Artık meme yapısına özel kontrol yapılıyor

FÜSUN SAKA / fsaka@gazetevatan.com |  24 Şubat 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 24 02 2018 - 2:30

Kadın sağlığı alanındaki başarıları ile adından sıkça söz ettiren Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak ile kadınların sağlık için dikkat etmesi gerekenler ve kadına şiddet konusunu masaya yatırdık.


45 yaşın üzerinde olan kadınlar sağlığını korumak için neler yapmalı? Siz nelere dikkat ediyorsunuz? Kadınlara neler önerirsiniz?

Bu yaş grupta yani menopoz sırası ve sonrası dönemde insanın enerjisi ve vücudunun dayanma gücü zamanla azalıyor. Öncelikle, tabii ki beslenmeye dikkat etmek, biraz boş vermeyi öğrenmek ve spor yapmak şart. Beslenme ve bol su içmek diyorum ben.

Siz neler yapıyorsunuz?

Günde 2.5 litre su içerim. Her sabah iki büyük bardak su içmeden güne başlamam. Yani sabah açken ilk yaptığım iş bu. Mümkün olduğu kadar gün içerisinde hareketliyim ama  haftanın 3-4 günü açık havada 40 dakika tempolu yürüyüş yapmaya dikkat ediyorum. Onun haricinde haftada 2 veya 3 gün pilates’e mutlaka gidiyorum. Yoğunluğumdan dolayı tabi biraz sporla ilişkilerim azalmaya başladı ama yine de zaman bulmaya çalışıyorum. Kemiklerin ve eklemlerin sağlığı için pilates ve yürüyüş çok önemli.

Yıllık kontrol olarak neler yapıyorsunuz?

Senede bir kere muhakkak meme taraması, kemik yoğunluğu iki yılda bir ve rutin kan tahlilleri şart. Kesin bir ultrason ve kadın doğum muayenesi, kadınların check-up’ı için en önemli şeyler bunlar. Bazı meme türlerinde iki yılda bir yapıyoruz bu taramayı. Kişiye özel meme taraması var artık. Eskiden olduğu gibi mamografi değil. Eğer meme dokusu çok masum bir doku, yoğun değilse, ailede meme hikayesi yoksa, biyopsi hikayesi vs yoksa bu tür hastalarda mamografiyi iki-üç yılda bire çıkartabiliyoruz. Ama aile hikayesi varsa, meme dokusu yoğunsa bu durumda senelik mamografi gerekebiliyor. Yani hastanın tipine göre yapılıyor tarama.

Academic Hospital Yönetim Kurulu Başkanı, İstanbul Kent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak kadına şiddet konusunda devletin en ağır cezaları vermesi gerektiğini söylüyor.

Avrupa’da cezai yaptırımlar öyle çok ki kimse suç işlemeye cesaret edemiyor

Türkiye’nin gündeminde kadına şiddet var. Kadınlar kendilerini nasıl koruyabilir ya da bu konuda hükümetin kararları ne olmalı?

Batı toplumlarının en büyük özelliği cezai yaptırımlarının doğu toplumlarına göre çok daha yüksek olması. Türkiye’de cezai yaptırımlar artırılmazsa kadına şiddetin önüne geçileceğini düşünmüyorum.

Trafik gibi.

Aynen öyle. Trafik cezalarını artırdılar ve insanlar daha dikkatli olmaya başladı.

Cezaların artırılması gerekiyor. Şiddet ve taciz gibi hepsi için...

Kesinlikle. Hükümetin cezaları artırması şart. Aksi takdirde bunun önüne geçemeyiz. İnsanlar dövüyor ediyor sonra serbest kalıyor. Sonra çıkıp öldürüyor. Yani olmaz böyle bir şey. Batı toplumlarının temelini bu oluşturuyor. Cezai yaptırımların artırılması şart. Amerika’da en ufak trafik cezasını biliyorsunuz. Bir kadeh alkol içenin ömür boyu ehliyetine el konuluyor.  Batı toplumlarındaki cezai yaptırımlar bizim ülkemize göre çok daha fazla. Tabii bunun başı eğitim. Ama eğitim artık jenerasyonla olacak  bir olay. Şu anda eğitmeye başlarsan 1-2 jenerasyon sonra onun sonucunu göreceksin. Bunun için ben cezai yaptırımların artırılması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuyla ilgili spot reklamların yapılması çok önemli. Şimdi mesela sigara ile ilgili spot reklamları Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanıyor. Kadına şiddetle ilgili de spot reklamlar yapılsın. Bu şiddet uygulayan insanları toplum gözünde kahraman değil de kötü insan olarak gösterecek spot reklamların yapılması gerekiyor. Bu çok önemli. Ben bir de toplumda nezaketin oluşması için spot reklamların yapılması gerektiğini düşünüyorum. Kelimeye lütfen diyerek başlamak, teşekkür ederim ile bitirmek gibi. Bizim dilimiz de biraz keskin bir dil. Nezaketle ilgili sözcüklere çok ihtiyacımız var. Mesela bu konuyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı bir kampanya başlatabilir. Nazik konuşma şekilleri ve insanlara iletişimde kullanılacak dil ile ilgili. Toplum olarak bir eğitim kampanyasının başlatılmasının ben şart olduğunu düşünüyorum. Bunlar bizim eksiklerimiz.

Kadına el kaldırmanın çok kötü bir şey olduğunu ve toplumda kabul görülmeyecek bir davranış olduğunu bizim toplumumuzun hafızasına kazımamız lazım. Bu konuyla ilgili toplumsal bir seferberlik başlaması gerek.

 

Sağlık yönetiminde kadın olmak önemli

Sağlık yönetiminde kadın olmanın artıları ve katkıları sizce neler?

Sağlık yönetimine kadın olmanın kattıkları çok ama öncelikle kadınların daha detaycı ve titiz olması var. Bir anne duyarlılığının olması diyelim. Hastanedeki işleyişten hastalara ve onlara olan yaklaşıma kadar kadın duyarlılığının olması bence önemli bir artı bir değer. Sağlık işletmeciliği gerçekten çok stresli bir iş. Çok detay gerektiriyor. Konu insan sağlığı olduğu için hataya yer yok.

Çok fazla sorumluluk gerektiriyor. En ufak sıkıntıda biz kadınlar daha fazla etkileniyoruz. Duygularımız da çok yoğun.

O biraz anne duyarlılığı ama zamanla anne duyarlılığı törpülenerek daha profesyonel bir bakış geliyor zamanla. Doktor olmanın da avantajları var. Neyin aksayıp neyin aksamadığını daha iyi biliyorsunuz zaman içerisinde.

Sizin karşılaştığınız zorluklar neler oldu?

Hastane yöneticiliği zor bir iş ama ben önceden bir başhekimlik süreci geçirdim. Bunun tecrübesi çok önemli. Dört yıl Marmara Üniversitesi Hastanesi’nde başhekimlik yaptığım için hastanenin nasıl işlediği hakkında bilgi sahibi oldum. Ama hayatın bunu karşıma getireceğini yani buranın başı olacağımı hiç düşünmemiştim. O zamandan kazandığımız yöneticilik deneyimini bu alanda kullanıyoruz. Tabi yine aynı şekilde Marmara Üniversitesi Hastanesi Anabilim Dalı başkanlığı da yaptım uzun süre. Yöneticilik yapmış olmak çok önemli geçmişte. Sistemin nasıl işlediğini biliyorsun sonuçta. Yoksa pat diye sudan yeni çıkmış balığa döner insan.

Siz bir de geliştirdiniz hastaneyi. Yani var olanın üzerine yeni bir yapı kuruldu sanırım.

İki büyük binada yirmi bin metrekarede hizmet veriyoruz. Yüz tane yatağımız var. Kardiyovasküler cerrahi ve radyasyon antolojisi haricinde bütün dallarda hizmet veriyoruz. Çok ender bulunan dallar da dahil çocuk endokrinolojisi, çocuk nörolojisi ve çocuk nefrolojisi yanı sıra  aklınıza gelebilecek her küçük dalda da hizmet veriyoruz. Bu yönleriyle çok özel konulara inen bir hastane olma niteliğimiz var. Bizim amacımız kaliteli hizmetle kaliteli otelcilik hizmetini birleştirmek. Kadromuz çok kuvvetli zaten. Bu bilinen bir şey. Elli’nin üzerinde profesör çalışıyor burada. Bu profesörler kendi alanlarında bilenen isimler. Akademik olarak kadromuz çok güçlü. Aynı zamanda otelcilik hizmetlerimizi de A plus seviyeye taşıdık. Böylece bu kombinasyonla iyi bir şey yaptığımızı düşünüyoruz.

Kızlara pozitif ayrımcıyız

Kent Üniversitesi’nde bu sene eğitime başladık. Bu sene 3 tane yüksek lisans programı açtık. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kızlara pozitif ayrımcılık yapan bir üniversitenin rektörü olarak bu sene kız öğrencilerin ilk 5 tercihinde yüzde 80 burs sağladık. Kız öğrencileri bizim kadar ayıran başka bir üniversite yok sanırım. Bunu daha da geliştirmeyi düşünüyoruz. Tıp fakültesi ve diş hekimliği dallarını açarak sağlıkta büyümeyi hedefledik. Kampüsümüz Taksim’de. Eski Alman Hastanesi’nin olduğu yerde. Kampüs avantajımızda var. İstanbul’un merkezinde.