Zekai Aksakallı o geceyi anlattı

20 Mart 2017 Pazartesi - 16:00 | Son Güncelleme : 20 03 2017 - 18:01

Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı Ömer Halisdemir'in şehit edilmesiyle ilgili davada ifade verdi


Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimi  sırasında Astsubay Ömer Halisdemir'i şehit edilmesine ilişkin davada "tanık"  olarak beyanı alınan Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı,  kendisinin yazılı ya da acil durumlarda şifahi emri olmadan bir birliğin naklinin  mümkün olmadığını, yine talimatı olmadan birliğinden kimsenin operasyon  yapamayacağını belirterek, "Olay tarihinde yapılacağı söylenen operasyon sıra  dışı bir durumdur. Bu nedenle sorgulanması gerekir. Ancak bu sorgulamayı yapacak  kişiler tim personeli değildir. Her şeyden önce tabur komutanı bu sorgulamayı  yapabilecek kişidir." dedi. 
 
Davanın görüldüğü Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İsmail  Ademoğlu, bir önceki duruşmada tanık olarak dinlenmesine karar verilen Özel  Kuvvetler Komutanı Korgeneral Aksakallı'nın, duruşma günü il dışında olacağını  belirttiğini, bu nedenle celse açılarak ifadesinin alındığını bildirdi.
 
İfade tutanağına göre Aksakallı, darbe girişimi gecesi, daha önce de  birlik içerisinde görev yapan ve darbeci olmadığını düşündüğü Volkan Vural  yüzbaşı ile koruma astsubayı aracılığıyla telefonla birkaç kez görüştüğünü  belirterek, Vural'ın, kendisine birlik içerisinden bazı bilgiler aktardığını  ifade etti.
 
Gerek Volkan Vural'ın gerekse Yarbay Ümit Koçak'ın darbecilerle  hareket etmediğini değerlendirdiklerini bildiren Aksakallı, "Bu arada MİT  Müsteşarı Hakan Fidan beni aradı. Durum hakkında bildiklerimi aktardım. Kolordu  komutanlarını arayıp, darbeyi önlemek amacıyla alınabilecek tedbirleri  kendilerine aktardım." dedi.
 
Aksakallı, saat 01.26 sıralarında Diyarbakır'dan Albay Altan Bora'nın  kendisini arayarak, Semih Terzi'nin uçakla Ankara'ya hareket ettiğini ancak  şüpheli hareketleri olduğunu söylediğini bildirerek şu beyanı verdi:
 
"Ben de Semih Terzi'nin hain olduğunu söyledim. Hatta Diyarbakır'da  uçakların bulunduğu üssün hassas olduğunu, oralarda tedbir alınması gerektiğini  ilettim. Daha sonra Albay Altan Bora'nın Semih Terzi ile uçakla Ankara'ya giden  Yüzbaşı Ahmet Kemal Yılmaz'ı arayarak, Semih Terzi'nin hain olduğunu ilettiğini  öğrendim.
 
Saat 02.30 sıralarında Fırat Çelik beni aradı ve Diyarbakır'dan Semih  Terzi ile birlikte gelen tim komutanı Ahmet Kemal Yılmaz yüzbaşı ile onun  emrindeki bir grup astsubayın Etimesgut'ta Özel Hava Alayında kaldığını, Ahmet  Kemal Yılmaz'ın bizden emir beklediğini söyledi. Hatırladığım kadarıyla saat  02.54 gibi bu kez Ahmet Kemal yüzbaşı bizi doğrudan aradı. Olayı anlattı. Ben de  kendisine Semih Terzi'nin, Ümit Bak'ın, Mehmet Ali Çelik'in darbeci olduğunu  söyledim. Bunun üzerine Semih Terzi ile birlikte Özel Kuvvetler Komutanlığına  helikopterle giden tim içerisinde çok güvendiği personellerin olduğundan  bahsetti. Ben de biraz önce ismini zikrettiğim kişilerin etkisiz hale getirilmesi  emrini verdim. Hatırladığım kadarıyla 02.54'teki konuşmamızdan sonra Ahmet Kemal  yüzbaşı ile beş kez daha telefonla konuştum. Ahmet Kemal yüzbaşının da bu  konuşmamızdan sonra o an için ÖKK'ya gitmiş olan güvendiği personelle telefon  irtibatı kurduğunu öğrendim."
 
Aksakallı, olayın sonrasında Diyarbakır'dan 12. Özel Kuvvet Taburunun  Ankara'ya getirildiğini öğrendiğini, bunlar gelirken seçilen 1 ve 3 nolu  timlerin, teknik imkanları ve kabiliyetlerine göre seçildiğini anladığını dile  getirerek, "Zira 1. tim keskin nişancı ağırlıklı, 3. tim teknik imkanlar yönünden  güçlüydü. 1. ve 3. timlerin seçilmesi nedeniyle bu tim personelinin seçilmesi  emir-komuta zinciri içerisinde gerçekleştirilmiştir." dedi.
 
  
"Yönelttiğimiz emirleri yerine getirdiler..."
 
ÖKK'da kalkışmaya fiilen iştirak edenlerin Özel Kuvvetlerin mevcuduna  oranının yüzde 5,4 olduğuna işaret eden Aksakallı, "ÖKK'ya Semih Terzi ile  birlikte gelen ve o an için Mihrali üsteğmenin komutasında bulunan tim personeli,  bizim Ahmet Kemal yüzbaşı vasıtasıyla kendisine yönelttiğimiz emirleri yerine  getirdiler. Bu kapsamda Albay Ümit Bak, Yarbay Mehmet Ali Çelik gözaltına alınıp,  etkisiz hale getirildi. Hatta Ümit Bak'ın gözaltına alınması sırasında darbeci  olduğundan tereddüt etmediğimiz Nedim Şahin bu tim tarafından, gözaltına alınma  işlemine karşı geldiği için öldürüldü." beyanında bulundu.
 
Aksakallı, "talimatıyla birliğe sızan albaylar Ömer Faruk Bozdemir,  Fırat Çelik, Yılmaz Sayar ve Oğuz Tozak'ın sabaha doğru nizamiyedeki darbeci  güçlerin gözaltına alınma hadiselerini bizzat yaşadıklarını" ifade ederek, bu  kişilerin tanık olarak dinlenmelerinin, olayın aydınlığa kavuşmasına katkı  sağlayacağını kaydetti.
 
"Halisdemir cansız yatıyordu, üzerinde bir örtü vardı"
 
Aksakallı, gece boyunca farklı askeri birimlerle irtibatı olduğunu,  Genelkurmay Karargahındaki darbeci olmayan subaylara darbeci olanları  silahlarından arındırıp, gözaltına almaları talimatı verdiğini anlattı. Birçok  birimle bu şekilde konuştuğunu belirten Aksakallı, sabah saat 10.00'a doğru  ÖKK'ya gittiğini, burada nizamiyede gözaltına alınan darbecileri gördüğünü  belirterek, şöyle devam etti:
 
"Gittiğimizde, nizamiyede gözaltına alınmış darbeci askerleri gördüm.  Gözaltına alan askerlere teşekkür ettim. Karargaha gittim. Karargahın girişindeki  beton zemin üzerinde şehidimiz Ömer Halisdemir cansız yatıyordu. Üzerinde bir  örtü vardı. Örtüyü kaldırdım ve alnından öptüm. Karargahın önünde darbeye karşı  gelen rütbeli arkadaşlarım toplu olarak bulunuyordu. Onlara bir teşekkür  konuşması yaptım. Bireysel olarak orada bulunan hiç kimseye teşekkür etmedim.  Topluca bir teşekkür konuşması yaptım. Daha sonra karargahın içine girdim.  Gözaltına alınan darbeci olduğu düşünülen askeri personeli gördüm. Olay hakkında  gördüğüm ve bildiklerim bundan ibarettir. Daha önce savcılık aşamasında detaylı  ifade vermiştim. Oradaki ifadelerimi de tekrar ediyorum."
 
Aksakallı, "15 Temmuz 2016'dan sonra 10-15 gün kadar birlikte tam  teçhizatlı olarak görev yapıp yapmadıkları, bu görevlendirmenin neye göre  yapıldığı" yönündeki soru üzerine, olayın hemen sonrasında kurulması talimatını  verdiği idari tahkikat heyetlerinin göreve başladığını, kamera kayıtlarının  incelendiğini, bunun ciddi zaman aldığını anlattı. Bu süreçte suça karıştığı  düşünülen birçok personelin ya da durumu şüpheli olanların adli makamlara teslim  edildiğini anlatan Aksakallı, sanıkların darbe teşebbüsü sonrasında nerede, nasıl  görev yaptığını bilemediğini bildirdi.
 
"Kimseye bireysel olarak teşekkür etmedim"
 
Zekai Aksakallı, "16 Temmuz 2016 sabahında, ÖKK'ya geldiğinde bireysel  olarak orada bulunan sanıklara ya da sanıklardan birine teşekkür edip etmediği"ne  yönelik soruyu yanıtlarken, "Hiç kimseye bireysel olarak teşekkür etmedim. Ancak  karargahın önünde toplanan, darbeye karşı koyan personelime topluca teşekkür  konuşması yaptım." dedi.
 
"Diyarbakır'dan Ankara'ya Semih Terzi komutasında gelen, Ankara Özel  Hava Alayından helikopterle ÖKK'ya giden tim personelinin ÖKK'nın harekat ve  yöntemlerine aykırı bir davranışı olduğu söylenebilir mi?" sorusu üzerine  Aksakallı, şunları söyledi:
 
"Özel Kuvvetler Komutanı olarak benim yazılı ya da acil durumlarda  bizzat şifahi emrim olmadan bir birliğin bir başka bölgeye nakli mümkün değildir.  Yine benim talimatım olmadan birliğimdeki hiç kimse operasyon yapamaz. Olay  tarihinde yapılacağı söylenen operasyon sıra dışı bir durumdur. Bu nedenle  sorgulanması gerekir. Ancak bu sorgulamayı yapacak kişiler tim personeli  değildir. Her şeyden önce tabur komutanı bu sorgulamayı yapabilecek kişidir.  Ancak tim personeli yapılan faaliyeti algılayamayabilir."
 
Aksakallı, "15 Temmuz 2016'da bitmesi gereken ÖKK'ya ilişkin kursun  bir gün önce bitirilmesinin nedeni"nin sorulması üzerine, kurs kapanışlarının  genelde cuma günü olarak planlandığını, kurs bitişinin 42 haftalık kursun  planlandığı tarihten itibaren belli olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
 
"Kurs kapanış törenine teşrifleri için Genelkurmay İkinci Başkanına  konuyu arz ettiğimde, Genelkurmay Başkanımızı kastederek, 'Onu da davet edelim,  katılabilir' dedi. Ardından Genelkurmay Başkanımızın 15 Temmuz 2016'da  programının müsait olmadığını söyledi. Ben de bunun üzerine 14 Temmuz Perşembe ya  da 18 Temmuz Pazartesiyi teklif ettim. Genelkurmay İkinci Başkanımız da bu durumu  Genelkurmay Başkanımıza aktardı. Genelkurmay Başkanımızın emrini alarak, kurs  kapanış töreninin 14 Temmuz 2016 Perşembe yapılmasına karar verildi."
 
Aksakallı, ÖKK'da nöbetçi personelin planlanmasına yönelik soru  üzerine, nizamiyede nöbet tutan erbaşlara ilişkin standart aylık planlama  yapıldığını, nöbet hizmeti verecek personelin önceden belirlendiğini ancak  olağanüstü durumlarda değişiklik yapıldığını aktardı.
 
"Uygulansaydı darbe girişimi baştan açığa çıkardı"
 
"Darbe ile ilgili olay öğrenildikten sonra ÖKK'da ne gibi tedbirler  alınabileceği"ne ilişkin soru üzerine, "TSK'da kriz ve olağanüstü durumlarda ilk  haber alınır alınmaz 'personel kışlayı terk etmesin' emri verilir. Birlik  komutanları kışlalarında mesaiye devam edilir. Her zaman uygulanan bu temel ve  basit kural 15 Temmuz 2016'da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır.  Uygulansaydı darbe girişimi baştan açığa çıkardı." beyanını verdi.

 

Yorum Yazın
Gönder
Yorumlar
    Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...