Geri Dön
FutbolKardeş'CHE' bir maç olacak

Kardeş'CHE' bir maç olacak

İtalya Serie A takımlarından Livorno ile TFF 2. Lig takımlarından Adana Demirspor 'özel' bir maçta bu akşam karşı karşıya geliyor.

Spor yazarları, 'başka bir dünya', 'başka bir futbol', 'başka bir hayat'ın da mümkün olabileceğini göstermesi açısından önemli bir maç değerlendirmesinde bulundu.

Liman işçilerinin kurduğu Livorno ve demiryolu işçilerinin kurduğu Adana Demirspor, 'muhalif' taraftarlarının girişimiyle bu akşam saat 21.00'de 5 Ocak Stadı'nda karşı karşıya gelecek.

Demirspor Başkanı Demir Çınar, "Her iki takımın taraftarı birbirlerini çok seviyor. Taraftarımız istediği ve kendimize yakın bulduğumuz için Livorno ile özel maç yapmak istedik. Ayrıca, işçi takımı, endüstriyel futbola ve ırkçılığa karşı oldukları için taraftarımız Livorno'yu çok seviyor" diyor.



'İşçi takımı', 'endüstriyel futbola ve ırkçılığa karşı'... Günümüzde çok da fazla duymadığımız hatta futbolla hiç yanyana getirmediğimiz bu tanımlar, iki kulübü 'başka bir futbol' için biraraya getirdi. Bu maçın gerçekleşmesini isteyen her iki takımın taraftarlarının başka bir ortak noktası da maçlarda açtıkları Che Guevara posterleri.

Spor yazarları bu 'özel' buluşmayı ntvmsnbc'ye değerlendirdi:

"HEYECAN VERİCİ BİR DURUM"

Cem Dizdar (Spor yazarı)

Ben Samsunluyum. Babam eski bir köy öğretmeni olduğu için kente trenle gidip gelmelerimizden olsa gerek Demirspor takımlarına öteden beri ilgi duyarım. Bu maçın benim için anlamı, liman işçileri takımı olarak bilinen Livorno'nun 'sol' kimliğinden öte futbolla kurduğu ilişki ve bu ilişkiye kazandırdığı sahici anlam. Düşünün; Avrupa’nın en kalbur üstü liglerinden birinde oynayan hatırı sayılır bir takımın, Türkiye’den gelen, "Arkadaşlar biz de sizin gibi bir işçi takımıyız. Gelin bir maç yapalım" çağrısına "Olur siz kaleleri kurup, topu hazırlayın. Geliyoruz" diye yanıt vermesi, "başka bir dünya", "başka bir futbol", "başka bir hayat"ın da mümkün olabileceğini göstermesi açısından önemli. Yani kendine 'sol'cu diyen bir takımın buna uygun davranıyor olmasını, 'işçi sınıfı', 'dayanışma' gibi kavramların neredeyse lanetlendiği günümüzde futbolun unutturulmaya çalışılan bu kavramları tekrar gündeme getirmesini heyecan verici buluyorum.

Livorno kenti tarihsel olarak özel bir yer… 16. yüzyılda bu kentin anayasasına şu ifadeler yazılıyor; "Hepiniz, hangi ulustan olursanız olun, 'Doğulular, batılılar, İspanyollar, Portekizliler, Yunanlar, Almanlar, İtalyanlar, Türkler, Berberiler, Ermeniler, Persler ve diğerleri' size temin ederiz ki, bu topraklara tamamen özgür ve her türlü kovuşturmadan uzakta bir şekilde gelmenize, kalmanıza, aileleriniz ile geçiş yapmanıza ve yaşamanıza, geriye dönme zorunluluğu olmaksızın oturmanıza, istediğiniz zaman dönerek Pisa kenti ve Livorno topraklarında yaşamanıza izin veriyoruz." İşte Livorno bu mirasın devamı olan bir kent ve orada yaşanlar belli ki hala bu enternasyonal bakışa uygun davranmaya çalışıyorlar. Bugün takıma anlamını veren şeyin ben tam da bu enternasyonalist tavır olduğunu düşünüyorum.

"Adana Demirspor için aynı şeyleri söyleyebilir miyiz?" sorusuna yanıtım ise böylesi bir girişimde bulundukları için rahatlıkla söyleyebiliriz diyorum. Aslolan duygudaşlık, bir yerden başlamak, bir rota belirlemiş olmaksa eğer Adana Demirspor, taraftarının da yarattığı dayanışma duygusuyla buna uygun davranmaya çalışıyor demektir. Sürdürülebilir ya da sürdürülemez, bir deney olarak bu durum bile çok önemlidir.

Ben maç izlemeyi severim. Yani bir takımı 'sol'cu 'sağcı' diye tasnif etmek bana uygun bir değerlendirme değil. Ve böyle bakarak maç izlenemez diye düşünüyorum. Sonuçta futbol bir oyundur ve oynayana da izleyene de haz verir. Haliyle meseleyi bu biçimde politize ederek kavramaya çalışmak yerine futbolu bir oyun olarak algılamak ve o oyunun içindeki insani yönleri öne çıkarmak bana daha doğru gelir ve ben futbolun bu yanıyla ilgiliyim daha çok. Yani futbol, ona nereden baktığımıza bağlı olarak bize bu hayatta kim olduğumuzu gösterir hepsi o, daha fazlası değil. Ama tuttuğumuz takımlar 'kimle oynasın' istiyoruz diyorsak, Beşiktaş-Adana Demirspor şu kötü hatıranın silinmesi için (10-0) bir maç yapsın isterim. İnönü’de Liverpool’u izledim bir de Saint Pauli ile İbrahim Altınsay’ın güzel hatırı için Fulham’ı izlemek isterim doğrusu.

"ADANADEMİRSPOR KİMLİK EDİNMEYE ÇALIŞIYOR"
Bağış Erten (Spor yazarı)

Türkiye’de takım kimlikleri çok belirgin değil. Hangi takımı neden tutuyoruz bunu çok ayırt edemiyoruz. Genellikle aileden gelen ya da yerel bir taraftarlığımız var. Oysa dünyanın pek çok yerinde kendine özgü kimlikleri olan takımlar var. Livorno onlardan biri. Adanademirspor sanırım bir süredir yeni yönetimi ile birlikte böyle bir kimlik arayışına girmiş durumda ve kendini özgün kılacak bir takım çabalarda bulunuyor. O yüzden Livorno girişiminin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin üçüncü kademe ligi olan 2B’de oynayan bir takımın İtalya Birinci Ligin'den takımı çağırıp bunu şenlikli hale sokmasının, takımı başarıya endeksli olmayan bir taraftarlık bilincini de destekleyeceğini düşünüyorum. Livorno maçının böyle bir anlamı var. Bir başka anlamıda şu; Livorno muhalif bir takım sanırım Adanademirspor’da kendine böyle bir kimlik edinmeye çalışıyor. Hrant Dink öldürüldüğünde destek çıkmışlardı. Livorno’yu bunun bir devamı olarak seçtiler. Bu çabalarını da takdirle karşılıyorum.

Livorno kendine özgü bir takım. İtalya’da birçok takımın bu tür özellikleri vardır ama İtalya’da daha çok bölgesellik önemlidir. Livorno ise bölgesellikten ziyade siyasi kimliğiyle öne çıkıyor. Ağırlıklı olarak sol ve sosyalist sol bir taraftar kitlesi var. Tribünlerinde çok değişik pankartlar, bayraklar görme şansımız var. Bir siyasi miting edası var. Takımda kendini böyle konumlandırıyor. Hatta oyuncularına bile bunu aşılayabilmiş bir takım. Lucarelli bu sene kiralık olarak geri döndü. Ama biliyoruz ki Livorno’yu başka türlü seviyor.

Saint Pauli takımı dünyada bir çok takımı ziyaret ediyor. Bu tip maçlar yapıyor. Saint Pauli’de benzer niteliklerde bir takım. Farklı kimliklere sahip takımlarda bu tür maçlar yapıyor. Barcelona, Katalan bir takım. İspanya İç Savaş’ın ardından Avrupa’da turne yaparak destek aramıştı. Bu tip şeyler tarihe yazılıyor çünkü bunlar hoş çabalar. Türkiye’de ilk defa böyle bir çaba görüyoruz.

Türkiye’de de takımların kimlik arayışını hızlandırması gerektiğini düşünüyorum. Biz kendimiz Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray’ı neden tuttuğumuzu anlamlandıramıyoruz. Ama hiç değilse yerel kimliklerin bunu anlamlandırma şansı var. İlle de belli bir siyasi görüşe sahip olmak zorunda değil. Mesela; bir Karadeniz ekibi çevreci bir kimliğe sahip olabilir. Ya da altın aramaya karşı olan bir bölge buna karşı özel birşey yapabilir. Bu tip arayışları futbola sokmak, bu arayışları popüler hale getirmek demek. Ama Türkiye’de böyle bir futbol kimliği maalesef oluşmadı.

"GEÇMİŞİ ÖZLEYENLER İÇİN FERAHLAMA"
Mert Aydın (Spor yazarı)

Burada ilginç olan nokta şu; her iki takım taraftarları arasında bir ideoloji ortaklığı var. Bu doğru ama "endüstriyel futbol" adı verilen ve günümüzde parayı öne çıkartan bir ortamda bir Seri A takımının Türkiye’de adı 2. Lig olsa da aslında 3. kademede oynayan bir takımla mücadele etmek için Türkiye’ye gelmeyi kabul etmesi bence çok önemli. Adanademirspor, Turkcell Süper Lig takımı olsaydı ve Livorno yine aynı nedenle gelseydi olayın sadece ideolojik yönünden ve iki takım taraftarlarının "kardeşliğinden" bahsedecektik. Ama burada aralarındaki siklet farkına rağmen İtalyan takımının Adana’ya geliyor olması çok kayda değer bir durum. Açıkça söylemek gerekirse de şu anda bu maçın neden oynandığını, Livorno’nun nasıl Türkiye’ye geldiğini anlamayan çok fazla insan olduğunu düşünüyorum. Bu, şu anda yaşadığımız ortamda çok da normal, onları da suçlamıyorum. Livorno ile Adanademirspor’un yapacağı karşılaşma gerçek anlamda endüstriyel futbol öncesini özleyenler için ciddi bir ferahlama olacak.

Livorno, Seri B’den bu sene Seri A’ya geri döndü. İtalya’nın önde gelen takımlarından bir tanesi değil ama taraftarlarıyla tanınan bir kulüp. Özellikle şehrin bir anlamda İtalyan komünistlerinin kalesi olması ve başka takımlara baktığımızda sağcı ve solcu taraftarlarının farklı tribünleri işgal etmişken Livorno’da tüm tribünlerin sol pankartlar, Che Guevara posterleri açıyor olması italya’da da çok ilgi çeken bir durum. Livorno takımının en önemli oyuncusu Lucareli. Lucarelli aynı zamanda şehrin en önemli gazetelerinden birinin de sahibi. İki sezon önce Shakhtar Donetsk’e gitmişti. Shakhtar Donetsk'de Lucescu’nun öğrencisi de oldu, ardından da İtalya’ya geri döndü. Yıllar boyunca çok iyi santrafor olmasına rağmen İtalya Milli Takımı’na alınmamasına neden olarak bir Ümit Milli maçında gol attıktan sonra formasının altından bir takım sol mesajlar yazan tişört çıkması gösteriliyor. Bu futbolcunun da Türkiye’ye gelecek olması çok önemli.

Taraftarların birbirini çağırdığı böyle bir başka buluşma bilmiyorum ama olabilir. 2. Dünya Savaşı’nın sonunda Dinamo Moskova’nın, Sovyetler Birliği ile Büyük Britanya savaşta müttefiklerken yaptığı bir Britanya turu var. Bu birlikteliği, müttefikliği güçlendirmek için yapılmış bir turneydi. Şu anda turne deyince yurtdışında özel maç yapmak deyince genelde İngiliz ve İtalyan takımlarının Uzak Doğu’ya gidip taraftar kazanmak, forma satmak için yaptıkları turneler geliyor. En azından Adanademirspor Livorno maçı turnelerin bu tip nedenlerle yapılmayacağını kanıtlıyor.

Sonuçta takımlara baktığımızda ideoloji açısından birbirlerinden farkı yok. Adanademirspor ile Livorno çok extrem örnekler onun dışında paranın konuştuğu bir dünyada çok fazla bu tür yakınlıkların olabileceğini düşünmüyorum. (ntvmsnbc)