Küresel köyün kaygılı ve politik çocukları: Z Kuşağı

Betül Meral SARIİZ /GAZETEVATAN.COM |  01 Temmuz 2020 Çarşamba - 10:30 | Son Güncelleme : 01 07 2020 - 13:05

Z kuşağı yani bugünün gençleri dijital dünyanın politik aktörleri. Sosyal medya ile seslerini her şekilde duyuruyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a MYK toplantısında, hazırlanan dijital medya raporu sunuldu. Raporda, Instagram canlı yayınında anlık 3 milyon seyirciye ulaşan Acun Ilıcalı'ya geniş yer verilmiş ve Z kuşağının potansiyeli ele alınmıştı. Kuşak araştırmaları yapanlara göre Z Kuşağı kendini tek bir yolla tanımlamıyor; belirgin biçimde dahil edilme yanlısı, daha az çatışma yanlısı ve hayatı pragmatik yaşıyor. Gündemde çokça konuşulan Z Kuşağı'nı Kuşak Araştırmacısı, yazar Evrim Kuran Gazetevatan'a anlattı.Peki, Kim bu Z Kuşağı? Z Kuşağı dünyayı nasıl algılıyor? Z kuşağının özellikleri ne? İşte Z Kuşağı ile ilgili merak edilenler...


Sosyal medyanın politik gücü olarak görülen Z Kuşağı son günlerde gündemden düşmüyor. Dijital dünyanın efendisi olarak görülen Z Kuşağı aslında sosyal medyanın gücünü en iyi kullananlar. Kuşak araştırmacıları Z kuşağına "Küresel köyün kaygılı çocukları" diyor. Onlar teknoloji ile içiçe büyüdü. Eğitimlerini dijital dünya ile harmanladılar. Dünyaya dair kaygıları var ve seslerini duyurmak istiyorlar. Bugünlerde de Z kuşağı siyasetin de gündeminde. Politikacılar, seçimlerde Z kuşağının hem siyasi katılım hem de sosyal medya aracılığıyla etkin olacağını düşünüyor. Z kuşağını, özelliklerini ve dünyayı nasıl algıladıklarını Kuşak Araştırmacısı, yazar Evrim Kuran'a sorduk.
 
 
TÜRKİYE NÜFUSUNUN YÜZDE 30'U Z KUŞAĞI
 
- Kuşaklar Türkiye'de nasıl tanımlanabilir? Neye göre bu ayrım yapılıyor?
 
Türkiye Cumhuriyeti’nin 97 yıllık varoluşunda, bugünlerde ülkenin altıncı nesli doğmaya başladı. Çok kuşaklı ailelerimiz, çok kuşaklı şirketlerimiz var. Kuşakları tanımlayan 15-20 yıllık dönemler zaman içinde bireyin ve toplumun geçirdiği dönüşümleri analiz edebilmek için bir araçtır. Her yeni kuşakla beraber teknolojik, ekonomik veya sosyal değişimler bağlamında yaşamda nelerin değiştiğine ve dönüştüğüne dair farklı deneyimleri anlamlandırmayı kolaylaştırır. Bize benzemeyenleri yargılamamak için zamanın ruhunu okumak, yani kuşak perspektifi ile bakmak güçlü bir araçtır. Kuşakların başlangıç ve bitiş tarihleri pozitif bilimlerin konusu değildir. Tüm toplumlarca üzerinde uzlaşılmış kesin tarihlerden bahsetmek mümkün değildir. Benim Türkiye için yaptığım çalışmalarda kullandığım aralıklar, Türkiye’nin hem sosyokültürel hem de politik geçişlerine en uygun aralıklardır. Türkiye nüfusunun yüzde 30’u Z kuşağı. Bir başka deyişle ülkemizde 25 milyondan fazla 20 yaş ve altında birey var.
 
 
Z KUŞAĞI ÇATIŞMAYI DEĞİL DAHİL OLMAYI  İSTİYOR
 
- Z kusağı bize ne mesaj veriyor?
 
Bugünün Z kuşağı dünün gençlerinden oldukça farklı. Bu farklılıklar, tek bir kimlik tanımlamayı reddedişleri, diyaloğa açık ve gerçekçi oluşları ile açıklanıyor. Z kuşağı kendini tek bir yolla tanımlamıyor; belirgin biçimde dahil edilme yanlısı, daha az çatışma yanlısı ve hayatı pragmatik yaşıyor.
 
- Z kuşagının bir şifresi var mı? Biz dünyadaki kuşak ayrımlarına birebir uyuyor muyuz? Türkiye'deki Z kuşağının diğer ülkelerdeki Z kuşağından farkı var mı?
 
Kuşakların şifresi yoktur. İnsanların şifresi yoktur. Sadece yaşadıkları bir bağlam vardır ve o bağlam davranışlarını etkiler. Tam da bu sebeple dünyadaki kuşak ayrımlarına birebir uymamız mümkün değil. Bırakın dünyayı İstanbul’un farklı mahallelerinde bile birbirine benzemeyen Z kuşakları var.
 
 
DİJİTALLEŞME ZİHİNSEL DÖNÜŞÜM İÇİN YETERLİ DEĞİL 
 
- Virüs aslında bizim kuşak yargılarımızı kırmamıza yardımcı oldu mu?
 
Hayır yargılarımızı kırmadı bence; hatta hayata daima kendi ideolojik kulenizden bakmaya meyilli iseniz krizler yargılarınızı kuvvetlendirebilir de. Her şeyin dijital olması zorunluluğunun zihinsel olarak bizleri dönüştürmeye yeterli olduğunu sanmıyorum. Richard Sennett Karakter Aşınması kitabında der ki: "Bir esnek zamanlı çalışan, çalıştığı mekanı seçse bile, emek sürecinde kontrole sahip değildir." Demek istiyor ki hiyerarşinin bir biçiminde diğerine geçiyorsanız; yani yüz yüze geleneksellikten dijital gelenekselliğe geçiyorsanız, pek de bir şey değişmemiş demektir.
 
 
Z KUŞAĞININ TEMEL DEĞERİ: ADALET
 
- Z kuşağına küresel köyün kaygılı çocukları diyorsunuz biraz açar mısınız?
 
Evet, Z Kuşağına küresel köyün kaygılı çocukları diyorum. Bunu da hem dünyadaki Z kuşağı araştırmalarına hem de Türkiye’nin Z kuşağı hakkında yaptığım araştırmalara dayanarak söylüyorum. Küresel olarak bakarsak, dünyanın doğal kaynaklarının en hoyratça tüketildiği dönemde dünyaya gelmiş bir nesil olarak çevresel temalara hassasiyetleri yüksek bir kuşak çünkü fiziksel dertleri çok olan bir dünya bıraktık onlara. Türkiye’ye geldiğimizde ise dünyanın gelişmiş ekonomilerinin tamamından gençlerimizin stres seviyesi daha yüksek. 
 
Hem de hem düşük gelir grubu hem de yüksek gelir grubu hanelerde. Milenyum çağı gençleri ile yaptığımız çalışmalarda uzun zamandır karşımıza çıkan önemli bir temel değer: Adalet. 
 
Y kuşağının adalet ve eşitlik söylemlerini öncül kuşaklara göre çok daha fazla ve yüksek sesle talep ettiklerine yakın tarihimizde şahit olmuştuk; ancak Z’ye gelindiğinde bu talep daha da belirgin bir hal alıyor. Araştırmalarımızda çok farklı sosyoekonomik seviyelerden Z kuşağına dünyada tek bir şeyi değiştirebilseydin o şey ne olurdu sorusuna ilk sırada adaletsizlik ve eşitsizlik yanıtı geliyor. Türkiye’de yaşamak denince akıllarına ilk gelen çağrışımları  sorduğumuzda birbirine hiç benzemeyen mahallelerden gençler aynı sözcükte buluşuyor: Zor.
 
Z kuşağı araştırmalarımız gösteriyor ki genç beyin göçünün mayası erken öğrencilik döneminde atılıyor. Gençlerimizin güvenli bir iklime ihtiyacı var. Ve sanırım en çok da gençliklerine yakışır biçimde umuda. Evet, dünyada kaygılı gençler. Ama Türkiye’de daha da kaygılılar.
 
 
 
GENÇLERİ DOĞRU OKUYAN BİR LİDERLİK ANLAYIŞI YOK 
 
- Siyasilerin de seçim çalışmalarında Z kuşağı ile ilgili çalışmalar yapacağı gündeme geldi. Hatta bununla ilgili bir rapor da haberlere konu oldu.  Z kuşağının sosyal medya ile siyaseti de aşan bir meydan okuması olduğunun kabul edilmesi gibi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
 
Siyasiler ya da kural koyucular, Z kuşağı ile ilgili çalışmaları seçim olmadan da yapsalar keşke. Türkiye ne zaman seçim atmosferine girse genç bir ülke olduğunu hatırlıyor. Şu ana dek iktidardan muhalefete, Türkiye siyasetinde gençleri doğru okuyan bir liderlik anlayışına rastladığımı söyleyemem. Didaktik bir ses tonuyla gençlere konuştuğunuz müddetçe, iletişim kurduğunuz mecranın dijital olmasının pek bir esprisi yok.