Adanalılar dışında kimse anlamıyor! Kente adım atan kimse kullanamıyor
Adana, Türkiye'de yeme içme kültürünün yanı sıra doğal güzellikleriyle de ünlü bir şehir olarak yer alıyor. Turistlerin de uğrak yeri olan Adana'da kendine özgü bir dil kullanılıyor. Sadece gerektiğinde kullanılan bu kelimeleri Adana dışında anlayan da bulunmuyor.

Atasözleri ve kendine özgü şivesi ile Adana ülkemizde birçok dili barındırıyor. Adana halkının dışında kimsenin anlamadığı bu dil meşhur olmuş durumda. İlk kez ziyaret eden kimseler ne anlama geldiğini kesinlikle bilmiyor.

Bu sözcüklerin her biri farklı anlama geliyor. Adana şivesi günümüzde Adanalı olmayanlar tarafından da kullanılıyor. Sosyal medyada bu konuyla ilgili pek çok örnek bulunuyor.

Adana halkı arasında ve Adana'ya özgü bu kelimeler pek çok durumu anlatmak için kullanılıyor. Örneğin, Kapıyı biraz kındır ifadesi odanın havalanması için kullanılan bir söz öbeği olarak dikkat çekiyor.

O vakitler nehir sularının akışıyla çark döner, mavra denilen bu su dolapları şehre su verirdi. Bazen mavralar at veya eşek yardımı ile ya da insan gücüyle döndürülürdü. O günlerde şehir suyu olmadığı için Adana halkı tulumba veya nehir suyu kullanırdı. Nehir kenarlarındaki bahçeler ve şeker kamışı tarlaları mavralarla sulanırdı. Evlerin bahçelerinde küçük bir bahçe mavrası bulunurdu. Bu mavralarla su, kuyulara dökülür, kuyulardan da çekilerek bahçelere verilirdi. Geceleri mavraların çıkardığı gıcırtı, nehrin etrafındaki mahallelere bazen tatlı bir ninni gibi bazen de rahatsız edercesine bir gürültü ile yayılırdı. Mavranın mil yatağına, bir miktar kömür konularak gıcırtı çıkarması, böylece düzeneği kuran kişinin istirahate çekildiğinde mavranın dönüp dönmediğini duyması sağlanıyordu. Kulakları okşayan mavraların çıkardığı bu ses, zaman içinde bir Adana deyimine dönüştü. Boş konuşmalara, gevezelik yapmaya, lakırtı yapmaya ve yeri geldiği zaman insanların olayları abartarak anlattığı hikaye ve laflara “Adana Mavrası” denildi.

Mavra, su dolaplarının Adana dilindeki söylenişidir. 1900’lü yılların başından Cumhuriyet döneminin ilk yıllarına kadar, Adana’nın eski fotoğraflarında mavraları görüyoruz. Onlarca mavra, yüzyıllara meydan okuyan Taşköprü’nün altından akıp giden Seyhan Nehri’nin kıyısında sıralanmıştır.

Adana'daki bazı sözcüklerde Fransızca etkisi kendisini hissettiriyor. Adana'da geri vites ya da geri gitmek anlamında kullanılan "anarya" sözcüğü, Fransızcadaki ‘En arrière’den alınmış olduğu bilinmektedir. Büyük fare anlamındaki "cardın" da yine Fransızca bahçe demek olan "Jardin" den.

Adana’da tek bir şivenin konuşulduğunu söylemek imkansızdır. Adana şehir merkezinden uzak bölgelerde farklı şiveler konuşulmaktadır. Adana’nın komşu illerine sınır olan bölgelerde bu komşu illerin şiveleri konuşmaktadır. Adana’da genellikle Pozantı – Tufanbeyli – Feke ağızları (şiveleri) konuşulmaktadır.

Adana’da eski Türkçe kelimelerde halen şive olarak kullanılmaktadır. Her ne kadar yazı dilinde kullanılmasalar da günlük konuşmalarda kullanılıyor.
Abov, dönek, dam, he, cibinlik, darı, kele, namazla, ökenmek, teker, zaar, vallaha gibi Adana yöresine ait ifadeler hâlâ bilinmekte ve kullanılmaktadır.
Adana’da konuşulan dil bakımından bazı örnekler verecek olursak şunları söyleyebiliriz. Örneğin “Gece”ye “Ver-geç” denilmektedir. Ayrıca “Cahil”e “Cahal”, “Otobüs”e “otobos”, “Gazete”ye “Gazata” denilmektedir.

Adana’da özgü kelimeler ve konuşulan bazı eski Türkçe kelimeler ve anlamları ise şöyle; Az önce: Bayahtan
Patlıcan: Balcan
Tohum: Bider
Domates: Banadura
Aralık: Gındırık
Bahraç :Ayran ya su konulan kap
Ölük : Ölmüş
Kapsalık,kaspalık,gaspalık,gapsalık : Bahçe kapısı (Gaspalığı aç da içeri girsinler)
Firez : Tarlada kalan ekin sapı.
Dikeç : Kazık
Bük : Çalı ve diken topluluğu.
Pür : Çam yaprağı
Çot : Üstü kesilmiş ağaç bedeni.
Gamalak-Kamalak: Çam kabuğu gövdesinden soyulduğunda, gövde ile kabuk arasında bulunan yumuşak kısım.
Firik : Olgunlaşmaya yakın, olgunlaşmamış erik,çağla gibi meyve, buğday ve mısır
Göbelek : Mantar
Avarlık : Ailenin ihtiyacı için, evin bahçesine ekilen sebze.Ayın Puharı(ayan por): Eyyam-ı Buhar, Ağustos ayında çöken buharlı hava
Siyek : Saçak.
Cırlavuk, cırnavuk : Ağustos böceği.
Tomus : Temmuz ayı
Şıkırdım gibi : Bütün dallardaki meyveler olgunlaşır, çok fazla.
Gölük : Yük taşıyan at, beygir.
Toğga : Sıcak veya soğuk olarak içilebilen, ayran ve dövme ile yapılan bir çorba çeşidi.
pilavlık : Çocuk oyunlarında etkisi olmayan kişi, küçük çocuklar.
demlik : tamamen ( Benle demlik mi konuşmayacaksn)
sına, sinam : Deneme.
Yörep: Yokuş
Anariye : Geri( Anariye anariye gel bakalım)
Bocit : Sürahi
Peşkir : Havlu
Dirgen : Tırmık
Çapıt,çabut : Kumaş Parçası,bez
Bayak : Biraz öne, az önce ( Bayak gelseydin görüşürdün)
Kele : Kadına hitap şekli(Kele Bacım gibi......)
Tummak : (suya)Dalmak
Gaçıl : Yol Açılmasını İstemek,Çekil. ( Kenara gaçılın)
Helke : Kova
Gıska : küçük soğan
Celfin: Genç tavuk
Endeni :Endeni sözcüğü onu anlamında kullanılmaktadır.
Örnek:Ende örtüyü getir,masanın üzerine ört. (2.e uzatılır)

Cücük :civciv anlamında kullanılır.Bulamaç: Nişasta, su ve şeker ile yapılan besleyici çorba.Seyirtmek, seğirtmek :Koşmak anlamında kullanılır. Örnek:Çocuk şurdan biraz önce seyirtti.Cardın:İri fareYayyık :Bazen tek y ile de söylendiği olur.Ayran yapmak için kullanılan küp şeklindeki tahta veya deri kutu. Örnek ün akşam yemekte yayyık ayranı içtim.Zaar :Zahir sözcüğünden gelmektedir.Belki anlamında kullanılır. Örnek:Zaar sizin çocuk yarın gelir.Bakale :Bakale sözcüğü bakmak anlamında kullanılır. Örnek:Bakale buraya gel bi!Balım :Bu sözcük bakalım anlamında kullanılır. Örnek:Gel balım nereye gidiyorsun. (a uzun okunur)Cıncık :Cıncık sözcüğü cam anlamında kullanılır. Örnek:Çocuk tüm cıncıkları kırdı.Tez :Bu sözcük yöremde çabuk anlamında kullanılmaktadır.Mustağak :Bu sözcük yöremde layik anlamında kullanılır. Örnek:Mustağakını sonunda buldun işte.Elcek : oyuncu bilyeGülle : bilyeyalak: çukur yerangara : siyah-beyaz renkte olan tavukhalbur: buğday elenen elek.sarat :seyrek elek.urupla: buğday ölçmede kullanlan en küçük kap.çelik: buğday ölçmede kullanılan yaklaşık 10 kg buğday ölçen tahtadan yapılmış kap.gırat :yaklaşık 22 kg buğdaya verilen ad.bibi: halaçitil : küçük helke, kapçokuşmak: toplanmak, kalabalık olmak( Bi adam görünce hemen çokuştunuz)meşe: eraltı( e uzun okunur)manca: domates salatasıbıldır: geçen yılçullanmak : üzerine çökmek (Baktım ki adamın üzerine hepsi çullanmış)culuk : hindidepitmek : ayağı ile yitmekdepik : tekmezumzuk :yumrukdellenmek: sinirlenmek (Sen dellendin mi mustafa abi.Dellendirmeyib beni.)süven : tarlanın kenarlarına çakılan düzgünce ağaçgabala : ölçüsüz, tartısız alınan iş, eşya ( Şu domateslere gabala 3 bin vereyim)gicişmek : kaşınmak( Sırtım gicişiyor baksana bir)herslenmek : kızmak ( Ya bu kadar herslenmene gerek yok aslında)katık : ayranmahana : bahane (Ölüm gelirse hepsi mahana işte)malamat: rezalet, rezillik ( Malamat olduk millete)seğen : kaşık madeninden yapılmış kap ( Seğene çorba koysana)şaplak : tokatçimmek : yıkanmakdulda : güneş ve rüzgardan korunacak yer (Şöyle duldaya geçelim rüzgar sert esiyor)cemkirmek, çemkirmek : büyüklerine karşı saygısız davranışlarda bulunmak, söz söylemek.öykünmek, ökünmek : Yaptığı hareketin aynısını yapmak.(Ağzıma ökünme dedim sana)ekkeş: ukala, çok bilmiş ( Şu Ahmet de çok ekkeş)devlisi gün: sonraki günsüngüç: baş parmak ile işaret parmağı arasındaki uzunlukdavış . söylentizıypmak, zıypınmak : yüksek bir yerden kaymakzarpadanak, carpadanak: anidenyekinmek : kalkmak (nereye yekindin böyle)cebelleşmek : tartışmak, birisiyle uğraşmak (Ya ben kendi canımla cebelleşiyorum)pısmak, pusmak : saklanmakpimpirikli : evhamlıçingil : omuzhombil, hombili : sırtzibil :gübre, hayvan artığısoyka : ölen kimsenin elbisesiacar, acer : yenicovsıtmak : duyurmakvırtzırt: ani olarak, zamansıziliksiz : argoda sevgi hitabı (İliksiz hoşuna gider değil mi?)omisilli : iyi, güzel, hoş ( Omisilli ağaç ne hale gelmiş)pıstanpatır : saklambaç oyunuhapahap olmak : aniden karşılaşmakyumuş uşağı : bir kimsenin her dediğini yapan ( Sen yumuş uşağı olmuşsun)tinkitmek :sektirmek, yerinden oynatmak( Seni tinkitirim buralardan)dıkılmak :girmekninemeli : neme lazımçarkıt : eskimiş, hurda haline gelmiş ( Araba çarkıt olmuş)vıykırmak : feryat etmekcılkı çıkmak : özelliği bozulmakguşanmak: giyinmek ( Düğüne gideceğiz şöyle bir güzel guşanalım)teleme: keçi sütüne incirin kozağının sütünü damlatarak yapılan tadı güzel yiyecek (peynir çeşidi diye de geçer bulmacalarda)ede: kardeşagam : kardeşimküncü : susamcıkıl : bozuk para ( Bu cıkıl paraları ne yapacaksın)cıkıl,cakıl : küçük taş parçaları( Buraya kim cakıl dükün dedi)Pinnik : kümespırtı: elbisekürrük : minik tayfol : tavuğun yumurtlaması için bırakılan yumurtafolluk : tavuğun yumurtladığı yer
goz : ceviz
galli : sincap
cazzıtcuzzut: tahteravalli
erinmek : bir işi yapmak istememek ( Ders çalışacağım ama eriniyorum)
süzek :süzgeç
kilden : su kaşık madeninden yapılmış küçük tas.( Kildenle bana bir su versene)
leğen :İçinde çamaşır yıkanılan yayvan ve çukur kap.
sini : tepsi
üfelemek: ovalamak
gallep: güvercin
hımbıl: mızmız, işi yavaş yapan kimse
sedir : divan
sehen : tabak
ilişkir : et sucuğu
kertiş :kertenkele
taman: hani (örnek:Bize gelecektin taman, neden gelmedin?)
kepmek :çökmek (Ev adamın üzerine kepmiş.) ( ölen kişi içinde söylenir.Örneğin; Adam dün kepmiş gördün mü?)
tosbaa, tusbaa: Kaplumbağa

Adana’nın en önemli özelliklerinden birisi de kendine has bir lügati olmasıdır. Bu başka şehri görecek herkes için günlük hayatta sıkça kullanılan bambaşka bir kelimeler...
Anarya: Geri vites, ya da geri gitmek. Fransızcadaki ‘En arrière’ lafının okunuşudur aynı zamanda. İşgal yıllarından kalma bir söz olarak Adana lügatindeki yerini almıştır.
Araya gitmek/vermek: Boşa gitti, değeri bilinemedi, ziyan oldu.
Avel: Aptal anlamında. Aval aval bakmanın bir türü.
Banadura: DomatesBaldırcan/Balcan: Patlıcan
Bayaktan: Az önce
Bici bici: Dünyanın en orjinal ve en güzel tatlısı. İçinde buz, pişmiş nişasta, pudra şekeri bulunur. Üzerine de kırmızı bir şerbet dökülür. Hemen hemen her köşe başında, özellikle yazın bulunabilir. Sadece “bici” diye de ifade edilebilir.
Bıcı bıcı: Bici bici’yle karışmaması hayati önem taşıyan, banyo yapmak anlamındaki çocuksu ikileme. “Bir gel de bıcı bıcı yiyek” diyerek hava atmaya çalıştığınız Adanalı arkadaşınızın bir kaşının stratosfere yükselmesine sebep olabilirsiniz.
Belik: İki yandan örgü.
Bocit: Sürahi. “Boca etmek” yani dökmek anlamında sözden türemiş olması muhtemeldir.
Cardın: Büyük fare. Misal Fransızcada bahçe anlamına gelen “Jardin” (jarden diye okunuyor) kelimesiyle anlamsızcasına benzerliği var ama, muhtemelen alakası yoktur…
Cılk: Çürük. Bozulmuş, kokmuş yumurta
Cındırık: Etin içindeki sinir. Adana’da yolunuz bir kasaba düştüyse, mutlaka “Cındırıksız et” istediğinizi söylemeniz gerek.
Cıncık: Cam ve cam eşya
Cibiliyet: Geçmiş. Cibiliyetsiz, geçmişi olmayan, soysuz anlamında. İğrenç bir insan yani.

Cücük: Herhangi bir meyvenin, bitkinin ya da o tip yiyecekle alakalı şeyin en küçük yeri. Misal soğanın cücüğü, en ortasındaki bölümüdür. Adana’da soğanın cücükleri bir araya toplanır, hafifçe yağda çevrilir, sonra da üstüne nar ekşisi dökülür ve afiyetle yenir mesela.
Cülük: Kanatlı hayvan yavrusu. Misal civciv. Kuzen anlamında mesela “Emmimin cülüğü” gibi de kullanımları vardır.
Çimmek: Yüzmek.
Çömçe: Kepçe
Çul: Kilim.
Daraba: Kepenk
Darı: Mısır
Devrisi gün: Sonraki gün, ertesi gün
Dinelmek: Ayakta durmak. “2 saattir sıcağın alnında dineliyorum”diyerek sizi bekleten birine kızabilirsiniz mesela.
Döş: Göğüs. “Döşünü kapa da üşütme” şeklinde cümle içinde kullanımı yaygındır.

Eftik: Atıştırmalık yiyecek. “Eftiklenmek” şeklinde kullanıldığında, abur cubur yemek anlamına gelir.
Eke: Güçlü erkek, kibirli, ukala.
Elikmek: Utanmak, çekinmek. Misafire “buyurun niye almıyorsunuz” manasında “elikmeyin elikmeyin!” denir.
Enik: Yavru köpek
Eşkere: Boş konuşmak
Gadasını aldığım: Kurban olayım. Günah, suç, kabahat
Galan: Artık, hadi. “Galan gel de gidek” dendiğinde “Sabrım tükeniyor bak, yakında gelmezsen fena olacak” anlamı çıkabilir.
Ganeri: Yavaş olmak, tembel adam, mezbaha.
Gellebicin: En iri tatlı su balığı anlamındaki söz. Daha çok Seyhan baraj gölündeki enteresan, Japon balığına benzer tatlı su balıkları için kullanılır.
Gıllik: Küçük
Gıllicik: Küçücük. Cümle içinde kullanıldığında cılız, perişan gibi anlamlara da gelebilmektedir. Örneğin “Necati’nin oğlanı gördün nü, nişanlısıynan işler bozulunca gıllicik kalmış!”

Gottik: Küçük. Gotik mimari ve çok sonrasında gelen kaşı gözü simsiyah boyayıp sürekli mutsuz takılma modası olan “gotik” olmakla ne alakası var diye sorarsanız, hiçbir alakası yok.
Göynek: Gömlek
Helke: Kova
Heye: Evet
Hipo: Çamaşır suyu
Hoşşik: Şımarık, Hoppa.
Kelle: Kişi
Kertiş: Küçük sarı kertenkele
Kıytırık: Uyduruk
Kındırık: Aralık. Misal kapının ya da pencerenin aralık kalması durumlarında kullanılabilir.
Kopil: Küçük
Küncü: Susam

Laylon: Traktörün arkasındaki römork. Römork kelimesinin nasıl olup da ‘laylon’a dönüştüğü, hayatın en büyük gizemlerinin başında geliyor.
Mavra: Geyik muhabbeti. Su değirmenine de deniyor.
Malamat: Rezil olmak. Rezil rüsva olmak anlamında “malamat olmak” diye de kullanılır.
Manık: Kedi yavrusu
Mırra: Özel çekilmiş, acı mı acı Türk kahvesi. İtalyanların ultra mega shot espresso’larını getirin, mırra yanında hiç kalır. O derece…
Mimtan: Gömlek
Mitil: Döşek. Mitili atmak, döşeği sermek. Bir yere artık yerleşmek, yayılmak anlamında.
Peşkir: Havlu, kurulama bezi.

Sokum: Dürüm. “Sokum isten miiiiiiii” diye bir cümle duyduğunuzda bunu hakaret gibi algılamayın mesela. Aslında “Dürüm ister misin” denilmeye çalışılıyordur, gayet de kibarca bir söylemdir yani. T
Taka: Pencere
Taman: Zaten.
Teker/ Velespit: Bisiklet. Cümle içinde kullanmak gerekirse; “Atla tekere de çarşıdan 6 yumurta kap gel” şeklinde, özellikle Pazar sabahları emir kipi eşliğinde kullanımı da vardır.
Tıskıyit: Hadi canım sen de! Bazen de “Aman Allah’ım” anlamında kullanılabilir.
Zaar: Herhalde. “Zaar bizimkinin gönlü de oğlana düşmüşse…” şeklinde cümle içinde kullanılabilir.
Zibil: Kırıntı şeklinde çöp. Ermeniceden geçen bir kelimedir.
Zorsunmak: Üşenmek
Zumzuk: Yumruk
meke :mısır





