Esad’ı yakacak 55 bin fotoğraf

AA |  21 Ocak 2014 Salı - 1:31 | Son Güncelleme : 21 01 2014 - 1:31

Suriye’de savaş suçu delilleri...


Suriye ordusundan bir askeri polis, Esad’ın işkenceyle öldürdüğü 11 bin kişinin fotoğrafını çekti. Kurbanların işkenceyle ve aç bırakılıp öldürüldüğü tespit edildi...

Suriye’de Beşar Esad rejimi tarafından işlenen savaş suçlarını belgeleyen rapor ve fotoğraflar, Anadolu Ajansı, İngiliz Guardian ve CNN International’de yayınlandı. Suriye ordusunda 13 yıl askeri polislik yapan bir kişi, ülkedeki iç savaşta, rejime bağlı askeri hastanelere ölü olarak getirilen kişilerin fotoğraflarını çekmekle görevlendirildi.





İşkence... Açlık... Boğma...

Hastaneye getirilen kişiler, gözaltında işkence, boğma ve aç bırakılarak öldürülen Suriyeli muhaliflerden oluşuyordu. Askeri polis her gün getirilen cesetlerin yüz ve beden fotoğraflarını çekti, numaralandırıp üstlerine teslim etti. Cesetlerin yüz ve bedenlerine yazılan şifreli notlarla çekilen fotoğraflar, Suriye ordusunda sistematik olarak verilen öldürme emirlerinin yerine getirildiğine dair belge olarak kabul gördü.

İki yılda 55 bin fotoğraf...

Çalışma arkadaşlarıyla iki yılda 55 bin kare fotoğraf çeken askeri polis, Esad’ın sistematik işkenceyle öldürme politikasına dayanamayarak Suriyeli muhaliflerle gizlice irtibat kurdu. Askeri polis, iki yıl boyunca çekilen fotoğrafları düzenli olarak bir flaş belleğe kaydetti ve gizlice muhaliflere verdi.

Muhaliflerin girişimleri sonucunda, İngiltere’de savaş suçu ve insanlığa karşı işlenen suçlar konusunda söz sahibi hukukçular ile adli tıp ve adli fotoğraf uzmanı kişilerden oluşan özel komisyon kuruldu.

Fotoğrafların üzerlerinde oynama yapılmadığı İngiltere’de bir laboratuvarda tespit edildi. 55 bin fotoğraftan 26 binini inceleyen komisyon, fotoğraftaki kişilerin, işkenceye tabi tutulduğunu, tel, ip ve hatta ‘triger kayışı’na benzer cisimlerle boğulduğunu saptadı. Bir önemli tespit de açlığın işkence yöntemi olarak kullanılması oldu. Fotoğrafları çeken polisi, Suriye dışına kaçtıktan sonra tanık olarak da dinleyen komisyon, bulguların, ‘insanlığa karşı suç’ ve ‘savaş suçu’ için kurulacak mahkemece kabul edilebilir “açık deliller” olduğuna karar verdi.

Kod adı ‘Sezar’

Dünyanın en önemli savaş suçu hukukçuları, can güvenliği nedeniyle Suriyeli polise ‘Sezar’ kod adını verdi. Ortamın mezbahaya döndüğünü belirten Sezar, komisyona tanık olduğu tüm detayları anlattı. Kurulan komisyonda, İngiltere Kraliçesi’nin Danışmanı Sir Desmond de Silva (Başkan), Profesör Sir Geoffrey (Slobodan Milosevic’in duruşmasındaki başsavcı), Profesör David M. Crane (Sierra Leone için kurulan Özel Mahkeme’nin ilk başsavcısı), Dr. Stuart J. Hamilton (Adli patalog), Prof. Susan Black (anatomi uzmanı), Stephen Cole (Adli görüntüleme uzmanı) yer aldı.


Sistematik öldürme nasıl yapılıyor?

Rapora göre, gözaltında tutulan muhalifler, bulundukları istihbarat üssü ya da askeri binalarda çeşitli işkence yöntemleriyle öldürülüyor, sonra da bir askeri hastaneye gönderiliyor. "Caesar" yanında bir doktor ve yargı temsilcisiyle hastaneye getirilen cesetlerin dört ya da beş kare fotoğrafını çekiyor.

Gözaltında öldürülen her kişiye iki numara veriliyordu. İlk numara, öldürülecek kişinin gözaltında alınmasından öldürülmesine kadarki kısımdan sorumlu olan birimin referans numarasıydı. Bu numarayı ve dolayısıyla kişinin kimliğini sadece istihbarat birimi biliyordu. Numaraların, bazen elle kişinin bedenine ya da alnına yazıldığı da oluyordu.

Ceset bir askeri hastaneye ulaştığı zaman ölümün hastanede vuku bulduğuna dair sahte belge düzenlemek için ikinci bir numara daha düzenleniyordu. Sahte belgede, kişinin "kalp krizi" ya da "solum yetmezliği" nedeniyle öldüğü belirtiliyordu. Öldürülen kişilerin aileleri sorduğunda bu sahte belge veriliyordu. (Cesetlere verilen numaralar Özel Soruşturma Komisyonu tarafından çok önemli delil görüldüğünden, karartılmaması için üzerleri siyah bantla kapatılarak ajansımıza verilmiştir.)

"Caesar" ve çalışma arkadaşları tarafından fotoğrafları çekilen ve gerekli sahte belgeler düzenlendikten sonra cesetler, bilinmeyen bir kırsal alana gömülmeye götürülüyordu.

Caesar: "Ortam mezbahaya döndü"

Bulunduğu ortamın "mezbahaya" benzemeye başladığını söyleyen Caesar, bunu ispatlamak için cesetlerin toplu halde fotoğraflarını bile çekti. Daha fazla dayanamadı... Olup bitenlerden duyduğu derin endişe nedeniyle çektiği fotoğrafların bir kopyasını güvendiği bir kişiye vermeye başladı.

"Caesar", bu fotoğrafları daha sonra uluslararası insan hakları örgütleriyle ilişkili muhalif saflarındaki bir akrabası aracılığıyla Suriye dışına çıkardı. Eylül 2011 tarihinden itibaren fotoğraflar düzenli olarak yurt dışına çıkartıldı.

Çok önemli Soruşturma Komisyonu

Suriyeli muhalif insan hakları savunucularının girişimleri sonucu, Londra'da "Carter-Ruck and Co." adlı bir hukuk bürosu aracılığı ile özel bir soruşturma komisyonu oluşturuldu.

Komisyon üyeleri:

Sir Desmond de Silva, İngiltere Kraliçesi'nin Danışmanı (Başkan). Sierra Leone için kurulan Özel Mahkeme'nin eski Başsavcısı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından bizzat atandığı davada bu yetkisine dayanarak Liberya Devlet Başkanı Charles Taylor'ın tutuklanmasını sağladı.

Profesör Sir Geoffrey Nice, İngiltere Kraliçesi'nin Danışmanı. Eski Yugoslavya'da işlenen suçlar için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanan eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Milosevic'in duruşmasındaki başsavcı. Profesör David M. Crane, Sierra Leone için kurulan Özel Mahkeme'nin ilk başsavcısı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından bizzat atandı. Bu yetkisine dayanarak Liberya Devlet Başkanı Charles Taylor davasının iddianamesini hazırladı.

Dr. Stuart J. Hamilton, Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığına bağlı adli patalog.

Profesör Susan Black, anatomi ve adli antropoloji profesörü. Sertifikalı adli antropolog.

Stephen Cole. Adli Tıp Teknik Müdürü ve adli görüntüleme uzmanı.

Özel Soruşturma Komisyonu, çalışmalarını yapmak üzere Ortadoğu'da bir ülkeye gelerek fotoğrafları incelemeye başladı. Fotoğraflardan seçilen örnekler İngiltere'de Acume Forensics (Adli Görüntüleme) merkezinde test edildi. Merkez tarafından fotoğraflara herhangi bir müdahale yapılmadığı ve gerçek olduğu garantisi verildi.

Bir süre sonra can güvenliği kalmayan "Caesar" ve ailesi gizli yollardan Suriye'den çıkartıldı. "Caesar" 12, 13 ve 18 Ocak 2014 tarihlerinde Komisyona ifade verdi ve her türlü soruyu yanıtladı. Komisyon "Caesar'ın", "sansasyonel olma" görüntüsü çizmeyen, partizan da görünmeyen, doğru ve güvenilir bir tanık olduğunu rapora not etti.

"Caesar'ın" hiçbir infaza ve işkenceye tanık olmadığını, sadece öldürülmüş kişilerin fotoğrafını çektiğini dürüstçe ve abartmadan ifade etmesi ayrıca dikkati çekti.

Sistematik öldürme şekilleri

Özel Soruşturma Komisyonu kendisine ulaştırılan fotoğrafları dikkatlice inceledi ve öldürme yöntemlerini tespit etti. 55 bin fotoğraf yaklaşık olarak 11 bin kişiye aitti. Öldürülenlerin çoğunun 20 ile 40 yaş arası erkekler olduğu görüldü. Hepsinin gözaltındayken öldürüldüğü tespit edildi.

Birçoğu ip, tel ve bazıları araçlarda kullanılan "triger kayışı"na benzer cisimlerle boğularak öldürüldü. Bu cisimler cesetlerin boynundayken fotoğraflar çekildi. İdam etme yerine elle boğma yöntemleri kullanıldı.

Cesetlerin birçoğunda demir çubuklara benzer cisimlerle vurularak yapılabilecek işkence izlerine rastlandı. Bunların tümünün ellerinin bağlı olduğu anlaşıldı.

Cesetlerde açlık ve işkenceden dolayı renk değişimi, çürüme, doku bozuklukları görüldü. Cesetlerin yarıdan fazlasının aşırı derecede zayıf olduğu görüldü. Bu durum, açlığın bir işkence aracı olarak kullanıldığının delili olarak rapora kaydedildi. Açlıktan iskelet haline gelmiş cesetlerde ayrıca işkence izleri tespit edildi. Bazı cesetlerde elektrik verilmesinin ardından oluşan yaralar görüldü. Cesetlerin çoğu çıplak ya da asgari düzeyde giysili halde yerdeyken fotoğrafı çekildi.

Özel Soruşturma Komisyonu sonuç kararı

Özel Soruşturma Komisyonu'nun detaylı raporunun sonuç bölümünde şunlar kaydedildi:

"Soruşturma ekibi, incelemiş olduğu materyaller ışığında Suriye hükümeti istihbarat elemanları tarafından gözaltındakilere sistematik bir işkencede bulunulduğu ve bu insanları öldürdüğüne dair bir hukuk mahkemesince kabul edilebilme niteliği bulunan açık deliller bulunduğu kanaatine varmıştır.

Bu deliller, halihazırdaki Suriye rejimine karşı insanlığa karşı suç bulgularını destekleyecektir.

Bu deliller, aynı zamanda halihazırdaki Suriye rejimine karşı savaş suçları bulgularını destekleyecektir."