Vaatler aşırı değil

07 Ekim 2015 Çarşamba - 2:30 | Son Güncelleme : 07 10 2015 - 2:30

AK Parti’nin ekonomi kurmayı Ali Babacan, seçim vaatlerinin bütçeye yükünün GSYH’nin yüzde 1’i olduğunu belirtti. Babacan, “20 milyar liralık paketin kaynak sorunu olmaz” dedi


Eski Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Ankara milletvekili adayı Ali Babacan, açıkladıkları vaatlerin bütçeye ilave yükünün gelecek yılki GSYH’nin yüzde 1’i civarında olduğunu söyledi. CHP’nin seçim vaatlerinin GSYH’nin yüzde 7-9 arasındaki bir rakama karşılık geldiğine işaret eden Babacan, diğer partilerin proje ve vaatlerine bakıldığında tutarsızlıkların olduğunu kaydetti.

TV’de konuşan Babacan, kendi açıklamalarının tamamının ardında ince hesaplamaların yer aldığını vurgulayarak, en az kaynakla en geniş kesimleri rahatlatma perspektifi ile hareket ettiklerini belirtti. Bundan önce 13 bütçe yaptıklarını hatırlatan Babacan, bu konuda ciddi bir kredibilite oluşturduklarının altını çizdi.

2016’nın hesaplarını yaptık

Ali Babacan, her yılın bütçesini yaparken mutlaka bir tedbir paketi geliştirdiklerini anlatarak, “2016 ile alakalı bütçe hazırlıklarında, yeni parametreler, enflasyon ve gelecek senenin büyüme beklentilerine göre de yaklaşık hesaplar yaptık. Diğer partilerin böyle bir hesap yapma imkanı da yok. Bütün bu  hazırlıkları yaptığımız için de altından kalkılabilir yük nedir, kalkılamayacak yük nedir, bu konuda gayet iyi fikrimiz var” diye konuştu. Yeni kurulacak hükümetin öncelikleri olacağını kaydeden Babacan, şöyle devam etti:

“Tedbir paketi konusunda öncelikler belki tasarrufa doğru yönlenebilir ya da daha fazla gelir getirici yöne doğru yönlendirilebilir. Bugünden kaynak göstermenin kurulacak hükümetin öncelikleri açısından çok doğru olmayacağına karar verdik. Gelecek seneki bütçemizde nereden baksanız 550 milyar lira civarında bir bütçe ortaya çıkacak, bunun içerisinde 20 milyar lirayı konuşuyoruz. Bunların artısı ve eksisi olabilir. Bunlar yönetilebilir rakamlardır, defalarca yaptık. Böyle bir paketin kaynak sorunu kesinlikle olmaz.”

İş dünyası asgari ücretle ilgilenmiyor

Asgari ücretle diğer konuları birbirinden ayırmak gerektiğine işaret eden Ali Babacan, “Asgari ücret artışının kamuya doğrudan bir maliyeti yok. Asgari ücret daha çok özel sektörümüzün üretim maliyetiyle ve Türkiye’nin rekabet gücüyle ilgili bir konu” ifadelerini kullandı. Siyasi partilerden çok farklı rakamlar geldikten sonra iş dünyasından bu konuya fazla bir ilgi alaka olmadığını gördüklerini anlatan Babacan, bu süreç içinde istişareler yaptıklarını ifade etti. Babacan, “Kendi içimizde yaptığımız değerlendirmelerle bir yandan özel sektörün rekabet gücünü korurken, bir yandan Türkiye’nin sahadaki gerçeklerine, fiili uygulanan ücretlere bakıp, böyle bir asgari ücretin ekonomimiz üzerinde etkisinin sınırlı olacağı kanaatine vardık. Hiç etkisi olmaz demek zor açıkçası, bir etkisi olur. Ama etkinin sınırlı olacağı kanaatine vardık” diye konuştu.

Yüzde 3’lük büyüme fena değil

Bu yıl beklenen yüzde 3 büyümenin tamamının tüketim harcamalarından kaynaklanacağını belirten Ali Babacan, “Bu yıl beklediğimiz yüzde 3 büyümenin neredeyse tamamı tüketimden geliyor. Bu konjonktüre göre yüzde 3 büyüme fena değil. İhracata bakıyoruz. İhracat yönünü eksiye çekiyor. İhracatımız başa baş olsa bu yıl biz yüzde 3 değil, yüzde 4.5 büyüyecektik. Bizim için sıhhatli büyüme, yatırım, üretim, ihracatla büyümedir. Tüketim tabii ki olacak ama önce kazanacağız sonra harcayacağız” dedi. 

Son gün Cuma namazı çıkışı teklif

Aday olmama yönünde kararının bulunmasına rağmen, 1 Kasım seçimleri için kararının neden değiştiğinin sorulması üzerine Ali Babacan, 3 dönem kuralına değindi. Bu kuralın önemine işaret eden Babacan, bu dönemden sonra bir süre siyasete ara verme, başka işlere bakma yönünde niyeti ve planı olduğunu hatırlattı. Ancak seçim sonuçlarının farklı bir şekilde karşılarına çıktığını, AK Parti’nin tek başına hükümet kuracak gücü sağlayamadığını ve koalisyon çalışmalarının da sonuç vermediğini belirten Babacan, 3 dönem kuralıyla ilgili de küçük bir düzenleme yapıldığını söyledi. Babacan, şunları kaydetti:

Benim için vatan görevi

“Ama buna rağmen ben kendim için son saatlere kadar diyeyim ara verme kararlılığım devam ediyordu. Ben zaten adaylık için de başvurmamıştım. Fakat aday listelerinin YSK’ya verileceği son gün 18 Eylül tarihinde, Cuma namazı sonrasında Sayın Başbakanımız aradı, ‘Biz gerekli istişareleri yaptık, arkadaşlarla konuştuk, senin bizimle devam etmeni istiyoruz’ dedi. Nihayetinde artık vatana, millete hizmet için tekrar böyle çağrı gelince reddedemedim. Başbakanımız arayıp tekrar böyle davette bulununca, açıkçası ben de yine bir vatan görevi, millet görevi, kabul ettim ve ‘Evet’ dedim.”