Yazmak bana terapi gibi geldi

11 Kasım 2017 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 11 11 2017 - 2:30

Beyaz Odadan Hikayeler’le yazarlığa adım atan oyuncu Alper Saldıran, yazmak iyi geldi diyerek ikinci kitabı için roman yazmaya başladığını anlatıyor.


İlk kitabınızı yazdınız, yeni bir oyununuz var nasıl hissediyorsunuz?

Fiziksel olarak çok yorgun olsam da beynim ve kalbim çok mutlu. Üretmek ve insanın yaptıklarının meyvesini toplamak çok güzel. Ama kendimi hiçbir konuda tatmin olmuş hissetmiyorum. Zaten kendimi de, başkasını da beğenmem. Sadece düşünerek insan kendini tanıyamıyor. Bir şeyler üretmek ve yapmak lazım. Ürettikçe insan kendini keşfediyor. Ben de şu an kendimi keşfetme macerası yaşıyorum. Sınırlarımı zorluyorum, neler yapabileceğimi anlıyorum. Limitimi biliyorum diyen kendini kısıtlamıştır. Biraz hayatın getirdiklerine göre yaşamak lazım.

Gelen roller bana ‘Senaryo yaz diyor’

Yazarlık artık ikinci kariyeriniz mi?

Hala ben yazarım diyemiyorum, kendime bunu konduramıyorum. Ama insan yazarken olaylara dışarıdan daha soğuk kanlı bakıyormuş. Yazarken hayatı bir film gibi izlemeye başladım. Oyunculuğuma çok katkısı oldu, daha derin anlamlar çıkartmaya başladım. Yazmak bana terapi gibi geldi, çok sevdim.

Roman yazmak gibi bir planınız var mı?

Evet bir roman yazmaya başladım. Şu an hikayesini yazıyorum belki senaryo da olabilir.  Bunun dışında başka bir senaryoya başladım. Bir kitap uyarlaması yapacağım. Çünkü sinema için gelen senaryolar, teklifler bana senaryo yaz diyor.

Romantiğim ama o kadar da değilim

Daha çok romantik komedilerde gördük sizi...

Bir rol oynuyorsunuz ve ondan sonra benzerleri için “Bu rol için biçilmiş kaftan” diyorlar. Tam aksine aslında ben kendimi role göre biçiyorum, iç dünyamı ona göre programlıyorum. Romantiğim ama o kadar da değilim.

Kendimi hiç kategorize etmedim

Kariyerinizin gidişinden memnun musunuz?

Mesleğime ve yaptıklarıma hala bir kariyer olarak bakamıyorum. Oyun oynamayı seviyorum ama prova ve hazırlık süreci bana daha çok keyif veriyor. Buz dağının görünmeyen kısmını seviyorum. Bu yüzden bunlara kariyer olarak bakamıyorum. Oyunculukta kendimi hiç kategorize etmedim. Çünkü oyunculuk farklı gerçekleri, gerçekleştirme hali.

Oyunculuğu bırakabilirim

Oyunculuktan vazgeçebileceğinizi düşünüyor musunuz?

Periyodik olarak oyunculuğu bırakırım. Asla bırakamam diye bir korkum yok bununla yüzleştim. Bu korkutucu bir fikir görünebilir ama bu işlere başladığımda içimde olan duyguyu kaybetmek istemem. Kaybetmemek için de gerekirse oyunculuktan vazgeçerim. Güzel yemek yaparım, bir yer açar yemek satarım. Mesele insanın bir işi yaparken bir işe küsmesi çok acıklı. Böyle olmamalı. İşime küsmemek için bunu yaparım. Oyunculuğu çok seviyorum ve yapabileceklerimin sınırı olmadığını düşünüyorum. Oyunculukta kendimle yüzleştiğim ve başkalarına da ayna tutabildiğim için mesleğimi çok seviyorum.

Tiyatro ruhumu, dizi karnımı doyuruyor

Tiyatro ve dizi oyunculuğu için ne söylersiniz?

Tiyatro ruhumu doyuruyor karnımı doyurmuyor, diziler karnımı doyuruyor ruhumu doyurmuyor. Dizilerde oyunculuğumuzu gösteremiyoruz gösterebilsek ne güzel olur. Tiyatro benim için çok önemli ömrüm yettiğince tiyatro yapacağım.

 İstediğiniz rol gelmezse kendiniz için yazar mısınız?

İnsan bazı şeyleri istediğini karşısına çıktığında anlıyor. Hayallerim için çabalıyorum.  Saçımı başımı yolarak oynayacağım roller istiyorum. Ama her şey sizin hayal ettiğiniz şartlarda olmuyor, bunun için de kendin üretmen gerekiyor. Ben de şu an o üretme kısmındayım.