Hrant’ın da Rakel’in de anıları enkaz altında kaldı

VATAN İSTİHBARAT |  07 Mayıs 2015 Perşembe - 2:30 | Son Güncelleme : 07 05 2015 - 2:30

Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi’nin 1962 yılında Ermeni çocukların yardımıyla inşa ettiği ve Hrant Dink ile Rakel Dink’in de kaldığı Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nın yıkımına başlandı


Öldürülen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, eşi Rakel Dink ile HDP Mardin Milletvekili Erol Dora gibi birçok Ermeni yetimin kaldığı Tuzla’daki Ermeni yetimhanesinde (Kamp Armen) yıkımına başlandı.

İlk sahibine iade edildi

Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı’nın 1962 yılında yetim çocuklar için Sait Durmaz’dan satın alınan ve kilise adına tescillenen arazide aralarında Hrant Dink’in de bulunduğu 20’ye yakın çocuğun kampı inşa ettiği arazide Kamp Armen kurulmuş; yıllar boyunca toplam 1500 çocuk bu kampta yetişmişti. Kamp arazisi, 1936 Beyannamesi gerekçe gösterilerek, çocukların emeğiyle inşa edilen tesisiyle birlikte, devlet tarafından 1979’da ilk sahibine iade edilmiş ve kampa el koyma süreci, Yargıtay’ın 1987’de yerel mahkeme kararını onaylamasıyla tamamlanmıştı. Kampın iadesi için vakıf yönetimi bütün hukuki yolları denedi ancak sonuç alamadı. Boş aldıkları arazinin üzerine yapılan tesisler için tazminat ödenmesi için açılan davalar dahi sonuçsuz kaldı. 2011 yılında Vakıflar Kanunu’nda yapılan değişiklikle azınlık vakıflarının el konan mülklerinin iadesi süreci başlayınca, Tuzla Çocuk Kampı için de Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne (VGM) başvuru yapıldı. Ancak VGM, Tuzla Kampı’nın satışının hukuki olarak iptal edilmiş olmasını gerekçe göstererek, dosyayı ‘el konmuş mülk’ olarak değerlendirmedi ve bu sebeple kampın iadesi ya da tazminat ödenmesi söz konusu olmadı. Arazi üzerinde yıkım sonrasında yeni sahipleri tarafından lüks villaların yapılacağı belirtildi. 

“Herkese Aşkolsun”

Hrant Dink, Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı’na ait resmi tapusu bulunmasına rağmen el konulan Tuzla Ermeni Yetimhanesi ile ilgili yazdığı ‘Aşk olsun’ yazısında çocuk emeğinin gasp edilmesine tepki göstermişti.

“Dümdüz bir araziydi bizi alıp götürdüklerinde. Birkaç yüz metre ilerisinde de, henüz el değmemiş bir göl ve yanında tertemiz bir deniz. İlkokul iki ile beşinci sınıflar arasında okuyan çelimsiz öğrencilerdik, 20 kişi kadar. Koca bir yaz orada kamp hayatı yaşayacaktık güya... Ve kazmaya başladık önce. Kazdık çadır çubuklarını diktik, kazdık fidan diktik, kazdık kuyu açtık. Başımızda bir inşaat ustası ve biz 20 çocuk amele, kazdık temel attık ve bina inşa etmeye başladık. Yanı sıra kazdık kümes yaptık, ahır yaptık Yıllar geçtikçe ağaçlar boyumuzu geçti, binaları kapladı, kampın göğü geçit vermez oldu kızgın güneşe, gölgeleşti her bir yan. Gelen imrenir, gören imrenirdi. “Aşkolsun “ derdi herkese, “aşkolsun”.