AK Parti'den 'erken seçim' açıklaması

AA |  20 Mart 2018 Salı - 22:44 | Son Güncelleme : 20 03 2018 - 22:44

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, "Cumhurbaşkanımız ve biz sözcüler defalarca açıkladık, seçimler kendi tarihinde olacak. Bu konuda son derece hassasız" dedi.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, TRT Haber'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları  yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
 
Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin bir soru üzerine, "DEAŞ'ı alt eden  güçler payesi verilen PYD/YPG'nin bir balon olduğunu", Türkiye'nin, 2 ayda Afrin  bölgesini terörden temizleyerek gösterdiğini dile getiren Ünal, bölgede ilk  etapta, arazinin temizlenerek sivillerin kullanacağı hale getirileceğini ve  sonrasında da halkın kendi nüfuslarına göre temsil edilecekleri yerel meclisin  kurulmasıyla Afrin'de de huzurun sağlanacağını ifade etti.
 
Türkiye ile ABD arasındaki görüşmelere ilişkin bir soru üzerine ise  Ünal, 8 Mart'ta komisyonlar arası görüşmelerin başladığını ancak ABD Dışişleri  Bakanı Rex Tillerson'ın görevden alınması sonrasında yeni bir sürece girildiğini  ifade etti.
 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Tillerson görüşmesinin de  gerçekleşmediğini anımsatan Ünal, "Biz o görüşmeleri çok önemsiyoruz." dedi.
 
ABD tarafından sürekli farklı açıklamalar geldiğini dile getiren Ünal,  "Bu çok seslilik, artık öyle bir noktaya geldi ki; en son 'biz oturalım ve  komisyonlar bu süreci değerlendirsin' noktasına geldi ama Dışişleri Bakanlığında  ortaya çıkan değişimle birlikte bu biraz ötelendi ve biraz ertelendi. Ben, nisan  başından itibaren sağlıklı bir şekilde bu görüşmelerin tekrar başlayacağını  düşünüyorum." diye konuştu.
 
Türkiye'nin tezlerinin belli, kaygılarının son derece açık olduğunu  ifade eden Ünal, Menbiç ve Türkiye'nin sınır güvenliği konusunda, Amerika'nın  Türkiye'ye verdiği sözler bulunduğunu anımsattı. Ünal, "Biz de bu konuda açık bir  şekilde şunu söylüyoruz; sadece Münbiç değil, aynı zamanda Ayn El Arap'tan  yukarıya Kamışlı'ya kadar bizim bütün sınır hattımızda herhangi bir şekilde, bir  terör unsurunun bulunmasına tahammülümüz olmadığını ifade ettik." dedi.
 
Uyum yasalarına ilişkin değerlendirmeleri sorulan Ünal, AK Parti ve  MHP'nin de kendi bünyesinde yürüttüğü çalışmalar bulunduğunu, partilerinin, 5  komisyonla çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, "Bu çalışmalarla ilgili  önümüzdeki günlerde tekrardan Cumhurbaşkanımızla bir toplantı yapacağız. Bu  toplantıdan sonra da artık yavaş yavaş nisan ayı içerisinde bu çalışmaları  TBMM'ye yani komisyonlara sevk edilecek duruma getireceğiz." şeklinde konuştu.
 
Kamuoyunda "ittifak yasası" olarak bilinen, Seçimlerin Temel Hükümleri  ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun'un,  CHP tarafından Anayasa Mahkemesine taşınacağının ve kanuna yönelik eleştirilerin  hatırlatılması üzerine Ünal, şunları kaydetti:
 
"Seçim barajının muhafaza edilmesi ayrı bir şey, ittifakla ilgili  düzenlemeler ayrı bir şey. Seçim barajının muhafaza edilmesi, bizim nihayetinde  verdiğimiz bir siyasi karar. 'Bu siyasi kararı neden verdiniz', bu siyasi kararı  veren bunun siyasi riskini de doğal olarak üstlenir."
 
"Sarayın polisi, halkın polisi, sarayın yargısı, halkın yargısı..."
 
Ünal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısındaki  eleştirilerine yönelik değerlendirmelerinin sorulması üzerine şunları söyledi:
 
"Kılıçdaroğlu'nun göreve geldiği günden beri kullandığı dil, tefrikacı  bir dil. Biz toplumu kutuplaştırmıyoruz. Anayasa'nın amir hükmünce Meclis  İçtüzüğüne göre olağanüstü hal ilan edilen günü, siz sivil darbe olarak  nitelendiriyorsunuz. Sarayın polisi, halkın polisi, sarayın yargısı, halkın  yargısı...Bu bölücülüğü Kemal Kılıçdaroğlu öyle bir noktaya getirdi ki şimdi  artık şehitleri de ikiye bölüyor, 15 Temmuz şehitleri ve diğer şehitler gibi.  Şimdi bu dil çok tehlikeli ve 'Militan istiyorum' dedi geçen gün, yani siyaseti  militarize etmek isteyen ve kendi militanlarının nefretini diri tutmak isteyen  bir dil ve üsluptan konuşuyoruz."
 
Ünal, "Şimdi diyor ki 'Türk Silahlı Kuvvetlerine şükranlarımı  sunuyorum.' Türk Silahlı Kuvvetlerimize biz de şükranlarımızı sunuyoruz ama Türk  Silahlı Kuvvetleri milletin emrindedir, milletin temsil adına seçtiği siyasi  iradenin emrindedir. Türk Silahlı Kuvvetlerine bu harekatı yapma talimatını veren  anayasanın amir hükmünce TBMM adına başkomutanlık görevini yapan Cumhurbaşkanı  bunu yapmıştır." dedi.
 
"Bu dil çok tehlikeli bir dil" ifadesini kullanan Ünal, "Siz aynı  şeyleri yaparak aynı sonuçları almaya çalışıyorsunuz. 2010'dan beri zaten siz  hakareti, yalanı, iftirayı inanılmaz rahatlıkla yürütüyorsunuz. 2010'dan beri  aldığınız sonuçlar ortada, 8 tane seçim kaybetmişsiniz, ne olur azıcık durun,  düşünün, bir siyaset üretin." diye konuştu.
 
CHP Grup Toplantısı'nda aynı argümanların sürekli tekrar edildiğini  söyleyen Ünal, "Herhalde iktidar olmak istemeyenlerin, kendi tabanlarını tutmak  ve kendi tabanlarının öfkesini ve nefretini diri tutmak için kullandıkları bir  dil diye düşünüyorum yoksa bu dille iktidar olmak, toplumu kucaklamak, bu dil  üzerinden birlik ve beraberlik oluşturmak mümkün değil." değerlendirmesinde  bulundu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir karar alarak hiçbir şekilde bu  konuşmalara cevap vermediğini ifade eden Ünal, şöyle devam etti:
 
"Cumhurbaşkanımız cevap vermediği zaman hakaretin dozunu öyle bir  artırıyorlar ki ailesine dönük hakaretler kullanmaya başlıyorlar. Bir süre sonra  Cumhurbaşkanımız kaçınılmaz olarak bu hakaretlere kendi üslubuyla sert bir  şekilde cevap verince, bu defa diyorlar ki 'Siz toplumu kutuplaştırıyorsunuz.'  Peki bütün bu hakareti, yalanı, iftirayı, siyasetin şahsiyatla uğraşmak  olmadığını sokaktaki çocuk bile bilir. Şahsiyatla uğraşacaksınız, aileyle  uğraşacaksınız, iftira edeceksiniz ondan sonra da ben kalkıp kendi hukukumu  savunduğum zaman bana diyeceksiniz ki (Sen toplumu kutuplaştırıyorsun)."
 
"Seçimler kendi tarihinde olacak"
 
Erken seçim iddialarının hatırlatılması üzerine ise Ünal,  "Cumhurbaşkanımız ve biz sözcüler defalarca açıkladık, seçimler kendi tarihinde  olacak. Bu konuda son derece hassasız. Yani hem yerel seçimlerin 2019 Mart,  cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçiminin de 2019 Kasımı'nda olacağını  söyledik." karşılığını verdi.
 
Ünal, 15 Temmuz'dan sonra siyasetin tamamen zemin değiştirdiğini,  insanların da düzene ve devlet fikrine olan aidiyetlerini yeniden gözden  geçirdiklerini dile getirdi.
 
İnsanların bayrağa, millete ve vatana dönük hassasiyetlerinin  kabardığını, tehdit algısının yön değiştirdiğini ifade eden Ünal, milli ve yerli  olmanın herhangi bir siyasi görüşe mensup olmak anlamına gelmediğini söyledi.
 
AK Parti, MHP ve BBP'nin 15 Temmuz öncesindeki partiler olmadığını  belirten Ünal, "15 Temmuz öncesindeki siyasetle, 15 Temmuz sonrası siyaseti, hem  kavramlarıyla hem öncelikleriyle çok farklı değerlendiriyorum. Ama CHP hep aynı  CHP, böyle bir durumla açıkçası karşı karşıyayız." dedi.
 
CHP'nin hiçbir kriz ve olayda Türkiye'nin hassasiyetlerinin yanında  yer almadığını, son 8 yıla bakıldığında görüleceğini söyleyen Ünal, şöyle  konuştu:
 
"Bunun gerekçelerini tartışabiliriz, diyebiliriz ki Cumhuriyet Halk  Partisi'nin Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı öyle bir noktaya  gelmiştir ki düşmanımın düşmanı dostumdur diye bakıyor. Bu durumda AK Parti'ye ve  Tayyip Erdoğan'a düşman olan bütün yapıları, CHP kendisine yakın ve iş birliği  içerisine girilebilir olarak görüyor ya da diğer bir seçenek kalıyor geriye; CHP  bu 8 yıllık söylem ve siyasal pozisyon analizine baktığınızda, CHP'nin bu 8  yılını değerlendirirken, 2010'daki kaset operasyonuyla birlikte Kemal  Kılıçdaroğlu ve arkadaşları, Türkiye'ye dönük yapılan operasyonların aparatı  durumunda diyebilirsiniz. Başka bir seçenek yok."
 
Muhalefetin demokrasideki önemine ve iktidara alternatif olmasına  dikkati çeken Ünal, şunları kaydetti:
 
"15 Temmuz FETÖ davaları sonuçlanacak ve Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesi'ne gidecek. Şu anda CHP, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu davaları  bozması için bütün altlığını oluşturmuş durumda. Darbeciler çok adil bir ortamda,  şeffaf bir şekilde, kameraların önünde, bütün insan hakları ve hukuk dikkate  alınarak yargılanıyor mu? Soruyorsun bunu CHP Genel Başkan Yardımcısı'na 'Evet  yargılanıyor' diyor. 'Darbecilerle Türkiye hesaplaşıyor mu', 'Evet, hesaplaşıyor'  ama sen 'Türkiye'de mahkeme, adalet yok, Türkiye'de hakimler iktidardan talimat  alıyor' diyorsun. Peki bunları sen söylediğin zaman ve bir de sözde adalet  yürüyüşü ve Adalet Çalıştayı yapmışsın, 25 sayfalık bir rapor hazırlamışsın, bu  hazırladığın raporda da bunları söylüyorsun, yarın insan hakları mahkemesine bir  FETÖ'cü avukat sadece senin konuşmalarını götürüp dese ki 'Bu FETÖ  yargılamalarının bozulması için buyurun size bir altlık' dese, CHP'nin sadece bu  söylemi bile Türkiye'nin FETÖ ile hesaplaşmasını alt üst edebilecek durumda."
 
CHP'nin yoluna bu şekilde devam edemeyeceğini söyleyen Ünal, "CHP'nin  nasıl zemin kaybettiğini, marjinalleştiğini ve HDP'lileştiğini önümüzdeki  seçimlerde göreceğiz." dedi.