Bakan Çavuşoğlu, Macar mevkidaşıyla görüştü

AA |  03 Mayıs 2019 Cuma - 14:38 | Son Güncelleme : 03 05 2019 - 15:53

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.


Türkiye'nin S-400 satın almasına ilişkin bir soru üzerine Çavuşoğlu, Türkiye'nin etrafındaki ülkelerde çok ciddi tehditler bulunduğuna işaret ederek, "Savunma sistemine acil bir şekilde ihtiyacımız var. Biz 10 yıldır, müttefiklerimize, başta ABD olmak üzere, NATO üyelerinden bu sistemi almak istedik ama maalesef bize satamadılar." diye konuştu.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin acil ihtiyacını karşılamak için diğer ülkelerle görüştüğünü ve en uygun teklifi Rusya'dan aldığını belirterek, "Biz S-400 ile ilgili anlaşma sürecini tamamladık. Bu bitmiş bir anlaşmadır." dedi.

 "Türkiye-ABD ilişkileri sadece S-400'e bağlı değil"
 
ABD'nin S-400'ün NATO sistemlerine ve F-35'lere tehdit oluşturabileceği yönünde bazı iddiaları olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, Türkiye'nin bu iddiaları doğru bulmadığını, S-400'lerin tamamen Türkiye'nin kontrolünde olacağını kaydetti.

Çavuşoğlu, ABD'ye ve NATO'ya tereddütleri gidermek için ortak bir çalışma grubu kurulması ve uzmanların araştırıp rapor vermesi için teklif sunulduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Başkan Trump da geçmişte Amerika'nın Türkiye'ye patriot bataryalarını satamadığını söylüyor ve bundan dolayı Türkiye'nin S-400 aldığını da kabul ediyor." ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye gelmek istediğini ve tarihin görüşüldüğünü aktaran Çavuşoğlu, "Türkiye-Amerika ilişkileri sadece S-400 ya da F-35'e bağlı değil. Bunlar tabii ki önemli. Suriye'den Amerikan askerlerinin çekilmesi dahil birçok bölgesel ve ikili konularımız var. Yani bir konuda anlaşamadık diye bir ülkeyle diğer konularda bağlantılarımızı kesmek zorunda değiliz." diye konuştu.

NATO Kuzey Atlantik Konseyi toplantısı
 
NATO Kuzey Atlantik Konseyinin her yıl bir ülkeyi ziyaret ettiğini belirten Çavuşoğlu, bu çerçevede Konseyin NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg başkanlığında Türkiye'yi ziyaret edeceğini, heyetin önce Ankara daha sonra da Hatay'a geçeceğini söyledi.

Çavuşoğlu, ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da Stoltenberg ile bir görüşme gerçekleştireceğini duyurdu.

"AB'nin bürokrasisi çok yavaş"
 
Çavuşoğlu, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) arasındaki göçmen anlaşmasına ilişkin ise Türkiye'de 4,5 milyon civarında göçmen olduğunu, bunların 3,6 milyonunun Suriye'den geldiğini ve Türk halkının zor durumda olan insanlara sahip çıktığını belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "AB ile yaptığımız anlaşma gereği 2018'in sonuna kadar 3 artı 3,6 milyar avronun bu göçmenler için aktarılması gerekiyordu. Şu ana kadar bu miktarın sadece yaklaşık 2 milyar avrosu aktarılabildi. Yani toplam rakamın üçte biri. Burada bir yavaşlık var. Bunu AB de kabul ediyor. Süreci hızlandırmak için birlikte çalışıyoruz ama AB'nin de bürokrasisinin de çok yavaş olduğunu söylemem gerekiyor." Çavuşoğlu, göçmen sayısında bir azalma olmadığına, sadece Suriye'den değil Afganistan, Pakistan ve Bangladeş gibi ülkelerden de göçmenlerin geldiğine dikkati çekti.

Suriye'den gelenlerin güvenli bölgelere dönme konusunda istekli olduklarını kaydeden Çavuşoğlu, "Bizim iki terör örgütünden, DEAŞ'tan ve YPG/PKK'dan arındırdığımız iki bölgeye bugüne kadar 321 bin Suriyeli geri döndü." dedi.

Çavuşoğlu, Suriyelilerin, rejimin kontrol ettiği yerlere neyle karşılaşacaklarını bilmedikleri için dönmek istemediklerini kaydetti.

İdlib'deki saldırılardan sonra da Türkiye'ye Suriyelilerin geldiğini aktaran Çavuşoğlu, "Önümüzdeki süreçte Amerika'yla, Rusya'yla ve diğer ülkelerle koordine ettiğimiz, müzakere ettiğimiz güvenli bölgeleri oluşturabilirsek, milyonlarca mülteci geri dönebilir." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, uluslararası camianın rejimle görüşüp, Lübnan ve Ürdün'den dönecek mültecilerin akıbetini de garanti altına alması gerektiğinin altını çizdi.
 
Çavuşoğlu, ABD'nun Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'nin Türkiye'deki ziyareti ve Suriye'de oluşturulması planlanan güvenli bölge konusundaki soru üzerine, ABD'nin Suriye'den çekilmesi ya da asker sayısının azaltılması ve güvenli bölge gibi konuları ele alan görev gücü kurulduğunu anımsattı.

Toplantılar sonucunda artık yazılı şekilde Türkiye ile ABD'nin görüşlerini karşılıklı paylaştığını aktaran Çavuşoğlu, "Her konuda henüz mutabık olduğumuz söylenemez. Ama karşılıklı görüşlerin paylaşılması neticesiyle yakınlaşma olduğunu söyleyebiliriz." diye konuştu.

Gelecek görev gücü toplantılarıyla daha da yakınlaşma beklediğini belirten Çavuşoğlu, ABD'nin önerilerine Türkiye'nin cevabını üzerinde çalıştıklarını bildirdi.

Çavuşoğlu, "(ABD ile) Henüz her konuda mutabık değiliz ama ilerleme ve mesafe katettiğimizi söyleyebilirim." ifadesini kullandı.

"ABD, İran kararını gözden geçirmeli"
 
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarından Türkiye dahil bazı ülkelerin muafiyetinin son günü olduğu hatırlatılan Çavuşoğlu, yaptırımlara yönelik önlemlerin na olacağını cevaplarken yaptırımların doğru olmadığını yineledi.

Çavuşoğlu, son birkaç gün içinde Katar'daki ve Slovakya'daki görüşmelerinde firmaların bu yaptırımlar nedeniyle tedirgin olduğunu gördüğünü söyledi.

Almanya, İngiltere ve Fransa'nın yaptırımlara önlem için INSTEX adlı bir mekanizma için çalıştığını hatırlatan Çavuşoğlu, "Biz de buna benzer bir mekanizmayı nasıl kurabiliriz, bunu konuşuyoruz." dedi.

Çavuşoğlu, milli paralarla ticarette henüz istenen noktada olmadıklarını, ürün takasıyla ilgili bazı konuları İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ile Katar'daki görüşmesinde ele aldığı bilgisini verdi.

Mevlüt Çavuşoğlu, şöyle devam etti: "Bizim için ithal ettiğimiz petrolün kaynağının çeşitlendirilmesi kısa sürede mümkün gözükmüyor. Bizim rafinerilerimizin teknolojisi birçok ülkenin ham petrolüne uygun değil. Diğer taraftan Irak petrolü için rafinerilerimizin uygun olduğunu daha önce de söylemiştik. Kerkük'ten Ceyhan'a gelen boru hattının da ciddi bir şekilde zarar gördüğünü biliyorsunuz. Bu boru hattının bir an önce tamir edilmesi gerekiyor. Kuzey Irak bölgesinden gelen boru hattının kapasitesi de zaten sınırlı. Sonuçta şu anda üçüncü başka ülkelerden petrol aldığımızda bu rafinerilerimizin teknolojisini yenilememiz gerekiyor. Bu da rafinerilerin belli bir süre kapalı kalması demektir. Bunun da bir maliyeti var. Hangi açıdan bakarsanız bakın ABD'nin tek taraflı aldığı bu karar herkesi olumsuz etkiliyor. Japonya'dan tutun Avrupa ülkelerine kadar ciddi bir rahatsızlığın olduğunu görüyoruz. Amerika bu kararlarını gözden geçirmek durumundadır." 
 
"Sudan halkı kardeşimizdir"
 
Bazı Arap ülkelerinin Sudan’ın iç işlerine karıştığı yönündeki haberler, ülkedeki son durumu ve Türkiye’nin tutumunu değerlendiren Çavuşoğlu, Sudan ve Libya’daki gelişmelerden Türkiye’nin rahatsızlık duyduğunu vurguladı.

Çavuşoğlu, "Bu rahatsızlığımız herhangi bir ülkenin oraya müdahale etmesi anlamında değil sadece, yani Sudan ve Libya halkı bu çatışmalardan ve gerginliklerden zarar görmemesi gerekir. Her ülkenin de istikrarı bizim için de önemlidir, iki kardeş ülkedir." ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin bu ülkelerle dostluğunun halklarla olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, yönetimlerin değişebileceğini belirterek, "Elbette tabii demokratik yollarla yönetimlerin değişmesini arzu ederiz." dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin tüm kurumları ile Sudan'ın yanında olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: "Burada Sudan halkının ne dediği önemlidir. Sudan halkı bizim kardeşimizdir. Biz her zaman iyi günde de kötü günde de Sudan halkının yanında olduk. Bundan sonra da onların yanında olmaya devam edeceğiz. Kıtlık ve diğer sorunlar döneminde de gerek buğday, gerek petrol diğer ihtiyaçları karşılamada her zaman duyarlı olduk. Tüm kurumlarımızla her zaman Sudan’ın yanında olduk, bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz. İnşallah en kısa zamanda halkın talebi doğrultusunda siyasi yönetimler iş başına gelir ve Sudan emin adımlarla yoluna devam eder. Gerçekten çok ciddi zenginlikleri, kaynakları olan bir ülke ama iyi değerlendirilmediğini de görüyoruz."
 
"Bazı ülkelerin Hafter’e silah ve mühimmat verdiğini görüyoruz"
 
Çavuşoğlu, Libya'daki duruma ilişkin de "Tam yeniden konferansların başlayacağı bir dönemde Halife Hafter’in saldırıya geçmesi ve doğrudan Trablus’a saldırması bizim kabul edeceğimiz bir durum değildir." dedi.

Türkiye'nin burada herhangi bir tarafı desteklemediğini söyleyen Çavuşoğlu, Birleşmiş Milletler (BM) kararıyla ve tüm Libyalıların bir araya geldiği konferansta kabul edilen ulusal mutabakat hükümetini meşru hükümet olarak gördüklerini aktardı.

Çavuşoğlu, bazılarının Hafter’in terörle mücadele ettiğini savunduğunu, Hafter'in terörle mücadele ettiğini söylemenin gerçekleri çarpıtmak olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Bu doğru değildir. Libya’da terör örgütleri vardır. Maalesef herhangi bir ülkede boşluk olduğu zaman, o boşluğu ilk değerlendirenler terör örgütleri oluyor. Irak’ta, Suriye’de bunu gördük. Fakat o terör örgütleri ulusal mutabakat hükümetine saldırıyor. Sürekli Trablus’ta değişik kurumlara saldırıyor. Yani burada terör örgütü herkesi düşmanıdır. Tüm gücü ele geçirmek için Trablus’a saldıran Hafter’in terörle mücadele için orada olduğunu söylemek gerçekleri çarpıtmaktır. Bunu da tüm muhataplarımıza, özellikle taraf tutan muhataplarımıza söylüyoruz. Bazı ülkelerin de Hafter’e doğrudan destek verdiğini hatta silah ve mühimmat verdiğini görüyoruz. Bu tür taraf tutmalar siyasi çözüm yerine askeri çözümü destekleyenler yine Libya’nın da uzun sürecek bir sivil savaşa sürükleneceğini unutmasınlar. Bundan da kendileri sorumlu olurlar." 

 
"TÜRKİYE STRATEJİK MÜTTEFİK VE DOSTUMUZ"
 
Szijjarto, ''Biz, Türkiye'yi stratejik müttefik ve dost olarak görüyoruz. Türkiye'nin Avrupa'nın güvenliğinde oynadığı role büyük önem veriyoruz. Türkiye, 4,5 milyon düzensiz göçmeni ağırlıyor ve bunların Avrupa'ya geçişine izin vermiyor.'' dedi.

Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasında imzalanan göçmen mutabakatın korunması gerektiğini, aksi takdirde Avrupa'nın güneyden düzensiz göçmen baskısıyla karşı karşıya kalacağını belirten Szijjarto, ''Bugün Avrupa'nın güvenliği Türkiye'de başlıyor.'' diye konuştu.

Szijjarto, Türkiye'nin terörle mücadele konusunda çok ciddi adımlar attığı ve bunu takdirle karşıladıklarının altını çizerek, ''İyi ya da kötü terörist olmaz. Eğer bir müttefikimiz bir grubu terör örgütü olarak görürse bizim de dayanışma kapsamında onun duruşunu paylaşmamız gerekli.'' ifadelerini kullandı.

Bakan Szijjarto, 5 binden fazla AB vatandaşının DEAŞ saflarında savaştığını ve bu teröristlerin bugün Avrupa'ya geri dönmek istediğine dikkati çekerek, Türkiye ile terörle mücadele konusunda iş birliğinin bu yüzden daha da önemli olduğunu söyledi.

Macaristan'a gelecek yıldan itibaren Ukrayna üzerinden doğal gaz sevkiyatının yapılamayabileceğini ve bu yüzden ülkesinin enerji ihtiyacını güneyden karşılaması gerektiğini vurgulayan Szijjarto, sözlerini şöyle sürdürdü: ''ABD-Romanya ve Avusturya iş birliğinde Romanya üzerinden ya da Hırvatistan üzerinden doğal gaz alamazsa Macaristan, Türk akımından doğal gaz alacak çünkü ülkemizin doğal gaz ihtiyacını tedarik etmemiz gerekli. Orta Avrupa'nın enerji tedariki açısından Türkiye'nin rolü önümüzdeki dönemde ciddi bir şekilde artacak.'' Szijjarto ayrıca Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iki ülke arasındaki Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) kapsamında sonbaharda Macaristan'ı ziyaret etmesinin beklendiğini söyledi.