Şeker konsantrasyonu da bozuyor

12 Temmuz 2017 Çarşamba - 11:00 | Son Güncelleme : 12 07 2017 - 11:00

Sık acıkma, sebepsiz yorgunluk, sık idrara çıkma, yaraların yavaş kapanması, diş çürümesi, ağız ve cilt kuruluğu, kilo alımı, konsantrasyon güçlüğü… Tüm bunlar fazla şeker tüketiminin belirtileri olabilir.


Şekerin aslında bir ihtiyaç değil, psikolojik ya da fiziksel bir bağımlılık maddesi olduğunu söyleyen Dr. Sinan Akkurt, insan bedeninin gereksinim duyduğu üç ana besin maddesinin karbonhidrat, yağ ve protein olduğu, şekerin dördüncü madde olmadığı görüşünde.
 
Uyuşturucu maddeler gibi etki gösteren şekerli gıda tüketme bağımlılığının pek çok hastalığa davetiye çıkardığına değinen Dr. Akkurt, herhangi bir sağlık sorunu olmayanlar ve yetişkinler için günlük iki çeşit meyveden oluşan bir porsiyon, çocuklar için ise ikişer çeşit meyveden oluşan iki porsiyonun doğal şeker içeriği ile yeterli olduğunu kaydetti. 
 
Bunun yanında makul ölçüde ev yapımı bal, pekmez, kuru meyve gibi doğal içeriklerin de masum kabul edilebileceğini, örneğin nadir tüketilen bitter çikolatanın makul karşılanabileceğini söyleyen Akkurt, sınav ya da önemli bir görüşme öncesi ‘zihin açar, enerji verir’ diye alınan fazla çikolata ve şekeli gıdaların tam tersine konsantrasyonu bozacağını ifade etti. 
 
“AŞIRI ŞEKER TÜKETİMİ TEDAVİ GEREKTİREN BİR RAHATSIZLIK”
 
Başta paketli ürünler olmak üzere aşırı şeker tüketiminin tedavi gerektiren bir rahatsızlık olduğunu belirten Akkurt, şöyle konuştu:
 
“Sürekli şeker tüketiminin neden olabileceği rahatsızlıklar arasında obezite, diyabet gibi bilinenlerin yanında depresyon, anksiyete, konsantrasyon güçlüğü, migren, damar tıkanıklığı, kanser gibi hastalıklar da var. Aşırı şeker tüketimi; başlangıçta çok sık acıkmak, sebepsiz yorgunluk, sürekli bitkinlik, sık idrara çıkma, yaraların yavaş kapanması, diş çürümesi, ağız kuruluğu, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, ağızda beyaz akıntı/dilde beyazlık, cilt kuruluğu, kilo alımı ile kendini gösterir. Bu şikayetleri olanların hayatından şekeri çıkarmak için acilen harekete geçmeleri gerekir.”
 
“ŞEKER BAĞIMLILIĞI TEDAVİ EDİLEBİLİR”
 
“Şeker bağımlılığından kurtulamıyorsanız, öncelikle insülin direnci, reaktif hipoglisemi araştırılmalıdır. Ayrıca mantar ve adenovirüs 36 gibi oluşumlar da sürekli açlık hissine yol açabilirler, bunların da araştırılması gerekir. Gıda bağımlılıklarının tedavisinde biorezonans metodundan da destek alınabilir” diyen Dr. Akkurt, psikolojik desteğin de önemli olduğunu belirterek şu önerilerde bulundu:
 
- Şeker yerine bal, pekmez, elma suyu kullanarak hazırlayacağınız atıştırmalıklarla alternatifler oluşturabilirsiniz.
 
- Çocukları da, kendinizi de şekerli gıdalarla değil, sağlıklı gıdalarla ödüllendirin.
 
- En bağımlı olduğunuz, gördüğünüzde dayanamadığınız şekerli yiyeceği başlangıçta 21 gün için bırakın. Bu sürenin ardından ona karşı eskisi kadar iştah duymayacaksınız. 
 
- Duygusal açlığınızı gidermenin yollarını arayın. Stres yönetimi ve olumlu düşünme teknikleri ile ilgili kitaplar okuyun, eğitim ve profesyonel destek alın. 
 
- Güne kahvaltıyla başlamak, bütün gece açlıktan sonra güne dengeli bir başlangıç için önemlidir. Kahvaltıyı ihmal etmeyin!
 
- Sürekli tatlı krizlerine giriyorsanız tarçının kan şekerini dengeleyici özelliğinden yararlanabilirsiniz. Sütünüze, çayınıza, hatta suyunuza tarçın ekleyip içmeyi ya da dilimlediğiniz elmanın üzerine tarçın serpip yemeyi deneyin, tatlı krizlerini yendiğinizi görecesiniz.