Gazete Vatan Logo

Peki, ecdadın İstanbul’u bu muydu?

Zaman yazarından Erdoğan'a zor soru..

Muhteşem Yüzyıl dizisine çatıp, “Bizim öyle bir ecdadımız yok. Biz öyle bir Kanuni, öyle bir Sultan Süleyman tanımadık” diyen Başbakan Erdoğan'a Zaman gazetesi yazarı İhsan Dağı karşılık verdi: “Peki, ecdadın İstanbul’u bu muydu?”
İhsan Dağı köşesinde Başbakan’ın Muhteşem Yüzyıl dizine yaptığı eleştirilere gönderme yaparak şöyle dedi:


“Muhteşem Yüzyıl’daki Süleyman bizim bildiğimiz ‘ecdadımız’ Kanuni değilse, köprülerle, gökdelenlerle silueti bozulan bu İstanbul bize ‘ecdad’ın bıraktığı İstanbul mu?

Tepelerindeki camileriyle oluşan İstanbul silueti ‘ecdadımız’ın en değerli miraslarından. Şimdi bu miras hovardaca harcanıyor, hem de muhafazakâr bir partinin iktidarında, hem de bu partinin yirmi yıldır yönettiği bir şehirde. Kim, nasıl İstanbul’un siluetiyle oynamaya cüret edebilir, buna izin verebilir? Sanırım İstanbul’u ve Türkiye’yi yönetenlerin ‘muhafazakâr kimliği’ İstanbul’a müdahaleyi kolaylaştırıyor. Bir tür ‘sahiplik’ duygusu; ‘İstanbul Osmanlı’nın mirası, biz de onun meşru mirasçılarıyız, dolayısıyla bu mirası harcama beratımız var,’ havasındalar. Fatih’in, Kanuni’nin mirasçıları olarak kendilerinde İstanbul üzerinde tasarrufta bulunma hakkını görüyorlar sanki...

Öyleyse çok yanılıyorlar demektir. Zeytinburnu’na yapılan üç gökdelenin Sultanahmet ve Süleymaniye üzerine bir hayalet gibi çöküşüne tanık olduk. Kimse engellemedi gökdelenler İstanbul’un tarihî mirasını ifsad edene kadar. Sanki İstanbul’u yönetenlerin izniyle ve onların gözlerinin önünde o gökdelenler yükselmemiş gibi geçen yıl bir gazete haberiyle duydular bu gökdelenlerin varlığını... Şimdi de Haliç’te yapılan metro köprüsü. Uzun süredir gazetelerde yakınmaları, itirazları okuyordum. Geçenlerde gözlerimle görünce olayın vahametini daha iyi kavradım. Bir köprüyle Haliç’in, Süleymaniye’nin, Eyüp’ün tarihî görüntüsü, silueti imha ediliyor. Kimsenin de sesi çıkmıyor, çıksa da ‘muhafazakâr parti’nin hükümeti ve belediyesi aldırmıyor.

Başbakan’ın İstanbul’a büyük değer verdiği biliniyor. ‘Ecdadı’na gerçekten sahip çıkacaksa ecdadın bıraktığı İstanbul’un siluetini bozan gökdelenleri ve köprüleri durdurmalı...

Muhafazakârlığın tarihe, geleneğe ve mirasa bakışları Taksim’de içi alışveriş merkezi ve buz pateni alanı olarak tasarlanan Topçu Kışlası’nı yeniden inşa etmek düzeyinde olamaz.

Bir yandan İstanbul’un tarihî siluetini boz, öte yandan da kabahatini örtmek için Çamlıca’ya daha büyüğünü dik! Olmaz... Geçenlerde Taraf’tan Andrew Finkel çok çarpıcı bir gözlemde bulunuyordu; ‘Gerçek bir Sinan camisinin manzarasını imha edip sonra da karşısına onun taklidini diken bir şehir,’ daha doğrusu bu şehri yöneten ‘muhafazakârlık’ nasıl bir şeydir? UNESCO çırpınıyor. Belki de İstanbul’u ‘dünya miras listesi’nden çıkaracak. Temel kaygısı da tarihî siluetin korunması. ‘Elin UNESCO’sunun’ İstanbul için gösterdiği hassasiyeti bu şehri yirmi yıldır yöneten ‘muhafazakârlar’ göstermiyorsa, göstermemiş ve silueti bozmuşlarsa söylenecek söz yoktur. ‘Muhafazakârlar’ değilse kim ‘muhafaza’ edecekti İstanbul’un siluetini? Ya muhafazakârlık kavramında bir sorun var veya İstanbul’da çok ‘rant var’. İstanbul’un bozulan siluetinin kefareti Çamlıca’da ‘çakma’ bir tarih inşa etmek olamaz.

Haberin Devamı