Oyunculuğu çıkar kapısı yapıyorlar

Melis Güvenç (mguvenc@gazetevatan.com) |  11 Haziran 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 11 06 2017 - 2:30

Kalbimdeki Deniz ile ekrana geri dönen Simge Selçuk, kolayca şöhret olmak isteyen gençleri eleştirerek, “Oyunculuğu emellerine alet etmek için yapanlar hemen anlaşılıyor ve kolay harcanıyor” diyor.


Ekranda bir süre yoktunuz ne yaptınız bu süre içinde?  
 
Bu bilinçli bir araydı diyebilirim. Çünkü son zamanlarda diziler yaz yağmuru gibi. Başlamasıyla bitmesi bir oluyor. Kabul etmediğim projeler başladığı zaman onları izlediğimde hiç pişman olmadım. Galiba az çok anlamaya başladım; senaryoyu okuyunca insan ruhuna ve yaşamına dokunup dokunamayacağını. Şans, kısmet de diyebiliriz. Ayrıca bu süre için keman çalmaya başladım. 
 
Kalbimdeki Deniz'e Raşel karakteriyle dahil oldunuz. Bu diziye nasıl ikna oldunuz?  
 
En önemlisi kadın haklarını gözeten ve savunan, bölümlerinde o konulara yer veren, naif, duygusal bir aile dizisi Kalbimdeki Deniz. Bu yüzden herkes tarafından çok sevilerek izleniyor. İzlerken seyirciye rahatlık ve umut veren bir dizi. Raşel acıklı bir hikayesi olan bir anne. Senaryoya güvendiğim için ve uzun bir süredir anne rolü oynamak istediğim için içim rahat bir şekilde bu rolü kabul ettim.
 
Raşel karakteri yıllar önce sevgilisini terk etmiş ama şimdi geri dönen biri. Bu şekilde yaşanan ilişkiler hakkında yorumunuz nedir?
 
Bence ailenin ya da başka kişilerin baskısıyla, zorlayarak kopartılmaya çalışılan yahut doğal sürecinde ömrünü bitirmeyen gerçek sevgiler ölmez ama insanı acıtarak yaşar. Bastırılıp, yüreğe gömülse bile başka bir insan için kolay kolay filiz vermez. Bu da hamuru sevgi ve aşk olan insanoğlu için çok zor olsa gerek.
 
Bir kadın terk ettiyse geri dönmeli mi sizce?
 
Herkes kendi fiziksel, ruhsal ve zihinsel bütünlüğüyle kendi yolunu çizmeli. Tabi bunu şiddet ve hayati tehlikelerin olmadığı ilişkileri düşünerek söylüyorum. O konular hiç de kabul edilip, sürdürülecek hatta üzerine konuşulacak bile konular değil. Tabi ki kadının yapacağı şey terkedip, asla geri dönmemek. Devletin de bu konularda cezaları daha ağırlaştırması gerektiğini düşünüyorum.
 
Oyunculuk sizce sonradan öğrenilen bir şey mi yoksa içten mi gelen bir şey?  
 
Elbette içten gelen bir istek ve yetenek olması muhakkak şart. Bu yemeğin tenceresi diyelim. Doğuştan gelen yeteneğin üstüne eğitim ve   tecrübe de eklenirse o yemek yenir.  
 
Gençlerin bu şöhret ve oyunculuk merakını nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Gençleri çok seviyorum, yolunda inançla ve çalışarak ilerlemek isteyenleri de destekliyorum. Fakat oyunculuğu kendi özünden başka emellere alet etmek için 10 kişiden 7'sinin oyuncu olma hevesine acıyarak ve üzülerek bakıyorum. Oyunculuğu sadece biraz şöhret olup hava atma, kız ya da koca tavlama isteğiyle, ya da lüks açlığı içinde bir çıkar kapısı gibi görerek heves eden kişileri şıp diye anlıyoruz. Bu kişiler çok kolay harcanıyorlar.
 
Özel hayatınızı hep geri planda   tutuyorsunuz hayatınızda biri var mı?
 
Verecek güzel havadisler olsa ucundan azıcık anlatırdım da yok ki. Geçenlerde bahçede otururken kucağıma yavru bir serçe düştü. Yavru serçe bile düşüyor kucağıma da bir türlü o beklenilen kişi gelemiyor. 3 kadın grubu var. Bir kocalarından dert yanan grup, bir çocuklarını birbirlerine anlatan grup, bir de nerde kaldı benim siparişim, nerde bu adam diyen grup. Şaka bir yana, potansiyel aşığım da, kavakyelleri esip geçince insan kendiyle benzer biriyle çift olmak istiyor. Ben sadece kimseyi değiştirmeye çalışmadan güven ve teslimiyetle sadece aşk denilen şeyi yaşamak istiyorum. 
 
Gelen rol tekliflerinde  değişmesini istediğiniz bir algı var mı? 
 
Artık daha çok anne oynamak istiyorum ama görüntü olarak anne rolü için genç bulunuyorum. Her görüşmeye gittiğimde acaba saçla, makyajla daha yaşlandırabilir miyiz konularını konuşuyoruz. Bu durum hem memnun edici, hem de artık bu konuşmalardan çok sıkıldım. Bir oynasam da muradıma ersem diyorum. Zaten dediğim gibi Raşel'i bu yüzden de sevip, kabul ettim. Bir de hep modern ve varlıklı kadın tipleri yerine daha yöresel kadın rollerini oynayabileceğimi de göstermek istiyorum.   

YAZARLAR Prof. Dr. Halim Hattat Prof. Dr. Halim Hattat
Penisin de “hisleri” var!
Tülay Gürler Kurtuluş Tülay Gürler Kurtuluş
Bahara merhaba diyen kitaplar
Ahmet Örs Ahmet Örs
Sosu bağlamak gerek…
Türkan Hiçyılmaz Türkan Hiçyılmaz
Çocuğa baskı yapmak okula uyum sürecini uzatır
Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan
Estetik dünyasında son gelişmeler
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Gıda intolerans testlerinin gerçek yüzü
Kürşad Zorlu Kürşad Zorlu
Bozkırda yeşeren başarı öyküsü…
Hasan Genç Hasan Genç
iPhone’larda Home tuşuna güle güle
Bahar Saygılı Bahar Saygılı
Federer’in şifreleri
Lütfü ÖZEL Lütfü ÖZEL
İşte karşınızda Selin Williams
Demet Sarova Demet Sarova
MasterChef’i sakın Ramsay görmesin!
Zeynep Kakınç Zeynep Kakınç
Bayram sofrasında büyük buluşma
Gül Yiğit Gül Yiğit
Mutlu ve başarılı insanların yaşam felsefesi
Güldeniz Ayral Güldeniz Ayral
Yeni jenerasyon modacılarımız
Murat Çelik Murat Çelik
İrlanda’nın ata sporu boks
Ayşe Kucuroğlu Ayşe Kucuroğlu
Ege’nin iki kardeş mutfağı buluştu
Ayşe Brav Ayşe Brav
Kınada şıklık yarışı
Berna Laçin Berna Laçin
Okullar açılırken veli dilekleri
Füsun Saka Füsun Saka
Tenten’den Birkin çantaya; Avrupa’yı Avrupa yapan değerler
Cem Ceminay Cem Ceminay
Çalıntı şarkıyı çalmışlar kopyasını yapmışlar
Teoman Hünal Teoman Hünal
Diyarbakır’ın eşsiz lezzetleri
Süha Derbent Süha Derbent
Yanı başınızdaki cennet Meis Adası
Tülay Gürler Kurtuluş Tülay Gürler Kurtuluş
Okunması gereken dünya klasikleri
Dr.Yasemin Bradley Dr.Yasemin Bradley
Sağlıklı oruç tutmanın yolları
Engin Akın Engin Akın
Korfu Adası'nda dalak dolması
Eylem Kaftan Eylem Kaftan
'Herkesin yarım kalmış hikayesi var'
Damla Doğan Damla Doğan
Aldırdığınız yağdan kök hücre üretiyorlar
Canan Tan Canan Tan
Şiddet mi, cinnet mi?
Güney Öztürk Güney Öztürk
Yırtık 5 Euro nasıl kendini tamamladı!
Barış Öztürk Barış Öztürk
75 yıllık efsane Jeep