Reyting ülkenin çeyizi sandıklarda koruyalım
.
Türkiye’nin yeni bir lige atlayabilmesi için kazanımlarını koruması gerektiğini söyleyen İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, “20 yıl sonra elde edilen yatırım yapılabilir reytingi korumak hepimizin milli görevidir” dedi.
İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Türkiye’nin 20 yıl sonra yatırım yapılabilir kredi notuna sahip olduğunun altını çizerek kazanımların kaybedilmemesi gerektiğini belirtti. Elazığ’da yapılan İş’le Buluşmalar toplantısında konuşan Adnan Bali şunları söyledi:
“Yeni bir lige atlayacaksak, bunun gerektirdiği politikaları hayata geçirmemiz gerekiyor. Mevcut kazanımlarımızı riske etmemeli, kaybetmemeliyiz. Bunların başında reytingimiz geliyor. Bu ülke, yaklaşık 20 yılda yatırım yapılabilir olma derecesini yeni elde edebildi. Kaybettiğiniz zaman çabuk kaybediyorsunuz ama kazanmak o kadar kolay değil. 20 yılda elde ettiğimiz reyting üzerinde tartışma yapılıyor, ‘Acaba Türkiye yatırım yapılabilir ülke derecesini kaybeder mi?’. Öyleyse bize düşen hiçbir noktada bu konularla ilgili zaaf yaratmayacak, gözümüz gibi koruyacak şekilde bu reytingimizi, vasfımızı korumamızdır. Reytingimizi korumak hepimizin milli görevidir, diyorum. Çünkü bu ülke daha fazla dışarıya kaynak transfer etmesin, yarattığımız katma değerin daha büyük bölümü bu ülkenin içinde kalsın istiyorsak, bu reytingi korumak zorundayız. Ben aynen şöyle ifade ediyorum; reytingimiz bu ülkenin çeyizidir, adeta sandıklarda muhafaza edilmelidir. O kadar da dikkatle ve hassasiyetle yönetmeliyiz.”
Lig atlamak zorlaştı
Bali, Türkiye’nin 2 bin dolar civarındaki kişi başına gelir seviyesinden 10 bin dolarlı kişi başına gelir seviyesine küçümsenmeyecek bir çabayla, son yıllarda ulaştığına dikkat çekti.
Bali, “Bundan sonraki lig atlama daha zor. Zor olan vasıf işi, nicel ve sayısal kıstaslarla sağlanabilecek bir durum değil. Müteşebbisliğimizle, gözü pekliğimizle bu eğitim seviyesiyle ulaşılabilecek en yüksek kişi başına gelir düzeyine ulaşmış ülkeyiz. Buradan daha fazlasını zorlayabilmek vasfımızı artırmak, geliştirmekle olur. Bunun için de geçmiş kazanımlarımız çok değerli. 10 bin dolarlı kişi başına gelir seviyesine gelemeseydik bunları zaten konuşamıyor olurduk. Daha zor şartları gerektiren yeni bir lige atlayacaksak, bunun gerektirdiği politikaları hayata geçirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Türkiye’nin kısa dönemli cari risklerini doğru bir şekilde yönetmeye çalışırken, diğer taraftan büyümeyle cari açık arasındaki çelişkiyi çözebilecek orta ve uzun vadeli reform ve tedbirlere yönelmesi gerektiğini de belirten Adnan Bali, “Hem yurtiçi hem yurtdışı yatırımların cazip olabileceği bir iklimi yaratacak hukuk altyapısını geliştirmemiz gerekiyor” dedi.
ECB gelişen ülkelere yeni mühlet verdi
Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) global likiditeyi yeniden artıracak kararlar almak durumunda olduğuna dikkat çeken Adnan Bali, bunun Türkiye gibi dış kaynak ithal eden ülkeler için yeni bir mühlet anlamına geldiğini belirterek şunları söyledi: “Bu dönemi, içinde bulunulan artı ve eksi koşulları, gerçekçi bir tarzda değerlendirmek suretiyle yönetmek zorundayız. 2001’de, biz bu tür politik veya sosyal dalgalanmaları bugünle kıyaslanmayacak derecede, bozuk makroekonomik temel göstergelerle birlikte yaşadık. Bugün görece daha düşük bir enflasyon, görece daha düşük bir borç stoku, gayri safi yurtiçi hâsıla oranı mali disiplin sonucu daha düşük bir bütçe açığımız var, bunlar kazanımlarımızdır. Bunlar ekonomimizin geleceği açısından, özellikle de bunları temin edinceye kadar çektiğimiz zorluklar açısından, son derece hassasiyetle yönetmemiz gereken süreçleri ifade ediyor.”




