İlişkilerdeki kaypaklığı sahneliyoruz

BURAK TAPAN / brktpn@gmail.com |  26 Mart 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 26 03 2017 - 2:30

Cemal Hünal ve Onur Şenay’ın başrollerini paylaştığı kara komedi bir mafya hikayesi olan “Patron”, iki arkadaşın başından geçen maceraları anlatıyor


Oyun nasıl ortaya çıktı?

Cemal Hünal: Onur’la uzun yıllardır arkadaşız, daha önce de beraber oyunda yer almıştık. Kendisi KATS Sahne’yi açtığından beri bir şeyler yapmayı çok istiyordum. Kitaplığında bir metin buldum, çevirisini yaptım. İki kişi kafa kafaya çıkardığımız bir oyun oldu. 

Okan (O.Ş) ve Sadık (C.H) mafya liderinden kaçıyor... Çok yakın gibi görünen ancak birbirlerine şüpheyle yaklaşan karakterler gibiler sanki?

Cemal: Oyun, genel hikaye akışı itibariyle merak uyandırıyor ve sonunu öngöremiyorsunuz. Hikaye ilerledikçe karakterlerin hiç de oldukları gibi görünmediklerini, birinin daha travmatize olduğunu, kafalarının farklı çalıştığını görüyoruz.

Arkadaşlıkların altında yatan rekabet, hırs duygularını, birbirlerini her an satmaya müsait olmaları gibi yönlerini aktardık. Bu çok kaypak bir zemin. İnsan ilişkilerindeki kaypaklığı sahneledik.

Daha önce denenmemiş yöntemler de var. Hiç ara vermeden oynuyorsunuz oyunu değil mi?

Onur Şenay: Evet, aralarda dekor değiştirirken hiç ara vermiyoruz. Bunun işe yarayıp yaramayacağından emin değildik ama iyi oldu. Ayrıca oyunda Patron’un yalnızca sesi var; Tamer Karadağlı seslendiriyor onu da. Fiziken yok ama sesiyle karakterlerin üzerinde gölgesini yaratıyor. İlerleyen zamanda arkadaşlarımızı da konuk edeceğiz Patron’a ses vermeleri için.

 

Tatminsizlik yaşıyoruz

Peki insan ilişkileri neden sahnelediğiniz kadar kaypak?

Cemal: Birtakım şeyleri o kadar çok şişiriyoruz ki, sadeliğini kaçırıyoruz her şeyin. Bu yüzden kendi hayatımıza döndüğümüzde altını boş buluyoruz ve tatminsizlik yaşıyoruz. İsteklerimizin ve hayallerimizin çoğu zeminsiz. Karakterlerin bir yandan birbirini yemesi gibi aynı.

Onur: Hayatta yaşadığın sürece, herkesin bir beklentisi var. Herkes büyük şeyler hayal ediyor, ona ulaşmak için de sert insan olmaya zorluyoruz kendimizi. Tatminsizlik, her şeyi istemiş olmanın verdiği erozyonu anlatıyoruz bir yandan da.

Mevcut hayatlarınızdan ne kadar memnunsunuz, ya da güzelleştirmek için neler yapıyorsunuz?

Cemal: Deliye her gün bayram. İyi bir deliyim ben.

Onur: Valla oyunlar, sahneler, tiyatro... Hayallerim bunlar ve gerçekleştiriyorum işte. Üç yıllık güzel bir ilişkim de var. Yetiyor bunlar zaten.

"Hayatımın hiçbir döneminde Issız Adam’daki karakter gibi kaygısız ve umarsız yaşamadım."

Cemal Hünal

Eşim çizgi roman karakteri gibi

Cemal Bey, 2014’te baba oldunuz. Bu deliliğiniz, “kopukluğunuz” törpülendi mi biraz?

Hayatım daha çok renklendi. Çocuğumla geçirdiğim zamanlar, en büyük keyif aldığım anlar aynı zamanda. Hayatımda en çok şeyi öğrenip, kendimi en iyi bulduğum dönem oldu bu süreç.

Issız Adam filmindeki rolünüz üzerinize yapıştı, özellikle kadınlar size epey önyargılı davrandı. Issız mısınız gerçekten?

Hayatımın hiçbir döneminde o kadar kaygısız, umarsız yaşamadım. O karakter aslında kapalı dünyası olan, vampir gibi dışarı çıkıp kan emen biriydi. Hiç sevmemiştim karakteri. Ama oyunculuk böyle rolleri oynamayı da gerektiriyor. Önyargılar var bana karşı. Bir kişiyi herkes sevmek zorunda değil. Kendi yağımda kavruluyorum, takmıyorum.

Boşanıp tekrar evlendiniz, ünlüler dünyasında evliliği korumak ekstra efor mu istiyor?

Lale’yle evliliğimizi gerçek bir zeminde yaşıyoruz. İyi bir eş buldum, çizgi roman karakteri gibi. Hareketli, çılgın, çatlak bir karakter. O çatlaklığını seviyorum, bir yandan da çok hakikatli. Hayatımın merkezinde eşim, çocuğum ve ailem var. Böyle olduğu zaman bencilce tercihler yapamıyorsun. “Şu kadar kadınla daha beraber olabilirdim” diye kurgulamıyorsun.

Doğayla iç içe olduğunuzu biliyoruz, yeni bir binicilik kulübü açmışsınız...

Evet, Sarıyer’de binicilik üzerine. Atlı okçuluk vs de var. Acayip merakım var kan çekiyor herhalde. Evimde de kedi, köpek, kuşlar var. Çiftliğimize de götürüyorum çocuğumu. Bunlar dışında müzikle de ilgileniyorum.

"Kendimizi, hayallere ulaşırken sert insanlar olmaya zorluyoruz. Bu tatminsizlik yaratıyor."

Moğollar’dan, Neşet Ertaş’tan, Fikret Kızılok’tan şarkılar çalıyoruz.

Gelecek ay single çıkarıyoruz

“Ruşen Ali ve Deliler” grubunuzla sahneye çıkıyorsunuz. Oyunculuğun önüne mi geçecek müzik tutkunuz acaba?

Rock grubumuzu iki sene önce kurduk. Benim dışımda dört arkadaşım daha var. Ben vokaldeyim. Yaptığımız müzikte Anadolu esintileri var. Oyunculuğumun önüne geçmez çünkü küçüklükten süregelen bir müzik tutkum var. Eşim de müzisyen, vakit oldukça ortak çalışmalar yapıyoruz evimizde. Bakalım gelecek ay grupla beraber ilk single’ımızı çıkaracağız.

Ne tarz müzikler dinliyorsunuz?

Etnik müziği seviyorum. Sahnede Moğollar’dan, Neşet Ertaş‘tan, Fikret Kızılok’tan şarkılar çalıyoruz. Keloğlan türküsü uyarlamamız bile var; caz tonunda çalıyoruz.

Mutfakla aranızın da iyi olduğunu biliyoruz. Eşiniz beğeniyor mu yemeklerinizi?

Evet yapıyorum. Lazanya ve hamburger en sevdiğim yemek. Fırında dana kaburga yapmaktan çok zevk alırım. 6 saat başında bekliyorum. Yiyorlar afiyetle...  

Yorum Yazın
Gönder
Yorumlar
    Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...