Herkesin beklediği açıklama sonunda geldi!

25 Haziran 2012 Pazartesi - 0:34 | Son Güncelleme : 25 06 2012 - 0:34


Uluslararası sahada düşürüldü keşif değil, eğitim uçuşundaydı

“Uçağımız uluslararası hava sahasında vuruldu. Suriye’nin hava sahasının 13 mil dışında düşürüldü. Silahsız, tek başına uçan, kimliğini gizlememiş açık bir uçaktı. Görev tanımı da Türkiye’nin kendi ulusal radar kapasitesini test etmek üzere eğitim ve testti. Herhangi bir şekilde Suriye’ye dönük bir misyonu yoktur. Böyle bir uçuştan bir tehdit algılaması çıkarmak ya art niyet taşır ya da amatörce bir yaklaşım taşır”

ANKARA - 3 gündür süren yoğun trafiğin ardından, uçağımızın düşmesiyle ilgili en net açıklama dün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan geldi. TRT’de katıldığı canlı yayında, Türk savaş uçağının düşürülmesine ilişkin açıklamalar yapan Davutoğlu, düşürülen uçağın pilotlarının Türk gemileri ve helikopterleri tarafından arandığı bilgisini verdi, pilotların ailelerine sabır ve metanet diledi. Arama kurtarma faaliyetlerinin Suriye ile ortaklaşa yapıldığının söylenemeyeceğini belirten Davutoğlu, Suriye karasuları içinde olduğu için çalışmaları bu ülkeyle koordineli yürüttüklerini söyledi. İşte Davutoğlu’nun açıklamaları:

- 11.58’DE TEMAS KESİLDİ: Tüm yetkililer, olayın en başından itibaren son derece soğuk kanlı bir şekilde süreci yönetmeye çalıştı. Uçakla saat 11.58’de temasın kaybedilmesinden bir müddet sonra biz haberdar edildik ve Suriye tarafıyla temasa geçtik.

- KRİZ YÖNETİMİ YAPTIK: Suriye tarafından da uçağın düşürüldüğünün teyit edilmesinin ardından bugüne kadar sistematik adımlarla kriz yönetimi yaptık. Olayın mahiyetinin anlaşılmasının ardından uçakla Türkiye’ye dönmekte olan Başbakan Erdoğan’ı bilgilendirdim

- FEVRİ ADIM ATMAYIZ: Ankara’da yaptığımız toplantılarla olayın net olarak mahiyetini ortaya çıkardık. Biz fevri adım atmayız. Herhangi bir yanlış bilgiye dayalı bir eylem içinde olmayız. Önce bütün doneleri toplarız, ne olduğunu tespit ederiz sonra da adımlarımızı kararlı bir şekilde atarız. Uçağın görev tanımı, Doğu Akdeniz’deki son durumlar da göz önünde bulundurularak ulusal radar sisteminin test edilmesi amaçlı test ve eğitim uçuşuydu. Uçağın, Suriye’nin şu anda yaşadığı krizle ilgili herhangi bir görev tanımı yoktu. Tüm sahil ve hava sahasında ulusal güvenliği ilgilendiren çalışmalarla ilgili sürekli uçuşlar yapılır. Kesinlikle Suriye ile ilgili ne özel ne gizli herhangi bir misyonu yoktu.

- SOLO VE SİLAHSIZ: Uçağımız solo, yani tek başına uçuş yapıyordu. Eğer başka bir gündem olmuş olsa, hiçbir ülke uçağını böyle riskli bir misyon için tek başına bir göreve göndermez. Bu tamamıyla test uçuşudur, eğitim uçuşudur. Dolayısıyla sürekli yapıldığı için ve risk unsuru gözetilmediğinden bu uçuş tamamıyla o mantık içinde tanzim edilmiştir. Yoksa hiçbir göreve hiçbir zaman tek başına bir uçak gönderilmez. İki, uçağımız silahsızdır. Yine riskli bir göreve gönderilen uçak, herhalde silah donatımından arındırılmış bir şekilde gönderilmez. Ancak test ve eğitim uçuşu yapan uçaklar bu şekilde giderler ve taraflar bunu bilir.

- KİMLİĞİ GİZLİ DEĞİL: Bu bildirim olduğundan değil uçağın bu uçuşlarda kimliği açıksa, gizli bir kimliği yoksa görülür. Bizim uçağımız kimliğini de gizlememiş bir uçaktır. Görünüş, uçuş ve profiliyle bunu ilan etmiş bir uçaktır. Böyle bir uçuştan bir tehdit algılaması çıkartmak ya art niyet taşır ya da amatörce bir yaklaşım taşır. Böyle bir algı doğuracak uçak değil. Görev tanımı da Türkiye’nin kendi ulusal radar kapasitesini test etmek üzere eğitim ve test uçağı. Herhangi bir şekilde Suriye’ye dönük bilgi toplama görevi olmadığının da bilinmesi lazım.

- RADAR TESTİ YAPIYORDU: Yaptığı alçak uçuş da radar testleriyle ilgiliydi. Bu uçuşlar ilk defa yapılmıyor. Çünkü bu kadar gerilimli bir ortamda bulunduğunuzda, Doğu Akdeniz’de bu kadar uzun sahili olan bir ülkenin her an kendi sahilini ve kendi topraklarını koruma kapasitesini kendisinin test etmesi ve sürekli bu eğitimin içinde olması lazım. Zihnimizde bizim bu konuda net bir tablo vardır. Uçağımızla ilgili tereddüt doğuracak herhangi bir durum, bir algı oluşturacak şey söz konusu değildir.

- ORADA NE YAPIYORDU?: Uçağın güzergahı İskenderun Körfezi üzerinden Akdeniz’in belli derinliğine kadar gidip dönme şeklinde planlandı. Uçağımız uluslararası hava sahasında vuruldu. Uçak vurulduktan sonra düzensiz hareketlerle uçuyor ve 8 mil açığa Suriye kara sularına düştü. Bizim elimizdeki veriler bunlar. Genelkurmay Başkanlığımızdaki ve MİT’teki tüm radar görüntülerini, Türkiye’nin radar ve telsiz kayıtlarını ve Suriye içindeki iletişimleri de gözden geçirdik. Şu an elimizde telsiz ve radar kayıtları ile Suriye içindeki görüşmeler de mevcut. Bütün süreçte uçağımıza yapılan hiçbir uyarı yok.

- BİZİM RADAR UÇAĞI UYARDI: İlk misyonu yapıp Türkiye’ye dönerken kısa süre ile Suriye hava sahasına girmesi söz konusu, ama bu vurma olayıyla bağlantılı değil. Bu tür durumlarda havada bin 300 bin 400 kilometreye varılan hızlara, hava şartlarına ve bazen de teknik sebeplere dayalı olarak kısa süreli ihlaller her zaman karşılaşılan olaylardır. Bu olaydan 15 dakika önce bu ihlal olmuş ama Suriye tarafından buna bir uyarı gelmemiş. Aksine uçağımıza bizim radarımızdan ‘yanlış rotaya girdin’ şeklinde uyarı gitmiş. Bu uyarı üzerine süratle Suriye hava sahasından çıkıp terk orayı ediyor. Vurulma olayı 12-13 dakika uluslararası hava sahasında Suriye sınırından 13 mil uzakta gerçekleşiyor. İhlal istem dışı ve her zaman olabilecek, karşılıklı mesajlarla aşılabilecek bir durum. Uçağımızın bu konuda Suriye tarafına herhangi bir hasmane tutumu olmamıştır. Süratle Suriye hava sahasını terk etmiştir.

- İLLİYET BAĞI KURULAMAZ: Suriye olayda kısa süreli sınır ihlalini geçerli bir sebep gibi göstermeye çalıştı. Halbuki böyle bir illiyet bağı kurulamaz. İhlal olayı bitmiş. İstenilmeyen bir ihlal her zaman olabilecek bir olay. Bu zaman zaman bizim hava sahamızda da olan ve karşılıklı mesajlarla üstesinden gelinen bir olay. Kaldı ki bunun birçok aşaması var. Önce mesajı göndereceksiniz uçağa, uçağın kimliği ve kanalları açık. Son birkaç ay içinde bizim sınırımızda da böyle olaylar oldu, karşılıklı mesajlarla bu aşılabildi. O olmadı uçak kaldırırsınız, kontrollü davranırsınız, o da olmadı ileri bir aşamada daha açık bir uyarı mesajı gönderir ya da uçağı inmeye zorlarsınız. Tüm bunarlın olabileceği kadar Suriye hava sahasında da kalınmadı. Dolayısıyla, bunların hiçbiri yapılmadan uçağımız uluslararası hava sahasına döndükten sonra ikinci bir vukuat oluyor. Bu açıdan da zihnimizde olayın seyri nettir. Uçağımızın Suriye tarafına hasmane tutumu olmamış, süratle Suriye hava sahasını terk etmiş, rutin görevine dönmüştür. Tüm bunlar olurken bize dönük, diplomatik kanallar ya da istihbarat üzerinden bir mesaj da verilmemiş. Veriler ortada, Suriye mahreçli aksi yöndeki haberlerin sağlam bir temeli yok.

- RUSYA DA TUTUMUMUZU TAKDİR ETTİ: Olayın bizim açımızdan resmi görülüyor. Tereddüde mahal bırakmaksızın sorulabilecek tüm soruları sorduk. Dün mikro detaylara inerek bir çalışma yaptık ve neticelerini başbakanımızla değerlendirdik. Tablo bizim için netleşti. Bundan sonraki aşama bu net tablonun bölgesel ve uluslararası aktörlerle paylaşımıdır. Dün bu amaçla telefon görüşmeleri yaptım. Görüştüğümüz ülkelerin hepsi Türkiye ile dayanışmalarını ifade ettiler. Bazı hususları açık yüreklilikle konuştuk. Bugünkü resmi brifing büyük elçiliklere verildikten sonra herkes kendi perspektifini ortaya koyacak verilere sahip olacak. Şu ana kadar herkes Türkiye’nin ne düşündüğünü merak ediyorduk. Biz bu tabloyu kendilerine verdikten sonra destek beklentilerimizi ifade ettik. Bugün bu konuda açıklamalar gelecektir. Hepsi Türkiye’nin soğuk kanlı ama kararlı tutumunu takdir ettiklerini ifade ettiler. BM Genel Sekreteri’nden Rusya’ya kadar bütün aktörler bunu söyledi. Türkiye’ni sergilediği tutumun haklılığını ifade ettiler. gerçeğin ortaya çıkması için taraflar ellerinde görüntü varsa paylaşmalarını söyledik. Ola ki o bölgede gemileri olabilir. ‘Ama bizim perspektifimizle olay budur. Farklı bir bilgi varsa dinlemeye hazırız’ dedik onlar da bu tutumu takdir ettiler.

İşte Türk jetinin düşüş seyri

Davutoğlu konuşurken TRT’de olayın nasıl olduğunu anlatan grafikler de yayınlandı. İşte grafiklere göre uçağımızın havalandığı andan itibaren yaşanan gelişmeler...

10:30-173. Şafak Filosu’na ait RF - F4 keşif uçağı, iki pilotuyla birlikte saat 10:30’da Malatya Erhaç Havalimanı’ndan havalandı. Rotası Akdeniz’di...

11:37: RF F4, Akdeniz’de radar testi yapmak için 2 bin feet yükseklikten alçalmaya başladı. Yaklaşık 900 kilometre hızla uluslararası hava sularındaki seyrine 5 dakika devam etti. Bu noktada Akdeniz’de uluslararası sularda olan jet, Hatay’a doğru ilerledi.

11:44: Türk jeti deniz seviyesinden 200 feet yükseklikte, saatte 900 kilometre hızla Suriye karasularını ihlal etti ve 5 dakika bu şekilde seyretti. Bu durum anında Türkiye’deki radarlardan tespit edildi ve keşif uçağı ihlalle ilgili uyarıldı.

11:47: Uyarı üzerine Türk jeti, Suriye karasularını terk ederek Türkiye karasularına girdi. Yoluna bu şekilde devam etti ve Hatay üzerine geldiğinde görevinin devamını tamamlamak için tekrar Akdeniz’e doğru yönlendi.

11:50: Pilotlar, aynı hatayı yapmamak için pozitif radar kontrolü talebinde bulundu.

11:58: RF-F4, uluslararası karasularındayken Türkiye’deki radar istasyonuyla bağlantısı kesildi. Bu noktada keşif uçağının Suriye’den uzaklığı 13 mil olarak tespit edildi.

12:02: Türk jeti, Suriye karasularının 8 mil açığında denize düştü.

‘Karşılıksız kalmayacak’

TRT’de açıklamalar yapan Davutoğlu, Suriye’ye destek verdiği bilinen İran ve Rusya’nın tutumunun sorulması üzerine de şunları söyledi:

- SURİYE DEZENFORMASYON YAPIYOR: Suriye tarafından dezenformasyon çalışmaları yapılıyor. Olayın Suriye karasularında gerçekleştiği yönünde bilgiler aktarıldı. Böyle bir durumun söz konusu değil. Bununla ilgili atılacak adımlar konusunda bugün bu hususları detaylandırılmış şekilde muhalefet liderlerimizle paylaşacak, yarın Bakanlar Kurulu toplanacak ve durum orada ele alınacak, Sayın Başbakanımız Salı günü TBMM’deki grup toplantısına katılacak. O zamana kadar tutumumuz netleşecek ve yapacağımız değerlendirmeler ışığında Sayın Başbakanımız o gün daha net açıklamalarda bulunacak.

- BUNU SORGULARIZ: Gereksiz riskler alınmayacak ama büyük devlet olmanın gereği olarak uluslararası hukuk çerçevesinde her türlü hak mahfuz tutularak kararlı bir tutum sergilenecek. Kimse Türkiye’nin daha önce olduğu gibi şimdi de bu kararlılığından şüphe etmemelidir. (‘Bunun açık bir saldırı mı yoksa kaza mı olarak nitelendirildiği’nin sorulması üzerine) Suriye hava sahasına yönelik başka ülkeler tarafından daha önce çok ihlaller oldu. O ihlallerde gösterilmeyen tepki, bugün silahsız tek başına uçan bir uçağa gösterilmişse, bunu sorgularız. Karar alma mekanizması nasıl olursa olsun sorgularız. Kimse Türkiye’nin ulusal güvenlik algısına risk oluşturacak şekilde tavır takınamaz. Kimse bu anlamda Türkiye’nin kapasitesini test etme cüretini gösteremez.

- SURİYE HALKININ YANINDAYIZ: Bu olayla Suriye içindeki gelişmeler arasında doğrudan bir irtibat kurmamak lazım. Suriye içindeki gelişmeler başka türlü seyretseydi de bu olay sebebiyle biz aynı tutumu takınırdık. Bununla birlikte bu olayın sonucu ne olursa olsun biz her zaman Suriye halkının yanındayız. Türkiye ile Suriye halkı arasında kadim dostluk vardır.

- SURİYE UÇAĞININ ÜRDÜN’E GİTMESİ: Suriye’de öyle bir durum var ki başka ülkelerin tutumundan bağımsız olarak insanlar fırsat bulduklarında Suriye’yi terk ediyor. Kimisi Türkiye’ye sığınma örneklerinde olduğu gibi karadan terk ediyor, kimisi de pilot olarak kaçıyor. Bu Suriye’deki zulmün ne ölçülere vardığını gösteren bir şey. Bugün imkan bulsalar birçok başka pilot ya da yetkili de sığınacak.

- İRAN DIŞİŞLERİ BAKANI BENİ ARADI: İran Dışişleri Bakanı kendisi aradı. Bu konuda ellerinden geleni yapacaklarını ve belli bir karşılıklı diyalog içinde olmanın faydalı olacağını ifade ettiler. Rusya ile de arka planı paylaştık. Meksika’da Sayın Başbakanımız, Sayın Putin, ben ve Sayın Lavrov toplantı yaptığımızda her iki lider dışişleri bakanları olarak iletişim halinde olmamızı istemişlerdi. Her an bu diyalogumuz sürüyor. Rusya’nın bu konuda sağlam bilgi sahibi olmasına önem verdiğimizi söyledim. Onlar da pilotlarımızın kurtulma dileklerini ilettiler. Kendilerinin de ellerinden gelen çabayı göstereceklerini söylediler. Bu tablonun karşılıksız kalmayacağını onlara da söyledim.

- HER TÜRLÜ TEDBİRİ DÜŞÜNDÜK: Barış havzası haline gelmiş bir Ortadoğu bugün ya da yarın gerçekleşecek... Son dönemde yaşanan savaşlar konjonktürel sebeplere dayalıdır. Bir gün hep beraber Ortadoğu’daki tüm halklarla birlikte, tabii ki bunun merkezinde Türkiye ve Suriye halkları olacaktır, Ortadoğu’yu barış, istikrar ve refah havzası haline getirecektir. Bu süreçten rahatsız olanlar çıkacak. Bunlara karşı her zaman kararlı tutumumuzla kardeşliğimizi pekiştirecek, realist ama bir ideali zihninde ve gönlünde tutan bir tavrı sergileyeceğiz. Hem ulusal çıkarları koruyacağız, hem bölgedeki kardeş halklarla birlikte geleceğe yürüyeceğiz. Bu Türk halkıyla Suriye halkı arasında bir mesele değildir. Bu kendi halkına bile zulmeden bir rejimin yarattığı krizdir. Bütün risklerden kaçınarak, ama ulusal çıkarımızı ve onurumuzu koruyacak her türlü tedbirin tarafımızca düşünüldüğünün kamuoyumuzca bilinmesi önem taşıyor.

UZMANLAR YORUMLADI:

Vurulduğu yerden 5 mil öteye düşer mi?

Hava Kuvvetleri ile Türk Hava Yolları’nda pilot olarak 44 yıl görev yapan, Hava Kuvvetleri’ndeyken F-86 uçağıyla ses süratini geçen emekli pilot Mustafa Kolko, uçağın roketle vurulduğu nokta ile düştüğü nokta arasında 3-5 mil fark olabileceğini söyledi: “Sürat ve hareket olduğu zaman bu normaldir. Uçağı düşünün 800-900 km hızla gidiyor. Roket saldırısı olduğu zaman aynı istikamette ya da ters istikamette 3-5 mil daha hareket eder. Havada isabet ettiği yere düşmez. Çünkü, süratli ve hareketli bir cisme arkadan ya da önden vurduğunuz zaman o bulunduğu yerde parçalanmaz, o hızla devam eder. Kinetik enerjiyle açıklanan bir durum. Uçak sabit olsa, vurulduğu yerin civarına düşer.” Emekli Hava Korgeneral Şadi Ergüvenç de, “Roketin çarptığı nokta ile uçağın düştüğü yer arasında mesafe olabilir ve vurulduğu noktadan bir müddet uzaklaşabilir. Süratle gittiği için hemen durdurumazsınız. Gittiği istikamette mesafe alması da doğal. Ayrıca, uçağın süratiyle birlikte yüksekliği de önemli. Ayrıca havanın etkisi de olabiliyor. Birçok etken sözkonusu” diye konuştu. (Nebahat KOÇ / VATAN HABER MERKEZİ)