığında, yıl sonu dolar tahminleri ve altının geleceği ne olacak?" sorusuna cevap verdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. TCMB, şubat ayında beklentilere paralel faizi yüzde 45'te sabit tuttu. Peki faiz kararı vatandaş ve işletmelere nasıl yansır?

Döviz kurları ve borsada sınırlı geri çekilme
Günlerdir merakla beklenen karar sonrası dolar günlük kazançlarını geri verdi. Buna göre Merkez Bankası'nın kararı öncesi 31,02 seviyesinden işlem gören dolar kuru, karardan sonra hafif bir gerileme ile 30,98 seviyesine kadar geriledi. Kur, şu dakikalarda ise 31 TL'den işlem görüyor.

Euro kuru ise faiz kararının açıklanmasından önce 33,78 seviyesinden işlem görürken kararın ardından hafif bir gerilemeyle 33,74’e indi.

Değerli metal cephesinde de döviz kurlarına benzer şekilde sınırlı bir geri çekilme yaşandı. Buna göre karar öncesi 2025 TL’ye çıkan gram altın, karar sonrasında 2022 TL'ye kadar geri çekildi.

Karardan önce 9386 seviyesinden işlem gören BIST 100 endeksi ise kararın ardından saat 14.16 itibarıyla 9363 puandan fiyatlandı.

Yeminli Mali Müşavir ve Ekonomist Muhammet Bayram konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: ”Beklentiler çerçevesinde gelişti faiz kararı. Burada şunu düşünmek gerekiyor işletmeler ve vatandaş açısından faiz oranı ne anlama geliyor? İşletmeler cephesinden bakacak olursak çoğu işletme sermayesini kaybetmiş durumdaydı bunu banka kredileri ile destekliyordu. Devletimiz yatırım yapana üretim yapana kredi vermek suretiyle reeskont kredileri ile destek veriyordu.Artık bankalarda sıkı para politikası uygulandığı için bankaların ticari kredi verme iştahı kapandığı için işletmeler kendi kabuğuna çekilmiş durumda.Yüzde 45 seviyesi artık işletmeler açısından yüksek maliyetli olan bir seviye. Daha yüksek faiz oranı uygulanırsa işletmelerimiz kendini döndüremez hale gelir ki bir can suyu kredisi paketi açıklanması gerekiyor. Buna ilişkin bir hazırlık olduğunu biliyoruz.

‘KREDİ KARTLARINDA YÜZDE 100’DEN FAZLA ARTIŞ VAR’
Vatandaş açısından kredi kartı harcamalarından bunu anlamak mümkün. Daha önceki dönemlere göre yüzde 100’den daha fazla kredi kartlarında artış var.Eğitim masraflarında ulaşım masraflarında fahiş artış var. Lokanta sektöründe kırılamayan enflasyon var. Vatandaşların kredi kartı harcamalarının kısıtlanmaması adına devletimiz faizleri sabit uttu. Kırılamayan enflasyonu kırmak adına artık faiz artırmak yerine diğer enstrümanları devreye sokmak gerekiyor. KKM’den rekor geri çekiliş var. 100 milyar dolardan bahsederken şu anda 80 milyar dolar seviyesine geriledi. Şu anda bir miktar artış var. Vatandaşımız dövizi düşünüyor olabilir. Artık tasarruf aracı olarak dövizi düşünmemesi adına devletimizin farklı enstrümanlar geliştirmesi gerekiyor. Asıl KKM’den çıkışı biz 2026 sonu itibarıyla göreceğiz.

FAİZ ARTIŞI OLACAK MI?
Merkez Bankası daha şahin adım atabilirim diyor. Eğer beklenenden daha fazla bir katılık olursa ben daha önemli bir adım atabilirim diyor. Bu önemli adım faizle mi olur başka bir enstrümanla mı olur göreceğiz. Ben faizin yeterli bir seviyede olduğunu düşünüyorum. Faizi daha fazla artırmak vatandaşa zarar olarak yazıyor.Enflasyonla mücadele kapsamında faizden ziyade diğer parasal mekanizmaların kullanılacağını anlayabiliriz.Ocak ayında zamlar geldi zamların önüne geçebilmek adına Merkez Bankası’ndan ziyade Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı cezai yaptırımları artırarak bunun önüne geçebilir.

ABDULKADİR DEVELİ: TL VARLIKLARI CAZİP HALE GETİRMEK ÖNEMLİ
Prof. Dr. Abdulkadir Develi konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “TL varlıkların cazip hale getirilmesi önemli. Atılan adımlar, ekonomide soğumaya işaret ediyor diğer taraftan sıkılaşmadan dolayı ‘reel sektör sekteye uğrar mı, büyümede yavaşlama söz konusu olur mu?’ Enflasyonu önlemedeki en önemli araç TL’deki değer kaybını mümkün olduğu kadar öngörülebilir bir düzeyde tutabilmek. Dövizde belli oranda artan seyir olası bir durum.

EKONOMİDE DENGELENME NE ZAMAN GÖRÜLÜR?
Yılın ikinci yarısında daha hızlı sermaye girişi bekliyoruz. Avrupa ve ABD politika faizlerini indirmeye başladıktan sonra gelişmekte olan ülkelere para girişi olacak bu TL’yi daha güçlü hale getirecektir. Dengeli büyüme, ihracata dayalı büyüme, ithalatın baskılandığını biz 2025 yılından itibaren görmeye başlayacağız."

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen son ekonomik veriler, finans piyasalarında önemli dalgalanmalara sebep oldu. Beklentilerden yüksek gelen enflasyon verisi sonrası altın fiyatlarında yaşanan sert düşüş, ons başına 1984 dolara kadar gerileme gösterdi.

Ancak, perakende satışlar verisinin beklentilerin altında kalması ile altın, yatırımcıların resesyon endişeleri arasında yeniden değer kazanarak 2020 dolar seviyelerine yükseldi. Uzakdoğu borsaları, özellikle Çin'in işlemlere yeniden başlamasıyla, altın alımlarını destekledi. Yerel piyasada ise, seçim öncesi ve sonrası döviz fiyatlarındaki değişimler ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın enflasyon raporunun etkileri altında, dolar ve altın fiyatlarının geleceği merak konusu olmaya devam ediyor.

Altın ve para piyasaları uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunarak vatandaşları uyardı:Amerika'dan açıklanan enflasyon verisinin beklentilerden yüksek gelmesi nedeniyle altında sert bir düşüş görmüştük ve uzun süreden beri 2.000 doların üzerinde olan ons fiyatı, dış piyasa fiyatı 2.000 doların altına, 1984 dolara kadar geriledi; ama bu çok sınırlı bir gerileme oldu. Akabinde, yine Amerika'dan gelen perakende satışlar verisinin beklentilerden olumsuz gelmesi nedeniyle, acaba bir resesyon etkisi mi olacak düşüncesiyle altın, bundan tekrar nem alandı ve 2020 dolar, ons seviyelerinde şu anda.

Uzakdoğu borsaları, özellikle Çin, uzun süreden beri kapalıydı. Bugün tekrar işlemlere başlandı; oradan gelen alımlar da var ve dolayısıyla kısa süreli bir geri çekilme, bir trend değişikliği anlamına gelmiyor.

Ve bundan böyle de bir taraftan jeopolitik gerginlikler, bir taraftan Amerika ve Avrupa'nın faiz indirimleri beklentisi, yılın ortası itibariyle bunlar dış piyasa fiyatını etkiliyor.

İçeride ise, özellikle seçim öncesinde, döviz fiyatlarında bir miktar sakin seyir olsa da, seçim sonrasında fiyatların yükselebileceği beklentisi var. Ayrıca, geçen hafta, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası enflasyon raporunu yayınlamıştı, yeni başkanla birlikte; burada da Mayıs ayı enflasyonunun beklentilerden daha yüksek geleceği ve en yüksek seviyesine ulaşacağı ifade edilmişti.

Bu nedenle vatandaş, enflasyona karşı parasının değerini korumak için altın alımlarına devam ediyor. İç piyasa, bu gerileme sırasında 2045 TL'ye kadar gerilemişti; şimdi 2075-2080 TL seviyelerinde. Yakın bir seansta 2.100 TL seviyelerini görebiliriz.

Doların da seyrinde biraz daha sakin bir seyir olmasına rağmen, aylık faiz oranı kadar yükselmesine Merkez Bankası kontrollü bir şekilde müsaade ediyor. Bu da, önümüzdeki seanslar itibariyle şu anda 30,87 kuruş olan doların 31 lira seviyesine ulaşması mümkün. Bu da altını 2100 seviyelerine taşıyabilir diye düşünüyorum.

Peki, dolar yıl sonunda kaç lira tahmin ediliyor?
Yıl sonu için tahmin yapmak oldukça zor tabii; seçim sonrasında, eğer normal şartlar devam ederse, enflasyon oranındaki yükseliş de ve faiz oranları yükselişi de binaen, enflasyonda bir geri çekilme yaz aylarında olursa, o zaman sene sonu beklentisi 42-45 TL civarında bekleniyor.

Altın fiyatında, dediğim gibi, trend değişikliği yok. Yıl başından beri yükseliş devam ediyor ve dolayısıyla Avrupa ve Amerika Merkez Bankalarından senenin ikinci yarısından itibaren faiz indirimleri başlayacağı beklentisi, faiz baskısını aldı üstünden kaldırmış durumda.

Jeopolitik gerginlikler, dünyadaki enerji fiyatlarının yükselişi ve gıda fiyatlarının yükselişi, oluşturduğu enflasyon beklentisi ve resesyon endişesi de diğer taraftan bölgemizde ve özellikle de Rusya-Ukrayna bölgesindeki bu savaşın hala devam ediyor olması da altını jeopolitik olarak destekliyor.

Yakın bir gelecekte, şu anda 2020 dolar olan altının ons'unun 2.100 dolar, 2.200 dolar seviyelerini en azından bu yılın ilk yarısında bekliyoruz. Öyle olunca da iç piyasa fiyatı, ilk etapta 2.500, daha sonra 3.000-3.250 TL seviyelerine senenin doğru ulaşabilir diye düşünüyorum.

Yerli yatırımcı, o yeni jenerasyonun halka arzları sırasındaki yoğunluğunu şu anda kaybetmiş durumda. Çünkü orada bir geri çekilmeyle bazı zarar edenler oldu. Şu anda bilanço döneminde biraz da endeksin yükselişinin de etkisiyle, özellikle hedeflenmiş fiyatlara gelen hisselerden çıkış ve yükselmemiş hisselere doğru bir geri dönüş var.

Borsada da önemli hareketler dikkat çekiyor. Borsa İstanbul100 endeksinin özellikle 9.300-9.500 seviyeleri görülebilir. Buralar önemli bir seviye. Kısa vadeli olarak gerilemeler de 8.900-8.850 TL seviyeleri görülebilir.

Dolayısıyla endekste de hisse bazlı işlemler, sektör bazlı işlemler daha etkili olacak. Orada da belirli bir yatırımcı kitlesi var. Ama kurlardan mevduattan dönen paranın çok fazla oraya gittiğini söylemek mümkün değil; daha ziyade geldiği adrese bir miktar dövize, bir miktar altına yöneldiğini de görüyoruz.



