Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı: 100 bin sosyal konut müjdesi!

AA |  12 Aralık 2019 Perşembe - 12:27 | Son Güncelleme : 12 12 2019 - 15:34

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dar gelirli vatandaşların ev sahibi olmasını sağlayacak "Her Yıl 100 Bin Sosyal Konut" projesinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, proje kapsamında vatandaşların aylık sabit 894 lira taksitle ev sahibi olacağını açıkladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 'Kanal İstanbul' ile ilgili sözlerine tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sen otur işine bak" dedi. Erdoğan, "İnşallah en yakın zamanda ihalesini yapmak suretiyle Kanal İstanbul'a başlayacağız. Kanal İstanbul, Boğazı ciddi bir felaketten koruma projesidir" ifadesini kullandı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 100 Bin Sosyal  Konut Tanıtım Toplantısı'nda konuştu. Projeye öncülük eden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile finansmanına  destek veren Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkililerini tebrik eden Erdoğan,  böylece 17 yıldır sürdürdükleri şehircilik hamlesine yeni bir altın halka daha  eklemiş olduklarını söyledi.
 
Bugüne kadar TOKİ vasıtasıyla yüzde 90'ı sosyal konut vasfında 857 bin  konut inşa edildiğini bildiren Erdoğan, ayrıca 24 bin derslikli okullar, 40 bin  yatak kapasiteli hastaneler, bine yakın ticari iş yeri, kamu kurumlarının hizmet  binaları, stadyumlar, çok sayıda sosyal ve kültürel tesisin TOKİ tarafından  ülkeye kazandırıldığını, ülke genelinde 96 millet bahçesinin de TOKİ tarafından  inşa edildiğini belirtti.
 
Bu yılın ilk aylarında 250 bin sosyal konut kampanyası çerçevesinde  başlatılan ilk 50 binlik konut projesinin vatandaşlardan büyük ilgi gördüğünü  ifade eden Erdoğan, "Biz de hem sayıyı artırmaya hem de kampanyayı sürekli hale  getirmeye karar verdik. Bugünkü tanıtım töreniyle 2020 programımız kapsamında  ülkenin 81 vilayetinde 100 bin sosyal konutun da inşa sürecini başlatıyoruz.  İnşallah yılbaşı itibarıyla temeli attıktan sonra azami 1 ila 1,5 yıl çinde  konutları bitirip sahiplerine teslim edeceğiz." diye konuştu.
 
AYLIK 894 LİRA TAKSİT VE 240 AYA VARAN VADE
 
Hedeflerinin bundan sapma olmaması ve vatandaşların zemin artı 2,  zemin artı 3 ya da zemin artı 4 olmak üzere bu binalara yerleşmeleri olduğuna  değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bunu sağlamak suretiyle hem depreme dayanıklı hem de görünümü  itibarıyla gerçekten kadim tarihimizdeki mahalle kültürünü yeniden hakim kılmanın  adımlarını atmış olacağız. Bu projelerle vatandaşlarımıza yüzde 10 peşinatın  ardından kalan tutarın tamamı için aylık 894 liradan başlayan taksitler ve 240  aya varan vadelerle ev sahibi olma imkanını sağlayacağız. Böylece 100 bin dar  gelirli ailemizin kira öder gibi konut sahibi olabilmelerini temin edeceğiz. Bu  konutlar 2 artı1 brüt 75 ve 85 metrekare ile 3 artı 1 brüt 100 metrekare olarak  projelendirilecektir. 100 bin konutluk bu projenin toplam yatırım bedeli yaklaşık  17 milyar 300 milyon lirayı buluyor."
 
 
"SADECE EKONOMİK DEĞİL KÜLTÜREL BAKIMDAN DA ÖNEMLİ"
 
Kampanyanın sadece ekonomik bakımdan değil kültürel bakımdan da önemli  olduğunu vurgulayan Erdoğan, projelerin meydanı, camisi, okulu, çarşısı, parkı,  yeşil alanı, bina cepheleri ve diğer tüm özellikleriyle geleneksel mahalle  kültürünü yaşatacak şekilde tasarlanacağını bildirdi.
 
Projedeki yapılara ilişkin bazı özellikleri anlatan Erdoğan, Karadeniz  Bölgesinde geleneksel yığma taş yapıları andıracak biçimde cephede zemin kat  seviyesinde yöresel taş kaplamalar, üst katlarda ahşap hissi verecek ahşap  görünümlü kaplamalar ve eğimli çatı saçaklarını destekler nitelikteki eli  böğründeler yapmak suretiyle Karadeniz'e özgü yöresel ahşap ve taş yapı  elemanlarının karma şekilde kullanılacağını dile getirdi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı'nın başkentlerini barındıran Marmara Bölgesi'nin ise  Türkiye'nin Avrupa'ya açılan kapısı olması nedeniyle bu bölgede hem geleneksel  hem modern yapılar inşa edileceğini, depreme dayanıklı, yeşili bol, mahalle  kültürünü yansıtan tasarımlar ile kalabalık nüfusun rahatça nefes olabildiği  alanlar inşa edileceğini aktardı.
 
Ege Bölgesi'nde iklim koşullarına uygun, açık renkli cephe kaplamaları  ve boyamaları, cephede derzlemeler, ahşap görünümlü kat silmeleri ile dikmeler,  yer yer cephe süslemeleri ve kiremit çatılarıyla Ege'nin geleneksel zarif  dokusuna uygun nitelikte çözümlemeler yapılacağına değinen Erdoğan, Akdeniz'de de  bölgenin kıtaları aşan iklimiyle barışık, güneş ışınlarını yansıtacak canlılıkta  doku ve renkleriyle sade ve yalın cephe çizgileri, yer yer teras, yer yer eğimli  çatılarıyla geleneksel kemerli pencereler ve ferforje işlemeleriyle Akdeniz  mimari kültürünün yaşatılacağına işaret etti.
 
İç Anadolu'da kıvrımlı yolları, şirin sokakları, ahşap süslemeli  bitişik düzenli yapıları, cumbalı evleriyle örf adet ve gelenekleri yaşatan  mahalle kültürünü benimseten konutlar yapılacağı bilgisini veren Erdoğan, Doğu  Anadolu'da karasal iklimin gündüz sıcak gece soğuk tavrına ve arazinin zor  şartlarına cevap verebilecek nitelikte cephe unsurlarının bölgenin yapısına uygun  malzemelerden seçilmesine özen gösterileceğini ifade etti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, genellikle eğimli çatılar ve geniş saçaklarıyla taş dokulu  pencere söveleri ve kat silmeleriyle bölgenin mimari diline uygun tasarımlar  yapılacağını anlattı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güneydoğu Anadolu için de yöresel taşların  hakim olduğu cephe kaplamaları ve motif işlemeleri esas unsur olmakla birlikte  yer yer kullanıma uygun düz damların ve büyük balkonların, yer yer eğimli metal  çatıların ve geniş saçakların yanı sıra mahremiyet unsurlarının ön planda  tutulduğu yerleşim planı kararlarının alındığına dikkati çekti.
 
Yakın tarihte ülkenin yaşadığı, ekonomik ve sosyal krizlerin diğer  alanlarla beraber şehirler üzerinde de olumsuz etkiler yarattığının altını çizen  Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:
 
"Hiç şüphesiz bu menfi etkilerin başında çarpık kentleşme gelmektedir.  Bizim 17 yıldır ortadan kaldırmaya çalıştığımız çarpık kentleşme sorunu  1950'lerden itibaren başlayan çoğu ekonomik sebepli düzensiz göçlerin  sonuçlarından bir tanesidir. İnsanoğlu göğe yakın değil toprağa yakın  yaşamalıdır. Ama öyle konutlar yapıldı ki 20-30-40-50 kat bu binaların içerisinde  yaşamak mümkün değil. Bu bizim komşuluk hukukumuzu da ortadan kaldırdı. Aynı  binanı içinde yaşıyor ama birbirlerini tanımıyor. Komşu ölüyor, diğerinin ondan  haberi yok. Bu bize yakışmıyor ve yakışmadı. İşte onun için bizim yeniden o  geçmişte olduğu gibi mahale kültürümüzü inşa etmemiz lazım. Bunu inşa ettiğimiz  zaman dayanışmamız çok daha farklı olcaktır. Komşuluk hukukumuz çok daha farklı  gelişecektir."
 
"ÇARPIK KENTLEŞME TAHRİP ETTİ"
 
Çeşitli nedenlerle kırsaldan göç eden vatandaşların denetimsizlik  neticesinde şehirlerin etrafına "gecekondu" denilen sağlıksız yerleşim yerleri  kurduğunu belirten Erdoğan, popülist siyasetçilerin özellikle seçim dönemlerinde  göz yummasıyla bu gecekonduların sayısının zamanla daha da arttığını söyledi.
 
"Belki bu ilk anda hoş geliyor olabilir ama bu aslında oralara  yerleşenlere birer ihanetti. Çünkü ne sokaklar sokak, ne alt yapı var. Hiçbir şey  yok." ifadesini kullanan Erdoğan, Konya'da yığma bir gecekonduda 3 çocuğun  öldüğünü hatırlattı.
 
Erdoğan, bunlara eyvallah etmenin mümkün olmadığının altını çizerek,  şöyle devam etti:
 
"İstanbul gibi bir şehirde ne yazık ki aynı şeyler yaşanıyor. Bunlara  on yıllar boyunca yoksulluğu çoğaltan, gelir adaletsizliğini derinleştiren,  istikrarsızlık ve güvensizliği artıran politikalar eklenince sorun içinden  çıkılmaz hale gelmiştir. 1984'ten itibaren ortaya çıkan bölücü terörle çarpık  kentleşme sadece belli şehirlerimizin sorunu olmaktan çıkıp diğer bölgelerimize  de yayıldı. Çarpık kentleşme ve gecekondulaşmanın şehirlerimizin sadece yapısını,  estetiğini, kültürünü değil, sosyal dokusunu da tahrip ettiğini gördük. Suç  oranlarının artmasından uyuşturucu kullanımına, güvenlikten çeşitli sosyal  problemlere kadar birçok sıkıntı ile yüzleşmek zorunda kaldık."
 
Erdoğan, bir dönem İstanbul gibi megapol şehirlerde devletin adeta  hiçbir varlık gösteremediği gettoların, varoşların, kurtarılmış bölgelerin  türediğini anımsatarak, marjinal terör örgütlerinin bilhassa 1990'larda bu  bölgeleri militan devşirme ve millete baskı kurma aracı olarak kullandığını  anlattı.
 
Suyun, elektriğin, okulun, temel alt yapı hizmetlerinin olmadığı son  derece sağlıksız şartlarda insanların yaşamaya mahkum edildiğinin altını çizen  Erdoğan, 1994'te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda karşılarında  korkunç bir manzara bulduklarını dile getirdi.
 
  
"İSMİ ÇOK GÜZEL AMA..."
 
Erdoğan, havası solunmayan, suyu olmayan ya da içilmeyen, yolları  yürünmeyen, çöp dağlarının patladığı, trafik çilesinde gün geçirilen bir İstanbul  devraldıklarını anlatarak, özellikle çarpık kentleşme ve gecekondulaşma sorununun  İstanbul'da had safhada olduğunu vurguladı.
 
Türkiye'ye ve İstanbul'a yakışmayan bu tablo karşısında başkaları gibi  siyasi popülizme tevessül etmediklerine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Aynı durum İzmir'de... Kadifekale... İsmi çok güzel ama  gecekondulardan geçilmiyor. Hala öyle. Rezillik üstüne rezillik. Ankara'nın ciddi  bir kısmı yine öyle. Bütün buralarda 'kentsel dönüşüm, değişim' diyerek ortaya  çıktık. Çünkü bunların değişmesi gerekiyordu. Bizim milletimiz en iyisine, en  sağlamına, en güzeline, en konforlusuna layıktır inancıyla tek tek sorunların  üzerine gittik. İşte 1 milyona yakın TOKİ vasıtasıyla yaptığımız konutlar bunun  adımlarıydı. Günden güne büyüyen ve milyonlarca insanımızı etkileyen, hatta  yangınlarda, depremlerde vatandaşlarımızın can güvenliğini riske atan çarpık  kentleşme sorununa çözüm bulmak için kolları sıvadık. Yıllardır ihmal edilen, hor  görülen bölgelere hizmet götürmek, oralardaki kardeşlerimizin hayat standardını  yükseltmek için çok yoğun çaba harcadık. Hepsinden önemlisi gecekonduları  şehirle, gecekondu sakinlerini de devletle kucaklaştırmanın mücadelesini verdik."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'da KİPTAŞ aracılığıyla şehir genelinde  başlatılan toplu konut hamlesinin bugün dünyanın birçok ülkesinde yaşanan  gecekondu probleminin çözümüne örnek olduğunu söyledi.
 
"ŞEHİRLER GELİŞMEYE BAŞLADI"
 
İstanbul'daki bu başarılı tecrübeyi son 17 yılda hükümet olarak tüm  Türkiye'ye yaygınlaştırma fırsatı bulduklarını belirten Erdoğan, pek çok yerleşim  biriminin, çevre düzenlemeleri ve sosyal donatılarıyla, modern yerleşim  yerleriyle ilk defa TOKİ projeleri sayesinde tanışmış olduğunu dile getirdi.
 
Erdoğan, bu projelerin, belediyeler ve özel sektör için bir örnek  model oluşturduğuna işaret ederek, pek çok belediye, şirket ve şahsın bu modele  uygun projeler geliştirip hayata geçirdiğini anlattı.
 
Böylece şehirlerin çehresinin değişip, gelişmeye başladığının altını  çizen Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Bilhassa İstanbul, Ankara, Diyarbakır gibi büyük kentlerimizin  etrafında pıtırak gibi çoğalan gecekondu sorunu büyük oranda çözüme kavuşturuldu.  İşte Diyarbakır... Şöyle bir gezip dolaştığınız zaman bakıyorsunuz, daha fazla  gerilere gitmeye gerek yok, 3-5 yıl öncesinin Diyarbakır'ıyla şu andaki  Diyarbakır aynı değil. Hele hele binalar bitişik nizam, içinden tüneller açılmış,  terör örgütlerinin açtığı bu tünellerle bombalar yerleştirilmiş olan o binaların  hepsini yıktık ve şimdi oralara TOKİ olarak girdik ve oralarda yaptığımız  konutlarla biz, o bölgede yaşayan vatandaşlarımıza insanca yaşamanın imkanını  sağladık. Orada Kürtler yaşıyor, filanca yerde Türkler yaşıyor demedik. Buralarda  benim vatandaşım yaşıyor dedik."
 
 
"BAŞARILI OLMAK İSTEYEN YOL AÇAR"
 
Kentsel dönüşüm projeleriyle bir dönem şehrin varoşları olarak görülen  alanların ibadethanesi, okulu, parkı, sağlık ocağı, spor tesisi olan cazibe  merkezlerine dönüştüğünü dile getiren Erdoğan, "Bizden önce TOKİ sadece 43 bin  konut üretebilmişken, bu rakam bizim dönemimizde 857 bine çıktı. TOKİ,  Hindistan'dan Endonezya'ya, Pakistan'dan Srilanka'ya kadar yurt dışında hayata  geçirdiği projelerle de ülkemizi gururla temsil etti." diye konuştu.
 
Erdoğan, "100 Bin Sosyal Konut Projesi"nde olduğu gibi TOKİ  vasıtasıyla milyonlarca insanın kiradan bile düşük taksitlerle ev sahibi  olduğunu, yıllarca kendisini kimsesiz, sahipsiz hisseden dar gelirli  vatandaşların bugün TOKİ sayesinde modern, kaliteli, sağlıklı konutlarda  oturduğunu, geleceğe çok daha güvenle baktığını vurguladı.
 
Türkiye'ye ve millete hizmetin önce gönül sonra da vizyon işi  olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Millete ve ülkeye dair bir aşkınız, hedefiniz, idealiniz yoksa, hangi  görevde olursanız olun o sizin için yüke dönüşür. Başarılı olmak isteyen önünde  bir yol açar, istemeyen de muhakkak arkasına saklanacağı bahane bulur. Bizim için  de 17 yıldır aralıksız sürdürdüğümüz hizmet mücadelesi hiçbir zaman dikensiz bir  gül bahçesi olmadı. Her çalışmamızda olduğu gibi kentsel dönüşüm hamlesini de  başlattığımızda birileri sürekli önümüze engeller çıkardı. Özellikle CHP ve  güdümünde hareket eden kimi meslek odaları, projelerimizi sabote etmek için  olağanüstü çaba harcadılar. Kimi zaman medya aracılığıyla, kimi zaman mahkemeler  yoluyla bunlar fayda etmeyince de sokaklar kışkırtılarak mega projelerimiz  durdurulmaya çalışıldı."
 
"BÜTÜN BUNLAR TÜRKİYE'NİN NE KADAR GÜÇLÜ OLDUĞUNU GÖSTERİYOR"
 
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin kendisinin değil milletin evi olduğunu  belirten Erdoğan, burada çok amaçlı salonların, ibadethanenin olduğunu söyledi. Erdoğan, bunun yanında kısa zaman içerisinde burada Türkiye'nin en  büyük kütüphanesini açacaklarını, 5 milyon ciltli, elektronik ortamda bütün  kitapların kayda gireceği, dünyanın mimari proje olarak estetiğiyle, her şeyiyle  örnek olan bir kütüphaneyi bitirdiklerini kaydetti.
 
Kütüphanenin 24 saat açık olacağını, gençlerin burada hem derslerini  çalışıp hem kitap okuyabileceğini, içeceklerini içip kek ve simit  yiyebileceklerini ifade eden Erdoğan, "Çünkü bu millete bu yakışır. Bizim  gençliğimize bu hizmeti vermek bizim görevimiz ve biz bunu kendi cebimizden zaten  vermiyoruz. Milletin verdiğini, milletin evlatlarına veriyoruz. Değişen bir şey  yok. Ve bunu hazmedemeyenler var." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile ilgili çok kez "ruhsatsız bina"  denildiğini hatırlatan Erdoğan, "Danıştay burayla ilgili kararını açıkladığı  halde. 'Burada ruhsat problemi yoktur.' demesine rağmen bakıyorsunuz, Ana  muhalefetin başı ikide bir buranın ruhsatsız olduğunu söylüyor. Danıştayın  belgesi ortada. Daha ne istiyorsun? Öyle veya böyle o konuşuyor biz yolumuza  devam ediyoruz ve devam edeceğiz." ifadesini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte de vatanperver, milliyetperver bütün  devlet adamlarının karşılarına hep başını CHP'nin çektiği zihniyetin dikildiğini  söyledi.
 
İstanbul'da yapılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne işaret eden Erdoğan,  şöyle devam etti:
 
"Bu köprünün temelini attık, köprü yükseliyor bunlar karadan  ulaşamadılar, denizden ulaşarak gösteri yaptılar. Aynı şekilde Marmaray'ı  yaparken bu işi mahkemelere taşıdılar. Ama onlar mahkemeye taşıdı, biz  mahkemelerden 'yürü' kararını aldık ve Marmaray'ı yaptık. Şimdi Marmaray'dan  milyonlarca vatandaşımız denizin altından Avrupa'dan Asya'ya, Asya'dan Avrupa'ya  gidiyor. Aynı şekilde Avrasya'dan da yine denizin altından araçlar gidiyor,  geliyor. Bütün bunlar Türkiye'nin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Nereden  nereye geldiğimizi gösteriyor."
 
Erdoğan, bu gidişin sıradan bir gidiş olmadığını, bunlar yapılmamış  olsa 20 yıl önceki durum düşünüldüğü zaman Türkiye'ye "çok ilkel bir ülke"  denileceğini söyledi.
 
"Biz şimdi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıktık." diyen  Erdoğan, Türkiye'nin G20 ülkeleri içerisinde 17'nci, Avrupa'da ise 6'ncı sırada  olduğunu vurguladı.
 
Adnan Menderes'ten Turgut Özal'a, Necmettin Erbakan'dan Alparslan  Türkeş'e kadar tüm vizyon sahibi liderlerin CHP zihniyetinin saldırılarına maruz  kaldığını kaydeden Erdoğan, "Millete faydası dokunacak tüm eserler daha fikir  aşamasında CHP zihniyeti tarafından çeşitli bahanelerle öldürülmeye  çalışılmıştır." dedi.
  
"BUNLARIN İŞLETME KABİLİYETİ YOK"
 
Arifiye'de bulunan Tank Palet Fabrikası'na değinen Erdoğan, sözlerini  şöyle sürdürdü:
 
"Yatıyor kalkıyor bu 'Tank Palet Fabrikası'nı yabancılara sattılar.'  diyor. Burada 'satış' diye bir şey yok. Tank Palet Fabrikası zararda olan bir  yer, teknolojisi ileri teknoloji değil. Üç firma katılıyor, BMC firması bu  ihaleyi alıyor. Satış değil kiralama işletme ihalesini alıyor. Buraya da 50  milyon dolarlık yatırım yapma şartıyla burayı alıyor. Ne kadarlığına? 25  yıllığına. Bunların işletme kabiliyeti yok. Hayatlarında bunlar beş koyun  gütmemişler zaten de güdemezler."
 
Kocaeli'deki kağıt fabrikası SEKA'nın bitmiş, batmış zarar eden bir  fabrika olduğunu anlatan Erdoğan, "Biz SEKA'yı kapatacağız, dedik. Özel sektör  kağıdını üretsin, gazeteler vesaire oralardan alsın. Ne yapacaksınız? Makinelerin  olduğu bölümü tamamıyla bir müze haline dönüştüreceğiz. SEKA'nın olduğu alanı da  Kocaeli halkına hizmet veren dev bir millet bahçesine dönüştüreceğiz. Fabrika'da  çalışanları da Kocaeli Belediyesi'nde iş temin etmek suretiyle onları da orada  istihdam ettik." şeklinde konuştu.
 
Şu anda SEKA'nın bir müze olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  bütün çevresinin millet bahçesi olduğunu, Kocaeli'nin sakinlerinin burada  yürüyüşlerini yaptığını kaydetti.
 
Fabrikanın da müze olarak icraatına devam ettiğini aktaran Erdoğan,  "Buradan kar mı zarar mı edeceğiz? Biz kar etmenin yolundayız. Bu neyle oluyor?  Bazen bu sosyolojik anlamda bir kara dönüşüyor. Bazen de bu zarar etmektense  zarar etmemek daha evladır diyerek yola devam ediyorsunuz. Yaptığımız bu." dedi.
 
Erdoğan, İstanbul Havalimanı'ndan da vazgeçirilmeye çalışıldıklarını,  bunun için Gezi olayları dahil her türlü provokasyonun denendiğini söyledi.
 
İstanbul Havalimanı'nın dünyanın ilk üç havalimanından bir tanesi  olduğuna işaret eden Erdoğan, Almanların Berlin'de havalimanı yapmak için 17  yıldır çalıştığını ancak bitirilemediğini kaydetti. Erdoğan, "Almanlar Alman  hükümetine diyorlar ki 'Türk müteahhitlere verin, gelsinler bu havalimanını  bitirsinler. Berlin Havalimanı'ndan daha büyüğünü de yaptılar.' diyorlar. Evet şu  anda dünyanın ilk üçü içerisinde İstanbul Havalimanımız." değerlendirmesini  yaptı.
 
 
"SAĞLIKLI BİR NEFESE DEVLETİNİ FEDA EDEN KÜLTÜRTEN GELİYORUZ"
 
"İstanbul Atatürk Kültür Merkezi projesini rafa kaldırtmak için  yapmadıklarını bırakmadılar." ifadesini kullanan Erdoğan, inşaatın hızla devam  ettiğini, Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nin opera binası olarak  bitirileceğini, kısa bir süre sonra lansmanını yapacaklarını vurguladı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerini karalamak için kimi kurgu  kimi yalan nice haber uydurulduğunu belirterek, şöyle konuştu:
 
"İkide bir çıkmış, 'Zarar ediyor.' Böyle bir şey yok da... İnsana  hizmet noktasında, insanımızın sağlığı noktasında gerekirse zarar da ederiz. Var  mı başka bir diyeceğin? Biz farklı bir kültürden geliyoruz. Nedir o? 'Halk içinde  muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.'  Biz sağlıklı bir nefese devletini feda eden bir kültürden geliyoruz. Şunu  düşünmek lazım. Sen bu ülkede SSK'nin genel müdürlüğünü yaptın. SSK'nin genel  müdürlüğünü yaptığın zaman bizim vatandaşımıza verilecek ilaç yoktu. İlacı  veremiyordun. Hastaların odasına girildiği zaman oda değil koğuştu. Üç, beş kişi  aynı odada yatıyor. Hepsinden öte serum şişeleri, kan, bütün çöplük böyle bir  rezalet içerisinde. Röntgen için gün alacaksın 7 ay sonraya. Böyle bir durumdan  geldik. Kimdi SSK'nin başında? Sen... Sen SSK'yi yönetemedin. Şimdi biz şehir  hastaneleri gibi dev hastaneler yapıyoruz. Bundan rahatsız oluyorsun, eline  diline dursun."
 
Sadece yatırımların, alt yapı projelerinin engellenmediğini hak ve  özgürlükler alanında da benzer bir çabanın içine girildiğini aktaran Erdoğan,  şunları kaydetti:
 
"Kamuda başörtüsü düzenlenmesine 'hayır' dediler. Meslek liselerinde  katsayı zulmünün kaldırımasına 'hayır' dediler. 4 4 4 ile eğitimin özgürleşmesine  'hayır' dediler. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle demokrasinin güçlenmesine  'hayır' dediler. Bölücü terör örgütü PKK ve ülkemizin gördüğü en büyük ihanet  çetesi olan FETÖ'yle mücadeleye 'hayır' dediler ve bu teröristleri 'arkadaşlar'  diye nitelediler. Savunma sanayinde dışa bağımlılığı azaltacak kritik projeleri  küçümsediler, hatta karaladılar. Biz göreve geldiğimizde yüzde 20'si savunma  sanayinde yerliydi ama şimdi yüzde 70'i yerli."
 
"YA SEN OTUR İŞİNE BAK"
 
Türkiye'nin insansız hava aracı yapabildiğini anımsatan Erdoğan,  "Amerika'dan insansız hava aracı, silahlı insansız hava aracını alamıyorduk.  Bunları gidip oradaki liderlerle görüştüğümüz zaman, 'maalesef kongreden izin  çıkmadı' diyorlardı. Ama şimdi biz insansız hava aracını üretiyoruz. Kötü komşu  bizi ev sahibi yaptı. Şimdi silahlı insansız hava aracını da üretiyoruz. Şimdi  onun bir kademe daha ilerisine gittik, dünyada 3-5 ülkede var hamdolsun 'akıncı'  denilen bir insansız ama silahlı hava aracını ürettik, hayırlı olsun." diye  konuştu.
 
Bunların gurur abidesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Bunlar, bizim gurur abidemiz değil mi? Gurur abidemiz olduğuna göre  biz bunlarla gururlanmayacağız da neyle gururlanacağız? Ama inanın bunlarla hala  gururlanmayanlar da var. Bundan dolayı çok rahatsız olanlar da var. Biz yapamadık  ama bunlar yaptı. Türkiye'yi yurt dışına şikayet ederek, uluslararası yatırımcıyı  ürküterek, bu ülkenin kalkınmasına, güçlenmesine, küresel ölçekte bir cazibe  merkezine dönüşmesine çelme takmaya da kalktılar. Şimdi Kanal İstanbul'a da karşı  çıktılar. Çıkmış Belediye Başkanı diyor ki, 'Kanal İstanbul buraya uymaz.' Ya sen  otur işine bak. Nasıl uyduğunu göreceksin. Bütün bunların çalışmalarını biz gayet  iyi yaptık. Üniversiteleri çalıştırdık, kendi ekiplerimizi çalıştırdık ve  inşallah en yakın zamanda ihalesini de yapmak suretiyle Kanal İstanbul'a da  başlayacağız."
 
"DÜNYADA ÇOK CİDDİ BİR SÜKSE YAPACAK"
 
"Kanal İstanbul nedir biliyor musunuz?" diye soran Erdoğan, "Boğazı  çok ciddi bir felaketten koruma projesidir. Hatırlayın daha önce bir   İndependenta olayı olmuştu Selimiye önünde. Aklımda kaldığı kadarıyla 7 ay o  Romen tankeri orada yanmıştı. Zaman zaman yalılara bindiren gemiler, bunları da  hatırlayın. Fakat şimdi burası yapıldığında bu işin sadece çevrecilik yönünden  inşallah kurtuluşu değil, bunun yanında çok daha bir siyasi boyutu olacak ki bunu  şimdi kullanmıyorum, vakti saati geldiğinde onu da kullanırız. O siyasi boyutuyla  da inşallah bu Kanal İstanbul dünyada çok ciddi bir sükse yapacak."  değerlendirmesinde bulundu.
 
Ekonomiyi büyütmek, ihracatı geliştirmek, 81 vilayeti yollar, barajlar  ve hastanelerle donatmak istediklerinin altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Bunlara da 'hayır' dediler. Bugün de aynı 'istemezük' tavırlarını  işte az önce de ifade ettiğimiz gibi Kanal İstanbul'da sürdürüyorlar. İstanbul  ile birlikte ülkemizin gelecek asrına damga vuracak böylesine stratejik önemde  bir projeyi engellemek için her yolu deniyorlar. Biz, elbette burada asıl sorunun  ne olduğunu, kimlere hangi mesajların verilmek istendiğini gayet iyi biliyoruz.  Birileri başlarını okşayan efendilerine diyet borcu ödeyecek diye Türkiye'yi  büyütecek, stratejik bakımdan elini güçlendirecek bu projeyi biz rafa  kaldırmayız. Dün olduğu gibi bugün de CHP'nin takoz siyasetine boyun eğmeyiz.  CHP'nin kendi çapsızlığının, vizyonsuzluğunun bedelini milletimizin ve ülkemizin  ödemesine kesinlikle rıza göstermeyiz. Türkiye'nin 2023 hedefleriyle arasına  kimsenin, hiçbir gücün girmesine izin vermedik, vermeyeceğiz. Millet için  memleket için evlatlarımızın istikbali için en önemlisi tarih yazan bir Türkiye  için doğru bildiğimiz yolda kararlılıkla yürümeyi sürdüreceğiz."
 
 
"DEPREME DAYANIKLI ŞEHİRLEŞME MODELİ KAZANDIRDIK"
 
Son günlerde ardı ardına yaşanan depremlerin güçlü şehir altyapısının  ve kaliteli konutun önemini tekrar hatırlattığına dikkati çeken Erdoğan,  Türkiye'ye geçmişin ihmallerini de telafi edecek şekilde sağlam, güvenilir,  depreme dayanıklı bir şehirleşme modeli kazandırdıklarını dile getirdi. Erdoğan,  dünyaya örnek olan bu modeli geliştirerek devam ettireceklerini belirtti.
 
Arnavutluk'ta yaşanan depremi hatırlatan Erdoğan, "Sayın Başbakanın  bizlerden ricaları oldu. Biz, zaten ilk andan itibaren tırlarımızla Kızılayımızla  AFAD'ımızla Arnavutluk'ta olduk." dedi. Erdoğan, Arnavutluk'a her türlü desteği  vermeye devam ettiklerinin altını çizerek, "Bir de 500 konut sözü verdik. Oradaki  kendilerinin arzu ettiği bir yere de Türk milleti olarak 500 konut inşa edeceğiz.  Oraya da kendileri kimleri yerleştirirse onları yerleştirmiş olacaklar." diye  konuştu.
 
Her açıdan güvenli evleri ekonomik gücü yerinde insanların yanında 82  milyonun her bir ferdi için de hayata geçirmekte kararlı olduklarını dile getiren  Erdoğan, vatandaşları, aileleriyle huzur içinde, mahalle kültürünü teneffüs  ederek, insanlık onuruna uygun bir ortamda yaşayabilecekleri konutlara  kavuşturmak için tüm imkanları seferber ettiklerini vurguladı.
 
Erdoğan, bugün başlatılan 100 Bin Sosyal Konut Projesi'nin de bu  hedefleri doğrultusunda atılmış değerli bir adım olduğunu belirterek, Toplu Konut  İdaresinin bu projeyi en güzel, en başarılı şekilde neticelendireceğine  inandığını söyledi.
 
Erdoğan, kampanyada emeği ve katkısı bulunan Çevre ve Şehircilik,  Hazine ve Maliye bakanlıkları ile TOKİ'ye ve idare, bakanlık çatısı altındaki  mimar ve mühendislere teşekkür etti.
 
Ülkenin her şehrindeki dar gelirli vatandaşları bu kampanyadan  istifade etmeye çağıran Erdoğan, 100 bin sosyal konut kampanyasının hayırlara  vesile olmasını diledi.
 
NOTLAR
 
Toplantıda, proje için hazırlanan tanıtım filmi gösterildi.
 
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Hazine ve Maliye Bakanı Berat  Albayrak'ın birer konuşma yaptığı toplantıya, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat  Oktay, İletişim Başkanı Fahrettin Altun da katıldı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması öncesinde Çevre ve Şehircilik  Bakanı Kurum ile Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak tarafından protokol  imzalanarak, her yıl 100 bin sosyal konut projesinin ilk adımı atıldı.