Hayatımıza robotlar girse de bu sanat ölmeyecek! O usta sırrını oğluna teslim etti: Siparişlere yetişilemiyor
Sakarya’da yaklaşık 50 yıldır maun, ceviz ve meşe ağaçlarına hayat veren Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı Hanifi Bereket, İstanbul Dolapdere'nin gayrimüslim ustalarından devraldığı asırlık ahşap oyma mirasını, mimarlık tarihi alanında yüksek lisans yapan oğlu Beytullah ile geleceğe taşıyor. Sabırla işledikleri el emeği göz nuru tabloları, kapı süslemelerini ve figürleri ABD'den Dubai'ye, İngiltere'den Azerbaycan'a kadar dünyanın dört bir yanına gönderen baba-oğul, teknoloji çağında Anadolu ruhunu küresel yaşam alanlarına entegre ediyor.

İstanbul Dolapdere'de 1979 yılında Rum ve Ermeni ahşap ustalarının yanında çırak olarak işe başlayan Bereket, Sakarya'ya yerleşerek açtığı atölyesinde camilerin minber ve mihrap bölümlerini ahşap sanatıyla süslemesinin yanı sıra evlere çeşitli dekoratif ürünler ve tablolar da yapıyor.

Ahşap oyma alanında Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı 50 yaşındaki Bereket, maun, ceviz, meşe ve ıhlamur gibi ağaç türlerini işleyerek ürettiği pano, kapı süslemeleri ve çeşitli dekoratif objeleri, ABD, İngiltere, Azerbaycan ve Orta Doğu ülkelerindeki müşterilerine gönderiyor.
Mesleğini öğrettiği oğlu Beytullah Bereket ile çalışmalarını sürdüren baba Bereket, sanatını geleceğe aktarmanın yanı sıra Türk el sanatlarını yurt dışında tanıtmayı hedefliyor.

"ESERLERİMİZ, GİTTİĞİ ÜLKELERDE KÜLTÜRÜMÜZÜ DE TEMSİL EDİYOR"
Bereket, AA muhabirine, Anadolu kültürünü yansıtan eserlerini dünyanın farklı ülkelerine gönderirken mesleğini oğlu aracılığıyla gelecek nesillere aktarmaya hazırlandığını dile getirdi.
Ahşap oyma sanatına genç yaşlarda başladığını, yıllar içinde ürettiği oyma tablolar ve dekoratif eserlerin Türkiye'nin yanı sıra ABD, İngiltere, Dubai, Türkmenistan ve Azerbaycan başta olmak üzere birçok ülkeye gönderdiğini aktaran Bereket, "Yaptığımız çalışmalarla Türk ve Anadolu kültürünü farklı coğrafyalara taşımış oluyoruz. Eserlerimiz, gittiği ülkelerde kültürümüzü de temsil ediyor." diye konuştu.

Bereket, çalışmalarında dayanıklı ve işlemeye uygun yapısı dolayısıyla maun ağacı kullandığını anlatarak, "Siparişler doğrultusunda farklı figürler hazırlıyoruz. Deniz kızı, at, kartal, kuğu ve tavus kuşu gibi birçok farklı motif üzerinde çalışıyoruz. Genellikle müşterilerin taleplerine göre eserler hazırlıyoruz." dedi.
Mesleğini birlikte sürdürdüğü oğlunun tarih eğitimi aldığına değinen Bereket, şöyle devam etti:

"Bizden sonra bu işi oğlum devam ettirecek. Kendisini tarih alanında yetiştirdik. Ahşap oyma sanatının geçmişini araştırmasını, bu kültürü daha ileriye taşımasını istiyoruz. Böylece hem alaylı hem de mektepli sanatçı oldu. Daha güzel eserler ortaya koyacağına ve sanatımızı daha fazla ülkeye ulaştıracağına inanıyorum. Bu işi sevmeseydik bugüne kadar sürdüremezdik. Yıllar içinde bu işe başlayıp kısa sürede bırakan çok kişi oldu. Siparişler bazen uzun sürüyor çünkü her ayrıntının kusursuz olması için özen gösteriyoruz. Zaman zaman gecikmeler yaşansa da müşterilerimize kaliteli ve emek verilmiş eserler teslim etmeye çalışıyoruz."

"BAZI DEĞERLERİN KORUNMASI GEREKTİĞİNE İNANIYORUM"
26 yaşındaki Beytullah Bereket, yüksek lisans eğitimini mimarlık tarihi alanında tamamladığını, çocukluk yıllarından itibaren babasının yanında çıraklık yaparak ahşap oymacılığını öğrendiğini söyledi.
Mesleğin zamanla kendisi için bir tutkuya dönüştüğünü dile getiren Bereket, "Yüksek lisans eğitimimi yeni tamamladım. Küçüklüğümden itibaren babamın yanında çıraklık yaparak bu işi öğrendim. Bu sanat içime işledi. Tezimi de bu alanda yapmak istedim. 19. yüzyılın farklı mimari tasarımlarını belirli örnekler üzerinden inceleyerek yeni tasarımlar ortaya koymaya çalışıyoruz. Kültürümüzde yer alan değerleri, eserlerimizde kullanarak kültürel mirasımızı yaşam alanlarının bir parçası haline getirmeyi amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Bereket, ahşap oymacılığının sabır ve emek gerektiren bir meslek olduğunu, buna rağmen baba mesleğini sürdürmek istediğini kaydetti.
Doğayla iç içe olmanın insan yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Bereket, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu meslek zor, zaman zaman sıkıcı ve büyük sabır isteyen bir iş ancak devam ettirmek istiyorum. İnsan neden istemesin? Ağaçla, doğayla iç içe olmak bizim yaşamımızın bir parçası. Ne kadar modernleşsek de teknoloji ne kadar ilerlese de ve hayatımızın her alanına robotlar girse de bazı değerlerin korunması gerektiğine inanıyorum. El emeği, sanat ve geleneksel zanaatlar bunların başında geliyor."



