Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında duyurdu: Bu iş bitmiştir!

05 Ekim 2019 Cumartesi - 10:09 | Son Güncelleme : 05 10 2019 - 13:39

Kızılcahamam'da düzenlenen AK Parti 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sınır ötesine operasyonla ilgili "Artık söz bitti diyoruz. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye karar verdik. Barış pınarlarının önünü açma vakti belki bugün belki yarın denebilecek kadar yakın. Hem karadan hem havadan bu harekatı yürüteceğiz. Belki bugün belki yarın, bu harekatı yapmaya mecburuz" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin "50+1" tartışmalarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, " Yüzde 50 seçilme yeterliliği yeni sistemin adeta omurgasıdır ve bu iş bitmiştir. Yüzde 50 sınırı vazgeçilmez bir kriterdir. Bu tartışmayı bir daha açılmamak üzere kapatıyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam Eliz Hotel'de düzenlenen AK Parti 29. İstişare  ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışında konuştu.
 
Katılımcıları selamlayan Erdoğan, AK Parti'nin 7. Olağan Kongre sürecini başlattıkları bir dönemde gerçekleştirilen toplantının ülke, millet ve parti için hayırlara vesile olmasını diledi.
 
Partinin kuruluşunu 18 yıl önce, 14 Ağustos 2001 yılında "aydınlığa açık, karanlığa kapalı" diyerek, resmen ilan ettiklerini belirten Erdoğan, "Hep  söylediğim gibi AK Parti'yi kuran da istikametini gösteren de bugünlere gelmesini sağlayan da daima milletimiz olmuştur. Biz, ilk günden beri sadece milletimizin bize verdiği görevleri yerine getiriyoruz." diye konuştu.
 
Kurulduktan bir yıl kadar sonra yapılan genel seçimlerde milletin teveccühüyle tek başına iktidar olarak ülkeyi yönetme sorumluluğunu  üstlendiklerini hatırlatan Erdoğan, ülkenin AK Parti döneminde bir asra yaklaşan Cumhuriyet tarihinin en az kuruluş yıllarındaki kadar önemli gelişmelerine şahitlik ettiğini vurguladı.
 
"Milletimizle olan güçlü ve hasbi bağımız sayesinde, girdiğimiz her mücadeleden hamdolsun alnımızın akıyla çıktık." diyen Erdoğan, Türkiye'nin demokrasi ve ekonomide hapsedildiği, çok uzun yıllar boyunca da kurtulamadığı  geri kalmışlık zincirini AK Parti ile kırmayı başardığını kaydetti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Kendini milli iradenin üstünde gören vesayetçi anlayışını, tüm  çırpınmalarına rağmen ülkemizden kazıyıp attık. Darbe ve cunta teşebbüsleri artık  karşısında doğrudan milletimizi buluyor. Siyaset mühendisliği hesaplarıyla milli iradenin arkasından dolanma gayretleri hep hüsrana uğruyor. Sırtını millete değil  de başka güçlere dayayan herkes tepetaklak yuvarlanıyor. Terör örgütleri üzerinden ülkemizi ve milletimizi esir almaya kalkanların oyunları boşa çıkıyor. Son olarak ekonomi üzerinden yazılan felaket senaryolarını da birer birer  bozuyoruz. Milletimizin özgürlüğüne gözünü dikenlere olduğu gibi ekmeğine el  uzatanlara da bunun bir bedeli olduğunu hatırlatıyoruz."
 
Son dönemde yaşanan gelişmelerin Türkiye olarak, özellikle Türkiye  ortak paydasında buluşan herkesle yol yürümeleri gerektiğini gösterdiğini  belirten Erdoğan, Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ile 15 Temmuz gecesinden beri yürüttükleri çalışmaların memnuniyet verici şekilde sürdüğünü bildirdi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önümüzdeki dönemde MHP ile çok daha kapsamlı ve yakın şekilde çalışmaya devam edeceğiz." dedi. Erdoğan, bu vesileyle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye AK Parti olarak geçmiş olsun dileklerini iletti.
 
 
"BİRLİK, DİRLİK, BERABERLİK, DAYANIŞMA, KARDEŞLİK ÇAĞRISI"
 
TBMM'nin yeni yasama döneminin açış konuşmasında da ülkenin geleceği için birlik, dirlik, beraberlik, dayanışma, kardeşlik çağrısında bulunduğunu  anımsatan Erdoğan, Türkiye'nin ve Türk milletinin menfaatleri söz konusu  olduğunda tüm siyasi partilerin, tüm toplum kesimlerinin birlikte hareket edebilme erdemine sahip olduğuna inandığını belirtti.
 
AK Parti olarak bu konudaki samimi ve ilkeli duruşlarını sonuna kadar koruyacaklarını vurgulayan Erdoğan, "İşte böyle bir ortamda AK Parti 7. Olağan  Kongre sürecini başlatıyoruz. Delege seçimleriyle başlayıp belde, ilçe ve il kongreleriyle devam edecek bu süreci olağan büyük kongremizde nihayete  erdireceğiz." diye konuştu.
 
Olağan kongre hazırlıklarının her aşamasını dikkatle, hassasiyetle hedeflerine uygun şekilde yürütmeleri gerektiğini ifade eden Erdoğan, amaçlarının milletle gönül bağını tahkim edecek daha güçlü bir teşkilat yapısı oluşturmak  olduğunu söyledi.
 
Dünya değişirken, Türkiye değişirken AK Parti'nin yerinde saymayacağını belirten Erdoğan, "Ülkemizi bugünlere getiren parti olarak  milletimizin geleceğe ilişkin beklentilerinin de tek adresi Allah'ın izniyle yine  biz olacağız. Hiç endişeniz olmasın. Bunun için 24 Haziran ve 31 Mart seçim sonuçlarını da göz önünde bulundurarak partimiz ve ülkemiz için en doğru adımları atmakta kararlıyız. Kongrelerimizde bu kararlılığımızın somut tezahürlerini ortaya koyacağız." değerlendirmesinde bulundu.
  
"TÜRKİYE'Yİ 2023 HEDEFLERİNE MUTLAKA ULAŞTIRACAĞIZ"  
 
Ülkeye ve millete kazandırdıkları hizmetlerin, birileri ısrarla inkar etmeye, sıradan hale getirmeye çalışsa da tarihi öneme sahip olduğuna işaret eden  Erdoğan,  şunları söyledi:
 
"Bu hizmetleri milletimize en doğru ve etkili şekilde anlatmalıyız.  Elbette bununla yetinmeyecek yeni ve toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak  politikalar, projeler geliştirecek, icraatları da ortaya koyacağız. Ülkemizdeki  her bir vatandaşımızın geleceği için hayal kurmaya ve bunları hayata geçirmeye  devam edeceğiz. Genel merkezimiz ve tüm teşkilatlarımızla, Meclis grubumuzla,  kabinemizle, kurumlarımızla ahenk içinde Türkiye'yi 2023 hedeflerine mutlaka ama  mutlaka ulaştıracağız."
 
Kongre sürecinde şekillenecek yeni teşkilat yapısının, gelecek dönemde  AK Parti'nin sürükleyici gücü olacağını kaydeden Erdoğan, sözlerine şöyle devam  etti:
 
"Belde, ilçe, il başkanlarımızı ve yönetimlerini bu anlayışla  belirleyeceğiz. Her fırsatta ifade ettiğim gibi milletimiz bize destek ve oy  vermek zorunda değildir. Biz milletimizin gönlünü kazanarak bunu sağlayacağız.  Ana kademe, kadın kolları ve gençlik kolları yönetimlerimizin,  milletvekillerimizin, belediye başkanlarımızın, belediye ve il genel meclis  üyelerimizin asli görevi budur. AK Parti'yi temsil etmek demek, millete hizmetkar  olmak demektir. Bunun yerine AK Parti'nin kendisine sağladığı gücü millete  tepeden bakmak, milleti hiçe saymak, sadece şahsi çıkarlarını korumak için  kullanan zihniyetin partimizin çatısı altında yeri yoktur. Parti yönetiminden  ülke yönetimine kadar her bir arkadaşımız kendisine tevdi edilen vazifeyi yetki  ve sorumlulukları çerçevesinde layıkıyla yerine getirmekle görevlidir. Hiç  kimsenin üstlendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyip, her şeyi bir üste  özellikle de şahsıma havale etme kolaycılığına kaçmaya da hakkı yoktur. Bu tabii  bizi ciddi manada üzüyor. 'Beyefendi böyle talimat verdi, böyle istedi' haberimiz  yok ama bunun istismarını yapanlar var. Bunları da buradan sizlerin şahsında tüm  milletime özellikle duyuruyorum. Şunu herkes bilmeli ki bunların hepsi maalesef  fırsatçılıktır. Bu fırsatçılara ikan vermeyeceğiz. Hep birlikte işimizi en iyi  şekilde yapacak, bunun için gereken inisiyatifleri alacak, sorumlulukları  üstleneceğiz."
 
"YAKLAŞIK 10 MİLYON 500 VİBE VARAN BİR ÜYE SAYISINA SAHİBİZ"
 
AK Parti'yi milletin kurduğunu belirten Erdoğan, "AK Parti milletin  partisi olduğunu, milletin hizmetkarı olduğunu, gelecekte de bu vasfıyla milletin  gönlündeki yeri koruyacağını inşallah bir kez daha ispat edecektir. Sizlerden de  attığınız her adımda bu hassasiyetle hareket etmenizi özellikle rica ediyorum."  ifadelerini kullandı.
 
Geniş siyasi temsil gücü ve icraat birikiminin yanında kadim bir  medeniyet tasavvuruna sahip olmasını, AK Parti'nin en önemli özelliği olarak  tanımlayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Şu an yaklaşık 10 milyon 500 bine varan bir üye sayısına sahibiz. Bu  hiçbir partide yok. Bu partimize olan sevdanın, partimize olan mensubiyet  duygusunun ne denli ileride olduğunu gösteriyor. Şimdi bunu ilmek ilmek işlememiz  lazım. Üyelik şuurunu çok farklı bir yere çıkartmamız lazım. Bizim  medeniyetimizin kökleri, ilk insan ve ilk peygamber Hazreti Adem aleyhissalatu  vesselamdan son peygamber Resul-i Ekrem Efendimize kadar uzanır. Bizim  medeniyetimizin kökleri, milletimizin binlerce yıllık şanlı tarihinin bilinen en  uç noktasına kadar gider. Bizim medeniyetimizin kökleri insanlığın ve özellikle  de coğrafyamızın tüm birikimini kucaklayacak kadar derinlere iner."
 
"BİZLERE ÇOK BÜYÜK SORUMLULUK DA YÜKLÜYOR"
 
Partisinin teşkilatları, milletvekilleri, belediye başkanları ve  üyeleriyle kadim medeniyet davasının, tarihin ve kültürün takipçisi ve taşıyıcısı  olduğunu bildiren Erdoğan, "Maziden atiye kurmak için çalıştığımız köprünün  inşaacısı da müdafi de geliştiricisi de işte bu kadrodur. Böyle bir anlayışla  siyaset yapmak aynı zamanda bizlere çok büyük sorumluluk da yüklüyor." dedi.
 
Yükleri ne kadar ağır olursa olsun seferin de tahammülün de içlerinde  bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Unutmayan bir bilinçle davamıza sıkı sıkıya sarılmakta kararlıyız. AK  Parti saflarına katılan erkeğiyle, kadınıyla, genciyle, her kesimden her  anlayışta insanımızı işte bu büyük medeniyet davamıza ortak etmekle mükellefiz.  Bu kapıdan girmiş herkesin, özellikle kadın kardeşlerimizin ve gençlerimiz  ülkemize, dünyaya, hayata bakışıyla pratikleri konusunda olumlu yönde bir değişim  sağlamayı başarmış olmalıyız.
 
Şayet bunu temin edememişsek işimizi eksik yapıyoruz demektir.  Pusulası olmayan bir gemi, rotası olmayan bir uçak, istikameti belli olmayan  herhangi bir araç nasıl kaybolup giderse medeniyet davası olmayan bir toplum da  aynı akıbete mahkumdur. Türkiye'yi geçmişinden ve özünden kopartma gayretlerinin  amacı işte budur. Dünyadaki pek çok toplum gibi bizim de kimliksiz, kişiliksiz,  köksüz, hazan yaprakları gibi rüzgarın önünde sürüklenen bir millet haline  gelmemizi bekliyorlar ama buna fırsat vermeyeceğiz."
 
 
"FİTNE ODAKLARI BİZİ YILDIRMASIN"
 
Türkiye'nin hem bölgenin hem dünyadaki medeniyet davasının öncüsü  olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Bu konuda da kararlıyız, kararlılığımızı da sürdüreceğiz.  Kararlığımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Ne kadar güçlü eserse essin kendimizi bu  yıkıcı rüzgarın akışına bırakmayacağız. Çünkü Rabbimiz bize, 'Gevşemeyin,  hüzünlenmeyin. Eğer inanıyorsanız muhakkak üstünsünüz' buyuruyor. İnancından ve  imanından şüphe duymayan insanlar olarak hiçbir engelin bizi durduramayacağına  inanıyoruz. Yıkılmaz sanılan nice korku dağlarını bu anlayışla yerle yeksan  ettik, bugünlere öyle geldik. Aşılamaz sanılan nice korku deryalarını bu  anlayışla geride bıraktık. Bugün karşımızda duran her meseleye yine bu anlayışla  yaklaşıyor, üzerine üzerine gidiyoruz. Fitne odakları bizi yıldırmasın çünkü bu  fitne odaklarına karşı kardeşlik bağlarımızı, özellikle de 'Ancak inananlar  kardeştir' düsturuyla aşarak yolumuza devam edeceğiz."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm vatandaşları kucaklayabilecek bir medeniyet zenginliğine  sahip olunduğuna işaret ederek, "Daha önemlisi geniş bir coğrafyaya yayılmış  kardeşlerimiz ve soydaşlarımızla birlikte bu büyük medeniyet davasının küresel  temsilcisi olma sorumluluğunu üstlenmiş durumundayız. Bunu bizim söylememize  gerek yok, bunu zaten küresel dünyadaki bu kardeşlerimiz söylüyor." diye konuştu.
 
"DAVAMIZIN ZAFERE ULAŞACAĞI KONUSUNDA EN KÜÇÜK BİR ŞÜPHEMİZ YOK"
 
"Hedeflerimize ulaşmak üzere çıkacağımız yolculuk için sabahı  bekleyemeyiz." diyen Erdoğan, AK Parti'nin 17 yıllık iktidar döneminde en çok  ihmal edilen hususların eğitim ve kültür, yani medeniyet davasının iki büyük  taşıyıcısı olduğunu her fırsatta ifade ettiğini hatırlattı.
 
Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Dolayısıyla hemen şu an harekete geçmeliyiz çünkü zaten bir gecikme  söz konusu. Yeni neslin ufkunun genişliği, heyecanı, kendini geliştirme  kabiliyeti, azmi en büyük umut kaynağımızdır. Bize düşen, elimizdeki bu kıymeti  medeniyet değerlerimizle tesis ederek paha biçilemez bir hazine haline  dönüştürmektir. Hayatımızın hiçbir döneminde olduğu gibi bugün de davamızın  zafere ulaşacağı konusunda en küçük bir şüphemiz bulunmuyor. Milletimizin her bir  ferdini hiçbir ayrım, hiçbir farklılık, hiçbir hesap gütmeksizin bu büyük  mücadelede yanımızda yer almaya davet ediyorum. İnşallah 7. Büyük Kongremiz, bu  davetin bir zemini bir vesilesi olacaktır."
 
"BU ÜLKENİN İNŞALLAH YARINI DA OLACAĞIZ"
 
AK Parti'nin kapısının büyük medeniyet davasının heyecanını paylaşan  herkese sonuna kadar açık olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Her AK Parti'linin önünde  de görev alma, sorumluluk üstlenme, partisine, ülkesine ve davasına hizmet etme  konusunda tüm kapılar sonuna kadar açıktır. Birlik, beraberliğimiz kardeşliğimiz,  en büyük gücümüzdür. Adalet duygumuza, vicdanımıza, ahlakımıza, dirayetimize,  ülkemize, hizmet aşkımıza sahip çıktığımız sürece hiç kimse milletimizle aramıza  giremez." ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi başka türlü dize getiremeyeceklerini görenlerin  tüm güçleriyle AK Parti'nin üzerine yüklendiğini belirterek, sözlerini şöyle  sürdürdü:
 
"Partimize yönelik saldırıların sebebi şahsım veya tek tek  şahıslarımızın değil, temsil ettiğimiz davanın en büyük tehdit olarak  görülmesindendir. Şahıslar gelip geçer ama bu dava ilanihaye bakidir. Bu kadro  tek yürek, tek bilek olduğu müddetçe ne dışarıdan ne içeriden hiçbir güç bizi  hedeflerimize doğru yürümekten alıkoyamaz. Biz bu ülkenin dünüydük, biz bu  ülkenin bugünüyüz. Biz bu ülkenin inşallah yarını da olacağız."
 
AK Parti'nin kurulduğu günden ve iktidara geldiği 2002'nin Kasım  ayından bu yana her alanda Türkiye'yi geliştirmenin, kalkındırmanın, ileriye  götürmenin çabası içerisinde olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Bu çerçevede eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaşımdan  enerjiye, tarımdan sanayiye, sosyal güvenlikten çevreye kadar her alanda tarihi  reformları hayata geçirdik. Her fırsatta bilhassa da şehirlerimizi ziyaretlerimde  bu hizmetleri özetle de olsa teker teker anlatmaya özen gösteriyorum. Bizim en  büyük referansımız 17 yılda ülkemize kazandığımız hizmetler ve yatırımlardır.  Ülkemizin 81 vilayetinin her birinin altyapı ve üst yapısını adeta yeni baştan  inşa ederken demokrasi ve hukukun üstünlüğünü güçlendirdik."
 
"BU İŞ BİTMİŞTİR"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların yanında Türk siyasi tarihinin en büyük yönetim  reformunu yaparak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni ülkeye kazandırdıklarını  söyledi.
 
Türkiye tarihinde ilk defa bu denli kapsamlı bir değişimin tamamen  demokratik yöntemlerle ve milletin desteğiyle gerçekleştirdiğine işaret eden  Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Birinci yılını geride bıraktığımız Cumhurbaşkanlığı Hükümet  Sistemi'nin çok uzun yıllar boyunca ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacağına  inanıyorum. Bu vesileyle son günlerde yaşanan anlamsız bir tartışmaya da burada  son noktayı koymak istiyorum. Cumhurbaşkanının seçilme oranının yüzde 50'den  yüzde 40'a düşürülmesiyle ilgili ne düşüncemiz ne niyetimiz ne planımız ne de  çabamız söz konusudur. Bu tür atıfta bulunanlar aynaya baksınlar. Biz bir şeyi  kayda geçirdiğimiz zaman o iş bitmiştir. Biz öyle bir akitleştik ki öyle bir  vahitleştik ki bizim bu vaadimiz kayda girmiştir. Bu bir borç gibidir. Kime,  millete. Yüzde 50 seçilme yeterliliği yeni sistemin adeta omurgasıdır. Ve bu iş  bitmiştir."
 
"CHP BURADAN KENDİNE BİR ŞEY ÇIKARMAYA GAYRET EDİYOR"
 
"Türkiye'de bir daha hiç kimsenin küçük bir azınlığa veya vesayete  dayanarak millete zulum etmemesi için bu oranı korumanın gerekli olduğuna  inanıyoruz." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşlerini paylaştı:
 
"CHP buradan kendine bir şey çıkarmaya gayret ediyor. Sana buradan bir  şey çıkmaz. Buradan sana kemik de düşmez. Milletin talep ve tercihlerinin ülke  yönetimine en güçlü şekilde yansımasının yolu cumhurbaşkanının seçmenlerin  yarıdan fazlasının bir oyu ile seçilmesinden geçiyor. Bu yapıldı mı? Yapıldı. Bu  iş bitmiştir. Hala burada farklı tasarruflarda bulunmanın gayretine girenler çok  yanlış bir yoldadır. Cumhurbaşkanı seçilmek için yüzde 50 sınırının konulması  rastgele tercih değildir. Gayet bilinçli ve vazgeçilmez bir kriterdir. Bu  tartışmayı bir daha açılmamak üzere kapatıyoruz."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan,  yeni sistemin ilk bir yıllık uygulamaları ışığında  eksikliklerin ve aksaklıkların belirlenmesine yönelik kapsamlı çalışmanın  yapıldığını belirterek, "Bu çalışma yaşanan sorunların tamamının sistemden değil  uygulamadan kaynaklandığını gösteriyor. Eğer eleştirileriniz varsa, bazı  eksiklikler tespit ediyorsanız bunu bizim ilgili mercilerimize Parlamentoda  grubumuza, Cumhurbaşkanlığında Cumhurbaşkanı Yardımcılığına bildirirsiniz. Ve biz  de bunun değerlendirmesini yapar, bunlardan kaçınmayız ve bu tür eksikliklerini  de gideririz. Olay bu kadar basittir." değerlendirmesini yaptı.
 
"EKSİKLİKLERİ GİDEREREK DAHA GÜÇLÜ YOLUMUZA DEVAM EDERİZ"
 
"Çünkü bu devlet bizimdir, bu ülke bizimdir. Bu eksiklikleri gidermek  suretiyle daha da güçlü olarak yolumuza devam ederiz." diyen Erdoğan sözlerine  şöyle devam etti:
 
"Tabii alışkanlıkları değiştirmek kolay olmuyor. Eski sistemin  refleksleriyle yeni sistemin işletilmeye çalışılması kaçınılmaz olarak birtakım  sıkıntılara yol açıyor. Bunu da zamanla aşacağımızdan şüphe  duymuyorum.Cumhurbaşkanı Yardımcımız tarafından yürütülen bu çalışmaların  sonuçlarını ilk fırsatta kamuoyu ile paylaşacağız."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan tamamlanan çalışmanın sadece sorun tespiti yapmakla  kalmadığını aynı zamanda çözüm yollarını da içerdiğini vurguladı.
 
Bu tekliflerin de en kısa sürede hayata geçirileceğini belirten  Erdoğan, "Gelecek nesillere bırakacağımız en önemli miraslardan birinin de  Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olduğuna yürekte inanıyorum." dedi.
 
"AMACIMIZ YARGI REFORMUNUN EN GENİŞ UZLAŞMA İLE GEÇMESİ"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'nin yeni yasama dönemine başladığını hatırlatarak, yeni  yasama döneminde Meclisten en büyük beklentilerden birinin, yargı reformu  çerçevesinde hazırlanan kanun tekliflerinin sonuçlandırılması olduğunu vurguladı.
 
Yargı reformu strateji belgesindeki taahhütler doğrultusunda  hazırlanan ilk paketin tüm siyasi partilerin değerlendirilmesine sunulduğunu  ifade eden Erdoğan "Amacımız böylesine önemli bir konunun komisyonlardan ve Genel  Kuruldan mümkün olan en geniş uzlaşmayla geçmesidir. Böylece milletimizin adalet  ve hukukun işleyişinde etkinliğin sağlanması beklentisine en tatminkar cevabı  verebileceğimize inanıyorum. Şimdi reform belgesi çerçevesindeki ikinci paketin  hazırlıkları yapılıyor." diye konuştu.
 
"ZORUNLU SULH YOLU İÇİN MÜSTAKİL BİR DÜZENLEME ÖNGÜRÜLÜYOR"
 
Reform paketinin detayları konusunda da Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları  anlattı:
 
"Bu kapsamda idarelerin taraf olduğu bazı uyuşmazlıklarla ilgili  zorunlu sulh yolu için müstakil bir düzenleme öngörülüyor. Bu şekilde bazı  uyuşmazlıkların daha mahkemeye gitmeden sulh yoluyla çözülmesi hedefleniyor.  Tüketici  mahkemelerinde açılan davalar da zorunlu arabuluculuk kapsamına  alınıyor. Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen ve gerçekten yürekleri dağlayan  görüntülere yol açan çocukların anne babaya tesliminin icra ve iflas sisteminin  dışına çıkartılması konusu da ikinci pakette yer alıyor."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ikinci pakette yer alan bir başka hususun noterlik kurumunun  daha etkin hale getirilmesi olduğuna işaret ederek, "Noter yardımcılığı ihdası,  noter ve noter yardımcılığı için sınav getirilmesi, bazı çekişmesiz yargı  işlemlerinin noterlikte yürütülmesi gibi hususlar da bu başlık altında  değerlendirilecektir." diye konuştu.
 
 
"BU PAKETİN UZLAŞMAYLA MECLİSİMİZDEN GEÇMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM"
 
İkinci yargı reformu paketine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yoksulluk  nafakasıyla ilgili tartışmaları sona erdirmeye yönelik düzenlemenin, ikinci  pakette yer alacak başlıklardan biri olduğunu söyledi.
 
Bir diğer başlığın da hukuk yargılamalarının daha etkin ve verimli bir  şekilde yürütülmesini sağlamak üzere teşvik edilen sorunların çözümü olduğunu  dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"İkinci paketin en önemli başlıklarından biri de denetimli serbestlik  şartları ve süresinin yeniden belirlenmesidir. Denetimli serbestliğin maktu  yerine orantılı uygulamasını esas alan bir düzenleme, özel infaz usullerinin  kapsamını da genişletiyor. Böylece infazın ıslah amacına uygun olarak  gerçekleştirilmesi yönünde ilerleme kaydedilmesi hedefleniyor. Ana başlıklarıyla  bu şekilde ifade edeceğimiz ikinci yargı paketini de tüm siyasi partilerimizin  değerlendirmesine sunacağız. Bu paketin de uzlaşmayla Meclisimizden geçmesini  temenni ediyorum.
 
Yargı reformuyla amacımız milletimizin adalet beklentisine cevap  vermektir, hukukun işleyişine ilişkin tereddütleri ortadan kaldırmaktır. Bu yönde  katedeceğimiz her mesele ülke olarak geleceğimize daha güvenle bakmamıza katkı  sağlayacaktır."
 
"SORUNLU BİR ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ"
 
Türkiye'nin dış politikada geniş bir ilgi alanına sahip olduğunu, bu  durumun, medeniyet ve tarihi geçmişinin zenginliğinden kaynaklandığını belirten  Erdoğan, BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmanın, bu zenginliğin bir ifadesi  olduğuna dikkati çekti.
 
Bu gerçeği bilmeyen veya görmezden gelenlerin, Türkiye'nin dış  politika önceliklerini eleştirirken aslında cehaletlerini ve sığlıklarını  gösterdiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Hatta bunların arasında bekamızla doğrudan ilgili en kritik noktada  dahi ülkemizin cari politikalarının tam zıttı yönünde girişimde bulunanlar  çıkabiliyor. Türkiye, kendi iddiasıyla bu ülkenin en eski partisinin, siyaset  üretemediği için iradesini terör örgütlerinin güdümündeki yapılara teslim  edişinin trajik hikayesini seyrediyor. Bu parti, ülkemize sığınan Suriyeli  mültecilere karşı bir nefret politikasının en başta gelen aktörlerindendir. Akşam  başka, sabah başka ifadelerle de kendini kotarmaya çalışıyor. Üstelik bunların  terör örgütünün işgal ettiği yerlerdeki demografiyi değiştirme başta olmak üzere  insanlık suçlarına karşı hiçbir itirazlarını da duymadık. Buna karşılık  Türkiye'nin, Suriyelileri evlerine kavuşturmayı amaçlayan adımlarına da şiddetle  karşı çıkarak, rejimle ve terör örgütleriyle aynı çizgiye gelmekten  çekinmiyorlar. Evleri, köyleri, kasabaları yerle yeksan edilmiş, çalışacak işleri  kalmamış mazlumların iskanı ile ilgili projemizden rahatsız oldukları  anlaşılıyor. Lafa gelince Suriye'nin toprak bütünlüğünden ve siyasi birliğinden  söz edenlerin, fiiliyatta ise tek dertleri zalim rejimin ve bölücü terör  örgütünün borazanlığını yapmaktan ibarettir. İşte böyle sorunlu bir zihniyetle  karşı karşıyayız."
 
Demografik yapının değiştirilmesinin bir insanlık suçu olduğuna işaret  eden Erdoğan, Suriye'de milyonlarca Arap, Kürt, Türkmen, Süryani, Yezidi ve  Keldani'nin yaşadıkları yerlerden kopartılıp, Türkiye başta olmak üzere ülke  dışına sürülerek, çok büyük bir insanlık suçu işlendiğinin altını çizdi.
 
"Sadece rejim bölgesine değil bölücü terör örgütünün işgali altındaki  yerlere kimse dönmüyorsa bunun bir sebebi var." ifadesini kullanan Erdoğan,  insanların, terör örgütünün tahakkümü altında canlarını, mallarını, ırzlarını ve  geleceklerini güvenlik altında görmediklerini, Suriye Kürtleri'nden 100  binlercesinin de aynı sebeple hala Türkiye'de yaşamaya devam ettiğini kaydetti.
 
 
"PLANLARIMIZ HAZIR"
 
Türkiye'nin güvenli bölge politikasının, Suriye halkının kendi  evlerine dönüşü konusundaki en makul ve insani yol olduğunu vurgulayan Erdoğan,  bu gerçeği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı bölgelerinde bizzat yaşayarak  gördüklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, oldukça küçük sayılabilecek bu  bölgelere bile 360 bin Suriyeli'nin geri dönerek yerleştiğini belirterek,  "Amacımız, Fırat'ın doğusunu da altını çiziyorum barış pınarlarıyla sulamaktır.  Bu bölgede, 1 milyonu yeni inşa edeceğimiz yerlerde, 1 milyonu da mevcut  yerleşimlerde olmak üzere 2 milyon kişiyi iskan etmeyi planlıyoruz. Planlarımız  hazır, projelerimiz hazır. Bunu BM Genel Kurulu'nda, ikili yaptığımız  görüşmelerde devlet başkanlarına, başbakanlarına hepsine bunların kitapçıklarını  teslim ettim." dedi.
 
"HAREKATI YAPMAYA VE BAŞARIYA ULAŞTIRMAYA MECBURUZ"
 
Türkiye'nin, sınırları dibindeki terör oluşumlarına asla göz  yummayacağını sayısız defa müttefikleri başta olmak üzere tüm dünyaya ilan  ettiğini ancak sürekli oyalanmaya çalışıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı  Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Biz de kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye karar verdik. İki ayrı  harekatla toplam 4 bin kilometrekarelik bir alanı terör örgütlerinden temizledik.  Fırat'ın doğusuyla ilgili de muhataplarımıza her türlü ikazı yaptık. Yeteri kadar  da sabırla davrandık. Kara devriyesiymiş, hava devriyesiymiş bütün bunların  hikaye olduğunu görüyoruz. Müttefiklerimize sorumuz gayet açıktır, siz SDG adıyla  gözlerden kaçırmaya çalıştığınız PKK/YPG'yi terör örgütü olarak tanıyor musunuz,  tanımıyor musunuz? Bunu açıklayın. Bu yönde bir beyan duymadığımız gibi bazı  Amerikalı yetkililer alenen PKK, YPG'nin birlikte çalıştıkları bir yapı olduğunu  da söylüyorlar. Öyleyse sözün bittiği yerdeyiz. Evet ülkemizi terör örgütünden  uzak tutmak için sürekli yüzümüze gülen, sürekli diplomatik söz oyunlarıyla  kendilerince oyalayanlara diyoruz ki 'artık söz bitti.' Bir taraftan Irak  tarafından 30 bin civarında tırı Suriye'ye sokacaksınız; silah, mühimmat, araç  gereç yüklü ve bunları bu terör örgütlerine teslim edeceksiniz ondan sonra da  'biz sizinle stratejik ortağız diyeceksiniz.' Kusura bakmayın bunu yutmayız.
 
Hazırlıklarımızı yaptık, harekat planlarımızı tamamladık. Gereken  talimatları verdirttim. Kararı verilen ve süreci başlamış olan barış pınarlarının  önünü açma vakti belki bugün, belki yarın denebilecek kadar yakındır. Hem karadan  hem havadan bu harekatı yürüteceğiz. Suriye tarafındaki kardeşlerimizin de tüm  güçleriyle bizim yanımızda yer alacağından şüphemiz yoktur. Hem kendi  güvenliğimiz hem ülkemizdeki Suriyeli kardeşlerimizin bir an önce evlerine  dönebilmeleri için bu harekatı yapmaya ve başarıya ulaştırmaya mecburuz. Şayet  bugün bu adımı atmazsak yarın karşımıza çok daha büyük sıkıntıların çıkacağı gün  gibi aşikardır. Tehlikenin kapımıza dayanmasını beklemeyecek, sorunu kaynağında  çözeceğiz. Hiç kimsenin bunun için Türkiye'yi suçlamaya hakkı yoktur. Avrupa ve  Arap ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyayı bu ulvi mücadelesinde Türkiye'ye  destek olmaya davet ediyorum."
 
 
"EKONOMİK REFORMLARLA ÜLKEMİZİN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİRDİK"
 
Eğitim, Sağlık, Tarım, Sanayi, Enerji ve Sosyal Güvenlik başlıklarını,  Türkiye'nin geleceğini ve güvenliğini ilgilendiren stratejik alanlar olarak  gördüklerini belirten Erdoğan, ekonominin en başta gelen konu olduğunu söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ekonomi alanında 17 yıl öncesinden çok farklı bir  konumda ve yerde olduğunu ifade ederek, "Hayata geçirdiğimiz ekonomik reformlarla  ülkemizin çehresini değiştirdik. Sadece rakamlara baktığımızda dahi, Türkiye'nin  2000'ler öncesiyle mukayese edilemeyecek bir büyüklüğe, bir güce, bir üretim  kapasitesine kavuştuğu anlaşılıyor." diye konuştu.
 
Güçlü büyüme performansı, sağlam kamu maliyesi ve küresel krizlere  karşı dirençli yapısıyla Türkiye'nin daha önce benzer şartlara sahip olduğu  devletlerden pozitif yönde ayrıştığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Son yıllarda küresel çaplı spekülatif saldırıların odağında yer  almamıza rağmen bu güçlü konumumuzu korumayı başardık. Dünya; bölgesel  istikrarsızlıkların, göçlerin, ticaret savaşlarının, Avrupa Birliği'ndeki  "Brexit" kaynaklı belirsizliğin arttığı bir süreçten geçiyor. Bu şartlar altında  Türkiye, kazanımlarını korumakla kalmamış, cari açık gibi müzmin bir sorunu da  çözebilme başarısı göstermiştir. Bugün Türkiye, son dönemde aldığımız tedbirler  sayesinde küresel ticaret savaşlarının ve finansal piyasalardaki dalgalanmaların  etkilerine en hazırlıklı ülkelerin başında geliyor."
 
"CARİ DENGEDEKİ AÇIK SORUNUNU BİR DAHA GERİ GELMEMEK ÜZERE KAPATMIŞ OLUYORUZ"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni ekonomi programıyla orta ve uzun vadede sürdürülebilir  ve dengeli bir büyümeyi sağlama yolunda kararlılıkla ilerlendiğini belirterek,  "Kısa vadedeki gelişmelerin büyüme oranımızla ilgili ortaya çıkardığı  tereddütler, içeride ve dışarıda önemli düzeyde gerilemiştir. Nitekim son  günlerde her platformda, ülkemizin bu yılı pozitif büyümeyle kapatacağı,  önümüzdeki yıllarda da hedeflerine ulaşabileceği yönünde ardı ardına  değerlendirmeler yayınlanıyor." diye konuştu.
 
Uygulanan programın en büyük kazanımının, cari dengede elde edildiğini  vurgulayan Erdoğan, "Cumhuriyet tarihinin tüm rekorlarını kırarak temmuz ayı  itibarıyla cari hesapta yıllık 4,4 milyar dolar fazla veren bir ekonomik yapıya  kavuştuk." ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracat ve turizmde elde edilen istikrarlı yükselişi devam  ettirmekte kararlı olduklarının altını çizerek, şunları kaydetti:
 
"Göreve geldiğimizde Türkiye'nin ihracatı 36 milyar dolardı ama şu  anda 170 milyar dolara ulaştık. Turizmde bir zamanlar bildiğiniz gibi Türkiye'ye  gelenler, göreve geldiğimizde 11-12 milyon gibiydi ama şimdi bu rakamda 50  milyona ulaşmış vaziyette ve inşallah bunu da aşacağız. Bir çekim alanı, dünyanın  en önemli destinasyonlarından biri haline geldik. Bunlar durup dururken olmadı.  Bütün karalamalara rağmen Türkiye'yi listenin dışına atmalarına rağmen bunları  başardık. Yapısal reformların da desteğiyle cari dengedeki açık sorununu inşallah  bir daha geri gelmemek üzere kapatmış oluyoruz."
 
"FAİZ SEBEPTİR, ENFLASYON NETİCEDİR"
 
Ekonomide sağlanan istikrar sayesinde enflasyonu yeniden tek haneli  rakamlara indirmeyi başardıklarını belirten Erdoğan, "Göreve geldiğimizde faiz  Türkiye'de yüzde 63'tü. Enflasyon o zaman yüzde 30'du. Faizi indirdikçe enflasyon  da indi ve 4,2'ye kadar indi. 7 küsur de o zaman faizdi. Neyi patlattılar?  Hatırlayın, Gezi olaylarını patlattılar. Niye? Çünkü Türkiye'nin bir yerden önünü  kesmeleri gerekiyordu. O işin başını çekenler şu anda hesap veriyorlar."  ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi Parkı eylemleri sürecinde faizin ve enflasyonun  tırmanışa geçtiğini hatırlatarak, "Şimdi ise yeniden hamdolsun faiz indirilmek  suretiyle enflasyonun da indiğini görüyoruz. Farklı etkenler de tabii ki bu arada  yok değil ama bu işin ana belirleyeni biliniz ki faizdir ve faiz de enflasyonun  ana tetikleyicisidir. İddia ile söylüyorum, faiz sebeptir, enflasyon neticedir."  diye konuştu.
 
 
"FAİZ ORANLARI DAHA DA GERİLEYECEKTİR"
 
Faiz konusunda dünyadaki diğer ülkelere bakılması gerektiğinin altını  çizen Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Şu anda Japonya'da, Amerika'da, Avrupa'da faiz nedir? Bunların  hepsinde eksi faiz var, 1,5-2 faiz var. Avrupa'ya geliyorsun aynı şekilde 1,5-2,5  arası. İsrail eksi faizle hareket ediyor. Bize ne oluyor da 40 veya bu civarda  faizle hareket ediyoruz. Faizin bizim medeniyetimizin çerçevesi içerisindeki yeri  de bellidir. O bütün pisliklerin başıdır. O sömürünün en önemli aracıdır. O  emperyal mantığın en önemli aracıdır. Biz buna kendimizi kaptırmayacağız. Eğer  biz bir üretim ekonomisi düşünüyorsak, bir yatırımcı anlayışı düşünüyorsak  üretimde de yatırımda da rekabette de istihdamda da finans sektörünün girişimciyi  desteklemesi lazım. Bu yüzde 40, yüzde 50, yüzde 63 faizlerle olmaz."
 
Türkiye'nin risk primi ve faiz maliyetleri düşerken İmalat Sanayi  Satınalma Yöneticileri Endeksi'nin eşik değer sayılan yüzde 50'nin üzerine  çıktığına işaret eden Erdoğan, "Merkez Bankasının yerinde ve doğru  müdahaleleriyle faiz oranları makul seviyelere gerilemiştir, daha da  gerileyecektir." ifadesini kullandı.
 
"ENFLASYONU YÜZDE 5'İN, İŞSİZLİĞİ YÜZDE 10'UN ALTINA İNDİRECEĞİZ"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bankacılık sektörünün ekonomiye desteğini güçlendirmek için  sorunlu kredilerle ilgili reform niteliğinde adımlar atıldığını belirterek,  "Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıkladığımız 2020 ve 2022 dönemine ilişkin  ekonomi programında, bu sürecin yol haritasını, Hazine ve Maliye Bakanımız ortaya  koydu. Bu programla milletimize üretimi, verimliliği, büyümeyi ve adaletli  paylaşımı esas alan bir ekonomi yönetimi vadediyoruz." dedi.
 
Yüksek katma değerlerin üretimini teşvik edeceklerini vurgulayan  Erdoğan, "Sadece ekonomimizin değil geleneksel toplum yapımızın da belkemiği  olarak gördüğümüz KOBİ'leri, finanstan pazara erişime kadar her alanda güçlü  şekilde destekleyeceğiz. Hedefimiz, önümüzdeki yıllarda büyümeyi yüzde 5 ve daha  üzerine çıkarmaktır. Program dönemi sonunda enflasyonu yüzde 5'in, işsizliği de yüzde 10'un altına indirmiş olacağız." şeklinde konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların borsaya ve sermaye piyasalarına ilgisini  arttıracak düzenlemeler yapıldığına işaret ederek, "Vatandaşlarımızdan,  birikimlerini yabancı para yerine Türk lirası bazlı finansal ürünlerde  değerlendirmelerini özellikle istirham ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.
 
"KAYNAKLARIN VERİMLİ KULLANIMI VE TASARRUF TEMELLİ BÜTÇE YÖNETİMİNDE KARARLIYIZ"
 
Mali disiplinin, AK Parti hükümetlerinin asla vazgeçmediği bir prensip  olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Kaynakların verimli kullanımı ve tasarruf temelli bütçe yönetiminde  kararlıyız. Bütçe açığının milli gelire oranını kesinlikle yüzde 3'ün altında  tutacağız. Avrupa Birliği tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire  oranını yüzde 72'den, yüzde 30 seviyesine düşürmüştük. Yıl sonu itibarıyla bu  oranın yüzde 33'ün altında gerçekleşeceği anlaşılıyor. Maastricht kriterlerinde  bu oran yüzde 60'tır. Bizde ise şu anda tahminler yüzde 33 veya altı. Türkiye  olarak yaşadığımız onca sıkıntıya rağmen hamdolsun bu konuda da telafi  edilemeyecek bir hasar almadık."
 
Erdoğan, 11. Kalkınma Planı sayesinde güçlü, dengeli ve sürdürülebilir  bir büyüme yoluyla Türkiye'nin üst gelir grubuna çıkabileceği bir vizyonun ortaya  koyulduğunu belirterek, "Seçimsiz geçecek önümüzdeki 4 yılda, ekonomideki yol  haritamızı hassasiyetle takip edecek ve 2023 hedeflerimize ulaşacağız."  ifadelerini kullandı.
 
"517 YERLEŞİM MERKEZİNİ DOĞAL GAZA KAVUŞTURDUK"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümete geldiklerinde doğal gazı tüm şehirlere ulaştırma  sözü verdiklerini hatırlatarak, "Bu sözümüzü tuttuk ve 2018 yılı sonu itibarıyla  81 şehrimizin tamamına doğal gazı ulaştırdık. Bu güvenli ve çevreye saygılı  enerji kaynağının ilçe ve belde merkezlerine yaygınlaştırılması için çalışıyoruz.  Bugüne kadar 517 yerleşim merkezini doğal gaza kavuşturduk. Yıl sonu hedefimiz bu  sayıyı 550 yerleşim merkezine çıkarmaktır." diye konuştu.
 
Yerli kaynaklardan elektrik üretim oranının yüze 65 seviyesine  çıktığını belirten Erdoğan, "Böylece yılda 1,5 milyar doları yurt dışına  ödemekten kurtulduk. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki  payı da yüzde 48,5 düzeyine ulaştı." ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl rüzgar enerjisinde önemli bir yarışma  gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, 4 bölgede belirledikleri bin megavatlık  kapasite için yerli ve yabancı pek çok enerji şirketinin başvuruda bulunduğunu  vurguladı.
 
Böylece Türkiye'ye önemli bir enerji yatırımı kazandırdıklarını  kaydeden Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yenilenebilir enerji  kaynaklarıyla ilgili yeni yarışmalar için çalışmalarını sürdürdüğünü aktardı.
 
DOĞU AKDENİZ'DEKİ SONDAJ ÇALIŞMALARI
 
Doğu Akdeniz'deki sondaj çalışmalarının aralıksız sürdürüldüğünü  vurgulayan Erdoğan, "Fatih sondaj gemisi yürüttüğü çalışmalarda 4 bin metrenin  altına indi. Biraz daha inmesi gerekiyor, bu da olacak. Bu yıl envanterimize  eklediğimiz Yavuz sondaj gemisini de Karpaz'daki görevinin ardından Güzelyurt-1  kuyusuna uğurladık. MTA Oruç Reis gemisi, Antalya açıklarında yaptığı sismik  faaliyetlerin yüzde 30'luk kısmını tamamladı." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, karada da petrol ve doğal gaz çalışmalarının yoğun şekilde  devam ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
 
"Biliyorsunuz artık bizim bu sismik araştırmada 2 gemimiz var. 2 tane  de sondaj gemimiz var. Bu sondaja belki 1 tane de bu ara ilave olacak ve  kendimize ait 3 sondaj gemimizle artık dünyadan kiralama gibi bir sıkıntıya  girmeyeceğiz. Türkiye Petrolleri, yurt içi petrol üretiminde 50 bin varili  geçerek son 20 yılın rekorunu kırdı. Diyarbakır'da ilk defa hidrolik çatlatma  yöntemiyle ticari petrol üretimine başladık. Bu tekniği daha da yaygınlaştırarak  yeni kuyular açmaya devam edeceğiz. Trakya'da bu yılın başlarında toplam doğal  gaz rezervimizi iki katına çıkaran yeni sahalar keşfettik, yaklaşık 3 milyar  metreküp rezerve sahip bu sahalar 300 bin hanenin 10 yıllık gaz ihtiyacını  karşılayacaktır."
 
Buradan elde edecekleri doğal gazın, cari işlemler dengesine 5 milyar  lira düzeyinde katkı yapacağını dile getiren Erdoğan, "Bu tür çalışmalarda  bulunan miktarın küçük veya büyük olmasından daha önemlisi rezervlerin  üretilebilir hale gelmesi ve ülke ekonomisine kazandırılmasıdır." dedi.
 
TÜRKAKIM PROJESİ
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TürkAkım'ın denizin altından geçen kısmının geçen yıl  tamamlandığını hatırlatarak, bu sene sonuna doğru TürkAkım'dan ilk gaz akışını  Rusya'dan gerçekleştireceklerini söyledi.
 
Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nın (TANAP) ikinci bölümü olan  Eskişehir, Edirne kısmının tamamlandığını ve yakında devreye alınacağını belirten  Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
 
"Bor cevherinin ileri teknoloji ile işlenmesi için yeni bir projeyi  hayata geçiriyoruz. Balıkesir'e temelini atacağımız fabrika ile özellikle taktik  araçlar, helikopterler, uçaklar, hafif zırhlı araçlar ve personel koruyucu  yeleklerde bor karbürünü Türkiye'de üreteceğiz.
 
Tuz Gölü doğal gaz depolama tesisinin 5,4 milyar metreküplük toplam  kapasitesinin tamamlanmasını sağlayacak son bölümün temelini bu yıl attık.  Halihazırda 600 milyon standart metreküp depolama kapasitemizin yüzde 100'ü  doludur. 2021 yılında bu kapasiteyi 2 katına çıkartıyoruz. Bu yıl temelini  attığımız bölümün 2023'te devreye girmesiyle de tuz yapılarında dünyanın en büyük  depolama tesisine sahip olacağız."
 
TARIM VE GIDA
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecekte gıdayı kontrol edenin dünyayı da kontrol edeceği  gerçeğinin her geçen gün netleştiğine işaret ederek, şöyle konuştu:
 
"Dünyada mevcut 13 milyar hektar toprak alanının sadece 5 milyar  hektarı tarım toprağıdır. Bunun da sadece 1,5 milyar hektarlık alanında tarım  yapılmaktadır. Ülkemizde ise 24 milyon hektarda tarım yapılıyor ve 14,6 milyon  hektar mera olarak kullanılıyor. 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyarı, ülkemiz  nüfusunun ise 100 milyonu geçeceği öngörülüyor. Şehirleşmenin artması, küresel  ısınma, toprağın yanlış kullanımı, çölleşme, erozyon gibi gelişmeler tarıma  elverişli arazileri tehdit ediyor. Bunun için üretim potansiyeli yüksek 65  ilimizde 7 milyon hektara karşılık gelen 265 ovayı tarımsal sit alanı olarak ilan  ederek koruma altına aldık."
 
"17 YILDA ÇİFTÇİLERİMİZE 134,5 MİLYAR LİRALIK DESTEK"
 
Türkiye'nin 2005'ten beri tarımsal hasılada dünya ve Avrupa'da lider  ülke konumunda olduğunun altını çizen Erdoğan, "Tarımsal gelirimizi 37 milyar  liradan 217 milyar liraya çıkardık. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımızı 4 milyar  dolardan 17,7 milyar dolara yükselttik. Bugün Türkiye, 195 ülkeye, bin 690 çeşit  tarımsal ürün ihraç ediyor." dedi.
 
Erdoğan, tarım destek ödemelerini 1,8 milyar liradan bu yıl itibarıyla  17 milyar liraya ulaştırdıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Ana muhalefetin başındaki zat, 'çiftçiyi ihmal ettiğimiz, çiftçiye en  ufak bir destek vermediğimiz' yalanını ikide bir tekrarlıyor. Onun kulağı vardır  ama duymaz. Son 17 yılda çiftçilerimize 134,5 milyar lira destek ödemesi yaptık.  Sadece mazot desteği olarak çiftçilerimize geçtiğimiz yıl 2,4 milyar lira ödedik.  Hayvancılığı da öncelikli sektör olarak ele aldık. Son 17 yılda hayvancılığa  yaklaşık 33 milyar lira destek verdik. Ne diyor? 'Çiftçilerimize en ufak bir  destek yok' diyor. Bunların hepsi resmi rakamlar. Senin söylediğin gibi şuradan  buradan uydurma rakamlar değil."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyükbaş hayvan sayısını 9,9 milyondan 18,2 milyona, küçükbaş  hayvan sayısını da 32 milyondan 49,8 milyona ulaştırdıklarını söyledi.
 
Kırmızı et üretiminin 421 bin tondan 1,1 milyon tona, beyaz et  üretiminin 696 bin tondan 2,2 milyon tona yükseltildiğini aktaran Erdoğan, süt  üretiminin ise 8,4 milyon tondan 22,1 milyon tona çıkartıldığını bildirdi.
 
Erdoğan, "Ben resmi rakamları veriyorum ama ana muhalefet bunların  neresinde anlamak mümkün değil." değerlendirmesinde bulundu.
 
"ÜRETİCİNİN YANINDA OLDUK, OLMAYA DA DEVAM EDECEĞİZ"
 
Süt Konseyi'nin sütün referans litre fiyatını 2,3 liraya çıkardığını  hatırlatan Erdoğan, daima üreticinin yanında olduklarını ve olmaya da devam  edeceklerini söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019'da fındık, hububat ve bakliyat olmak üzere 13 üründe  hasattan önce fiyatların açıklandığını, verimli bir alım kampanyasının  yürütüldüğünü belirtti.
 
Toprak Mahsulleri Ofisi kanalıyla üreticilerden 4 milyar liralık ürün  alınarak piyasa fiyatlarının üretici aleyhine düşmesine engel olunduğunu  vurgulayan Erdoğan, toprakların bereketinin artırılması amacıyla yürütülen sulama  altyapı faaliyetleri için 206 milyar lira yatırım yapıldığını, 7 bin 927 tesisin  hizmete açıldığını anlattı.
 
Taşkın koruma amacıyla da 4 bin 856 tesisin tamamlandığını, yaklaşık  305 bin hektar arazinin, 4 bin 774 yerleşim yerinin emniyete alındığını ifade  eden Erdoğan, denizlere, göllere, barajlara erozyonla taşınan toprak miktarının  düşürülmesine yönelik çalışmalara da değindi.
 
Türkiye'nin orman varlığını artıran nadir ülkelerden olduğunu kaydeden  Erdoğan, yaklaşık 21 milyon hektar olan orman alanının 22,7 milyon hektara  çıkartıldığını, kurulan erken uyarı sistemiyle yangınlara hızla müdahale  edildiğini, yanan alan miktarını geçmiş yıllar ortalamasının dörtte birine  indirildiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilde 11 milyon fidan  dikiminin de planlandığını bildirdi.
 
Demokraside ve ekonomide ilerlemeye devam edildikçe yeni sorunların,  fırsatların, imkanların çıkacağına işaret eden Erdoğan, 17 yıldır AK Parti'nin  sorunları çözüp fırsatları değerlendirerek, imkanları genişleterek Türkiye'yi  bugünlere taşıdığını vurguladı.
 
Aynı anlayışla, kararlılıkla, yeni yöntemler, araçlar ve politikalar  geliştirerek yollarına devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan, "Vatandaşlarımız  şundan emin olsun, Türkiye'de bugüne kadar ne yapıldıysa AK Parti yaptı. Bundan  sonra da ne yapılacaksa AK Parti yapacaktır." ifadesini kullandı.
 
Millete bugüne kadar AK Parti'ye güvendiği, her mücadelede yanlarından  olduğu için teşekkür eden Erdoğan, aynı inanç ve kararlılıkla mücadeleye devam  edeceklerini belirterek, toplantının hayırlara vesile olmasını temenni etti.
 
TOPLANTIDAN NOTLAR
 
Toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, bakanlar, AK Parti  Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyeleri, Merkez Disiplin Kurulu üyeleri,  Genel Merkez Parti İçi Demokrasi Hakem Kurulu üyeleri, Siyasi Erdem ve Etik  Kurulu üyeleri, Kurucular Kurulu üyeleri, milletvekilleri, Genel Merkez Kadın ve  Gençlik Kolları MKYK üyeleri, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, eski TBMM  başkanları ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeleri Köksal Toptan,  Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin ile İletişim Başkanı Fahrettin Altun  katıldı.
 
Açılış konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay,  Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ilgili sunum yapacak. Adalet Bakanı  Abdulhamit Gül, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt  Çavuşoğlu da birer sunum gerçekleştirecek.
 
Bu arada, katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın  Birleşmiş Milletler 74. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayı içeren kitapçık ve CD  dağıtıldı.