Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında Kanal İstanbul müjdesini duyurdu!

AA |  07 Nisan 2021 Çarşamba - 12:12 | Son Güncelleme : 07 04 2021 - 17:26

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti grup toplantısında konuştu.
Erdoğan, "CHP bir grup emekli amiralin buram buram darbe kokan bildirisini aklamaya çalışıyor.Çok açık, net söylüyorum. Şu anda emekli amirallerin merkezinde CHP'nin kendisi vardır. Bu 104'ün içerisinde şu anda CHP'li olanlar vardır.Bundan sonra hesabını çok ağır vereceksiniz." dedi.
Erdoğan Kanal İstanbul projesi ile ilgili olarak, "Buradan bir müjdeyi paylaşmak istiyorum. Kanal İstanbul ile ilgili hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Yaz aylarında inşallah temelini atacağız. Projenin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum." dedi.


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep  Tayyip Erdoğan, "AK Parti iktidara geldiğinde, CHP Genel Başkanı herhalde  50’lilerinin başındaydı. Kendisinden 20 yıl öncesinin Türkiye’siyle bugünün  Türkiye’sini, şöyle elini vicdanına koyarak karşılaştırmasını istiyoruz. Gittiği  yollar aynı yollar mı, gördüğü binalar aynı binalar mı, aldığı hizmetler aynı  hizmetler mi, ülkenin vizyonu aynı mı?" diye sordu. 
 
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen ay  gerçekleştirdikleri 7. Olağan Büyük Kongrenin hemen ardından yapılan Merkez Karar  ve Yönetim Kurulu toplantısında, Merkez Yürütme Kurulu ile birlikte Grup  Yönetiminde de bazı değişiklikler olduğunu anımsattı.
 
 
Naci Bostancı'nın Grup Başkanı olarak görevine devam ettiğini; Grup  Başkanvekillerinden Özlem Zengin'in artık görevini Genel Merkezde Halkla  İlişkiler ve Sivil Toplum Başkanı olarak sürdüreceğini hatırlatan Erdoğan; bu  dönemde Grup Başkanvekilliklerini ise Bülent Turan, Cahit Özkan, Mahir Ünal,  Mustafa Elitaş ve Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun yürüteceğini söyledi.
 
Görevlerine devam eden ve yeni sorumluluk üstlenenleri tebrik eden ve  başarılar dileyen Erdoğan, "Cumhur İttifakı ve AK Parti olarak, ülkeye ve millete  Meclis çatısı altında verdiğimiz hizmetleri, inşallah bu yeni ekibimizle çok daha  güçlü bir şekilde devam ettireceğiz. Meclis gündemi zaten yoğundu. Mevcut kanun  hazırlıkları ve görüşmelerinin yanı sıra, pek çok yeni konu, komisyonlarda ve  Genel Kurul’da bizleri bekliyor. Yeni anayasa hazırlıkları sürecinde de ilerleyen  dönemde Meclisimize ve dolayısıyla grubumuza önemli görevler düşecektir." diye  konuştu.
 
 
AK Parti Grubunun, tüm bu zorlu çalışmaları başarıyla yürüterek,  Türkiye'yi 2023 hedeflerine adım adım yaklaştıracağına inandığını dile getiren  Erdoğan, şunları kaydetti:
"Her bir milletvekilimiz, kendi şehrinin temsili yanında, yasama  faaliyetlerine de en aktif şekilde katılarak, bu yükü paylaşacaktır. Her dönemde  olduğu gibi bugün de Meclis’in ve ülkenin lokomotifi sizler olacaksınız.
 
Kongremizde temel çerçevesini ortaya koyduğumuz 2023’e kadarki yol  haritamızın hayata geçirilmesini, hem Meclis’te hem illerimizde sizlerle birlikte  sağlayacağız.
 
 
Geçtiğimiz 19 yıldaki eserlerimizi ve hizmetlerimizi, yeni dönemin  başlangıcı olarak görüyoruz. Türkiye’nin 19 yıl önceki halini, yaşı 35-40’ın  altındaki vatandaşlarımız pek hatırlamaz. Hükümete geldiğimizde, demokrasiden  kalkınmaya kadar her alanda yokluk, yoksulluk, yasaklar ve zulüm arenası haline  getirilmiş bir ülke devraldık. 'Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür' derler. Bunun  için eski Türkiye ile bugünkü Türkiye’nin mukayesesini her fırsatta milletimizle  paylaşmamız gerekiyor. AK Parti iktidara geldiğinde, CHP Genel Başkanı herhalde  50’lilerinin başındaydı. Kendisinden 20 yıl öncesinin Türkiye’siyle bugünün  Türkiye’sini, şöyle elini vicdanına koyarak karşılaştırmasını istiyoruz. Gittiği  yollar aynı yollar mı, gördüğü binalar aynı binalar mı, aldığı hizmetler aynı  hizmetler mi, ülkenin vizyonu aynı mı?
 
Bir günden bir güne bu zatın ağzından, 'tamam, pek çok eksik ve hatta  yanlış var ama memlekette şöyle iyi bir şey de yapıldı' sözünü duymadık. Tam  tersine CHP Genel Başkanı ve şürekası, tüm konuşmalarında, hafıza-i beşerin  nisyanına güvenerek, yarısı yalan, yarısı yanlış bir sürü iddia ortaya atıyorlar.  Kendisi İzmir milletvekili. İzmir’e bir bak. İzmir’e neler yaptı bu iktidar?  Çevre illerle, hatta uzak illerle, başta İstanbul, Ankara olmak üzere, buralara  ne gibi bağlantılar yapıldı? Ne gibi yatırımlarla İzmir buralara bağlandı?  CHP'nin geçmişinden bugüne İzmir'e yapılmış en ufak bir yatırım var mı?"
 
 
Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada,  CHP'nin, bir grup emekli amiralin, buram buram darbe iması kokan açıklamalarını,  ekonomiyle ilgilendirerek "gündem saptırma" olarak aklamaya çalışacak kadar  şirazesinden koptuğunu söyledi.
 
"Darbecinin emeklisi-muvazzafı olmayacağını bilmeyecek kadar bunlar  cahil. Yoksa bu bir sinsilik mi? Orasının takdirini milletime bırakıyorum." diyen  Erdoğan, bununla da kalmayıp kendilerini, herkesi terörist ve darbeci ilan  etmekle suçladıklarını belirtti. Erdoğan, "Tabii kendileri teröristlerle al  takke-ver külah ilişkisi içinde oldukları için teröriste 'terörist' dememizden  rahatsız oluyorlar. Çünkü bakıyorlar ki Gabar, Cudi, Tendürek, Bestler Dereler  çökertildi. Bütün bunları gördükçe rahatsız oluyorlar. Hatta ve hatta daha da  ileri giderek, çıkmış bunlardan bir tanesi 'Suriye'nin sınırında bazı yerleşik  durumlar olabilir, bu çok daha da isabetli olur.' diyecek kadar şirazesini  kaybetmiş. Kim bu? Bu da sözcüleri." diye konuştu.
 
 
CHP'lilerin, tüm hayatları boyunca iktidarı darbe ve vesayet  gölgesinde aradıkları için darbeciye "darbeci" demelerinden de huzursuzluk  duyduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Teröristlerle ve darbecilerle mücadelemizi ekonomiyle  ilişkilendirerek, güya kendi akıllarınca, bir taşla iki kuş vurmanın hesabını  yapıyorlar. Hem teröristleri ve darbecileri aklıyorlar hem de ekonomi üzerinden  milletimizin, özellikle de gençlerimizin umudunu kırarak, ülkemizi güven ve  istikrar yerine kaos iklimine yönlendirmeye çalışıyorlar. Türkiye, daha 15 Temmuz  acısının yaralarını saramamışken bir grup emekli askerin, aslı astarı olmayan  meseleler üzerinden milli iradeyi, ülkenin seçilmiş yönetimini tehdit etmelerini  küçümseyen, darbecinin ta kendisidir. Çok açık net söylüyorum, şu anda bu emekli  generallerin merkezinde CHP'nin kendisi vardır. Bu 104'ün içerisinde şu anda CHP  üyesi olanlar vardır. İncelemeler devam ediyor, kim bilir daha ne kadar çıkacak.  Hadi 15 Temmuz'da Bay Kemal, tankların arasından sıvışıp milletin sokakta verdiği  mücadeleyi rahat koltuklarında kahve içerek televizyonda seyretmiş olabilirsin.  Bu senin korkaklığındır. Ama bundan sonra yemezler, bundan sonra yutmazlar.  Bundan sonra hesabını bu işin çok ağır vereceksiniz ve siz kaçacaksınız, biz  kovalayacağız. Zira darbe heveslilerini bu derece hararetli bir şekilde  savunmanıza asla millet müsaade etmez, biz ise hiç müsaade etmeyiz."
 
 
Meselenin korkaklık, yüreksizlik ve geçmişinden utanmak olmadığını  vurgulayan Erdoğan, "Oturduğu koltuğa, mide bulandırıcı bir kaset kumpasıyla  getirilen bu zata, diyet olarak darbecilerin sözcülüğü vazifesinin tevdi edildiği  anlaşılıyor. Aksi takdirde, akıl ve izan sahibi hiçbir siyasetçi, doğrudan kendi  varlığını hedef alan anti-demokratik bir girişim karşısında böyle bir tavır içine  giremez. Kendi iktidarını, ülkenin ve milletin felaketinde gören bu habis  zihniyeti, en az teröristler ve darbeciler kadar tehlikeli görüyoruz."  değerlendirmesinde bulundu.
 
 
"Sağlık Bakanımıza da bindiriyor. Atılacak tırnağı olsan ne ala,  değilsin"
Erdoğan, bazı video görüntülerini izlettikten sonra CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün Sağlık Bakanlığı Bilim Kuruluna yönelik sözlerini  eleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Kılıçdaroğlu dün hızını alamayıp işi salgınla mücadelede en önemli  referans kaynağımız olan, ülkemizin kendi alanlarının en yetkin isimlerinden  oluşan Sağlık Bakanlığı Bilim Kuruluna saldırmaya kadar vardırdı. Vah zavallı.  Biz salgınla mücadeleyi siyaset üstü, 84 milyonun tamamının sağlığını  ilgilendiren milli bir mesele olarak görüyoruz. Bilim Kurulu üyelerimize kadar,  bugüne kadar verdikleri hizmetler için de ben şahsım, ailem, grubum ve milletim  adına kendilerine teşekkür ediyorum. Bilim Kurulu başta olmak üzere sağlıkta  bugüne kadar ölen nice kardeşlerimiz, arkadaşlarımız oldu. Bunlarla ilgili Bay  Kemal, senin bir derdin oldu mu? Kılıçdaroğlu'nun bir dakikalık şov uğruna, bunca  emeği silip atmasının, bilimin konuşulması gereken yerde, bilimi ayaklar altına  almasının takdirini ben sağlık çalışanlarımıza ve milletimize bırakıyorum.  Rabb'im ülkemizi bu habis zihniyetin tasallutundan, bu zihniyetin yol açacağı  tahribattan, bu zihniyetin sebebiyet vereceği yıkımdan muhafaza eylesin diyorum.  Ve bununla da kalmayıp tabii Sağlık Bakanımıza da bindiriyor. Atılacak tırnağı  olsan ne ala, değilsin. O kadar zavallısın."
 
 
Erdoğan, CHP'lilerin örnek gösterecek bir eseri, iftihar edecek bir  hizmet ve dikili bir ağacı bulunmadığını dile getirerek, "Siyasi hayatınızın  tamamı, bizim projelerimizi engellemeye çalışmakla geçmiştir. Yüzsüzlükte ve  arsızlıkta öyle tavan yapmış durumdalar ki dün engellemek için çırpındıkları  eserleri ve hizmetleri, bugün sanki kendi projeleriymiş gibi sahiplenmekten de  geri kalmıyorlar. İstanbul'da ne yapmışsak, şimdi onları sahiplenmeye  çalışıyorlar. Bu ne utanmazlıktır, bu ne terbiyeden muaf kalmış bir haldir?  CHP'ye gönül veren vatandaşlarımızın, tüm bu olup bitenleri ibretle takip  ettiğine, günü geldiğinde de demokrasi ve kalkınma düşmanlarına hak ettikleri  cevabı vereceklerine yürekten inanıyorum." ifadesini kullandı.
 
Türkiye'nin son 8 yıldır kesintisiz yaşadığı saldırılar nedeniyle  ödediği bir bedel olduğunu kaydeden Erdoğan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19)  salgınının, özellikle hizmet sektörü üzerindeki olumsuz etkilerini gayet iyi  bildiklerini ifade etti.
 
 
Erdoğan, bir yandan sınır içinde ve dışında terör örgütlerinden  darbecilere kadar geniş bir cephede mücadele verirken, diğer yandan da ülkeyi  kalkındırma, büyütme ve güçlendirme mücadelesini sürdürdüklerini vurgulayarak,  sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çevremize baktığımızda, Türkiye'nin, Kılıçdaroğlu'nun ısrarla  göstermeye çalıştığı gibi dizlerinin üstüne çökmüş, yerle yeksan olmuş bir ülke  haline gelmesini sabırsızlıkla bekleyenler olduğunu zaten görüyoruz. İşin acı  tarafı, düşmanın kılıcıyla kendi ülkesine saldıran profile sahip bir ekibin,  ülkenin ikinci büyük partisini adeta işgal etmiş olmasıdır. Bunlar, Türkiye işgal  edilse, keyifle kadeh kaldıracak kadar kendi ülkelerinden nefret eder hale  gelmiştir. Bunlar, Türkiye iflas etse, kalkıp göbek atacak kadar kendi halkından  nefret eder hale gelmiştir. Bunlar, ülkede çıkacak her türlü kaosu, kargaşayı,  krizi, yıkımı dört gözle bekler hale gelmiştir. Bunlar, insanlar hastaneye  gidemedikleri için sokakta kıvranarak ölse, iş bulamadıkları için sokakta yatıp  kalkmaya başlasa, destek alamadıkları için evlerinde sefalete mahkum olsa,  'Yaşasın bize iktidar yolu açılıyor' diye birbirlerini tebrik edecek hale  gelmiştir. Bunu merhum Ecevit döneminde daktilolar Başbakanlığın önüne atıldığı  zaman yapabildiler mi; yapamadılar. O daktilolar niye atıldı acaba? O işsizler  ordusu niçin vardı acaba? Bunun bir muhasebesini yap, sana yakışır. Bekledikleri,  umdukları, temenni ettikleri görüntüler ortaya çıkmayınca da kendi kendilerini  gaza getirerek, yalanlar ve çarpıtmalar üzerine kurulu bir Türkiye fotoğrafı  çizmek için yırtınıyorlar."
 
 
"Söylediğimiz her sözün arkasında 19 yıllık bir müktesebat var"
Türkiye'nin böyle bir siyaset anlayışını, muhalefet tarzını, rekabet  yöntemini hak etmediğini dile getiren Erdoğan, "Bu ülkede tenceresini kaynatmakta  zorlanan her vatandaşımızın derdine, 19 yıldır olduğu gibi bugün de yarın da yine  biz derman olacağız. Bu ülkede iş bulmakta zorluk çektiği için geleceğine  tereddütle bakan her gencimizin, her vatandaşımızın sıkıntısına, 19 yıldır olduğu  gibi bugün de yarın da biz çözüm bulacağız. Bu ülkede salgın şartları sebebiyle  ekmek teknesini çevirmekte zorlanan her esnafımızın, sanatkarımızın, KOBİ'mizin  önünü, 19 yıldır olduğu gibi bugün de yarın da biz açacağız. Bu ülkede tek bir  insanımızın bile kendini sahipsiz hissetmemesi için tarihimizin en kapsamlı ve en  etkin sosyal destek mekanizmalarını 19 yıldır olduğu gibi bugün de, yarın da biz  işleteceğiz." diye konuştu.
 
Bunları sadece vaat, taahhüt, afaki sözler olarak ifade etmediklerini  vurgulayan Erdoğan, söyledikleri her sözün arkasında 19 yıllık bir müktesebat  bulunduğunu bildirdi.
 
Erdoğan, "Türkiye'yi bugüne kadar demokraside ve kalkınmada,  Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların 5 katı, 10 katı hizmetlere nasıl  kavuşturduysak, bundan sonra da çok daha fazlasını gerçekleştirecek azme ve  hazırlığa sahip tek parti biziz." ifadesini kullandı.
 
 
"Türkiye ekonomisi, şoklara karşı önemli ölçüde dayanıklılık  kazanmıştır"
Yalanın en etkili panzehirinin hakikat, iftiranın en etkili  panzehirinin de hukuk olduğuna işaret eden Erdoğan, bu anlayışla, Türkiye'yi son  19 yılda nereden nereye getirdiklerini hatırlatmak istediğini söyledi.
 
Güncel tartışmalara daha iyi ışık tutması bakımından makroekonomiyle  başlayarak hizmetlerini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Türkiye ekonomisi 2002 yılı öncesi dönemde, yüksek kamu açığı, yüksek  enflasyon, zayıf bankacılık sektörü, kırılgan sanayi altyapısı ve yenilikçi  faaliyetlerden mahrum bir reel sektöre sahipti. Yanında parti sözcüsü, Hazine'den  sorumlu kişiler, ekonomiyi çok iyi bildiğini zannettikleri kişiler var ya, bu  kişilerle bir yere gitmez. Bunlar da her zaman sürekli olarak çamurdan başlarını  çıkaramazlar. Onların dönemlerinde Hazinemizin ne durumda olduğunu biliyorsunuz.  Ülkemize hakim olan bu dinamikler, siyasi dalgalanmalarla birleşerek, istikrarsız  ve sağlıksız ekonomik bir yapıyı besleyip büyütüyordu. Türkiye'nin asırlık  kalkınma gayretleri, işte bu sebeple derin yaralar alıyor, bir türlü istediğimiz  atılımları gösteremiyorduk. Bugün geldiğimiz noktadaysa, en kısa sürede çözmekte  kararlı olduğumuz kimi sıkıntılarımıza rağmen, karşımızda bambaşka bir resim var.  Her şeyden önce Türkiye ekonomisi, şoklara karşı önemli ölçüde dayanıklılık  kazanmıştır. Küresel çapta meydana gelen krizleri dahi, daha az hasarla ve daha  kısa sürede atlatma kabiliyetine kavuşmuştur. Güçlü sanayi altyapımız ve yenilik  yapma kabiliyetimizle pek çok gelişmekte olan ülkeyi geride bıraktık, gelişmiş  ülkelerle rekabete başladık."
 
 
Göreve geldiklerinde Türkiye ekonomisinin, satın alma gücü paritesine  göre dünyada 18'inci sıradayken, artık 13'üncü sırada bulunduğunu bildiren  Erdoğan, milli geliri, döviz kurundaki ekonomik temeli olmayan dalgalanmalara  rağmen, 238 milyar dolardan 3 katlık bir artışla 717 milyar dolara  yükselttiklerine dikkati çekti.
 
"Enflasyonu, yeniden tek haneli rakamlara düşürmekte kararlıyız"
Erdoğan, sağlanan ekonomik istikrar ve iyileşen yatırım ortamı  sayesinde, özel sektör sabit sermaye yatırımlarının milli gelire oranının yüzde  14,8'den yüzde 22,6'ya yükseldiğini anımsatarak, tüketici enflasyonunu, 2002  yılındaki yüzde 29,7 seviyesinden yüzde 6,2'ye gerilettiklerini belirtti.
 
Son dönemde bir miktar artış gösteren enflasyonu, yeniden tek haneli  rakamlara düşürmekte kararlı olduklarını ifade eden Erdoğan, disiplinli maliye  politikalarından taviz vermeyerek, bütçenin kalitesini önemli ölçüde  iyileştirdiklerini anlattı.
 
 
Merkezi yönetim bütçe açığının milli gelire oranını, 2002'deki yüzde  11,1 seviyesinden 2020'de, salgına rağmen yüzde 3,4'e gerilettiklerine dikkati  çeken Erdoğan, bu oranın, dünya genelinde geçen yıl yüzde 11,8 olarak  gerçekleştiğine işaret etti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002'de bütçeden faiz ödemelerine ayrılan pay  yüzde 43,2'ken, bu oranı da geçen yıl yüzde 11,1'e düşürdüklerini hatırlatarak,  "Bir başka ifadeyle, 2002 yılında toplanan her 100 liralık verginin 87 lirası  faize giderken, 2020 yılında bu rakam 16 liraya indi. İnşallah faizleri de tek  haneli rakamlara indirerek, bu rakamı çok daha azaltacağız. Bu konuda  kararlıyız." dedi.
 
Bütçede sağlanan mali disiplinin, borçlanma rakamlarına da yansıdığını  belirten Erdoğan, Avrupa Birliği tanımlı brüt genel yönetim borç stokunun milli  gelire oranının yüzde 71,5'ten yüzde 39,5 seviyesine gerilediğini bildirdi.
 
 
"Bankacılık sektörünün döviz pozisyon açığı yok"
Bankacılık sektörüne de özel bir parantez açmak istediğini ifade eden  Erdoğan, "2002'de bankacılık sektörü, reel sektörü desteklemek bir yana,  sağlıksız yapısıyla ekonominin üzerinde ciddi bir yüke dönüşmüştü. Bugün ise  bankacılık sektörümüz, finansmana erişimin kesintisiz devamını sağlayarak, büyüme  ve kalkınmamızı destekleyen bir konumda bulunuyor. Sektörün 2002 sonunda yüzde  17,5 seviyesinde olan takipteki alacak oranı, bu yılın Şubat ayı itibarıyla yüzde  4 seviyesindedir. Aynı dönemler arasında sektörün öz kaynakları 23,3 milyar  liradan 780 milyar liraya yükselmiştir. Bankacılık sektörünün döviz pozisyon  açığı olmadığı gibi, yaklaşık 6 milyar dolar fazlası mevcuttur."  değerlendirmesinde bulundu.
 
 
"Bu milleti yalanla aldatmak sana hiçbir şey kazandırmayacak"
Uygulanan ürün ve pazar çeşitlendirme politikaları sayesinde, küresel  değer zincirlerine önemli ölçüde entegre olduklarını dile getiren Erdoğan, şu  bilgileri paylaştı:
"Böylece ihracatımız, 2002 yılındaki 36 milyar dolar seviyesinden 170  milyar dolar seviyesine çıktı. Bir milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız  ürün sayısını 9'dan 39'a, ihracatçı sayımızı yaklaşık 3 kat artışla 90 bine  yükselttik. İhracatımız bu yılın ocak ayında yüzde 2,5, şubat ayında yüzde  9,5'luk, mart ayında yüzde 16,3'lük artış göstererek, yükseliş eğilimini  sürdürüyor. Mart ayı, yaklaşık 19 milyar dolarlık ihracat rakamıyla, tüm  zamanların rekorunu kırdığımız bir dönem oldu. Bu yılın ilk çeyreğinde ihracatın  ithalatı karşılama oranı da yüzde 82'ye ulaşarak, cari açığımızın azaltılmasına  önemli bir katkıda bulundu.
 
Avrupa'dan Çin'e kesintisiz demir yolu ulaşımını başlatarak, dış  ticaretimizde yeni ve önemli bir hattı faaliyete geçirdik. Hayata geçirdiğimiz  bir düzenlemeyle 17 bin 888 ihracatçımıza hususi damgalı pasaport vererek, yurt  dışı seyahatlerini kolaylaştırdık. Son bir yılda ülke genelinde 3 milyon 115 bin  esnaf ve sanatkarımıza toplamda 165 milyar lira tutarında faiz indirimli kredi  kullandırdık. Bunları Sayın Kılıçdaroğlu takip ediyor mu bilmiyorum. Devamlı  'Çiftçiyi şöyle batırdılar, böyle batırdılar', bunları anlatıyor. Bak resmi  rakamlar burada, buna bak. Önce bunları bir öğren. Resmi rakamlarla değil, uçuk  saçık rakamlarla konuşmak, bu milleti yalanla aldatmak sana hiçbir şey  kazandırmayacak."
 
 
"Turizm sektörümüz ümit verici bir rezervasyon talebiyle karşı  karşıyadır"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, güven ve istikrar ortamının Türkiye'ye yönelik  doğrudan yabancı yatırımları da hızlandırdığına işaret ederek, göreve  geldiklerinde doğrudan yabancı yatırım toplamının 18,8 milyar dolar olduğunu, bu  rakamın, 2020 itibarıyla 213,2 milyar dolara ulaştığını aktardı.
 
"Şayet salgın olmasaydı, turizmde de güçlü canlanmanın devamı  gelecekti." diyen Erdoğan, turizm gelirini, 2002'deki 12,4 milyar dolar  seviyesinden salgın öncesi son sezon alan 2019'da 34,5 milyar dolara  yükselttiklerini hatırlattı.
 
Turizm sektörünün, ümit verici bir rezervasyon talebiyle karşı karşıya  olduğunu açıklayan Erdoğan, "Ülkemizde ve bölgemizde, salgın belirli bir  seviyenin altına düştüğünde, eskisinden çok daha güçlü bir turizm hareketliliğine  sahip olacağımız görülüyor." diye konuştu.
 
 
"Kendisini yalancı ve provokatör ilan etmekten başka çaremiz  kalmıyor"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, dün bir rakam vererek, esnaf  ve sanatkarları kendilerine karşı kışkırtmaya çalıştığını anlatan Erdoğan, şöyle  devam etti:
"Bu adamın ne denli yalancı olduğunu bilmeniz bakımından bu rakam çok  önemli. Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz yıl 99 bin 588 esnafımızın terkin yaptığını,  yani işini terk ettiğini söyledi. Peki, hakikati ifade ediyor mu? Hayır. Çünkü  aynı dönemde 365 bin 533 esnaf da tescil yaptırmış, yani işe başlama bildiriminde  bulunmuştur. Ya Kılıçdaroğlu, sen ne zaman doğru konuşacaksın? Rakamlar ortada.  Bunlar, kişisel değil ama seninkiler kişisel. Ama ben, şu anda Ticaret Bakanlığı  resmi rakamları üzerinden bu rakamları veriyorum. Esnafımızın derdini,  sıkıntısını, beklentisini dile getirmek başka şeydir, rakamları eğip bükerek  yalan söylemek, kışkırtıcılık yapmak başka şeydir. Şayet bu zat, her iki rakamı  birlikte telaffuz etmiş olsa, saygı duyardık, maliyeci ya. Ama birini söyleyip,  diğerini gizleyince, kendisini yalancı ve provokatör ilan etmekten başka çaremiz  kalmıyor."
 
 
Makroekonomik göstergelerde gelinen noktanın önemli bir başarıya  işaret ettiğini kaydeden Erdoğan, "Ancak biz bunu yeterli görmüyoruz. Türkiye  ekonomisi, taşıdığı potansiyelle daha nice büyük başarı hikayelerine imza  atacaktır. Bir süre önce açıkladığımız ekonomi reform paketi, makro  göstergelerden yapısal politikalara varıncaya kadar bu başarı hikayesini daha  yükseğe çıkartacak unsurlar içeriyor. Sanayiciden esnafa, iş adamından işçiye,  öğrenciden emekliye kadar her kesime yönelik somut politikalarımızı içeren reform  paketlerimizi, açıkladığımız takvime uygun şekilde hayata geçireceğiz." ifadesini  kullandı.
 
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kasım  2002 seçimlerinin ardından ülkenin yönetimini devraldıklarında, millete  Türkiye'yi eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik üzerinde kalkındıracaklarının  sözünü verdiklerini hatırlatarak, Türkiye'yi her alanda muasır medeniyet  seviyesinin üzerine çıkaracak icraatlar gerçekleştirdiklerini söyledi.
 
 
Eğitime ayrılan bütçeyi 20 kattan fazla artırarak, yükseköğrenimle  birlikte 212 milyar liraya yükselttiklerini dile getiren Erdoğan, okullardaki  derslik sayısını 2002'den bugüne 343 binden 600 bine çıkardıklarını ifade etti.
 
Okullardaki laboratuvar sayısını 22 binden 55 bine, kütüphane sayısını  14 binden 29 bine, dijital kütüphane sayısını 3 binin üzerine, spor salonu  sayısını ise 2 bin 791'den 11 bin 749'a ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Son  18 yılda toplam 693 bin öğretmenimizin atamasını gerçekleştirerek bu alandaki  eksikleri önemli ölçüde tamamladık. Eğitimi, bilimsel bir anlayışla 4 4 4  şeklinde kademelere bölerek zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardık." diye konuştu.
 
 
Üniversiteye girişteki okul katkı puanlarını, yıllardır bir istismar  aracı olarak kullanılan üniversite harçlarını kaldırdıklarını, üniversiteye  girişteki katsayı farklılıklarını giderdiklerini anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Maarif Vakfı'mız kanalıyla bugün 43 ülkede 338 okul, 1 üniversite, 1  eğitim merkezi ve 41 yurtla eğitim-öğretim veriyoruz. Hükümete geldiğimizde 76  olan üniversite sayımız bugün 207'ye, akademik personel sayımız 70 binden 178  binin üzerine ve 1,5 milyon olan üniversite öğrencisi sayımız da 8 milyonun  üzerine çıktı. Bugün dünyanın birçok farklı ülkesinden 200 bin öğrenci ülkemiz  üniversitelerinde öğrenim görüyor. Gençlik merkezlerimizin sayısını 9'dan 364'e  çıkartarak, ülkemizin her köşesinde bu hizmetin verilebilmesini sağladık.
 
Yükseköğrenim yurt yatak kapasitemizi 182 binden 700 bine ulaştırdık.  Kredi veya burs ödemelerinin aylık tutarını; gençlere sesleniyorum; 'Sizi maddi  noktada biz destekleyeceğiz, biz güçlendireceğiz.' diyor Bay Kemal, biz göreve  geldiğimizde üniversite öğrencilerine verilen burs 45 liracıktı, şimdi ise 650  lira. Yüksek lisans öğrencilerinde 1300 liraya, doktora öğrencilerinde 1950  liraya çıkardık. Bunu biz yaptık. Siz zaten bu makamlara gelecek de değilsiniz.  Gelseniz de zaten bu tür destekleri verecek niyetiniz asla yok. Geçmişte olmadı  ki şimdi olsun."
 
 
"Dünyaya örnek olduk"
Erdoğan, sağlıkta hastane yatak sayısını 164 binden 253 binin üzerine,  nitelikli yatak sayısını 19 binden 162 bine, sağlık çalışanı sayısını 378 binden  1 milyon 177 bine yükselttiklerini anımsattı.
 
CHP'ye yönelik eleştirilerde bulunan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bunlar da yapar mı? Yapar. Bunlar ne yapar? İşte Adana'da pazar  yerini, 'hastane' hatta 'sahra' da demiyorlar, edepten yoksun olmayalım diye.  Diyorlar ki 'Bak, işte biz hastane yaptık.' Senin ona hiçbir zaman gücün yetmez.  O, bizim şanımızdandır. Biz 54 günde Atatürk Havalimanı'ndaki acil durum  hastanesini yaptık. Aynı şekilde Sancaktepe'de yine 45 günde bir diğer acil durum  hastanesini yaptık. Niye buraları seçtik? Uçak geldi, buraya insin ve buradan da  5 dakikada hastaneye geçsin. Sancaktepe'ye uçak insin, 5 dakikada hemen oradan  hastaneye geçsin. Bunların içinde oda sayısı ve ameliyathaneler, her birinde 18  ameliyathane var. Tamamen modern tıp aletleriyle dayalı, döşeli bu hastaneleri  yapmak suretiyle dünyaya örnek olduk. Arnavutluk gördü. Bizden bunu aynen istedi.  Arnavutluk'a söz verdik. Bir müteahhidimizi görevlendirdik. 48 günde  müteahhidimiz Arnavutluk'ta acil durum hastanesini yaptı ve Başbakan, teşekkür  için Sağlık Bakanı'mızı aradı ve teşekkür etti. Görüldüğü gibi biz sadece kendi  kendimize yeten değiliz. Aynı zamanda bize kim ulaşıyorsa biz de onlara ulaşmanın  hep gayreti içinde olduk. Bundan sonra da aynı şekilde bu yola devam edeceğiz."
 
 
"Sizin aklınız yok muydu?"
Ambulans başına düşen nüfus sayısının 107 binlerden 14 binlere  indiğini bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ambulansları alışılmış ambulanslar olarak değil. Dağlar var; kar,  tipi, bora var. Normal ambulanslarla, oralarda problemleri çözmek mümkün değildi.  Neleri getirdik? Oralara da paletli ambulansları getirdik. Bugün Erzurum'un her  bir köşesine o paletli ambulanslarla ulaşmamız mümkün. Onlarla da kalmadık. Yine  aynı şekilde helikopter ambulanslarımızı, ambulans uçaklarımızı devreye soktuk.  Bu millet bunları görüyor muydu? Bu ülkede CHP'nin iktidar olduğu dönemler yok  muydu? Bunlar aklınıza gelmedi mi? O zaman dünyada ambulanslar yok muydu? Uçak  ambulanslar, palet ambulanslar yok muydu? Siz neredeydiniz? Sizin aklınız yok  muydu?
 
 
Ben, anacığım rahatsızlandığı zaman bugün Şehir Hastanesi olarak  kurduğumuz Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Hastanesi, o zaman Okmeydanı SSK  Hastanesi'ydi. Sabah namazından sonra oraya gider, oradan numarayı alır. O  numarayla daha sonra anacığımla orada muayeneye giderdik. Onu da geç, aynı  hastanede, benim bir dava arkadaşımın eşi rahmetli oldu. Ekranları başında bizi  izleyen milletime sesleniyorum; eşini maalesef doğum esnasında; çocuk rahmetli,  hanımı rahmetli... 'Ödeme yapılmadı.' diye vermediler. Ne yapıyorlar? Rehin  alıyorlar. Bunları biz bu ülkede yaşadık. Kimlerin iktidarıydı? Bay Kemal, senin  SSK Genel Müdürü olduğun dönemdi. Sen bu ülkede bunları yapmış bir adamsın. Bu  millet senin cemaziyelevvelini çok iyi biliyor. Bunları bütün dava arkadaşlarım,  tek tek dolaşarak bu millete anlatmalıdır. Çünkü hafıza-i beşer nisyan ile  maluldür. Gerekirse belgelerle bunları anlatacağız. Bunların ne olduğunu, nerede,  neleri, nasıl yaptıklarını anlatacağız. Anlatalım ki milletimiz gerçekleri  öğrensin."
 
Erdoğan, hastanelerde 2002'de 58 olan MR sayısının, bugün 940'a, 323  olan bilgisayarlı tomografi sayısının 1251'e ulaştığını söyledi.
 
 
"Git, gez, gör"
"Artık sağlık hizmetlerini ihtiyacı olan vatandaşlarımızın ayağına  götürüyor, toplam 1 milyon 770 bin insanımıza evde sağlık hizmeti veriyoruz."  diyen Erdoğan, sağlıkta çıtayı gelişmiş ülkelerin bile üzerine çıkararak,  toplamda 22 bin 604 yatak kapasiteli 17 şehir hastanesini milletin hizmetine  sunduklarını belirtti.
 
Erdoğan, "(Kılıçdaroğlu) Hesap soruyor, 'Bunları açıklayın.' Eser  ortada. Şehir hastanelerimizi gezmek, görmek istiyorsan, gidersin, görürsün ve  neyin ne olduğunu beğenmediğin Sağlık Bakanı'mız sana anlatır. Öyle diyor ya.  Git, gez, gör." diye konuştu.
 
 
Halen 9 şehir hastanesinin inşasının; 3'ünün ihalesi, 3'ünün de proje  çalışmalarının sürdüğünü bildiren Erdoğan, "Sadece salgın döneminde 16 bin 159  yataklı sağlık tesisinin inşaatını tamamlayıp, milletimizin hizmetine verdik.  Yerli ventilatörü geliştirip seri üretime geçerek, kendi ihtiyacımızı karşılama  yanında 20 ülkeye de ihraç ettik. Salgın öncesinde test yapabilen laboratuvar  sayımız 73 iken, salgın döneminde bu sayıyı 461'e yükselttik." ifadelerini  kullandı.
 
 
"Toplam spor tesisi sayısını 3 bin 907'e çıkardık"
Erdoğan, sporda; atletizm pisti sayısını 12'den 56'ya, yarı veya tam  olimpik havuz sayısını 46'dan 278'e, toplam spor tesisi sayısını ise 1575'ten 3  bin 907'e çıkardıklarını belirtti.
 
Bugüne kadar 32 stadyumun yapımını tamamladıklarını, 10 tanesinin  inşasının, 4 tanesinin de proje ve ihale çalışmalarının sürdüğüne bildiren  Erdoğan, "Faal sporcu sayımız 206 binden 3 milyon 623 bine, spor kulübü sayımız 6  binden 19 bine ulaştı." dedi.
 
 
Sosyal hizmetlerde, 2002'de 2 milyar lira olan sosyal yardım  tutarının, 2020'de 69 milyar lira olarak gerçekleştiğini aktaran Erdoğan, "Son 18  yılda toplamda 411 milyar liranın üzerinde sosyal yardım yaptık. Engelli  maaşlarını 2002 yılındaki 24 lira seviyesinden 914 liraya, yaşlı maaşını yine 24  liradan 763 liraya çıkardık. Kamudaki engelli istihdamını 2002 yılındaki 5 bin  777 seviyesinden 58 binin üzerine yükselttik. Asgari ücreti 2002 yılında 184  liradan aldık, bugün 2 bin 825 lira olarak uyguluyoruz. Daha önce 66 liradan  başlayan en düşük emekli maaşını 1500 liraya çıkarttık." bilgisini paylaştı.
 
Emeklilere bayramlarda 1000'er lira ikramiye vermeye başladıklarını  anımsatan Erdoğan, "Vatandaşlarının neredeyse tamamını genel sağlık sigortası  şemsiyesi altına alan ve herkese birinci sınıf sağlık hizmeti sunan tek ülkeyiz.  Dünyanın herhangi bir ülkesinde sağlık sorunu yaşayan vatandaşlarımız, bu farkı  çok iyi bilmekte ve her seferinde bize teşekkür etmektedir." diye konuştu.
 
 
"Son 18 yılda toplam 275 adalet hizmet binası inşa ettik"
Erdoğan, adalet sisteminin daha iyi hizmet verebilmesi için yargıda  insan kaynakları kapasitesini güçlendirdiklerini söyledi.
 
İktidara geldiklerinde 9 bin 349 olan hakim-savcı sayısının, bugün 21  bin 630'a, toplam adalet personeli sayısının ise 61 binden 168 binin üzerine  çıktığını dile getiren Erdoğan, "Son 18 yılda toplam 275 adalet hizmet binası  inşa ederek hem yargı mensuplarımızın çalışma şartlarını düzelttik hem de  vatandaşlarımızın hizmet alma standartlarını iyileştirdik." diye konuştu.
 
 
Mahkeme kararlarındaki hataları asgariye indirmek ve temyiz  sürecindeki yığılmayı önlemek için 15 yerde Bölge Adliye Mahkemesi, 8 yerde Bölge  İdare Mahkemesi kurduklarını hatırlatan Erdoğan, böylece Yargıtay ve Danıştayın  iş yükünü azaltırken, uyuşmazlıkların daha hızlı ve etkin çözümüne imkan  sağlayarak, vatandaşların hukuki güvencesini yükselttiklerini anlattı.
 
Erdoğan, içişlerinde; yerel yönetim mevzuatlarında yaptıkları  düzenlemelerle, mahalli idare sistemini güçlendirdiklerini, mahalli idareleri  daha demokratik, şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturarak,  vatandaşlara daha iyi hizmet verebilmelerini temin ettikleri belirtti.
 
 
"Milleti niye aldatıyorsun?"
"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, yakın dönemde muhtarlarla  ilgili abuk sabuk şeyler söylediğini" ifade eden Erdoğan, "Yapacağından değil ya  kendilerine özel kalem memuru atayacakmış. Bunu söylüyor. Bay Kemal, biz muhtar  maaşlarını 97 liradan aldık, 2 bin 445 liraya çıkarmak ve SGK primlerini ödemek  suretiyle mali haklarını güçlendirdik. Milleti niye aldatıyorsun? Yapacağından  değil. Siz bu süreçlerden geçtiniz. Bu süreçleri yaşadığınız zaman niçin bu tür  imkanları sağlamadınız?" dedi.
 
 
İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Muhtar Bilgi Sistemi ile  muhtarların taleplerinin merkezi olarak takibine imkan sağladıklarını söyleyen  Erdoğan, "Geçmişte muhtarların mühürlerini toplatarak tüm muhtarlıkların kapısına  kilit vurmaya kalkanların, bugün yaptıkları muhtar edebiyatının ne kadar sahte  olduğunu ise söylemeye bile gerek duymuyorum." değerlendirmesinde bulundu.
 
Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik  Komutanlığı ile vatandaşların ülke topraklarının her karışında huzur ve güven  içinde yaşamasını temin ettiklerini dile getiren Erdoğan, gece-gündüz demeden  görevlerini fedakarca yürüten kahraman güvenlik güçlerinin her birine  şükranlarını sundu.
 
 
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, AK Parti  iktidarlarında, milli savunma alanında, sınır ötesi harekatlarla, DEAŞ ve PKK-YPG  gibi terör örgütlerini çökerterek, Türkiye'yi güneyden kuşatmayı hedef alan terör  koridorunu paramparça ettiklerini belirtti.
 
Sınırlarda huzuru, güveni ve dirliği hakim kılmak için tüm güçleriyle  mücadeleyi sürdürdüklerini anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Buradan Genelkurmay Başkanından erine kadar, karasıyla, deniziyle,  havasıyla, özel kuvvetleriyle ve diğer tüm birimleriyle, kahraman ordumuzun tüm  mensuplarına sevgilerimi, saygılarımı, şükranlarımı gönderiyorum. Mavi vatanını  korumak için aylardır denizlerde bayrağımızı dalgalandıran, hak ve  menfaatlerimize göz dikenlere göz açtırmayan denizcilerimizi ayrıca selamlıyorum.  Milletimizle birlikte biz de tüm kalbimizle, darbecilerden temizlenen Türk  Silahlı Kuvvetlerimizin yanındayız, yanında olmayı sürdüreceğiz. Rabb'ime, bana  böyle bir ordunun 'başkomutanı' sıfatını bahşettiği için binlerce kez  hamdüsenalar ediyorum.
 
 
Tabii, bu emekli amiraller falan, onlar bu işin dışında. Onları  karıştırmayalım, o da bize leke olur. Bu emekli amiraller, ne yazık ki talimatı  kendi başkomutanları Kılıçdaroğlu'ndan alıyor. Zaten orada onun imzası var.  İmzayı atan o. Önce onu temize çıkarması lazım. Temizlenmesi lazım.  Temizlenmedikten sonra kendini kurtaramaz. 15 Temmuz gecesi ne yaptın yaptın,  kaçtın, Bakırköy'e gittin. Ama şimdi kaçacaksın, kovalayacağız."
 
"Ulaştırma en çok yatırım yaptığımız alanların başında geliyor"
Ulaştırma alanının, AK Parti iktidarlarının en çok yatırım yaptığı  alanların başında geldiğine dikkati çeken Erdoğan, iktidara geldikleri günden  bugüne ulaştırma projelerine toplam 932 milyar lira tutarında yatırım  yaptıklarını bildirdi.
 
 
Bölünmüş yol uzunluğunu 6 bin 100 kilometreden 28 bin 200 kilometreye,  otoyol uzunluğunu da bin 714 kilometreden 3 bin 523 kilometreye çıkardıklarına  işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kara yolu tünel sayımız 83'ten 438 adete, kara yolu tünel  uzunluğumuzu 50 kilometreden 595 kilometreye, köprü ve viyadük uzunluğumuzu 311  kilometreden 701 kilometreye yükselttik. Ama bu arada Osman Gazi, Yavuz Sultan  Selim, Nissibi köprüleriyle, Avrasya, Ilgaz, Erkenek, Cankurtaran, Sabuncubeli,  Ovit tünelleriyle birlikte nice dev eserleri inşa ederek, milletimizin  istifadesine sunduk.
 
Yine İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu,  Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu, Ankara- Niğde Otoyolu, ülkemize kazandırdığımız  eserler arasındadır. Bir başka gurur abidesi projemiz olan Çanakkale 1915 Boğaz  Köprüsü'nün de yer aldığı Kınalı-Tekirdağ Çanakkale-Savaştepe Otoyolu'nun yapımı  devam ediyor. Bay Kemal kıskanma, çalış senin de olur. Buna böyle bakacaksın.
 
 
Demir yollarında, toplam bin 213 kilometre uzunluğunda hızlı tren ağı  inşa ettik. Mevcut altyapımızın tamamına yakınını ifade eden 11 bin 590 kilometre  uzunluğundaki demir yollarımızı baştan sona yeniledik. İzmir'de İzban'ı,  Ankara'da Başkentray'ı, İstanbul'da Gebze-Halkalı Banliyö Hattı'nı, çeşitli  şehirlerimizde pek çok metro projesini tamamlayıp hizmete sunduk."
 
"Havalimanı sayısını 56'ya çıkardık"
Havalimanı sayısını 26'dan 56'ya çıkardıklarını belirten Erdoğan,  dünyanın en büyükleri arasında yer alan İstanbul Havalimanı'nın yıllık 90 milyon  yolcu kapasiteli ilk etabını hizmete açtıklarını anımsattı.
 
Yurt dışı uçuş noktasını 60'tan 329'a, uçulan ülke sayısını da 50'den  126'ya çıkardıklarını ifade eden Erdoğan, "Salgın sonrası, hava taşımacılığı  alanındaki ataklarımızı, inşallah hızlandırarak sürdüreceğiz." dedi.
 
 
Denizcilikte, tersane sayısının 37'den 83'e, yat bağlama kapasitesinin  8 bin 500'den 18 bin 545'e yükseltildiğini dile getiren Erdoğan, Filyos ve  Rize-İyidere Limanı ile Haliç, Tekirdağ ve Datça Yat limanlarının yapımının  sürdüğünü ifade etti.
 
İnternet altyapısını adeta sıfırdan kurarak, 2002 yılında 3 bin olan  geniş bant abone sayısını 85 milyona ve 23,3 milyon olan mobil telefon abone  sayısını 84 milyona çıkardıklarını aktaran Erdoğan, yaklaşık 54 milyona ulaşan  e-devlet kullanıcısıyla, pek çok kamu hizmetinin internet üzerinden etkin bir  şekilde verildiğini anlattı.
 
 
"Yakında, 1 milyonuncu konutumuzun anahtar teslim törenini  gerçekleştireceğiz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevreyi korumak için, daha önce sadece 145 olan  atık su arıtma tesisi sayısını 8 kat artışla bin 170'e, yüzde 35 olan atık su  arıtma hizmeti verilen belediye nüfusu oranını ise yüzde 89'a çıkardıklarını  bildirdi.
 
TOKİ kanalıyla, yatırım değeri toplam 180 milyar lira olan 1 milyonu  aşkın konut ürettiklerine dikkati çeken Erdoğan, "Yakında inşallah, 1 milyonuncu  konutumuzun anahtar teslim törenini gerçekleştireceğiz. Geçtiğimiz 9 yılda  ülkemizde 2,5 milyon konutun dönüşümünü tamamladık, halihazırda 300 bin binadaki  dönüşüm çalışmaları sürüyor. Şu anda 44 ilimizde 79 tarihi kent merkezimizi  yeniliyor, 30'dan fazla sanayi alanımızı şehir dışına taşıyor, il merkezlerimize  şehir otoparkları yapıyoruz. Ülke genelinde 45 ayrı projede 7 bin tarım köy  konutunun yapımını tamamladık." dedi.
 
 
Halen 78 ilde 52 milyon metrekarelik alanda 291 millet bahçesi  kurarak, şehirlere nefes aldırdıklarını belirten Erdoğan, bugüne kadar 57 millet  bahçesini tamamladıklarını, bunlardan 35'ini hizmete aldıklarını, 22'sinin  açılışının da yakında yapılacağını ifade etti.
 
Sıfır Atık Projesi ile sadece 3 yılda, 315 milyon kilovatsaat enerji,  345 milyon metreküp su ve 50 milyon varil petrolden tasarruf edildiğine vurgu  yapan Erdoğan, "Geri dönüştürdüğümüz 17 milyon ton kullanılabilir atıkla  ekonomimize 17 milyar lira katkı sağladık, tam 209 milyon ağacımızı kurtardık."  diye konuştu.
 
 
"Sadece bu yıl, çiftçimize 24 milyar liralık destek vereceğiz"
Tarımsal hasılayı, 37 milyar liradan 333 milyar liraya  ulaştırdıklarına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
"Tarım ürünleri ihracatımızı 2002 yılındaki 3,7 milyar dolar  seviyesinden 19 milyar dolar sınırına getirdik. Sadece bu yıl, çiftçimize 24  milyar liralık destek vereceğiz. Son 18 yılda çiftçilerimize 160 milyar liraya  yakın tarımsal destek ödemesi yaptık. Bizden önce toplam 450 bin hektar alanda  arazi toplulaştırması yapılmışken, biz 8,2 milyon hektar alanda toplulaştırma  çalışmaları gerçekleştirdik.
 
Ovalarımızı koruma altına alarak, tarım faaliyetlerinin geleceğini  güvenceye bağladık. Orman varlığımızı 20,8 milyon hektardan 22,9 milyon hektara,  korunan alan sayımızı 175'ten 616'ya, tabiat parkı sayımızı 16'dan 250'ye  yükselttik. Aynı şekilde baraj sayımızı 276'dan 600 ilaveyle 876'ya, HES sayımızı  97'den 590 ilaveyle 687'ye, içme suyu tesisi sayımızı 84'den 262 ilaveyle 346'ya,  sulama tesisi sayımızı bin 764'den bin 457 ilaveyle 3 bin 221'e ulaştırdık. Son  18 yılda inşa ettiğimiz 262 adet yeni tesisle 45 milyon kişinin içme suyu  ihtiyacını uzun vadeli olarak karşıladık. Daha önce 31 adet olan meteoroloji  gözlem sistemi sayısını 2 bin 47'ye yükselterek, bu alanda da önemli bir atılım  gerçekleştirdik."
 
 
"Her kriz alanında kalıcı çözüm bulunması için hem sahada, hem de  masada aktif şekilde çalışıyoruz"
"Dünyanın dört bir yanındaki varlığımızı artırmak, ay yıldızlı  bayrağımızı her yerde dalgalandırmak için temsilcilik ağımızı genişleterek,  163'ten 251'e çıkardık." diyen Erdoğan, "dışişleri" alanındaki çalışmalara  ilişkin şu bilgiyi verdi:
"Suriye'den Libya'ya, Doğu Akdeniz'den Ege'ye, Kıbrıs'tan Karabağ'a  kadar her kriz alanında kalıcı çözüm bulunması için hem sahada, hem de masada  aktif şekilde çalışıyoruz. Komşumuz Suriye'nin, toprak bütünlüğü ve milli birliği  temelinde bir barış, güven, istikrar iklimine kavuşması için her türlü gayreti  göstermeyi sürdürüyoruz. Libya ile imzaladığımız güvenlik ve askeri iş birliği  ile deniz yetki alanları mutabakatlarıyla, her iki ülkenin Akdeniz'deki doğal  kaynaklar üzerinde var olan haklarını garanti altına aldık. Azerbaycan  topraklarının bir kısmı ile Dağlık Karabağ'da 30 yıldır süren işgali sona  erdirmek için mücadele eden kardeşlerimizin yanında yer alarak, kazandıkları  zafere destek olduk. Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İran,  Orta Asya ülkeleri, Arap dünyası gibi yakın ilişki içinde olduğumuz yerler başta  olmak üzere, herkesle hak ve adalet zemininde ilişkilerimizi geliştirme  kararlılığı içindeyiz."
 
 
Sanayide, üretimde çarkların kesintisiz çalışması için her türlü  gayreti gösterdiklerini belirten Erdoğan, "Salgın döneminde, girişimcilerimizin  ve emekçilerimizin gayretleriyle, belirsizliği hızla atlatarak üretimini artıran  nadir ülkelerden biri olduk. Bu başarının etkisi, imalat sanayi istihdamında da  ortaya çıkmaya başladı." ifadesini kullandı.
 
Toplam imalat sanayi istihdamının, Ocak 2021 itibarıyla, bir önceki  yılın aynı ayına göre 346 bin ilaveyle yüzde 9,2 oranında artış gösterdiğine  işaret eden Erdoğan, şunları paylaştı:
"Yatırım tarafında ise 2020 yılında düzenlediğimiz teşvik belgesi  adedi, bir önceki yıla göre yüzde 86 artışla 10 bin 505'e çıktı. Bu yatırımlarla  öngörülen sabit yatırım tutarı 238 milyar lira, istihdam da 305 bin kişidir.  Ülkemizde hala devletin fabrika yapmasını bekleyenler var. Halbuki günümüzde  devletler, fabrikaların üzerine inşa edileceği altyapıyı hazırlar, finansman  ihtiyacı duyanlara kaynak desteğinde bulunur, ürünleri pazara ulaştıracak yolları  inşa eder. Kısaca devlet, yatırım ortamını hazırlar, girişimci de yatırımını  yapar.
 
 
Geçtiğimiz yıl, 12 yeni organize sanayi bölgesine tüzel kişilik  kazandırarak, ülkemizdeki organize sanayi bölgesi sayısını 325'e çıkardık. Artık  ülkemizde organize sanayi bölgesi olmayan şehir kalmamıştır. Salgın döneminde  sadece organize sanayi bölgelerinde bin 93 yeni fabrikanın faaliyete geçmesiyle  buralardaki istihdam 98 bin kişi artmıştır. Bu yıl ise sanayi üretiminden  elektrik tüketimine kadar her alanda çok daha güzel gelişmelerin işaretlerini  görmeye başladık. Yatırım iştahındaki artış da mart ayında düzenlediğimiz ve tüm  zamanların rekoru olan bin 257 adet yatırıma teşvik belgesiyle devam ediyor.
 
 
Üretim tarafındaki bu başarının, salgın tedbirlerinin sürdüğü ve  turizm sektörünün büyük oranda kapalı olduğu bir dönemde gerçekleştiğini  özellikle belirtmek istiyorum. Türk sanayisinin böyle zorlu bir dönemde ortaya  koyduğu bu performans yabancı yatırımcıların da dikkatini cezbediyor. Birçok  uluslararası şirket diğer ülkelerdeki üretimlerine ara verirken, Türkiye'de  vardiya artırdı. Ford-Otosan'ın 2 milyar avroluk ilave yatırım kararı, teknoloji  devleri Xiaomi ve OPPO'nun akıllı telefon üretimi yatırımları bu dönemde  gerçekleşti. Dünyada ilk olan ve 10 dakikada market ürünleri teslimat modeli  fikri ile kurulan GETİR'in 2,6 milyar dolarlık değerlemeye ulaşması da  girişimcilerimizin iftihar tablosuna örnektir."
 
 
"Savunma sanayisindeki başarılar hız kesmeden sürüyor"
Savunma sanayisindeki başarılarının da hız kesmeden sürdüğünün altını  çizen Erdoğan, "Bu alanda 2002 yılında bütçesi 5,5 milyar olan 62 proje  yürütülürken, bugün bu sayı 75 milyar dolarlık bütçeye sahip 750 projeyi geride  bıraktı. SİHA'larımızdan zırhlı araçlarımıza, güdümlü mühimmatlarımızdan  roketlerimize kadar her alanda gıptayla takip edilen ürünlere sahibiz. İnşallah  savunma sanayisinde, kendi yeni nesil savaş uçağımızın geliştirilmesi ve üretimi  başta olmak üzere, çok daha büyük başarılar bizi bekliyor." dedi.
 
 
"Toplam kurulu gücümüzü 96 bin 271 megavata yükselttik
Enerji alanında, toplam kurulu gücü 31 bin 846 megavattan 96 bin 271  megavata yükselttiklerine dikkati çeken Erdoğan, "TANAP ve TürkAkım gibi önemli  bölgesel enerji projelerini tamamladık. Karadeniz'deki Sakarya Havzası'nda, Fatih  Sondaj Gemimiz ile kazılan Tuna-1 kuyusunda 405 milyar metreküp doğal gaz rezervi  keşfettik. Akkuyu Nükleer Santrali'mizin inşası devam ediyor, inşallah ilk  reaktörde üretim 2023'te başlıyor." diye konuştu.
 
 
Kültür alanında, dünya mirası listesinde olan varlık ve alanların  sayısını 9'dan 18'e, kültür merkezi sayısını da 42'den 118'e yükselttiklerini  belirten Erdoğan, Bakanlar Kurulu Kararlı, Türk kazılarının sayısını 57'den  118'e, yurt dışından getirilen eser sayısını 2 bin 525'ten 4 bin 854'e, restore  edilen eser sayısını ise 46'dan 5 bin 450'ye çıkardıklarını kaydetti.
 
Erdoğan, Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçi sayısının, 2019 yılında 52  milyon sınırına, turizm gelirinin de 12,4 milyar dolardan 34,5 milyar dolara  dayandığına vurgu yaparak, "Geçtiğimiz yıl, salgına rağmen 16 milyon turist  ağırladık ve 12,1 milyar dolar turizm geliri elde ettik." açıklamasında bulundu.
 
 
"Yeni Atatürk Kültür Merkezi'ni, 29 Ekim'de hizmete açıyoruz"
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası yeni binası, Resim ve Heykel  Müzesi, İstanbul Sinema Müzesi gibi yeni değerleri Türkiye'nin kültür-sanatına  kazandırdıklarını anımsatan Erdoğan, "Taksim Meydanı'ndaki yeni Atatürk Kültür  Merkezi'ni, inşallah 29 Ekim'de hizmete açıyoruz. Yine Taksim Meydanı'nda  hamdolsun muhteşem bir camiyi de ramazanın son cumasında, Müslümanların hizmetine  alacağız. Yine aynı şekilde, Kadir Gecesi'nde, Zonguldak'ta sahilde Uzun Mehmet  Camii bitiyor. Uzun Mehmet Camii'ni de orada Müslümanların hizmetine alacağız."  ifadesini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı  Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Yunus Emre  Enstitüsü gibi kurumlar vasıtasıyla, dünyanın dört bir köşesinde Türkiye'nin  milli ve insani vasıflarını sergileyen faaliyetler yürüttüklerini de dile  getirdi.
 
 
Erdoğan, "Her başlığı birkaç cümleyle ifade etmemize rağmen, 19 yıllık  icraatımızı özetlememiz dahi oldukça uzun sürdü. Milletimden, 19 yıl öncesinin  Türkiye'si ile bugünün Türkiye'sini her alanda mukayese ederek, kimin laf ve  istismar siyaseti, kimin de eser ve hizmet siyaseti yaptığını takdir etmesini  istiyorum. 'Kamil odur ki, koya dünyada bir eser / Eseri olmayanın yerinde yeller  eser.'" diye konuştu.
 
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81  ilinin her köşesinde hayata geçirdikleri eserlerle, hizmetlerle, tamamladıkları  yatırımlarla, yapacakları projelerle milletin huzurunda olduklarını söyledi.
 
Tarihin, eseri olanları eserleriyle değerlendireceğini, eseri  olmayanları ise yıllarca bu ülkenin, milletin vaktini, enerjisini, heyecanını  heba ettiği için mahkum edeceğini kaydeden Erdoğan, millete bir müjde vermek  istediğini belirtti.
 
 
"Türkiye'nin en büyük ve en stratejik altyapı projesi olan Kanal  İstanbul ile ilgili hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık." diyen Erdoğan,  projeye ilişkin şu bilgileri verdi:
"Projenin ÇED raporu, 56 kurum ve kuruluşun, 200'den fazla bilim  insanının, medyanın ve vatandaşlarımızın katkılarıyla tamamlandı. Kanalın iki  yakasında kurulacak toplam 500 bin nüfuslu şehir, aynı zamanda İstanbul'un  depreme hazırlık sürecini de hızlandıracaktır. Bu proje, aynı zamanda İstanbul'a  kazandırdığımız yeni havalimanı, köprü, otoyol, metro hatları gibi ulaşım  ağlarıyla da bütünlük arz edecektir. Dünya ticaretinin yüzde 90'ının deniz yolu  ile gerçekleştirilmesi, boğazlarımızın da en önemli deniz ticaret yollarından  biri niteliğini taşıması, Kanal İstanbul Projesi'nin önemini artırıyor.  Karadeniz'de, hem biz hem de kıyısı olan diğer ülkeler sürekli yeni ve büyük  limanlar yapıyor. Bu durum, boğazlardaki gemi trafiğinin gelecekte azalmak bir  yana, daha da artacağına işaret ediyor."
 
 
Erdoğan, "Kim ki bu Kanal İstanbul projesine girer... Biz geliyoruz,  geldiğimizde bütün bu müteahhitlerin ödemelerini vesaire ellerinden alırız ve  kendilerini de kenara koyarız." şeklinde tehdidin de yapıldığını anımsatarak,  "Böyle bir devletin devamlılığına inanmak, böyle bir şey olabilir mi? Bu, nasıl  bir zihniyettir? Bu, nasıl bir çürümüşlüktür?" eleştirisini dile getirdi.
 
İstanbul Boğazı'ndan 1930'lu yıllarda 3 bin gemi geçerken, bugün bu  rakamın 40 binin üzerinde olduğuna dikkati çeken Erdoğan, buna karşılık Panama  Kanalı'ndan yılda 13 bin, Süveyş Kanalı'ndan 17 bin civarında gemi geçişinin  gerçekleştiğini anlattı.
 
 
Diğer kanallardan elde edilen gelirleri telaffuz bile etmediğini  vurgulayan Erdoğan, "Halbuki İstanbul Boğazı'nın emniyetli gemi geçiş kapasitesi  25 bindir. Yani şartları zorlayarak boğazlardaki gemi trafiğini yürütüyoruz. İnşa  edeceğimiz 45 kilometre uzunluğa, 21 metre derinliğe, 275 metre taban  genişliğine, en dar yerinde 360 metre su yüzeyi genişliğine sahip Kanal İstanbul,  bölge için yeni bir nefes borusu olacaktır. İsteseniz de istemeseniz de biz Kanal  İstanbul'a başlıyoruz, yapacağız ve milletimizin emrine amade edeceğiz."  ifadesini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının bu bölümünde, Kanal İstanbul  Projesi'ni ve önemini anlatan bir videoyu izletti.
 
 
Videonun ardından Erdoğan, "İnşallah bu önemli projenin, etaplar  halinde yapılacak ihalesine çok yakında çıkıyor, yaz aylarında da temelini  atıyoruz. Epeyce bir gecikmeyle de olsa inşasına başlayacağımız Kanal  İstanbul'un, şimdiden ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Projenin  bugünkü aşamasına gelmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum." diyerek,  konuşmasını tamamladı.
 
 
CHP'li Çanakkale İl Genel Meclisi Başkanı Nejat Önder, AK Parti'ye  katıldı
Erdoğan'ın konuşmasının ardından AK Parti Grup Başkanvekili Bülent  Turan, Çanakkale İl Genel Meclisi Başkanı, 4 dönem CHP Merkez İlçe Başkanı, Eski  CHP Çanakkale İl Başkanı Nejat Önder'i kürsüye davet etti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Önder'e, AK Parti rozetini taktı.