Lübnan Devlet Başkanından patlamayla ilgili şoke eden sözler!
.

Lübnan Beyrut Limanı'ndaki 'tarihinin en korkunç' patlamasının şokunu yaşıyor. Başkentin merkezindeki limanda salı günü akşam saatlerinde meydana gelen korkunç patlamayla daha önce görülmemiş bir facia yaşandı. Lübnan'a dünyanın her yerinden yardım yağarken Devlet Başkanı Mişel Avn, yaptığı son dakika açıklamasında patlamayla ilgili korkunç olasılığı açıkladı.

Lübnan Devlet Başkanı Mişel Avn'ın Beyrut'ta meydana gelen korkunç patlamayla ilgili son dakika açıklaması gündeme bomba gibi düştü!

Beyrut limanında salı günü meydana gelen korkunç patlamanın yankıları sürüyor.

Beyrut limanında salı günü meydana gelen korkunç patlamada hayatını kaybedenlerin sayısı 154'e yükseldi, 5 bin kişi ise yaralandı.

Patlamanın yarattığı hasar nedeniyle ise 300 bin kişinin evlerini kaybettikleri tahmin ediliyor.

DEVLET BAŞKANINDAN ÖNEMLİ AÇIKLAMA!
Reuters'ın son dakika olarak geçtiği bilgiye göre Lübnan Devlet Başkanı Mişel Avn yaşanan patlamayla ilgili bugün çok önemli bir açıklamada bulundu.

Lübnan Devlet Başkanı Mişel Avn, Beyrut’taki limanda meydana gelen patlamaya ilişkin yürütülen soruşturma hakkında açıklamalarda bulundu. Avn patlamayla ilgili olarak, “Harici müdahale olasılığı var” dedi.

Mişel Avn, yürütülen soruşturmaya ilişkin, “Patlamanın nedeni henüz belirlenmedi. Bir roket, bomba veya başka bir eylem yoluyla harici müdahale olasılığı da var” dedi.

Avn, açıklamasında harici müdahalenin roket, bomba ya da bilinmeyen başka bir saldırı olasılığı bulunduğunu söyledi. Yerel medyanın duyurduğu açıklama Avn'ın ofisi tarafından da doğrulandı.

SORUŞTURMA ÜÇ AŞAMALI OLACAK
Avn, yürütülen soruşturmanın üç aşaması olacağını ifade etti.

İlk olarak, patlayıcı maddelerin ne şekilde limana getirildiği ve depolandığının belirleneceğini belirten Avn, ikinci aşamada patlamanın bir ihmal mi yoksa bir kaza sonucu mu gerçekleştiğinin belirleneceğini söyledi. Son aşama olarak da harici müdahale olasılığının değerlendirileceğini aktardı.

Lübnanlı yetkililerinin yaptığı açıklamaya göre 18 liman görevlisi olaydaki ihmalleri yüzünden sorgulanırken bunlardan 16'sı gözaltına alınmış durumda.

Lübnan'da yaşanan facianın ardından Beyrut'a giden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin Lübnan'ın iç işlerine karıştığına yönelik eleştirileri reddetti. Macron,Fransız BFMTV kanalına yaptığı açıklamalarında haddini aşan ifadeler kullandı. Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Libya'daki hamlelerinden rahatsız olan Macron, Beyrut'ta skandal ifadelere başvurdu.

Lübnan halkının içerisinde bir öfkenin bulunduğunu aktaran Macron, "Lübnan'da Cumhurbaşkanının değişmesinden mi yanasınız?" sorusuna, "Özgür, egemen ve gururlu bir Lübnan'a saygı duyuyorum. Bu öfke gençlerdeki enerjiyi ve halktaki gücü gösteriyor. Son aylarda çok şey kötüye gitti." şeklinde yanıt verdi.

TÜRKLER HAKKINDA SKANDAL SÖZLER
Macron, gelecek 3 haftanın Lübnan'ın geleceği için belirleyici olacağını söyledi. Lübnan halkının yanında bulunmanın Fransa'nın sorumluluğu olduğunu ifade eden Macron, Lübnanlı yöneticilere emir vermediğini savundu.

Macron, ülkesinin Lübnan'ın iç işlerine karıştığına yönelik eleştirileri reddederek, "Kardeşlik ve yardım söz konusu. Yanılmayın. Çok taraflılığa ve Lübnan halkının çıkarlarına inanan Fransa rolünü oynamazsa, Lübnan'ın iç işlerine karışan İranlılar, Türkler, Suudlular ve bölgedeki diğer güçler olacak. Bu ülkelerden bazıları bunu Lübnan halkının aleyhine kendi jeopolitik ve ekonomik çıkarları için yapacak." dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, dün Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile patlamanın yaşandığı Beyrut Limanı'nı ziyaret etmişti. Macron ayrıca Avn, Lübnan Başbakanı Hassan Diyab ve Meclis Başkanı Nebih Berri ile bir araya gelmişti.

Beyrut'u yerle bir eden büyük patlama henüz yaşanmadan olay yerine giden itfaiye ekibinin, hangarın kilitli kapısını açmaya çalışırken çekilmiş görüntüsü gündeme bomba gibi düştü. Patlama sırasında hayatını kaybeden 25 yaşındaki nişanlı kadın itfaiyeci ise, gözyaşlarıyla uğurlandı.

Lübnan'ın başkenti Beyrut'u da yerle bir eden büyük patlama ile ilgili yürek yakan detaylar ortaya çıkıyor.

İKONİK FOTOĞRAF
Felaketi önlemek için kendi canlarını feda eden cesur itfaiyecilerin fotoğrafı, gündeme bomba gibi düştü.

Alevleri söndürmek için çaresizce Beyrut ambarına girmeye çalışan üç kahraman itfaiyecinin kimlikleri, Dailmail gazetesi tarafından açıklandı. İtgaiyecilerin, Jo Noon, Methal Hawwa ve Najib Hitti olduğu bildirildi.

Beyrut'un kuzeyindeki La Quarantaine'deki itfaiyeden gönderilen 10 kişilik hızlı müdahale ekibinin bir parçası olan kahraman itfaiyecilerin fotoğrafı ortaya çıktı.

Patlamanın hemen akabinde yardım çağrısını aldıklarında kimsenin üniformasını giyecek vakti bile yoktu. Bu nedenle çekilen bu son fotoğraflarında üzerlerinde üniformaları bulunmuyor.

Fotoğrafı çeken kişinin patlamada öldüğü biliniyor. İtfaiye ekibi ise hala kayıp, ancak öldükleri tahmin ediliyor.

10 kişilik ekipten dokuz tanesi hala kayıpken, 25 yaşındaki Sahar Faris'in öldüğü doğrulandı ve genç kadın gözyaşlarının sel olduğu bir cenazeyle uğurlandı.

O zamandan beri sosyal medyada 'Beyrut'un gelini' olarak anılan Faris, önümüzdeki yıl Haziran ayında evlenmek üzere nişanlanmıştı.

Genç itfaiyecinin nişanlısı Gilbert Karaan, dün yaptığı paylaşımda 'Sen benim hayatımsın. Sen kalbimi yaktın' ifadelerini kullanarak Sahar Faris'i kaybetmenin üzüntüsünü paylaştı.

İsminin verilmemesini isteyen bir itfaiye görevlisi, 'İtfaiye olarak, herhangi bir bakanlığın veya ordunun onayı olmadan herhangi bir kapıyı açma yetkisine sahibiz' dedi.

'Duman ilk görülmeye başladığında 10 kişilik bir birlik gönderdik. Altı kişi itfaiye arabasında, dört kişi ise acil müdahale arabasındaydı.

Ünlü fotoğraftaki üç kişi olay yerine ilk olarak ulaşan itfaiyecilerdi ve 12 numaralı hangarın kapısını açmaya çalışıyorlardı.

Beyrut'taki patlama çok büyük kayba yol açtı. Ancak uzmanlar, patlayan amonyum nitratın miktarı göz önüne alınıp, çıkan dumanın rengi incelendiğinde her şeye karşın patlamanın 5. seviye yani en düşük şiddette olduğunu öne sürdü. Son dakika haberine göre uzmanların "Olay yerinde bir deney yapılıyor ya da düzenek hazırlanıyor olabilir" iddiası da gündeme bomba gibi düştü.

Independent Türkçe, amonyum nitratın nasıl patladığını ve yol açtığı tahribatı konunun uzmanlarına sordu.

Şırnak'ta alay komutanlığı yaptığı dönemlerde bu saldırılara sıklıkla tanık olan Emekli Kurmay Albay Aziz Ergen'e bu maddeden kaynaklı patlamalara ilişkin ilginç tepsiplerde bulundu.

"Basınç tesiri uzaklardaki insanları bile sağır edebilir"
Ergen, amonyum nitratın PKK tarafından bir düzenekle patlatıldığını belirterek, "Basınç tesiri çok yüksek patlamalar oluyor. Amonyum nitrattan yapılan bir el yapımı patlayıcı, bir tankı havaya kaldırabilir. Basınç tesiri o kadar yüksek ki patlama noktasından uzakta olan insanları bile sağır edip, bazı uzuvların kopmasına neden olabiliyor."

"Olay yerinde bir deney yapılıyor ya da düzenek hazırlanıyor olabilir"
Ergen, buna karşın çok yüksek ısıya ulaşılmadıkça amonyum nitratın kendiliğinden patlamasının mümkün olmadığını öne sürerek, Beyrut'taki olayla ilgili olarak "Muhtemelen amonyum nitratın bulunduğu yerde bir deney ya da düzenek yapılıyordu" iddiasında bulundu.

"Beyrut'taki patlama 5'inci en düşük seviyede" iddiası
Adli Bilimciler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı ve Liman Tesisi Güvenlik Uzmanı Alp Aslan da ortak bir metin hazırlayarak cevap verdi.

Ortak metinde amonyum nitratın uzun süre beklemesinden dolayı patlamasının zor olduğu belirtildi.

"Süre patlama için kriter değildir" ifadelerine yer verilen metinde, "Başka parametrelere bakılmalı. Sıcaklık, saklama koşulları diğer maddelerle etkileşim ve tabii ki sabotaj" denildi.

Beyrut'taki limanda bekletilen amonyum nitratın büyüklüğü göz önüne alındığında her şeye karşın patlamanın olabileceğinden düşük seviyede olduğunu öne sürülen metinde iddiada bulunuldu:

"Amonyum nitratın ciddi patlama ve tahribat etkisi vardır. Ancak her patlama aynı şekilde etki yapmaz. Aslında bu patlama beklenenin altında.

"Pantone renk skalasına göre duman rengi incelendiğinde beşinci seviye yani en düşük seviyede patlama. Dumanda kırmızı mor renk var. En yüksek düzeyde patlamada duman rengi beyaz oluyor."

"Un ve toz da da patlama riski var"
Yaşanan patlama iş yaşamında veya evlerde depolanan başka maddelerin de patlama riski olup olmadığı sorusunu da akıllara getirdi.

Hancı ve Aslan, ortak cevabı yazılarında bu soruya da şöyle cevap verdi: "Un ve buğday tozu yoğun konsantrasyonda kendiliğinden patlayabilir. Toz patlamaları iş sağlığı ve güvenliği açısından önemli bir yere sahiptir. Toz işyerlerinde ölümlü iş kazalarının yanı sıra büyük maddi kayıplara neden olmaktadır.

Endüstride toz içeren süreçlerin yüzde 70'ten fazlası yanıcı toz ihtiva etmektedir. Toz içeren süreçleri olan sanayi tesislerinin büyük bir kısmında toz patlaması riski olduğu söylenebilir. Metal, ahşap, gıda ve kimya endüstrisi, toz patlaması riskinin yüksek olduğu endüstrilerdir.

Gıda sektöründe un, şeker, nişasta, kakao vb. maddelerin üretiminin yapıldığı tesislerde toz patlaması riski bulunmaktadır. Evde ise bazı yanlış kimyasallarla karıştırılırsa patlama riski olabilmektedir."

"Nitratların her zaman patlama riski vardır"
Kimyager Fatih Küçükuysal da içinde nitrat denilen (NO3) azot-oksijen bileşimi olan kimyasalların her zaman patlama riski barındırdığını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü oksijen gibi yanma için gerekli bir elementin azot gibi aktif yanıcı bir elementle yan yana bulunur. Nitratların birçok tuz türü vardır, bunlardan biri de potasyum nitrat (KNO3) denilen ve Çinlilerin barutu bulmasından beri savaşlarda, maden çıkarmada ve havai fişek yapımında kullanılan patlayıcı bir kimyasaldır.

"Barutlarda kullanılan potasyum nitrata göre şiddeti daha güçlü"
Küçükuysal, amonyum nitratın içindeki azot miktarının daha çok olmasından dolayı barutlarda kullanılan potasyum nitrata göre patlama şiddetinin daha güçlü olduğunu, bu nedenle patlayıcı yapımında tercih edildiğini söyledi.

Rus iş adamının sahibi olduğu ve mürettebatın maaşını bile ödeyemeyen geminin, güzergahında olmamasına rağmen Lübnan'a uğradığı ortaya çıktı. İşte Lübnan'ın başkenti Beyrut'u yerle bir eden patlamaya sebep olan gemi ve patlayıcıların perde arkası...

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta Salı günü en az 137 kişinin ölümüne ve 5 binden fazla kişinin de yaralanmasına yol açan patlamada infilak eden 2 bin 750 ton amonyum nitratın Mozambik'te bir madende kullanılmak üzere sipariş edildiği, mürettebatın maaşını ödeyemeyen geminin fazladan yük alarak güzergahında olmamasına rağmen Lübnan'a uğradığı ortaya çıktı.

Daha sonra mürettebatın şikâyeti üzerine dava açıldığı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den yardım talebine yanıt alamayan kaptanın Moldova bandıralı Rus gemisini kaderine terk ettiği belirtiliyor.

New York Times ve CNN'in haberlerine göre, 2013'te Gürcistan'ın Batum limanından Mozambik'e gitmek üzere yola çıkan MV Rhosus adlı geminin öyküsü şöyle:

Geminin kaptanı:
'Avukat tutabilmek için yakıtımızı sattık' Resmi kayıtlar ve kaptan Boris Prokoşev'in ifadesine göre gemi yakıt almak için Yunanistan'a uğradı.

Geminin Güney Kıbrıs'ta yaşayan Rus sahibi Igor Grechuşkin, burada Rus ve Ukraynalı mürettebata parasının bittiğini, bu nedenle masrafları karşılamak için fazladan yük almak zorunda olduklarını söyledi.

Gemi fazla yükünü aldı ve Beyrut'a uğradı. Rusya Denizciler Sendikası, "ciddi işletme ihlalleri", liman ücretlerinin ödenmemesi ve mürettebatın şikayetleri nedeniyle MV Rhosus'un, Beyrut'a gelir gelmez alıkonulduğunu duyurdu. Gemi bir daha sefere çıkamadı.

'Putin'e her gün yazdım'
Echo Moscow radyosuna konuşan Kaptan Prokoşev'e göre, mürettebat 11 aydır gemideydi ve erzakları azalmıştı.

Prokoşev, "Her gün Putin'e yazdım. Sonunda avukat tutabilmek için geminin yakıtını satmak zorunda kaldık. Çünkü yardım çağrılarımıza yanıt alamadık. Geminin sahibi bize su ve yiyecek vermedi" dedi.

'Yüzen bomba'
Sendikaya göre gemi daha sonra kaderine terk edildi. Paralarını alamayan mürettebat ülkelerine gönderildi.

Sendikanın açıklamasında "Geminin yükü tehlikeliydi. Liman idaresi yükün indirilmesine ve başka bir gemiye nakledilmesine izin vermedi" denildi.

2014'te bir Rus yayın organında gemiyi "yüzen bomba" olarak tanımlandı.

Prokoşev ve mürettebatı temsil eden Lübnanlı avukat Charbel Dagher arasındaki yazışmalara göre amonyum nitrat Kasım 2014'te mahkeme kararıyla gemiden indirildi ve limandaki bir hangara taşındı.

Liman idaresi altı kez mahkemeye başvurdu Kötü koşullarda muhafaza edilince infilak etme riski olan amonyum nitrat altı yıl boyunca bu hangarda bekletildi.

Lübnan Gümrük İdaresi Başkanı Badri Daher, amonyum nitratın arz ettiği tehlikeyle ilgili altı kez yazılı uyarıda bulunduklarını ancak mahkemenin bunları dikkate almadığını söyledi.

'Amonyum nitratı Lübnan ordusuna satalım'
CNN'in ulaştığı belgelere göre Daher ve yerine geldiği liman müdürü amonyum nitratın son çare olarak Lübnan ordusuna satılmasını önerdi.

Bu çağrıya da olumlu yanıt gelmedi. Daher, "Geminin yükünü limana boşaltmasına izin verilmemeliydi. Çünkü yük bizim değil Mozambik'indi" dedi.

Olayla ilgili ise birçok komplo teorisi ortaya atıldı. Rus işadamı İgor Greçuşkin tarafından 7 yıl önce Beyrut’a getirilen, ancak Greçuşkin’in iflas etmesinin ardından içindeki 2750 ton amonyum nitrat ile limanda sahipsiz bırakılan geminin ‘bilerek’ burada bırakıldığı öne sürülüyor. Bu teoriye göre, patlayıcı madde yüklü bu gemi, düzmece bürokratik gerekçelerle burada Hizbullah tarafından kullanılması için burada bırakıldı. Rus Rosbalt haber ajansı, feci infilakın, İsrail’in Beyrut Limanı depolarda bulunan Hizbullah silahlarını yok etme operasyonu olabileceğini yazdı.

Rusya’da muhalif çizgideki ‘Novaya gazeta’ gazetesi, “Hizbullah’a bağlı adı açıklanmayan bir kaynağa göre, Beyrut Limanı’ndaki 12. deponun içinde, Hizbullah’ın İsrail’e karşı kullandığı çok sayıda uzun menzilli füze vardı. Bunlar İran’dan, gizlice buraya nakledilmişti. Ancak insan hatası yüzünden çıkan yangın neticesinde, yakınında bulunan tüm patlayıcı maddeler infilak etti” iddiasını ortaya attı.

Lübnan Güvenlik Servisi Başkanı Abbas İbrahim’in açıklaması da oldukça dikkat çekici. Patlamanın ardından gündeme gelen “İlk önce depodaki havai fişekler ateş aldı” iddiasını reddeden İbrahim, “Patlamayı tetikleyen havai fişek değil, oradaki başka bir madde alev aldı” diye konuştu.

Rus Novaya Gazeta gazetesi ise, patlamanın şimdi meydana gelmesini ‘manidar’ buldu. Hizbullah’ın Lübnan’da işlediği suçları araştıran Birleşmiş Milletler Komisyonu’na işaret eden gazete, 7 Ağustos’ta eski Lübnan Başbakanı Refik el Hariri’nin, 2005 yılında suikast sonucu öldürülmesi araştırmasının sonuçlarının yayınlanacağını yazdı. Suikasttan Hizbullah ile Suriye’nin sorumlu tutulduğu hatırlatıldı.

FACİA NASIL GELDİ?
Atom bombası gibi patlayan tonlarca amonyum nitrat maddesi 7 yıl önce Boğazlar’dan geçerek Lübnan’a ulaşmış. Rus işadamı İgor Greçuşkin’e ait gemi, taşıdığı amonyum nitrat yükünü Mozambik’e götürecekti. Ancak Rhosus adlı gemi yolda arızalanınca Beyrut limanına demirledi. Bir daha da oradan ayrılamadı.

Lübnan Emniyeti, söz konusu patlayıcı maddenin daha önce düzenlenen bir operasyonda ele geçirildiğini bildirdi.
Lübnan Sağlık Bakanı Hamad Hasan, "Beyrut Limanı'nda dün meydana gelen patlamada ölü sayısı 113'e yükseldi, ayrıca yaklaşık 4 bin yaralı onlarca da kayıp var." dedi.

Yerel medyaya konuşan Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, “ele geçirilmiş 2750 ton amonyum nitratın, tutulduğu depoda, küçük bir açıklığın kapatılması için yapılan kaynak işlemi sırasında patladığını” söyledi.

Lübnan Gümrükleri Genel Müdürü Badri Daher, ülkenin yargı yetkililerine tekrar tekrar Lübnan başkentindeki limanda depolanan 2 bin 750 ton tehlikeli kimyasal hakkında söyledi.

Gümrük görevlilerinin, yetkililerden tehlikeli maddeyi Hangar 12'den taşımalarını istedikleri ancak asla izin verilmediği için altı yıl boyunca limanda durduğu belirtiliyor.

"Tehlikeli maddelerin yeniden ihraç edilmesini istedik, ancak olmadı. Nedenini belirleme işini uzmanlara ve ilgili kişilere bırakıyoruz" ifadelerini kullandı.

Bir liman çalışanına yakın bir kaynak ise, altı ay önce amonyum nitratı inceleyen bir ekibin, maddeller taşınmazsa 'tüm Beyrut'u havaya uçuracağı' konusunda uyardığını söyledi.

Tehlikeli yükün, Rus işadamı Igor Grechushkin tarafından Eylül 2013'te terk edildiği ve sonunda altı yıl boyunca limanda kalıp depolandığı ortaya çıktı.

İnternette yayınlanan belgeler, limandaki maddelerin orduya verilebileceğini veya ilgili bir şirkete satılabileceğini, ancak herhangi bir yanıt alınamadığı için patlayıcı yükü, liman bölgesinde bıraktığını ortaya çıkardı.

Amonyum nitratın genel olarak gübre için kullanılan yaygın bir endüstriyel kimyasal madde olduğu çünkü bitkiler için gereken azotu içerdiğini biliniyor.

Amonyum nitrat, diğer yandan madencilik sektöründe kullanılan patlayıcılarının ana bileşenlerinden biri. Amonyum nitrat kendi başına patlayıcı olmadığı gibi, aksine bir oksitleyici madde olduğu biliniyor.

Tehlikeli Yükün, Eylül 2013'te, bir arıza nedeniyle durmak zorunda kalan "Rhosus" adlı kargo gemisinden başkente ulaştığı bildiliyor.

Şu anda eşi Irina ile Güney Kıbrıs'ta yaşayan iş adamı Igor Grechushkin, ölümcül kargo yüklü gemisini Beyrut'ta terk etmekle suçlanıyor.

Denizciler geminin güvenliğini sağlamak için gemide kalmaya zorlanmıştı. Denizcilerin kötüye giden durumlarını protesto etmek nedeniyle açlık grevine girmelerinin ardından, gitmelerine izin verilmişti.

Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar paylaştı Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar twitter hesabından patlama ile ilgili dikkat çeken dair görüntü paylaştı. Ağar paylaşımında, "Artık nasıl yorumlarsanız! Uçan cisim sol çaprazdan patlama-yangın bölgesine giriyor ve hemen ardından o korkunç patlama gerçekleşiyor." ifadelerini kullandı.

Orta Doğu konusunda deneyim sahibi eski CIA çalışanı Robert Baer, CNN International'a Beyrut’ta gerçekleşen patlamayla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. Dün gerçekleşen korkunç patlamanın videolarına bakıldığında patlamada amonyum nitratın bulunduğunun kesin olduğunu söyleyen uzman patlamanın asıl sebebinin ise sadece bu olamayacağına inandığını açıkladı. Baer yaptığı açıklamada “Bu kesinlikle gübre hammaddesi olan amonyum nitrata benzemiyor, patlayan şey açıkça askeri bir patlayıcı, bundan neredeyse eminim.” diyor. Baer “Turuncu ateş topuna bakın! Bu kesinlikle, iddia ettiğim gibi, askeri bir patlayıcı.” iddiasında bulunuyor. Baer, yaptığı açıklamaya şöyle devam ediyor “Olayın videolarında patlamanın başında görülen beyaz toz bulutu amonyum nitrat bulunduğunun ve bunun patladığının kanıtı. Ancak benim gördüğüm kadarıyla devam eden patlamaların sebebi sonrasında havaya uçan askeri mühimmatlar.”

SALDIRI KANITI YOK
Baer patlamaya sadece amonyum nitrat sebep olmadı diyorsa da bunun bir saldırı olduğuna dair kanıt da bulunmadığını ifade ediyor. Lübnan hükümeti buna sorumsuzluğun sebep olduğunu açıklarken olayın sonuna kadar araştırılacağı konusunda da söz verdi. Baer de olayın kaza sonucu meydana geldiği görüşüne katılıyor. “Olayın sebebi belki sorumsuzluk, belki de kötü yönetimdi, buna katılıyorum. Ancak patlamada askeri ekipmanların da olup olmadığı ve eğer varsa neden orada tutulduğu mutlaka cevaplanması gereken bir soru.” diyor. Baer, gerçekte ne olduğunun ise hiçbir zaman ortaya çıkmayabileceğin altını çiziyor. “Yıllarca Lübnan’da çalıştım. Kimsenin orada patlayıcı askeri mühimmat bulundurulduğunu kabul edeceğini sanmıyorum, böyle bir şey yapmak aptalca olacaktır.” ifadesini kullanıyor.

Korkunç patlamanın ardından olayın nasıl gerçekleştiği de merak konusu oldu. Olayın bir kaza mı yoksa saldırı mı olduğu hala konuşulurken İsrail Başbakanı Netanyahu'nun 2 yıl önceki BM konuşması yeniden ortaya çıktı.

Lübnan'da Beyrut Limanı'ndaki patlamanın yankıları sürerken patlamanın saldırı mı yoksa kaza mı olduğu merak konusu oldu. Patlamaya ilişkin henüz net bir bilgi olmamasına karşın pek çok iddia da ortaya atılmaya başlandı.

O iddialardan en çok öne çıkanı ise saldırıyı İsrail'in gerçekleştirdiğiydi. İddiaların reddedilmesine karşın İsrail Başbakanı Netanyahu'nun iki yıl önceki konuşması sosyal medyada yeniden gündem oldu.

Eylül 2018'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda elinde Beyrut Havalimanı'nın uydu görüntüsüyle genel kurula seslenen Netanyahu, İran ve Hizbullah'a meydan okumuş ve bu bölgede Hizbullah'ın silahlarının olduğunu iddia etmişti. Netanyahu konuşmasında "Bugün Hizbullah'a bir mesajım var. İsrail ne yaptığınızı biliyor, nerede yaptığınızı biliyor ve bu olaydan kurtulmanıza izin vermeyecek" demişti.

Patlamanın ardından şok dalgası yaklaşık 200 kilometre ötedeki Kıbrıs’tan da hissedildi. Ada’nın Lübnan’a bakan güney sahillerinde oturanlar patlamayı net olarak hissettiklerini ve sallandıklarını dile getirdiler.

Cumhurbaşkanı: Kabul edilemez Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Aoun, patlamaya, altı yıldır liman bölgesinde yeterli güvenlik önlemi alınmadan tutulan 2 bin 750 ton amonyum nitratın yol açtığını ve bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.

Lübnan Sağlık Bakanı Hamad Hassan Salı gecesi yaptığı açıklamada, patlamada 100'ten fazla kişinin öldüğünü, 4 bin kişinin yaralandığını belirtti.

Sağlık bakanından halka çağrı: Bölgeyi terk edin Sağlık Bakanı kimyasal madde patlaması nedeniyle sağlık sorunları doğabileceğinden bölgede yaşayan halka orayı terk etmeleri çağrısında bulundu:

Eski BBC muhabiri, TV sunucusu Emilia Papadopoulos patlamayı, Beyrut'a 240 kilometre uzakta bulunan Kıbrıs'ın Limasol kentinde hissettiklerini, evlerin pencerelerinin titrediğini söyledi.

BBC muhabiri Rami Ruhayem, 10 kilometre uzaklıkta deprem gibi hissedildiğini söylediği patlama anı için "Hayatımda bu kadar yüksek bir ses duymadım" dedi.

İsrail: Biz yapmadık Bu arada İsrailli askeri yetkililer patlama ile ilgilerinin olmadığını açıkladı. Lübnan Hizbullah’ı da, patlamanın kaynağının İsrail tarafından kendilerineyönelik bir saldırı olduğu iddialarını yalanladı. İsrail ordusu sık sık Lübnan’da Hizbullah hedeflerine operasyon düzenliyor.

Binalar sanki deprem oluyormuş gibi sallandı” Lübnan medyası enkaz altında kalan insanlar olduğunu aktarırken, sosyal medyada paylaşılan videolarda binaların basınç dalgasının etkisiyle sarsıldığı görülüyor. Bir görgü tanığı Twitter’dan, “Binalar sanki deprem oluyormuş gibi sallandı” diye yazdı.

Beyrut valisi Marwam Aboud patlamanın yıkıntıları arasında gazetecilere açıklamalarda bulunurken gözyaşlarına boğuldu.

Nagazaki ve Hiroşima'daki patlamalara benzetilen olayda kayıp insanlar hala aranıyor.

Ulusal yas ilan edildi Lübnan Başbakanı’nın eşi ve kızının da hafif şekilde yaralandığı belirtilirken, Başbakan Hassan Diyab “ulusal yas” ilan etti. Diyab, olayın sorumlularının cezalandırılacağı sözünü verdi. Cumhurbaşkanı Mişel Avn da, “güvenlik önlemi olmaksızın 2750 ton patlayıcının bir depoda tutulmasının kabul edilemez olduğunu” söyledi.

Trump: Korkunç bir saldırı gibi görünüyor ABD Başkanı Donald Trump ise olaya ilişkin, aksi yöndeki değerlendirmelere rağmen, “Korkunç bir saldırı gibi görünüyor” dedi. Trump, ABD’li komutanların, bunun bir bombalı saldırı olduğunu düşündüğünü söyledi.

Lübnan Yüksek Savunma Konseyi, Beyrut'u bir "afet bölgesi" ilan etti ve Çarşamba günü toplanacak Kabine'ye, olağanüstü hal ilan etme tavsiyesinde bulundu.

Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Aoun da olağanüstü hal ilan edilmesi gerektiğini söyledi.

Lübnan Kızılhaçı, hastanelere yüzlerce yaralının götürüldüğünü, bazı kişilerin de evlerinde mahsur kaldığını açıkladı. Kentte kan bağışı çağrısı yapıldı.

Güvenlik yetkilileri, patlamanın bir süre önce el koyulmuş patlayıcılardan kaynaklandığını belirtti.

Başbakan Diab: Hesap sorulacak Lübnan Başbakanı Hassan Diab, patlamanın sorumlularından hesap sorulacağını söyledi. Diab, "ulusal bir felaket" olarak nitelediği patlamanın ardından "Dost ve kardeş ülkelere acil çağrıda bulunuyorum: Lübnan'ın yanında olun ve derin yaralarımızı iyileştirmemize yardım edin" dedi.

Hizbullah 'ulusal birlik' çağrısında bulundu Lübnan'daki en güçlü siyasal hareketler arasında yer alan Hizbullah örgütü, patlamanın ardından "ulusal birlik" çağrısında bulundu: "Bu trajik felaket, eşi benzeri görülmemiş bir yıkıma yol açtı. Şimdi tüm Lübnan halkının, politik güçlerin ve ulusal aktörlerin dayanışma ve birlik zamanı."

Abiad, patlamanın hasarı nedeniyle iki hastanenin tahliye edilmesi gerektiğini, oradaki hastaların da nakledildiğini söyledi. Patlamanın şiddetiyle arabalar takla attı, trafik tabelaları yerinden söküldü.

Liman yakınlarında yaşayan ve 70'li yaşlarının ortasında bulunan Yergenian, "Bugüne kadar görmediğim şey kalmamıştı, ama 1975-1990 arasındaki iç savaşta bile böyle bir şey yaşamamıştım" dedi.

Patlama, kilometrelerce ötedeki sokaklarda bile hasara yol açtı. Patlamanın ardından aralarında Türkiye, İngiltere ve Fransa'nın da bulunduğu çok sayıda ülkeden siyasetçi geçmiş olsun mesajları paylaştı.

Erdoğan: Türkiye yardıma hazır Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ı arayarak, Türkiye’nin sağlık başta olmak üzere ihtiyaç duyulan her alanda insani desteğe hazır olduğunu belirtti. Erdoğan Twitter’dan yaptığı Arapça paylaşımla da, Beyrut halkına taziyelerini iletti.

Bu arada Dışişleri Bakanlığı, patlamada 2 Türk vatandaşının hafif şekilde yaralandığını, bu kişilerin durumlarının yakından takip edildiğini açıkladı.

Türkiye’nin Beyrut Büyükelçisi Hakan Çakıl da, elçilik rezidansının limana 1.5 km mesafede bulunduğunu, patlamanın şiddetiyle binanın camlarının kırıldığını söyledi. Çakıl, “Patlamayı olduğu gibi hissettik, çok büyüktü” diye konuştu.

Reuters'a konuşan bir görgü tanığı ise bölgedeki binaların balkonlarının, patlamanın etkisiyle yıkıldığını anlattı. Birleşmiş Milletler, limanda demirli olan bir BM gemisinin patlamada hasar gördüğünü, mürettebatın bir kısmının ağır yaralı olduğunu açıkladı.

Almanya da Lübnan Büyükelçiliği görevlilerinden bazılarının yaralandığını duyurdu.Lübnan'daki Refik Hariri Üniversite Hastanesi Müdürü Dr. Firass Abiad, yaralıların çoğunun cam kırıklarından yaralandığını söyledi.

Bazı sosyal medya kullanıcıları, binalarının deprem anındaki gibi sallandığını yazdı.

ABD'den Lübnan'daki vatandaşlarına "zehirli gaz" uyarısı Lübnan'daki ABD Büyükelçiliği, Beyrut Limanı'nda dün meydana gelen patlama nedeniyle ülkede yaşayan Amerikan vatandaşlarına zehirli gaz uyarısında bulundu.

Elçilikten yapılan yazılı açıklamada, "patlamada zehirli gazların açığa çıktığına dair haberlerin olduğu belirtildi ve vatandaşlara evlerinde kalmaları ve mümkünse maske kullanmaları uyarısı yapıldı.

Açıklamada, ABD vatandaşlarından patlamadan zarar gören bölgelerden uzak durmaları ve yerel makamların direktiflerine uymaları istendi.



