Ünlü kalemler kitaplarını nasıl yazıyor?

BURAK KARA / bkara@gazetevatan.com |  03 Aralık 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 03 12 2017 - 2:30

Edebiyata yön veren yazarlar yazı yazarken neler yapıyor? Hangi alışkanlıkları yazmalarını daha rahat bir süreç haline getiriyor? Türk edebiyatına damga vuran romancılar olmazsa olmazlarını anlattı.


Orhan Pamuk

Hep en zoru ilk cümleye başlamak

Pamuk, romanlarının ilk cümlesini 50 ya da 100 kez yeniden yazdığını söylüyor. Kareli deftere el yazısıyla yazan Pamuk, “Hep en zoru ilk cümle, çok acı veriyor” diyor. Bir sayfayı doldurduktan sonra yandaki sayfayı boş bırakıyor ve daha sonra buraya düzeltme notlarını alıyor. Defterlerini daha sonra bir daktilografa gönderiyor ve bu düzeltme işlemini birkaç kez tekrarlıyor. Nobel ödüllü yazar “Her şeyi planlıyorum” diyor ve ekliyor, “Romanın üslubu, içinde olan her şeyi ilk cümlede söylemek isterim. Bu nedenle onu yazması zordur. Bazı törencikler, bazı kurallar, ezberlenmiş alışkanlıklar beni disipline eder. ‘Nasıl iyi yazılır?’ sorusuna  cevabım şudur: Yazarlık çok disiplinli bir iştir. Yüzlerce kuralınız olacak. Geleceksin. Kahveni yapacaksın. Ve küçük törencikler başlayacak. Hesabıma göre senede 300 güne yakın çalışıyorum ve 170-180 sayfa yazıyorum. Demek ki günde 0,75 sayfa yazıyorum. Bazen 15 gün uğraşıp 10 sayfa yazıyorsunuz, sonra hepsini çöpe atıyorsunuz.”

Ayşe Kulin

Herkes uyurken ben yazarım

Yazarken keşke kendimi kapatabilsem dış dünyaya. Dört çocuklu, sekiz torunlu, gündelik alışverişini kendi yapan, yemeğini kendi pişiren ama söküğünü dikemeyen herhangi bir kadınım. Herkes uyurken ben uyanırım ve saat 6 gibi yazmaya başlarım. 11’e kadar sürer bu. O vakitler bana aittir. Bazen akşam da yazıyorum. Her şart altında yazarım. Küçük bir dizüstü bilgisayarım var. Havaalanlarında, uzun otobüs yolculuklarında, her zaman her an her yerde üretebiliyorum ve gürültülerden kendimi ayırt edebiliyorum. Kafamı işime verdiğim zaman gürültü bana fazla dokunmuyor.

İlham perim yok. Hayatın içinde yaşayadururken tanık olduğum veya merak ettiğim tarihi olaylar beni romanların konusuna götürür.

Nedim Gürsel

Yazmak demek ter dökmekle eşanlamlı

Geçen yıl edebiyatta ellinci yılımı kutladık. Edebiyatın her türünde 40 kitap yazmışım.

Bu bir alışkanlıktan öte, disiplin ve çalışma anlamına geliyor. bir ritüelim olduğunu söyleyemem.

Kurmaca alanındaki tüm kitaplarımı, yani roman ve öykülerimi elimle yazdım. Sonra babamdan kalma Remington daktiloda, karbon kâğıt marifetiyle, temize çektim. Derken bilgisayar çıktı mertlik bozuldu. Ne var ki ben elle yazmaktan hala vazgeçmiş değilim. Yazmak demek benim için halâ beyaz kâğıdın karşısında ter dökmekle eş anlamlı.

“Nerelerde yazarsınız” sorusunu yıllar önce sorsaydınız “her yerde” diye yanıtlardım. Ne var ki bir süredir Paris’deki evimde yazıyorum. Ya da Kavacık’taki, Boğaz manzaralı çatı katında. Anadolu Hisarı’nda aileden kalma, bahçe içinde, denizle içiçe bir evimiz vardı. Satıldı. Boğazkesen’i o evde yazdım. Resimli Dünya romanımıysa Venedik’te Correr Kitaplığı’nda ya da bir süre kiraladığım karanlık bodrum katında. Öykülerimi, genelde, Paris kahvelerinde yazarım. Tehlikeli Sevişmeler’i örneğin. Yazarken klâsik müzik dinler, bol kahve ve Toscano purosu içerim.

Doğu Yücel

Tişörtlerimin yakasını yerim!

Her yere not alırım. Evin farklı noktalarında bloknotlar var. Kapaksız bloknotlar çünkü kapağını açmakla bile vakit kaybetmeden not almam gerekiyor.

Çalışma masamda yazarım kitaplarımı. Orhan Pamuk ‘sandalyeyi sevmeniz gerekir’ demişti. Romanın bitmesine doğru, uyuduğunuz saatler dışında sandalyede oturduğunuz düşünülürse sandalyenizle aşk yaşamanız gerektiği de söylenebilir. Bir odada yalnız başınıza olmanız önemli, Stephen King her şeyden önce kapınızı kapatın der.

Yazarken kahve içiyorum, sanırım çoğu yazar gibi. Ne yiyorum? Tişört yakası! Veya eşofman kollarının uçları. Kapüşonların ipleri. Gerçek! Kaç tişörtümün yakası mahvoldu öyle.

Ahmet Ümit

Hazırlık süreci uzun sürüyor

Yazma süreci değil de hazırlık süreci daha kapsamlı oluyor benim için. Konuyu belirledikten sonra bir yıl öncesinden olayın geçeceği bölgeye gidiyorum, orada araştırmalar yapıyorum, o konu üzerinde okumalar yapıyorum. Konunun uzmanlarıyla, akademisyenlerle görüşüp mekân seçimlerini yapıyorum. Aslına bakarsanız film çekecek gibi yerinde, yurdunda yapıyorum bütün ön çalışmayı. Kafamda bütün kurgu bitiyor sonra yazma süreci başlıyor. Yazmak için bir yerlere gitmiyorum bilgisayarımın olduğu her yerde yazarım ama genellikle evim ve Beyoğlu’ndaki ofisimde çalışmayı seviyorum. Eğer yazarken takıldığım olarsa hemen bırakırım.

Pınar Kür

Denize ve ormana bakarak yazarım

Yazma süreci, evet, filizlenme ile başlıyor. Fikrin nereden geleceği hiç belli olmuyor. Bu seferki kırk yıldır bildiğim bir şarkının sözlerinden çıktı mesela. Böylece adını birlikte getirdi. Her zaman öyle olmaz. Kimi kez kitap yazılıp bittikten sonra bile adını koymakta zorlanırım. Filizlenme süreci zaman açısından kitaptan kitaba değişse de hep aynıdır. Kişileri netleştirme, fiziksel özelliklerini gözümün önünde canlandırma, metnin kimin ağzından olacağını, ne kadarlık süreyi kapsayacağını, hangi mekanlarda geçeceğini belirleme gibi şeyleri evin içinde dört dönerek kişilerle yüz yüze konuşarak, geçmişlerini, geleceklerini sorgulayarak yaparım. Masam bana ait bir odada, mutlaka manzaralı ya da önü açık bir pencerenin önünde durur. Elmadağ’da otururken bir deli ağaca, Ayvalık’a denize, şimdiyse mevsime göre renk değiştiren bir ormana bakarak yazıyorum.


YAZARLAR Prof. Dr. Halim Hattat Prof. Dr. Halim Hattat
Penisin de “hisleri” var!
Tülay Gürler Kurtuluş Tülay Gürler Kurtuluş
Bahara merhaba diyen kitaplar
Ahmet Örs Ahmet Örs
Sosu bağlamak gerek…
Türkan Hiçyılmaz Türkan Hiçyılmaz
Çocuğa baskı yapmak okula uyum sürecini uzatır
Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan
Estetik dünyasında son gelişmeler
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Gıda intolerans testlerinin gerçek yüzü
Kürşad Zorlu Kürşad Zorlu
Bozkırda yeşeren başarı öyküsü…
Hasan Genç Hasan Genç
iPhone’larda Home tuşuna güle güle
Bahar Saygılı Bahar Saygılı
Federer’in şifreleri
Lütfü ÖZEL Lütfü ÖZEL
İşte karşınızda Selin Williams
Demet Sarova Demet Sarova
MasterChef’i sakın Ramsay görmesin!
Zeynep Kakınç Zeynep Kakınç
Bayram sofrasında büyük buluşma
Gül Yiğit Gül Yiğit
Mutlu ve başarılı insanların yaşam felsefesi
Güldeniz Ayral Güldeniz Ayral
Yeni jenerasyon modacılarımız
Murat Çelik Murat Çelik
İrlanda’nın ata sporu boks
Ayşe Kucuroğlu Ayşe Kucuroğlu
Ege’nin iki kardeş mutfağı buluştu
Ayşe Brav Ayşe Brav
Kınada şıklık yarışı
Berna Laçin Berna Laçin
Okullar açılırken veli dilekleri
Füsun Saka Füsun Saka
Tenten’den Birkin çantaya; Avrupa’yı Avrupa yapan değerler
Cem Ceminay Cem Ceminay
Çalıntı şarkıyı çalmışlar kopyasını yapmışlar
Teoman Hünal Teoman Hünal
Diyarbakır’ın eşsiz lezzetleri
Süha Derbent Süha Derbent
Yanı başınızdaki cennet Meis Adası
Tülay Gürler Kurtuluş Tülay Gürler Kurtuluş
Okunması gereken dünya klasikleri
Dr.Yasemin Bradley Dr.Yasemin Bradley
Sağlıklı oruç tutmanın yolları
Engin Akın Engin Akın
Korfu Adası'nda dalak dolması
Eylem Kaftan Eylem Kaftan
'Herkesin yarım kalmış hikayesi var'
Damla Doğan Damla Doğan
Aldırdığınız yağdan kök hücre üretiyorlar
Canan Tan Canan Tan
Şiddet mi, cinnet mi?
Güney Öztürk Güney Öztürk
Yırtık 5 Euro nasıl kendini tamamladı!
Barış Öztürk Barış Öztürk
75 yıllık efsane Jeep