Yüzyılları aşan şiir herkesi tutup yakaladı

PINAR TARCAN / ptarcan@gazetevatan.com  |  02 Temmuz 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 17 07 2017 - 18:07

‘Fİ’ dizisinin final bölümünde herkesi yakalayan Fazıl Say bestesi ‘İnsan İnsan’, Avrupa’nın sayılı sopranolarından Burcu Uyar ve Selva Erdener’le tanıştırdı bizi. İkili, “Asıl tılsım Muhyiddin Abdal’da. Yüzyılları aşıp herkesi yakaladı’’ diyor


İlk internet dizisi ‘Fi’nin final bölümünde Fazıl Say’ın bestesi ‘İnsan İnsan’, bir anda popüler oldu, kitleleri yakaladı. Beste aslında Say’ın 2013 yılında çıkan ‘İlk Şarkılar’ albümünden.  Say, şarkıyı Hacı Bektaşi’nin dergahında yetişen halk ozanı Muhyiddin Abdal’ın şiirinden uyarladı. Bu keşfedilmemiş şarkı, yine keşfedilmemiş iki enfes sesle de tanıştırdı bizi. Avrupa’nın parmakla gösterilen koloratur sopranolarından Burcu Uyar ve Ankara Devlet Konservatuarı’na yıllarını verdikten sonra türküleri arya tadında uyarlayan soprano Selva Erdener… Klasik müzikten ‘alışık olmadıkları’ için diziden sonra gelen tepkilere hem şaşırmış hem de onore olmuşlar. İki sopranoya, şarkının hikayesini ve yolculuklarını sorduk...

 

Burcu Uyar

‘Yeteneklerimizi dünya tanıyor’

‘İnsan İnsan’da nasıl yer aldığını anlatırken şarkının yıllar önce kaydedildiğini söyleyen Burcu Uyar, “Bu parça yıllar önce, başlangıçta bir film müziği için kaydedildi ama film iptal oldu. Popüler olduğunu bilmiyordum ama benim için hiç şaşırtıcı değil... İnsanın kalbine dokunan anlamlı çok güzel bir beste” diyor ve ekliyor: “Popüler sanatın ve klasik sanatın karışımı şimdilerde dünyanın her yerinde yapılıyor. Klasik müziği geniş kitlelere tanıtması açısından çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Böylece klasik konser salonlarında ve operalarda seyirci sayısı gittikçe artıyor. Çok iyi bir şey... Sözler çok etkili beste müthiş, Fazıl Say çok büyük bir kompozitör. Başarı kaçınılmaz. Parçada benim özellikle söylediğim vokaliz kısmıydı. Müziğin o muhteşem gücü beni taşıyor şahsen...”

‘Türkiye’de soprano olmayı çok isterdim’

“Eğitimime Türkiye de başladım sonra kazandığım bir yarışma benim Avrupa’ya gitmemi sağladı. Fransa’da eğitim aldım ve Almanya nın Berlin şehrinde Deutsche Oper de solist sanatçı olarak birçok deneyim kazandım ve o zamandan beri Avrupa ve dünyanın birçok ülkesinde kariyerimi yapıyorum. Şahsen Türkiye’de yeterince şarkı söylemediğimi düşünüyorum. İki yılda bir kez ancak bir konser için geliyorum.Türkiye’de bir soprano olmayı çok istiyorum. Yıllardır ülkemin operalarında çalışabilmek için yaptığım başvurudan hiçbir sonuç alamadım. Türkiye’de daha sık şarkı söyleyememin üzüntüsüyle ülkemi dünyada gururla temsil ediyorum.   Türkiye’de yetişen sanatçılarımız, şarkıcılarımız, müzisyenlerimiz yurt dışında iyi işler yapıyor, yeteneklerimiz dünya çapında tanınmaya başladı.”

‘Anna Bolena olacağım’

Burcu Uyar, Fransa’daki Tours operasında Rusalka rolünü daha yeni seslendirmiş ve gelecek sezon çalışmalarına da başlamış. Yoğun bir sezon onu bekliyor. Bundan sonraki projelerini ise şöyle anlatıyor: “Fransa, İtalya, İsviçre ve Danimarka opera evlerinde temsillerim olacak. 2018 yılının mayıs ayında İstanbul’da  Donizetti Kraliçeleri adlı konserde Anna Bolena’yı    seslendireceğim için şimdiden çok mutlu ve heyecanlıyım. Ülkemde klasik müziğin daha çok bilinmesini arzu ediyorum...’’

Selva Erdener

‘Adı klasik müzik de olsa tutup yakalıyor’

Selva Erdener, şu sıralar Ankara’da kadına şiddet sorunun anlatmak için yola çıktıkları Türkiye Opera ve Bale Vakfı’nın hazırladığı ‘Can Kırıkları’ oyununun provasında yanıtladı sorularımızı. Daha önceki albümlerinde kompozitör eşi Turgay Erdener ile türküleri opera tadında söyleyen soprano, bu yılın sonlarında da İbrahim Yazıcı’nın piyano başında olacağı yeni albümüne hazırlanıyor. ‘İnsan İnsan’ın bu kadar çok insana ulaşmasını ise hem Fazıl Say’ın usta kompozitörlüğüne, hem de Muhyiddin Abdal’a bağlıyor: “Diziyi izlemiyordum ve o akşam sosyal medyadan, arkadaşlarımdan bir sürü mesaj geldi. Çok etkilendiklerini söylediler. Fazıl Say’ın inanılmaz müzisyenliğinin etkileridir bu. Adı ‘klasik’ de olsa yaptığı müzik kitlelerin peşinden koşabileceği kadar güçlü bir müzik. Tabii Muhyiddin Abdal’ın yüzyılları aşarak, bir süzgeçten geçerek gelmiş insana dair sözleri de bir o kadar etkili. Bu topraklarda yaşamış düşünürlerimiz, şairlerimiz, bilim insanlarımız yüzyılları aşarak geliyorlar ve insana dair sözleriyle bir yerinden yakalamayı başarıyorlar.’’

‘Üç başvurum da reddedildi...’

“Bu mesajlar, ilgi… Benim için müthiş bir sürpriz oldu sahiden. Bu müziğin bu kadar geniş bir kitleye ulaşması çok sevindirici… Hem manevi olarak büyük bir tatmin, hem de bu, başvurup bir türlü kabul edilemediğim MÜYORBİR (Müzik Yorumcuları Birliği) problemimi de bir kez daha hatırlattı bana” diyor soprano. Neden kabul edilmediğinin nedenini ise şöyle anlatıyor: “Üç başvurum ‘kriterlerine uymadığım’ sebebiyle çevirildi. Hayatını şarkı söylemeye adamış bir sanatçı olarak rencide oldum.”

‘Müzik iyileştiren bir şey’

‘‘Herhalde doktor olsam ailem daha mutlu olurdu’’ diyen sopranoya “İyi ki doktor değil, soprano olmuşsunuz. Sizi dinlerken de iyileşiliyoruz” dediğimizde ise “Müzik çoğaltan iyileştiren bir şey. Güzel sanatların tüm dalları insanların daha güzel ruhlarını daha derinleşmesi için olan...  ‘Tüylerimiz diken diken oldu’ diyorsunuz. Size şimdiye kadar ne böyle hissettirdi?” cevabını veriyor ve ekliyor:  “Oysa ki size çok yabancı olan biri bunu verebiliyor…  Bunu çok etkili bazen bir tabloya bakarken de ne bileyim bir Avni Arbaş  tablosuna bakarken de hissedebilir insan...’’