Kendim için değil ailem için ünlü olmak istedim

MELİS GÜVENÇ / mguvenc@gazetevatan.com |  04 Haziran 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 04 06 2017 - 11:15

Özcan Deniz'le yaşadığı beş yıllık ilişkisiyle tanınan oyuncu Buse Narcı Türk Malı dizisiyle ilk kez ekrana geliyor.


Hakkındaki tüm iddialara açıklık getiren Narcı hem ilişkisiyle ilgili hem de oyunculuğuyla ilgili samimi açıklamalarda bulundu. İnsanlar beni yanlış tanıdı diyen Narcı, "Hedefimi romantik komedide başrol olarak belirledim. Geçmiş ilişkim hakkında ise fikir bile vermek istemiyorum. Ama bir daha aşık olabileceğimi düşünmüyorum" diyor.

İlk diziniz Türk Malı... Dizi tekliflerini değerlendirmek için neden bu kadar beklediniz?

Daha önce iki filmde rol aldım. Türk Malı dizi anlamında ilk uzun soluklu projem. Ama ilk dizimde bu başarıyı yakalamak ve reytinglerde birinci olmak beni çok mutlu etti. Diziler için beklememin sebebi okulumdu. Şuan Maltepe Üniversitesi'nde konservatuar okuyorum. Üçüncü sınıftayım. Birinci ve ikinci sınıfta dizilerde oynamak için iznimiz ve zamanımız yoktu. Ama üçüncü sınıfta sıkıntı olmuyor. Türk Malı için birkaç kez görüşmeye gittim. Aynı anda gelen birkaç proje daha vardı ama bu iş özellikle bastırdım. Çünkü böyle güçlü oyuncularla bir arada olmak ve canlandırdığım karakterle fark yaratabileceğimi düşündüm. İlk dizide komediyle başlamak da bana ayrı bir enerji verir diye düşündüm.

 

Dizide Mehmet Ali Erbil, Şafak Sezer, Nergis Kumbasar ve Hasibe Eren'le oynamak nasıl bir heyecan?

Bu diziyi zaten onlarla karşılıklı oynayabilmek için çok istedim. Çok heyecanlandım onlarla oynayacağım için. Onları başıma gelen en büyük şans olarak görüyorum. Bu yüzden su içerken bile onları izliyorum. İlk Çok sıcak kanlı ve çok iyi kişiler. Komedi yapanların çok soğuk olduğunu söylerler ama onlar çok tatlı.

Canlandırdığınız Selin karakteri çok seksi ve süslü benziyor musunuz sizce?

Bu dizide beni 17 yaşında sanmışlar. Aksine 24 yaşındayım. Herkes oyunculuğumu çok sevmiş, onları karaktere inandırabildiğimi gördüm. Ama Selin karakteri bana hiç benzemiyor. Çok tiki, süslü, alıngan, güzelliğe takıntılı bir tip. Benle uzaktan yakından alakası olmayan biri. Ben aksine hiç süslü olmayan ve dış görünüşüne bağımlı yaşayan biri değilim. Çok süslü, seksi biri görünsem de aslında öyle biri değilim. Kendimi seksi ve dişi bulmuyorum, çoğu kişi bende gördüklerinde yanılıyor. Tek takıntım parfüm ve kremlerimdir. Onlarsız adım atmam. Olabildiğince makyaj yapmam. Yüzüme tek allık sürer dışarı çıkarım. Doğal görünmek istiyorum. Kendimi öyle rahat hissediyorum.

 

Bu doğal görünme çabasının nedeni nedir?

Makyaj yaptığın için güzelsin algısından hoşlanmıyorum. Yüzümün hiçbir yerinde estetik yok ama en ufak bir makyaj yapıp fotoğraf paylaştığımda estetik veya makyaj güzeli diye yorumlar geliyor. Bu algıdan ve yorumlardan bıktığım için artık erkek gibi giyinip makyajsız sokağa çıkıyorum. Ama ben ne yaparsam yapayım bu algıyı kıramayacağımı anladım. Çünkü şu an oynadığım karakter tam da söyledikleri gibi seksi ve ful makyajlı bir tip. Kendimi bildiğim için gelen eleştirilere ve yorumlara üzülmüyorum. Bu yorumları yapanlara şaşıyorum.

Güzel kız rollerini istemiyorum!

Gözlerinizin ameliyatla rengini değiştirdiğiniz iddia edilmiş... Doğru mu?

Bu söylentilere annem çok kızıyor. İnsanlar güzel bir şey gördüğü zaman mutlaka gerçekliğinden şüphe ediyor. İnanmak istemiyor. O kadar çok aynı tiplemede kadın var ki hem doğal hem güzel olanı gördüklerinde şaşırıyorlar.

 

Peki sizce neden sürekli hakkınızda bu tarz iddialar var?

Bence beni tanımadıkları için var. Çünkü bir insanı karakterini bilmeden görünüşüyle yargıladıkları zaman her şeyine kusur bulabiliyorlar.

Ünlü olmak istediğin bir şey miydi?

Beğenilmek, ünlü olmak herkesin hoşuna gider. Ama ben daha çok bu bölümle ilgili okul okuduğum için bunun hakkını vermek istedim. Aslında ünlü olmak için değil ailem için bunu istedim.

Birçok yarışma programlarına da katıldın onlar nasıl oldu?

Aslında onlar benim isteğim dışında gelişen ve kontrolümden çıkan şeylerdi.

Peki neydi sizi oyunculuğa yönlendiren şey?

Hiperaktif olmam. Edebiyat öğretmenliğini bırakıp bu bölüme geçtim. Çünkü eğer edebiyat öğretmeni olsaydım hayatım sıkıcı ve monoton geçecekti. Sonra sinema televizyon bölümünü yazdım belki yönetmen veya senarist olurum diye. Ama iddia üzerine seçmelerine iki gün varken oyunculuk sınavına girdim. Daha önce hiç sahneye çıkmamıştım, hiç bunla ilgili bir şey düşünmemiştim. İki gün içinde tirad ezberledim, ilk defa sahneye çıktım ve burslu seçmeleri kazandım. Kazandığımı duyunca zaten şok oldum. Hiç beklemiyordum. Hiç böyle yeteneğim olduğunu fark etmemiştim. Ama inat ettim, hırslandım, çok okudum çok çalıştım, bu işi çok ciddiye alarak disiplinle sahiplendim.

Setin ilk günü neyin hayalini kurdunuz? Hedefinizi neresi olarak belirlediniz?
 
Bu yaşıma kadar hep görüntümle alakalı roller oynadım. Hep güzel ve zengin kız rollerine yakıştırıldım. Ama artık görüntümün dışında bambaşka bir rol oynamak istiyorum. Güzel bir kızı oynamak istemiyorum. Sağlam bir karakter oyuncusu da olabilirim. Güzelliğimle değil oyunculuğumla ön planda olmak istiyorum. Mesela çok ağır bir dramda kendimi göstermek veya bir psikolojik gerilimde şizofreni oynamak hayalim. Aynı zamanda bir romantik komedi filminde başrol olmak belirlediğim ilk hedefim. Uzun diyaloglarımın olduğu ve performansımı maksimum seviyede gösterebileceğim bir filmde oynamak isterim.    
 
En sevdiğin özelliğini ne?
 
Çok fedakarım. Başkalarının mutluluğu ve istedikleri için kendi isteklerimi kulak arkası yaparım, ertelerim. Kendimden çok ödün veririm. Karşımdakinin yapmak istediği şeyden hoşlanmasam bile onun mutluluğu için yaparım. 
 
Özcan Deniz'le ilgili ilişkinizle tanındınız ve bu ilişki çok konuşuldu. Ne düşünüyorsunuz?
 
Her insan hayatında olumlu, olumsuz güzel veya kötü şeyler yaşayabiliyor. Ama her yaşanan insana birçok şey kazandırıyor, kaybettiriyor. Bunlarla yola devam ediyorsun. Geçmiş hayatıma bakarak yaşamıyorum, üzülmüyorum. Sadece önümdeki hayata odaklandım. Bu konu üzerinde fikir bile vermek istemiyorum.
 
Şimdi yola nasıl devam ediyorsunuz?
 
Artık kendime emek harcıyorum. Bulduğum her boş vakti kendime yararlı şekilde değerlendiriyorum. Kendime yatırım yapıyorum. Artık neden zevk alıyorsam onu yapıyorum. Kendimi tutmuyorum. Canım burada amuda kalkmak isterse o yanlış olsa bile kalkıyorum. Artık hiç umurumda değil. İnsanlar ne derse desin istediğim şeyi yapabiliyorum. 
 
Emre Altuğ sevgilim değil...
 
Emre Altuğ ile ilişkiniz olduğu doğru mu? 
 
Emre çok yakın arkadaşım. Çok severim kendisini. Benim psikolojik danışmanım gibi bir şey. Çok iyi anlaşırız. Tamamen yanlış anlaşılmadan kaynaklanan bir şey. İnsanlar iki güzel şeyi yan yana görünce hemen yakıştırma yapıyor bu da onlardan biriydi.  
 
Yaşadıklarınızdan sonra aşkın nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsunuz? 
 
Eskiden çok güzel bir şey olduğunu düşünüyordum ama bence tedavisi olmayan ve sonu felaketle biten bir hastalık. Ortalıkta zombi gibi geziyorsun. Bir kere aşık oldum bir daha olacağımı düşünmüyorum. En azından karşıma güvenebileceğim ve beraber hayatı toz pembe yaşayacağım bir insan çıkana kadar böyle. Eğlenceli, komik ve fedakar biriyim bu yüzden karşımdakinin sıkılmayacağını düşünüyorum. 
 
Kıskanç mıydınız? 
 
Erkekler kıskanan kadınlardan hoşlanıyor ama ben kendime güvendiğim için karşımdakini boğacak şekilde kıskanmam. Kıskanmıyorum diye sevmediğim düşünebiliyor ama aslında alakası yok.  
 
İlişkiden beklentin ne oluyor?
 
Sonunu düşünerek bir yola çıkmıyorum, çıkmadım. O anın keyfini yaşadım. Sonuna dair saçma sapan fikirlere kapılıp keyfimi bozmadım.
 
Oyunculukta önünüzün kesildiğini düşünüyor musunuz?
 
Her insana olduğu gibi bana da çelme takmak isteyenler oldu. Ama benim güzel kalbim ve enerjim bunların önüne geçti. İlahi adalet benden yana oldu. Bu işle çok güzel bir şey başardığımı düşünüyorum. Ben doğru bildiğim yoldan şaşmadığım ve ahlaklı biri olduğum için hiç zarar görmedim. Bana zarar vermek isteyenlerin başına gelenleri Allah bana bir şekilde gösteriyor. Bu yüzden çizgimi bozmadan yoluma devam ediyorum.

YAZARLAR Prof. Dr. Halim Hattat Prof. Dr. Halim Hattat
Penisin de “hisleri” var!
Tülay Gürler Kurtuluş Tülay Gürler Kurtuluş
Bahara merhaba diyen kitaplar
Ahmet Örs Ahmet Örs
Sosu bağlamak gerek…
Türkan Hiçyılmaz Türkan Hiçyılmaz
Çocuğa baskı yapmak okula uyum sürecini uzatır
Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan
Estetik dünyasında son gelişmeler
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Gıda intolerans testlerinin gerçek yüzü
Kürşad Zorlu Kürşad Zorlu
Bozkırda yeşeren başarı öyküsü…
Hasan Genç Hasan Genç
iPhone’larda Home tuşuna güle güle
Bahar Saygılı Bahar Saygılı
Federer’in şifreleri
Lütfü ÖZEL Lütfü ÖZEL
İşte karşınızda Selin Williams
Demet Sarova Demet Sarova
MasterChef’i sakın Ramsay görmesin!
Zeynep Kakınç Zeynep Kakınç
Bayram sofrasında büyük buluşma
Gül Yiğit Gül Yiğit
Mutlu ve başarılı insanların yaşam felsefesi
Güldeniz Ayral Güldeniz Ayral
Yeni jenerasyon modacılarımız
Murat Çelik Murat Çelik
İrlanda’nın ata sporu boks
Ayşe Kucuroğlu Ayşe Kucuroğlu
Ege’nin iki kardeş mutfağı buluştu
Ayşe Brav Ayşe Brav
Kınada şıklık yarışı
Berna Laçin Berna Laçin
Okullar açılırken veli dilekleri
Füsun Saka Füsun Saka
Tenten’den Birkin çantaya; Avrupa’yı Avrupa yapan değerler
Cem Ceminay Cem Ceminay
Çalıntı şarkıyı çalmışlar kopyasını yapmışlar
Teoman Hünal Teoman Hünal
Diyarbakır’ın eşsiz lezzetleri
Süha Derbent Süha Derbent
Yanı başınızdaki cennet Meis Adası
Tülay Gürler Kurtuluş Tülay Gürler Kurtuluş
Okunması gereken dünya klasikleri
Dr.Yasemin Bradley Dr.Yasemin Bradley
Sağlıklı oruç tutmanın yolları
Engin Akın Engin Akın
Korfu Adası'nda dalak dolması
Eylem Kaftan Eylem Kaftan
'Herkesin yarım kalmış hikayesi var'
Damla Doğan Damla Doğan
Aldırdığınız yağdan kök hücre üretiyorlar
Canan Tan Canan Tan
Şiddet mi, cinnet mi?
Güney Öztürk Güney Öztürk
Yırtık 5 Euro nasıl kendini tamamladı!
Barış Öztürk Barış Öztürk
75 yıllık efsane Jeep