Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı'nı bitirecek tek şartı açıkladı

AA |  16 Ekim 2019 Çarşamba - 12:10 | Son Güncelleme : 16 10 2019 - 15:03

AK Parti Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'nin yaptırım kararı hakkında "Suriye'deki gelişmeler sebebiyle bizi ekonomik yaptırımla tehdit edenlere 'azdan az gider, çoktan çok gider' diyoruz" dedi.

Barış Pınarı Harekatı kapsamında şu ana kadar bin 220 kilometrekare alanın terörden temizlendiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, harekatın sona ermesi için tek şartı açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hemen bu gece tüm teröristler silahlarını malzemelerini her şeylerini bırakıp, kurdukları tuzakları imha edip belirlediğimiz güvenli bölgeden dışarı çıksınlar" ifadesini kullandı.


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, yeni  yasama yılının ilk grup toplantısının hayırlara vesile olması dileğinde  bulunarak, yurt dışı programları dolasıyla grup toplantılarını  gerçekleştiremediğini belirtti.
 
Sırbistan ziyaretini anlatan Erdoğan, Sırbistan-Türkiye ilişkilerine  ivme kazandıracağını düşündüğü temaslarının son derece verimli ve başarılı  geçtiğini ifade etti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İkinci Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısı'nın  ardından Sırbistan ile 9 anlaşma imzalandığını hatırlatarak, İş Forumu'nda da iki  ülkenin iş adamlarının somut iş birliği imkanlarını değerlendirdiğini aktardı.
 
Bu ziyaret vesilesiyle Türk şirketleri tarafından kurulan 6 fabrikanın  açılışını, bir fabrikanın da temel atma törenini icra ettiklerini vurgulayan  Erdoğan, TİKA'nın tamamladığı çeşitli projelerin açılışını da yaptıklarını  aktardı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye -Bosna Hersek- Sırbistan Üçlü Zirve Toplantısı'nın  düzenlendiğini, Belgrad-Saraybosna otoyol projesinin temel atma törenini  gerçekleştirdiklerini ve bu projenin yeni bir dostluk köprüsü olacağına  inandığını belirtti.
 
"5 DEVLET BİR MİLLET" VURGUSU
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Konseyi 7'inci Zirvesi dolayısıyla  gerçekleştirdiği Azerbaycan ziyaretine de değinerek, bu kapsamda Azerbaycan  Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, Türk Konseyi Zirvesi'ne iştirak eden Kazakistan  kurucu Cumhurbaşkanı, Kırgızistan, Özbekistan Cumhurbaşkanları ve Macaristan  Başbakanı ile gerçekleştirdiği temaslarda ikili ve bölgesel konuları ele  aldıklarını belirtti.
 
Bugüne kadar söylenen "iki devlet bir millet" sözüne atıfta bulunan  Erdoğan, "Dün şunu ifade ettim. Bundan sonra artık 'beş devlet bir millet'.  İnşallah Türkmenistan'ı da buraya kattığımız zaman 'Altı devlet bir millet' olmak  suretiyle bölgede çok daha güçlenerek yürüyeceğiz." ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerde Türk dünyasına ve bölgeye ilişkin ortak  gündemdeki meseleleri etraflıca değerlendirme fırsatı bulduklarını, daha önce  onur konuğu olarak katılan Özbekistan'ın bu defa zirvede tam üye olarak yer  aldığını kaydetti.
 
Macaristan'ın geçen sene olduğu gibi gözlemci sıfatıyla zirveye  katıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylece Türk Konseyi daha da  güçlenmiş oldu. Ayrıca Macaristan, Budapeşte'de Türk Konseyi'nin ofisini açtı.  Bundan böyle Avrupa'nın içinde de Türk Konseyi'nin bir iletişim merkezi oluştu."  diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede Kazakistan'ın kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan  Nazarbayev'in teklifi üzerine Türk Konseyi Onursal Başkanı ünvanının tevdi  edildiğini belirtti.
 
TÜRKPA, TÜRKSOY, Türk Akademisi, Türk Kültür ve Miras Vakfı ile Türk  Sanayi ve Ticaret Odası arasında iletişimi kuvvetlendirmek amacıyla Türk Konseyi  Koordinasyon Komitesi'nin kurulmasını kararlaştırdıklarını bildiren Erdoğan,  8'inci zirvenin gelecek yıl Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenleneceğini açıkladı.
 
 
"BU DÖNEM ÇOK DAHA HASSAS OLMAK LAZIM"
 
Grup toplantısını çarşamba da olsa gerçekleştirmek istediklerini  kaydeden Erdoğan, 4-6 Ekim'de de 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda bir  araya geldiklerini hatırlattı.
 
AK Parti 7. Olağan Kongre Süreci'nin başladığı şu günlerde gerçekleşen  bu toplantının gelecek dönemde çalışmalarına ışık tutacağına inandığını ifade  eden Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Meclis gündeminde de çok önemli hazırlıklarımız, kanun tasarılarımız  bulunuyor. Yargı Reformu'nun birinci paketi başta olmak üzere tüm bu çalışmaları  arkadaşlarımızın titizlikle takip ettiklerine inanıyorum. Ancak bir parantez  açıyorum, milletvekili arkadaşlarımızın Meclis'e iştirak noktasında zayıf  olduklarını Grup Başkan ve Başkanvekili arkadaşlarımdan istihbar ettim. Bu tabii  bizim gibi böyle güçlü bir partiye yakışmıyor. Arkadaşlar bizim salı, çarşamba,  perşembe fevkalade haller dışında üç günümüzü Meclis çalışmalarına örnek bir  parti olan AK Parti olarak vermezsek, bize yazıklar olsun. Burada hassas olmamız  lazım. Hele hele bu dönem çok daha hassas olmak lazım. Arkadaşların, sizleri  bahçelerden toplayıp gruba getirmemesi lazım. Bunu özel bir ricam olarak  söylüyorum.
 
Bunun yanında bu dönemde Cumhur İttifakı olarak Meclis'i etkin şekilde  çalıştırmakta kararlıyız. Ancak bu iştirakleri tam yaparsak... Ülkemizin ve  milletimizin hayrına olduğuna inandığımız her konuda Meclis'te temsil edilen  diğer siyasi parti grupları ve milletvekilleri ile uzlaşma yollarını aramayı  sürdüreceğiz. Bununla birlikte  Meclisin gereksiz yere oyalanmasına,  kilitlenmesine, işlevsiz hale getirilmesine yönelik hiçbir girişime de eyvallah  etmeyeceğiz."
 
"ÜLKEMİZ, MÜTTEFİKLİK HUKUKUNUN GEREKLERİNİ YERİNE GETİRMİŞTİR" 
 
Suriye'de 9 Ekim'de saat 16.00'da başlatılan Barış Pınarı Harekatı'nın  başarıyla devam ettiğini anlatan Erdoğan, "Türkiye, Barış Pınarı Harekatı'nı  başlatma noktasına bir anda gelmemiştir. Bu işin bölücü terör örgütüyle  mücadelemiz bakımından yaklaşık 40 yıllık, Suriye sorunu bakımından 8 yıllık  mazisi var. Bugün geldiğimiz noktada 40 yıldır on binlerce vatandaşımızın canına  mal olan, ülkemize yüzlerce milyar dolar maliyet getiren bölücü terör meselesinin  nasıl ortaya çıktığını ve büyüdüğünü daha iyi anlıyoruz. Ülkemiz, her hal ve şart  altında müttefiklik hukukunun gereklerini yerine getirmiştir. Buna karşılık  müttefiklerimizin yüzümüze başka konuştuğu arkamızdan ise başka işler çevirdiği  inkarı mümkün olmayan bir şekilde açığa çıkmıştır. Her şeye rağmen Türkiye'nin  tavrı barıştan, huzurdan, esenlikten yana olmuştur, böyle de olacaktır."  değerlendirmesinde bulundu.
 
"ESED ŞİDDET VE ZULÜM YOLUNU SEÇTİ"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suriye  meselesinin kuzey Afrika ve Orta Doğu coğrafyasının yeniden dizayn edilmesini  amaçlayan bir projenin ürünü olduğunu vurgulayarak, Suriye yönetimine ortada  henüz hiçbir çatışma yokken demokrasiden, hukuktan, haktan, adaletten yana tavır  takınması için çok tavsiyede bulunduklarını, bunun için çok çabaladıklarını  hatırlattı.
 
"Özellikle vatandaş dahi sayılmadıkları için ezilen, horlanan,  dışlanan Kürt kardeşlerimize, ülkemizle irtibatları sebebiyle baskı altında  tutulan Türkmen kardeşlerimize hakkaniyetle davranılması için ısrarcı olduk. Bunu  bizzat Esed'in kendisine defaatle söylemiş bir liderim." diyen Erdoğan, ne yazık  ki bu tekliflerin değerlendirmeye alınmadığını tam tersine baskı, şiddet ve zulüm  yolunun seçildiğini söyledi.
 
Suriye'de yaklaşık 1 milyon masum insanın hayatına mal olan krizin  böyle başladığını anımsatan Erdoğan, son 8 yılda ülke nüfusunun yarısından  fazlasını oluşturan 12 milyon kişinin evlerinden kaçmalarına, bu kişilerinin  yarısının da ülke dışına gitmesine yol açan çatışmaların yaşandığını aktardı.
 
Suriye dışına giden 6 milyon civarındaki Suriyelinin 4 milyonun da  Türkiye'ye geldiğine dikkati çeken Erdoğan, bu kişilerin 3 milyon 650 bininin  ağırlıklı olarak Arap, Türkmen, Ezidi, Keldanilerden, 350 bin kişinin de  ağırlıklı olarak Kobani'den gelen Kürtlerden oluştuğunu anlattı.
 
 
"EY ARAP LİGİ, ACABA SİZ NE KADAR SURİYELİYİ KABUL ETTİNİZ?"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dikkat edin tamamına yakını Arap olan bu  mülteciler. Maalesef ifadeyi kullanmakta bile edep ettiğim Arap Ligine hiç  yakışmıyor. Ey Arap Ligi, acaba siz ne kadar Suriyeliyi kabul ettiniz? Siz  Suriye'yi Arap Liginden çıkardınız, şimdi de Türkiye'ye hakaret etmek için  Suriye'yi almak gibi bir projeyi hayata sokmaya çalışıyorsunuz." diye konuştu.
 
Yaşanan kaos ortamını fırsat bilen bazı güçlerin "DEAŞ" adı altında  bir "cinayet makinesi" icat edip, iplerini sürekli ellerinde tutarak, bu terör  örgütünü ortaya saldığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Arap Liginin bugün bu mültecilerle ilgili bir Allah kuruşu destek  verdiği vaki mi? Hayır. Avrupa Birliğinin 3 milyar avro uluslararası kuruluşlar  vasıtasıyla Kızılay'a, AFAD'a gönderdiği destek. Verdiği söz, 6 milyar avroydu  ama biz gelse de gelmese de şu ana kadar bu konuda yaptığımız harcama 40 milyar  doları aşmıştır. DEAŞ'ın faaliyet gösterdiği, katliamlar yaptığı, müdahalelere  sebebiyet verdiği bölgelerin tamamı da coğrafyamızın kadim halklarının yaşadığı  yerlerdir. İslam ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bu vahşi örgüt İslam ve  Müslümanların en büyük düşmanıdır, yüz karasıdır."
 
"DEAŞ BALONUNU SÖNDÜRDÜK"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün dahi hala bölgede Müslümanlar lehine  atılabilecek her adımın önüne DEAŞ faktörünün bir engel olarak çıkartıldığının  altını çizerek, "Üstelik DEAŞ'ı proje olarak geliştiren, maddi olarak  destekleyen, fiilen yönlendiren ülkeler, bugün karşımıza güya 'en büyük DEAŞ  düşmanı' görüntüsüyle çıkıyor." ifadelerini kullandı.
 
Bu konuda kimin ne rol oynadığını gayet iyi bildiklerini vurgulayan  Erdoğan, "DEAŞ'ın bölgedeki çöküşünü başlatan ise yine biz olduk. Nerede  başlattık bunu, El Bab'da. Orada 3 bin DEAŞ'lıyı etkisiz hale getiren biz olduk.  Ama bunlar, başta FETÖ'cüler olmak üzere hep aleyhte, güya biz 'DEAŞ'a karşı  müşfikmişiz.' Tıpkı bir balon gibi sürekli şişirilen, gücü sadece masumlara yeten  bu örgütün foyasını, Fırat Kalkanı Harekatı ile biz ortaya çıkardık. Bu harekatta  yaklaşık 3 bin teröristi etkisiz hale getirerek, DEAŞ balonunu söndürdük." dedi.
 
Fırat Kalkanı Harekatı'nın ardından müttefiklere, Rakka ve Deyrizor  başta olmak üzere, Suriye'de DEAŞ'ın elindeki diğer yerleri de  özgürleştirmeyi  teklif ettiklerini, hatta harekat planlarının bile hazır olduğunu aktaran  Erdoğan, şöyle konuştu:
  
"Ancak o anda anlaşılmaz gibi gözüken ama artık gayet iyi bildiğimiz  sebeplerle müttefikler Türkiye gibi meşru bir güç yerine PKK, YPG gibi bir terör  örgütüyle hareket etmeyi tercih ettiler. Hala onlarla beraberler. Teröristler  Fransa'da bir eylem yaptığında Fransız halkının acısını paylaşmak üzere, tüm  dünya ile birlikte biz de oradaydık. Buna karşılık, DEAŞ ülkemizde 50, 100  kişinin öldüğü pek çok canlı bomba saldırısı gerçekleştirdiğinde yanımızda hiç  kimseyi bulamadık.
 
Mesele DEAŞ değil, hele PKK hiç değil, sadece ve sadece bölgemize  yönelik bir projenin hayata geçirilmesi olduğu gerçeği attığımız her adımda bir  kez daha karşımıza çıktı. Bu durumda önümüzde iki yol vardı. Ya Avrupa'da ve  Amerika'da yazılan bu senaryoda bize biçilen role teslim olacak, yanı başımıza  gelenlere ve geleceklere rıza gösterecek, kasap bıçağına boynumuzu uzatacaktık ya  da mücadele edecektik."
 
"BU DEFA ÇOK DAHA ALENİ BİR SALDIRIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ"
 
Türkiye'nin ve Türk milletinin mazisinde teslim olma seçeneğinin asla  olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan,  "Biz de yapmamız gerekeni  yaptık. Milletimizle birlikte mücadele bayrağını yükselttik. 'Ya istiklal ya  ölüm' diyerek devletini kurmuş bir millete başka türlüsü zaten yakışmazdı." dedi.
 
Suriye'de Türkiye'nin başlattığı operasyonun ardından DEAŞ tehdidi  ortadan kalktığında karşılarında garip bir manzarayla karşılaştıklarını belirten  Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Bir tarafta rejim 100 binlerce insanı katlederek, milyonlarca insanı  yerinden ederek ilerliyordu. Diğer tarafta ise PKK/YPG, Amerika'nın ve Avrupa'nın  sınırsız desteğiyle 1 milyon Kürt'ü, Arap'ı, Türkmen'i, Süryani'yi ve her  kesimden insanı yerinden ederek, sınırlarımız dibinde bir terör koridoru  oluşturuyordu.
 
Bugün sivil kayıpları konusundaki hassasiyetlerinden dem vurarak  karşımıza dikilenlerin hiçbirinin de o günlerde sesi çıkmıyordu. Biz İdlib'de 4  milyon insanın hayatını kurtarmak için var gücümüzle çalışırken, yasak savma  kabilinden cılız sesler dışında bunların hiçbirinden destek göremedik. Zeytin  Dalı Harekatı ile Afrin'i teröristlerden temizlerken, destek bir yana sürekli  eleştiriye maruz kaldık. Şimdi Barış Pınarı Harekatı'nı yürütüyoruz. Bu defa çok daha aleni bir dirençle hatta saldırıyla karşı karşıyayız."
 

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep  Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, tarihinin hiçbir döneminde sivil katliamı  yapmadığını belirterek, "Sivil katliamı görmek istiyorsanız Türkiye'nin  müdahalesinden önce Kıbrıs'a bakın, hemen burnunuzun dibinde Müslümanların  sokaklarda taammüden öldürüldüğü Filistin'e bakın. Sivil katliamı görmek  istiyorsanız, aynanın karşısına geçin ve tarih boyunca ellerinize bulaşmış olan  masum kanlarına bakın." dedi.

AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, Barış Pınarı  Harekatı'na yönelik eleştirilere yanıt verdi.

Erdoğan, "Birkaç tane batılı lider Barış Pınarı Harekatı'nı  durdurmamız için bizi arıyor. 'Bu harekatı durdurun' diyor. Ama bugüne kadar  teröristler tarafından ülkemize atılan 900'e yakın havan ve roketler için  üzüntülerini bildirmek üzere kimse aramadı. Bizi, bu saldırılarda hayatını  kaybeden 20 vatandaşımız için başsağlığı, yaralanan 170 vatandaşımız için geçmiş  olsun dileklerini iletmek üzere de kimse aramadı." ifadelerini kullandı.

Türkiye'yi eleştirenlere güvenilmemesi gerektiğini belirten Erdoğan,  şunları kaydetti:

"Bunları iyi tanıyın. Bunlara hiç güvenmeyin. Zira bunlara güvenilmez.  Hatta terör örgütünü korumak için bizi arayanlar, şöyle bir yarım ağızla dahi  olsun bu konuda tek kelime etmediler. Bunların derdi, Türk ordusunun bu kadar  süratle mesafe alacağını bunlar beklemiyordu. Baktılar ki hesap tersine döndü,  bunun üzerine aramaya başladılar. Sadece terör örgütü temsilcilerinin  yönlendirmesiyle bizi itham etmeye, teröristlerden beslenen medyanın  malzemeleriyle bizi eleştirmeye kalktılar. Hepsine de gereken cevabı verdik,  veriyoruz."

"BU, YENİ KARŞILAŞTIĞIMIZ BİR DURUM DEĞİL"

Erdoğan, bu tavrın yeni karşılaşılmış bir durum olmadığının altını  çizerek şunları kaydetti:

"Geçmişte de aynı tavırlarla karşılaşmıştık. Bir gecede 251 insanımızı  şehit verdiğimiz 15 Temmuz darbe girişiminde sınırlı sayıda dostumuzun desteği  dışında tamamen yalnız bırakılmıştık. Bize bugüne kadar terörle mücadelenizde  'size nasıl yardımcı olabiliriz' diye gelen neredeyse hiç olmadı. Sadece ve  sadece teröristlerin iddialarını, taleplerini, çıkarlarını korumak için karşımıza  çıktılar."

Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:

"Şimdi sesleniyorum, ey Batı, ey Arap Ligi, ey azıcık da olsa ahlak ve  vicdan sahibi tüm ülkeler. Hepinize sesleniyorum. Bu devran elbet dönecek. Asla  böyle bir duruma düşmenizi istemeyiz. Ama şunu bilin ki yarın öbür gün siz de  bizimle benzer sıkıntılarla karşı karşıya kalacaksınız. İşte o zaman birileri de  sizin karşınıza terörle mücadelenize destek için değil de teröristlere kol kanat  germek için çıkacak. Emin olun o zaman bizi çok iyi anlayacaksınız. Ama iş işten  geçmiş olacak. Teröristler kapınıza dayandığında, sınırlarınızdan içeri düşen  bombalarla vatandaşlarınız ölür ve yaralanırken, şehirleriniz canlı bomba  saldırılarıyla, terörist eylemleriyle sarsılırken, terör örgütü mensupları  müttefik dediğiniz ülkelerde ellerini kollarını sallayarak dolaşır, en üst  düzeyde ağırlanırken, evet işte bunlar olurken, bakalım teröristleri  destekleyenlere siz ne diyeceksiniz, nasıl davranacaksınız? Unutmayın, bu dünya,  etme bulma dünyasıdır."

"BU MÜCADELEYİ BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZ SAYESİNDE BAŞARIYA  ULAŞTIRIRIZ"

Türkiye'nin binlerce yıllık güçlü devlet geleneği, kadim medeniyet  mirası, milletinin sarsılmaz birliği ve beraberliği sayesinde bu mücadeleyi  Allah'ın izniyle başarıya ulaştıracağını söyleyen Erdoğan, şunları ifade etti:

"Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Ama bakalım o kara gün  geldiğinde siz ne yapacaksınız? Kendinizi güvende sandığınız sırça köşkünüz  paramparça olup üzerinize çökmeye başladığında, vatandaşlarınız yakanıza  yapıştığında bakalım teröristlere bugünkü gibi sahip çıkmayı sürdürebilecek  misiniz?"

Erdoğan, Türkiye'nin bugüne kadar nerede bir masum kanı akmışsa,  nerede bir mazlumun ahı göğe yükselmişse, nerede bir garip çaresizce etrafına  bakınmışsa tüm kalbiyle ve imkanlarıyla hep orada olmaya çalıştığını vurguladı.

"Teröristler canınızı yakmaya başladığında da yine bu asil millet  yanınızda olacaktır." diyen Erdoğan şunları kaydetti:

"Onun için diyorum ki gelin bu mücadelede Türkiye'nin karşısında  değil, yanında yer alın. En azından karışmayın, hele hele NATO üyesi ülkelere  sesleniyorum. Geçenlerde söyledim. Bu PKK/YPG ne zaman NATO'nun üyesi oldu da  benim haberim olmadı. Bu nasıl iştir? NATO üyesi ülkeler YPG'nin, PYD'nin yanında  yer alıyor, onlara her türlü desteği veriyor. Silahsa silah, mühimmatsa mühimmat.  Başta Amerika. 30 bin tır Irak üzerinden bunlara silah, mühimmat, araç-gereç  desteği veriyor. Öbür tarafta Avrupa. Almanya'sıyla, Fransa'sıyla her türlü  desteği veriyor. İşte şu anda tüneller var. 90 kilometreyi aşkın tünel. Nerede?  Suriye'de. Bunun çimentosu nereden geliyor? Lafarge. Lafarge nerede? Bu bir  Fransız firması. Neyle izah edeceksiniz? Kimi aldatacaksınız? Bunların durumu  deve kuşu gibi. Saklayamıyorlar, her şey meydanda. Ama bunların da hesabını  verecekler."

Türkiye aleyhinde yürütülen kampanyanın en önemli malzemelerinden  birinin "sivil katliamı" iftirası olduğunu dile getiren Erdoğan, "Türkiye  tarihinin hiçbir döneminde sivil katliam yapmamıştır ve yapmaz. Bizim ne  inancımız ne kültürümüz, ne ahlakımız buna izin vermez." dedi.

"SAYIN MACRON'A 'AYNAYA BAK AYNAYA' DEDİM"

Erdoğan, Türkiye'ye karşı bu ithamı yöneltenlerin geçmişlerinin sivil  katliamlarıyla dolu olduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Geçen Sayın Macron'a söyledim. Ruanda'da yüz binlerce insanı katleden  siz değil misiniz ya? dedim. Cezayir'de yüz binleri katleden siz değil misiniz?  dedim. Sen bana nasıl bunları söylersin dedim. Aynaya bak aynaya dedim. Bunlar  için Afrika'nın kitabını şöyle bir açtığımız zaman, Afrika'nın kitaplarında neler  var neler. Maalesef bu tür kara kaplı defter ve kitaplarla bunların mazisi dolu."

Türkiye'yi sivil katliamı yapmakla suçlayanlara tepki gösteren  Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Sivil katliamı görmek istiyorsanız hemen yanı başımızda Suriye'nin  Halep'inden İdlib'ine, Haseke'sinden Rakka'sına, Deyrizor'undan Dera'sına kadar  Türkiye'nin ayak basmadığı yerlere bakın. Bitmedi. Sivil katliamı görmek  istiyorsanız Afganistan'a bakın. Sivil katliamı görmek istiyorsanız Arakan'a  bakın. Sivil katliamı görmek istiyorsanız Kafkaslarda Yukarı Karabağ'a,  Balkanlarda Bosna'ya bakın. Sivil katliamı görmek istiyorsanız, Türkiye'nin  müdahalesinden önce Kıbrıs'a bakın. Sivil katliamı görmek istiyorsanız hemen  burnunuzun dibinde neredeyse her gün Müslümanların sokaklarda taammüden  öldürüldüğü Filistin'e bakın. Sivil katliamı görmek istiyorsanız, bölücü terör  örgütünün kadın, yaşlı, çocuk demeden ülkemiz topraklarında 40 yıldır yaptığı  terör eylemlerine bakın. Velhasıl sivil katliamı görmek istiyorsanız, aynanın  karşısına geçin ve tarih boyunca ellerinize bulaşmış olan masum kanlarına bakın.  Türkiye bu konuda asla itham edilebilecek bir ülke değildir. Türkiye'yi sivilleri  katletmekle suçlayanların gözü kör, kulağı sağır, dili çatal, yüreği taşlamış,  vicdanı kararmış demektir."

 

Erdoğan, hiç kimsenin Türkiye'nin taammüden hedef aldığı tek bir sivil  gösteremeyeceğinin altını çizerek şöyle devam etti:

"Barış Pınarı Harekatı'nda teröristler sırf sivil kayıp oluşsun diye  askerlerimize evlerden, parklardan, kiliselerden, camilerden, okullardan,  hastanelerden saldırırken, biz bunlara asla aynısıyla mukabele etmedik. Kiliseden  sniperlarla ateş ediyorlar. Niye? 'Kiliseyi vuralım' diye. Ama biz vurmadık.  Çünkü orası bir ibadethaneydi. Biz bu kadar hassasız. Hep onların çıkmalarını,  meydanda olmalarını bekledik. Kaldı ki bunlar bizim topraklarımızda da değildi,  Suriye'nin kuzeyindeki bölgelerde. Ve öyle bir dezenformasyon yaptılar ki güya  biz ibadethaneleri de bombalıyormuşuz. Bunları anlatmaya gayret ettiler ve tabii  bunun üzerinden de maalesef batı medyası bunları kullanmaya çalıştı. Biz  teröristleri takip ettik, sivillerden uzaklaştıkları anda da imha ettik. Bu  şekilde adeta adım adım ilerleyerek şu ana kadar bin 220 kilometrekare alanı  temizledik."

"DEAŞ'LILARI DA ETKİSİZ HALE GETİRMEYİ DE SÜRDÜRECEĞİZ"

Konuyla ilgili hususları sıralamak istediğini belirten Erdoğan,  Türkiye'nin Suriye'de ne Kürtleri ne Arapları ne de bir başka kesimi değil,  sadece ve sadece teröristleri hedef aldığını vurguladı.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülkemiz Suriye topraklarında işgal ve istila değil, terörle mücadele  harekatı yürütüyor. Suriye halkına karşı değil, Suriye halkıyla birlikte  zalimlere karşı mücadele ediyoruz. Siz ne derseniz deyin. Biz teröriste  'terörist' demeye ve öyle muamelede bulunmaya devam edeceğiz.

Sırf ülkemize zarar vermek için teröristleri makamlarında ağırlayanlar  bunun utancını ömür boyu taşıyacaklardır. Bunları yüzlerine söylüyorum, onu da  söyleyeyim. Öyle gizli kapaklı değil. Şunu da söyleyeyim, bu teröristlerle bize  arabuluculuk yapmaya çalışan bazı liderler var. Dedim, 'siz uluslararası savaş  hukukunda veya siyaset biliminde ne zamandan beri devletlerin terör örgütleriyle  masaya oturduğunu duydunuz. O tür devletler varsa bile Türkiye Cumhuriyeti'nin  tarihinde bir devlet olarak bir terör örgütüyle aynı masaya oturmak yoktur ve  bundan sonra da bizden böyle bir şeyi beklemeyin. Bunun için de ara bulucu filan  aramıyoruz. Buna da ihtiyacımız yok."

Türkiye'nin operasyon bölgesi içinde kalacak DEAŞ'lıların  sorumluluğunu üstlenmeye hazır olduğunu en başta ifade ettiğini anımsatan  Erdoğan, "Kime? Sayın Trump'a. Buna karşılık birileri tarafından ısrarla korunup  kollanan PKK/YPG terör örgütü şantaj malzemesi olarak kullandığı DEAŞ  mensuplarını serbest bırakmaya başlamıştır. Nerede? Cezaevinde. Bakın kimin eli  kimin cebinde belli. Biz ülkemizi hedef almaya kalkacak DEAŞ'lıları bir şekilde  tepeleriz. Gerisini bunların yöneleceği diğer yerlerin yöneticileri düşünsün.  Kontrol altına aldığımız yerlerde PKK, YPG'lilerle birlikte DEAŞ'lıları da  etkisiz hale getirmeyi de sürdüreceğiz." diye konuştu.

"BİZ SADECE İNŞA EDERİZ AMA ASLA ZULMETMEYİZ"

Erdoğan, Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve siyasi  birliğine saygılı olduğunun altını çizerek, "Bundan kimsenin tereddüdü olmasın.  Bu ülkede tüm kesimleri temsil eden meşru bir hükümet kurulduğunda güvenliğini  sağladığımız yerlerin sevk ve idaresini biz kendilerine bırakacağız. Cerablus'ta  olduğu gibi, El Bab'da olduğu gibi, Afrin'de olduğu gibi. Biz sadece inşa ederiz,  ihya ederiz ama asla zulmetmeyiz." dedi.

Suriye toprakları terörist işgali altındayken bu ülke adına söylenen  hiçbir sözün ve atılan hiçbir adımın kıymeti olamayacağını ifade eden Erdoğan, şu  değerlendirmede bulundu:

"Barış Pınarı Harekatı, Münbiç'ten Irak sınırına kadar olan hattın  tamamında daha önceden ilan ettiğimiz 30-35 kilometrelik derinliğe ulaşana kadar  sürecektir. Bu konuda hiçbir istisnamız, hiçbir tereddüdümüz, hiçbir açık kapımız  yoktur. Yürüdüğümüz bu yolda bize destek olanları da, yolumuza taş ve diken  döşeyenleri de not ediyoruz. Zira Sayın Trump 20 mil yani 32 kilometre derinliği  ifade ettiğinde daha sonra kendileriyle bunları konuşup, en doğudan 444  kilometrelik batıya olan o bölgeyi biz güvenli bölge olarak ilan ettik ve bu  güvenli bölgede de biz şu anda bütün plan çalışmalarımızı yaptık, yapıyoruz.  Hatta Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız burayla ilgili proje çalışmalarını da  yapmış bulunuyor. Ben bu proje çalışmalarının da yapılmış olduğu kitapçıkları  dünya liderlerine, BM Genel Kurulu'nda, bir kısmını kendileriyle yaptığım  görüşmelerde 'buyurun' dedim ve anlattım. Şimdi de yine Türk Konseyi'nde aynı  şekilde kendilerine takdim ettik. Tabii gördüklerinde 'güzel' diyorlar. Tabii bal  bal demekle ağız tatlanmıyor. Bizim bala ihtiyacımız var. Onun içinde burada  paraya ihtiyaç vardır. Eğer bu olursa biz bu güvenli bölgeyi halleder ve buranın  lojistik desteğini de sağlarız."

"ÇALIŞMALARIMIZA DESTEK OLMAK TÜM DÜNYANIN GÖREVİDİR"

Erdoğan, güvenli hale getirdikleri yerlerde 1 milyon ile 2 milyon  arası Suriyelinin geri dönüşü için çalışmalara hemen başlamak istediklerini ifade  ederek, şunları kaydetti:

"Uluslararası toplumdan ricamız, elindeki imkanları bu projeye destek  vermek için kullanmalarıdır.  Suriye halkını 8 yıldır yaşadığı azaptan kurtaracak  çalışmalarımıza destek olmak tüm dünyanın görevidir.

Türkiye, teröristlerle pazarlık yapılmayacağını, yapılsa da anlamı ve  neticesi olmayacağını bilecek kadar tecrübe ve dirayet sahibi bir ülkedir.  Yıllardır teröristlerle kucak kucağa yaşayanlar onlarla istedikleri pazarlığı  yapabilirler ama biz bu yola asla tevessül etmeyiz."

Erdoğan, kendilerini arayarak teröristler adına talepte bulunanlara seslendi. "Madem terör  örgütüyle bu kadar içli dışlısınız, madem terör örgütünü bu kadar seviyorsunuz ve  kolluyorsunuz, madem masumların akan kanının değil de teröristlerin ezilen  başlarının derdindesiniz, madem teröristlerin gönlünü etmek uğruna Türkiye'nin  müttefikliğini hiçe saymayı göze alıyorsunuz, öyleyse size bir teklifimiz var."  ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bizim terörist bile olsa kimseyi taammüden öldürmek gibi bir  niyetimiz zaten olamaz. Çünkü biz, sizler gibi değiliz. Yunus Emre'nin, Hz.  Mevlana'nın, Şeyh Edebali'nin, Hacı Bayram Veli'nin torunları, öldürmek değil  yaşatmak için çalışır. Suriye'deki sorunun en kestirme yolu... Bunun için de  teklifimiz, hemen bu gece tüm teröristler silahlarını, malzemelerini, her  şeylerini bırakıp, kurdukları tuzakları imha edip belirlediğimiz Güvenli  Bölge'den dışarı çıksınlar. Bölgede bu dediğimiz yapıldığında, sadece  teröristleri hedef alan Barış Pınarı Harekatımız zaten kendiliğinden sona ermiş  olacak. Gerçek derdi bölge halkının zarar görmemesi olan herkesin, bu teklife  derhal olumlu cevap vermesi gerekir. Şayet dert bölge halkının can güvenliği  değil de teröristlerin canını kurtarmak ise yine bu teklife olumlu cevap  verilmesini bekleriz. Yok dert, terör örgütünün ülkemize yönelik saldırılarının  ve bölge halkı üzerindeki baskısının devamı ise hiç kimse kusura bakmasın, böyle  bir şeye rıza göstermeyiz. Bu yöndeki tekliflere de üstü örtülü veya açık  tekliflere de eyvallah etmeyeceğimiz, bugüne kadarki tavrımızla herhalde  anlaşılmıştır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı veya harekat alanındaki  herhangi bir yerle ilgili kimseye bir söz verilmediğini vurgulayarak, "Ama Barış  Pınarı Harekatı'ndan önce, başta Amerika olmak üzere Rusya, Avrupa Birliği üyesi  ülkeler, NATO, hepsini bilgilendirdik. Biz, bunları haber vermeden bunu yapmadık.  Hepsini haberdar ettik, bilgilendirdik, adımları böyle attık. Soranlara sadece  terör örgütünün, sınırlarımızın 30 kilometre uzağına çekilmesiyle ilgili sayısız  defa tekrarladığımız duruşumuzu ifade ettik. Ne zaman ki Münbiç'ten Irak sınırına  kadar olan hat boyunca istisnasız bir şekilde 30-35 kilometrelik bir derinliği  kontrol altına aldık, işte o zaman harekatımız sona erer. Bu hedefe ulaşana kadar  hiçbir güç bizi durduramaz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'ye yönelik ekonomik tehditlere ilişkin de Erdoğan,  "Suriye'deki gelişmeler sebebiyle bizi ekonomik yaptırımla tehdit edenlere de  diyoruz ki az dan az gider, çoktan çok gider." diye konuştu.

"BİZDE AÇTIĞINIZ HER YARANIN ÇOK DAHA BÜYÜĞÜ SİZİN EKONOMİNİZDE  AÇILIR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale'de bir tas çorbayı paylaşan bir  milletin, Çanakkale destanını yazanların torunları olduklarını hatırlattı.

"Bizde açtığınız her yaranın çok daha büyüğü sizin ekonominizde  açılır. Bizim kesilen sakalımız bir süre sonra çok daha gür şekilde yerine gelir  ama sizin kayıplarınızın telafisi o kadar kolay olmaz." diyen Erdoğan, sözlerine  şöyle devam etti:

"Suriye konusunu görüşmek üzere ülkemize gelecek veya bizi arayacak  olan herkes, Türkiye'nin bu gayet açık, gayet samimi, gayet makul yaklaşımını göz  önünde bulundurarak hazırlıklarını yapmalıdır. Aksi takdirde beyhude yere zaman  ve enerji harcamış oluruz. Düşünün. Bize ülkelerine girme yasağı koyanlar,  onların da iyi düşünmeleri lazım. Bu ne demektir? Türkiye gibi bir devlete siz  ülkenize girme yasağı koyacaksınız. Bize düşen nedir? Hayırlı olsun... Gelmesek  de olur. Batar mıyız, biter miyiz, öyle bir şey mi var, çok mu meraklıyız?  Düşünün. Şahsıma, aileme, bakan arkadaşlarıma, 3-4 bakan arkadaşıma vize yasağı  koyuyorlar. Bu, siyasetten zerre kadar nasibini almış olan insanlara yakışır mı,  bir ülkeye, bir devlete bu yakışır mı? Siyaset, duygusallık sanatı değildir.  Siyaset, birinci derecede insan yönetme, iki ülke yönetme sanatıdır. Aziz  milletim, ülkemizin zor bir dönemden geçtiğini biliyoruz. En büyük gücümüz, her  zaman olduğu gibi milletimizin bizatihi kendisidir. Allah'ın yardımı,  milletimizin desteği, dostlarımızın duası yanımızda olduğu müddetçe bu  mücadeleden de başarıyla çıkacağımızdan şüphe duymuyoruz. Yaşanılan süreç, Suriye  meselesinin sadece Suriyelileri ilgilendirmediğini, asıl hedefin bizim ülkemizin  ve milletimizin bekası olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koymuştur."

"KÖKÜ SAĞLAM OLAN AĞACI UNUTMAYIN RÜZGAR DEVİREMEZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, harekatın, NATO'nun 5. maddesinin uygulanması  ve Adana Mutabakatı sebebiyle yürütüldüğünü, ancak şu anda koalisyon güçlerini  Suriye'ye kimin davet ettiğini bilemediğini söyledi. Erdoğan, şu açıklamalarda  bulundu:

"Rejim güçleri değil, onu biliyorum. Öyleyse niçin? Ama Rusya'yı  rejimin davet ettiğini biliyorum. Burada kim davetlidir, kim rastgele gelmiştir  ortada. Kökü sağlam olan ağacı unutmayın rüzgar deviremez. Hamdolsun, biz kökü  binlerce yıl ötesine uzanan sapasağlam bir ülkeyiz. Gerekirse yedi düveli  karşımıza almak pahasına bu ümmetin ve bu milletin onurunu, izzetini, haysiyetini  yere düşürmedik, düşürmeyeceğiz.

Şehitler tepesi hiç boş kalmayacak. Kalmayacak olsa da hak için,  hakikat için, ülkemize ve milletimize hizmet için mücadeleye devam edeceğiz. Son  nefesimize, gücümüzün son takatine kadar bu yoldan dönmeyeceğiz. En büyük hesabın  Allah'ın hesabı olduğu inancıyla bize dayatılan değil doğru bildiğimiz yolda  yürümekte kararlıyız."

"BİZ DİK DURURSAK BİZİM SIRTIMIZI KİMSE YERE GETİREMEZ"

Dede Korkut'un "Yer ve gök, yerdekiler ve göktekiler ve yüce Allah  şahit olsun ki sen er oldukça, yiğit oldukça, adam oldukça ve senden olanlar,  senin yanındakiler böyle oldukça Türk Milleti'nin sırtı yere gelmez." sözlerini  hatırlatan Erdoğan, "Biz dik durursak, sağlam durursak, bir ve beraber olursak  Allah'ın izniyle kimse bizim sırtımızı yere getiremez." diye konuştu.

Barış Pınarı Harekatı bölgesi ve diğer yerlerde kahramanca mücadele  eden güvenlik güçlerine, Mehmetçiklere başarı dileyen Erdoğan, Türkiye'nin  yanında, cephenin önünde mücadele eden ve şu ana kadar 46 şehit veren Suriye  Milli Ordusu mensuplarına da Allah'tan muvaffakiyetler temenni etti.

Erdoğan, çeşitli müsabakalarda şampiyon olan ve başarıdan başarıya  koşan sporcuların, Mehmetçik'e verdiği selamların, kendilerine başarıyla  dönmesini diledi.

Yürekleri Türkiye ile atan Suriyelilere, dünyanın dört bir yanında  Türkiye'nin haklı davasına sahip çıkan vatandaşlara, dostlara teşekkür eden  Cumhurbaşkanı Erdoğan, Somali'den Katar'a, Azerbaycan'dan Libya'ya, Afrika'dan  Asya ve Balkanlar'a kadar Türkiye ve Mehmetçik için dua edenlere selam gönderdi.

Erdoğan, "Türkiye'nin bu önemli davasında siyasi ve fikri ayrılık  gözetmeksizin, ülkesinin yanında yer alan herkesi yürekten selamlıyorum. Bu  ülkenin ekmeğini yiyip, suyunu içip, havasını soluyup, sonra da bulduğu her  fırsatta gavurun kılıcını çalanları da milletimizin engin irfanına, takdirine  havale ediyorum. Günün kavga etme değil birlik olma, tek yumruk, tek bilek, tek  yürek olma günü olduğu bildiğimiz için bu konuları tartışmayı ileri bırakıyoruz.  Bizim niyetimiz de çabamız da hedefimiz de ülkemizin, milletimizin,  evlatlarımızın daha güvenli, huzurlu, müreffeh bir geleceğe sahip olmasıdır."  şeklinde konuştu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ı siyasi partilere gönderdiğini ve  Akar'ın da siyasi parti liderlerini ziyaret ederek bilgilendirdiğini hatırlatan  Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun da bugün Meclis'te geniş  bilgilendirme konuşması yapacağını söyledi.

"İşi nakış işler gibi hassasiyetle yürüttüklerine" işaret eden  Erdoğan, kendileri için ne istiyorlarsa tüm insanlık için de bunu istediklerini  söyledi.

Erdoğan, konuşmasını "Şahit ol ya Rab, şahit ol ya Rab, şahit ol ya  Rab." diyerek, tamamladı.

NOTLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce partililer  "Şehitler ölmez vatan bölünmez" sloganları attı ve konuşma sürerken partililer  "Gündoğdu Marşı"nı söyledi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, AK Parti Grup Toplantısı'nın  yapılacağı salona geldiğinde partililer, "Her Türk asker doğar", "Hulusi baba  bizi Suriye'ye götür" diye slogan attı. Akar ise partililere asker selamıyla  karşılık verdi.