İnternette bir mail geziyor: Süt ve yoğurda eklenen Solitin adlı maddenin, böbreklere zararından bahsediliyor! Ankara Üniversitesi Hacettepe Tıp Fakültesi (!) öğretim üyesinin yaptığı açıklamalar konu ediliyor. Yazan hızını alamamış, Ankara ve Hacettepe üniversitelerini birleştirmiş. Yetmemiş, “Ankara Hıfzıssıhha Gıda Denetim Bölüm Başkan Yrd. G.Ö. ve iki asistanının Solitin adlı kimyasal ile ilgili çalışmaları ve yayınları dolayısı ile ölüm tehditleri aldıklarını ve savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını” da eklemiş. Tabii ne öyle bir bölüm var, ne de öyle bir çalışan. (Olur da gönderide belirtilen isimler alakasız da olsa gerçektir diye isimleri vermiyorum). Sağlık Bakanlığı’nda gıdalar Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkez Başkanlığı‘na bağlı Gıda Güvenliği ve Beslenme Araştırma Müdürlüğü‘nce analiz ediliyor. Asparagas haberi yapan bari onu araştırsa da düzgün yazsaymış.
İşin komiği, internette onlarca web sitesi haberi manşetlerine taşımışlar. Zaman zaman internette gezen, e-maille virüs gibi yayılan bu gibi aslı astarı olmayan haberlere asla itibar etmeyin. Son yıllarda kamuoyunda oluşan duyarlılık, bu tip bir terör biçimi yarattı. Belki masum bir eğlence için çıkarılan bu tip asparagaslar, ciddi sorunların da sulanmasına yol açıyor.
Asistanlar nihayet insanlık dışı mesaiden kurtuluyor
Sağlık Bakanlığı, hastanelerde gün aşırı ya da blok nöbet tutmak zorunda bırakılan asistanların çığlığını haklı buldu ve bir genelge ile insanlık dışı mesaiyi yasakladı.
Yıllar önce oğlumun hastalığında, gün aşırı nöbet tutan servis sorumlusu asistanın uykusuzluktan, yorgunluktan, dikkat eksikliğinden yaptığı hataları telafi etmek için akla karayı seçmiştim. Vizitlerde son kan tahlil sonuçlarını karıştıran, bu nedenle hocanın bir önceki tahlil sonuçlarına göre verdiği (elbette eksik/yanlış) talimatları yerine getirmesini önlemek için bin dereden su getirmiş, tam vizit esnasında asistanı da mağdur etmeden son durumu iletebilmek için “şimdi gelen sonuçlar” diyerek asistanı düzeltmeye çalışmıştım. (Sonrasında asistanların çalışma şartları ve diğer gördüğüm aksaklıkların iyileştirilmesi için çabalamış, sonuç alamayınca tüm öyküyü kitaplaştırmıştım. Ne ki, oğlumdan kitabı yayınlama izni henüz çıkmadı. İçinde pek çok ders barındıran, hasta sahibi bir hekimin gözlemlerini oğlumdan izin çıktığı gün kitap olarak sizlerle paylaşacağım).
Gerçekten en az bir yıl boyunca neredeyse hastaneden hiç çıkmadan yaşamaya çalışan asistanın ne kendine, ne de hastaya hayrının olamayacağı çok açıktı. Sağlık Bakanlığı genelge ile yalnız mesaiyi değil; kitap, literatür gibi eğitim enstrümanlarına erişimi de arttıracak bir düzenleme getirdi. Aynı genelgedeki bir başka önemli husus da asistanın gerçekleştirdiği hizmetin maddi getirisinin kendi hanesine yazılması. Daha önce tüm işlemler ilgili servis şefi ya da öğretim görevlisine yazılırken, bu düzenleme ile asistanca gerçekleştirilen hizmetlerin döner sermaye getirisi de tanımlanmış oldu.
Elbette asistanların tüm sorunları bundan ibaret değil, elbette ilk etapta aksamalar olacaktır, asistan sayısı bazı yerlerde uygulamanın hemen pratiğe aktarılabilmesine olanak vermeyecektir. Ama uygulamanın iyileştirilerek devam etmesi herkesin el ele katkı vermesine bağlı. Tabii asistanlar dışında acil nöbeti tutanların da nöbet şartları sırada bekliyor.
Sorunu gündeme taşımaktaki başarılarından ötürü asistanlara tebrikler, gösterdiği duyarlılık ve hemen çözüme yönelik girişiminden ötürü Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’a sonsuz teşekkürler.
Paniğe yol açan uydurma haber: Gıdalarda Solitin(!)
Haberin Devamı

