Gazete Vatan Logo

Eski Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanı Andonyadis'ten şok çıkış

Türkiye ile Yunanistan arasında gerilim havası devam ederken eski Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanı Andonis Andonyadis, Atina’nın tezlerine karşı çıkarak Türkiye’nin tutumuna yakın açıklamalarda bulundu. Türkiye ile müzakere etmek gerektiğini söyleyen Andonyadis, “Resmi tezlerin hangilerinden feragatta bulunursak karşılığında ne alırız onu tartmalıyız” dedi.

Eski Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanı Andonyadis'ten şok çıkış

Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanlarına ilişkin mutabakat muhtırasının imzalanmasından sonra, Yunanistan’da tavan yapan gerginlik ortamında, Yunan medyası adeta savaş tamtamları çalıyor. Bu çerçevede Yunan medyasında emekli komutanlar “star” oldu. Emekli komutanlar, neredeyse ağız biriği etmişcesine, Türkiye ile “sıcak olay” yaşanması, ya da savaş çıkması halinde ne olacağını tartışıyorlar. Ancak, 2002-2005 yılları arasında Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Andonis Andonyadis (74) istisna oluşturuyor. Milliyetçi çevrelerin sık sık tepkisine hedef olan Andonyadis, savunma içerikli ciddi haber sitelerinden “Militarie”deki demecinde, Yunanistan’ın hava sahası, karasuları, kıta sahanlığı, FIR hattı (uçuş bilgi bölgesi) gibi resmi tezlerini çürütmekle kalmayıp, Türkiye’nin bölgede bir süper güç olduğunu da vurguladı.

“Türkiye yerel (bölgesel anlamında) bir süper güçtür. ABD’den sonra NATO’nun en güçlü silahlı kuvvetlerine sahip. Jeostratejik önemi çok büyük. Mülteciler konusunda da musluk Türkiye’nin elinde. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir ABD Başkanı Trump, bir Rusya lideri Putin ile görüşüyor” diyen Andoniadis, Yunan resmi tezlerine şöyle yanıt veriyor:

Haberin Devamı

EGE’DE HAVA SAHASI

Resmi tez: Yunanistan’ın karasuları 6, hava sahası da 1930 yılındaki bir kararnameye dayanarak 10 mildir.

Andonyadis: Dünyada, Yunanistan’dan başka karasuları genişliği ile hava sahası genişliği farklı bir ülke yok. Bu sınırları sadece Türkiye değil, başka ülkeler de tanımıyor. Biz, ‘Türkiye uluslararası hukuku, deniz hukukunu çiğniyor’ diyoruz. Oysa hava sahası konusundaki resmi tez deniz hukukuna aykırıdır.

FIR UÇUŞ HATLARI

Resmi tez: Yunanistan’ın sivil uçakların güvenliğini üstlendiği bölgeye önceden uçuş planı vermeden giren Türk savaş uçakları, Atina Fır hattının çiğnemektedir. Yunan savaş uçakları da Türk savaş uçaklarını püskürterek cevap vermektedir.

Andonyadis: FIR hattı egemenlik bölgesi değildir. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ICAO, askeri uçaklara uçuş planı sunma zorunluğu getirmemektedir. Sadece uçuş planı sunmalarını tavsiye etmektedir. Türk savaş uçakları uçuş planı vermeye mecbur değil.

Haberin Devamı

ALÇAK UÇUŞLAR

Resmi tez: Türk savaş uçakları adalar üzerinde alçak uçuşlar gerçekleştirmektedir. Türkiye bu şekilde, adaların Yunan olduğundan şüphe ettiğini göstermek istemektedir. Yunan savaş uçakları da Türk savaş uçaklarını püskürtrmektedir.

Andonyadis: Bir savaş uçağının sapması için en az 6 millik alana ihtiyacı vardır. Ege’nin coğrafyası malum. Havada öyle bir kavram yok ama, bence bu “zararsız geçiş”tir. Sözgelimi bir Türk savaş uçağı Rodos üzerinde uçmuşsa, bunu Türkiye Rodos’un Yunan adası olduğundan şüphe ediyor şeklinde yorumlamak doğru değil. Türkiye’nin resmi savunma politikasında adalarımızı istila etmek gibi bir hedefi bulunduğunu zannetmiyorum.

YUNANLAR EGE’Yİ YUNAN DENİZİ SANIYOR

Eski Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanı Andonis Andonyadis demecinde ayrıca şunları belirtti:

“Yunan halkı, Ege’nin tümünün Yunan denizi olduğuna inanıyor, zannediyor. Dolayısıyla bir Türk savaş gemisi bir adaya 6.5 mil yaklaştı mı ‘Burada ne işi var’ diyor. Yunan dış ve savunma politakalarındaki yanlışların önemli bir bölümü ise bilgisizlikten kaynaklanıyor.

Haberin Devamı

Türkiye, sadece Ege’nin ekonomisini (doğal zenginlik) paylaşmak istiyor.

Türkiye ile müzakere yapmalıyız. Ancak, Türkiye ile eşit şartlarda müzakere masasına oturacağımızı zannediyorsak hiçbir şey başaramayız. Müzakere masasında tüm istediklerimizi kazanacağımıza inanıyorsak yanılıyoruz. Resmi tezlerin hangilerinden feragatta bulunursak, karşılığında neyi alırız, onu tartıp hareket etmeliyiz. Sözgelimi, Türkiye’ye ‘Biz karasularımızı genişletmeyeceğiz’ diyerek, karşılığında daha geniş kıta sahanlığı bölgesi isteyebiliriz.” (Hürriyet)