comScore

Göz tansiyonu kör edebilir!

15 Mart 2017 Çarşamba - 15:44 | Son Güncelleme : 15 03 2017 - 15:44

En sinsi hastalıklar arasında yer alan, göz tansiyonu yani glokom, genellikle hastalığın son evrelerinde fark ediliyor.


Teşhis edildiğinde ise hastayı ciddi görme kayıplarıyla yüzleştiren hastalık, geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabiliyor.
 
Toplumda bazı kesimlerce göz tansiyonu, bazı kesimler tarafından ise karasu olarak adlandırılan glokom, görme sinirini zedeleyerek ilerleyen önemli bir göz hastalığı. Görme sinirlerine verdiği zararla görme kaybına yol açan glokom, dünya üzerinde milyonlarca insanı etkisi altına almış durumda. Herhangi bir belirti göstermeyen hastalık, yalnızca dikkatli bir göz muayenesi ile teşhis edilebiliyor. 
 
GLOKOM TEDAVİSİ YALNIZCA SAĞLAM SİNİR HÜCRELERİNİ KORUYABİLİR
 
Glokom tedavisinin, hastalık teşhis edilene kadar deforme olan görme hücrelerini tekrar canlandıramadığını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Hasan Küçükşahin, planlanan tedavinin, sağlam kalan sinir hücrelerini korumaya yönelik olduğunu söyledi. 
 
“Bu nedenle hastalık ne kadar erken teşhis edilirse görme sinir lifi ve hücreleri de o kadar tahrip olmaktan kurtarılabiliyor” diyen Küçükşahin, hastalığın belirtileri hakkında şunları söyledi: “Sabahları şiddetli baş ağrısı, bazı zamanlarda bulanık görme, ışıkların çevresinde harelerin görülmesi, televizyon izlerken ya da dijital ekranlar başında vakit geçirirken göz çevresinde ağrı hissedilmesi gibi belirtiler görülürse glokomdan şüphelenilebilir.”
 
GLOKOMDA EN HIZLI TANI YÖNTEMİ GÖZ TANSİYONU ÖLÇÜMÜDÜR
 
Glokom tanısı için çeşitli yöntemler kullanılabiliyor. Ancak en kolay ve en hızlı sonuç alınabileni göz tansiyonu ölçümü. Bu ölçüm, uzmanlara kişilerin glokom riski taşıyıp taşımadığı konusunda mühim ipuçları verebiliyor. Bu nedenle göz tansiyonu ölçümünün rutin olarak tekrarlanması öneriliyor. 
 
Normal bir göz tansiyonunun, 10-20 mmHg aralığında olduğunu belirten Dr. Küçükşahin, “Bu tansiyon, kişinin görme sinirlerinde basınç oluşturmayan bir değerdir. Ancak bu değer, bazen normal sayılırken bazen de aksi kabul edilebiliyor. Göz tansiyonu ölçülürken bazı durumlarda yüksek bir değer tespit edilebiliyor. Fakat alınan bu değerin, kişinin glokom hastası olduğu sonucunu vermeyeceği bilinmelidir. Ancak görme sinirinin zarar gördüğü durumlarda glokomdan söz edilebilir” bilgisini verdi. 
 
GLOKOM GÖRME SİNİRİ BAŞI MUAYENESİYLE DE TEŞHİS EDİLEBİLİYOR
 
Glokom hastalığının önemli teşhis yöntemlerinden bir diğeri görme siniri başı muayenesi olduğunu söyleyen Küçükşahin, tedavide ilk basamağın ilaç uygulaması olduğunu aktardı ve şöyle devam etti: 
 
“Hastalar, gerekli ilaçları her gün aynı saatte ve doktorun önerdiği şekilde kullanmalıdır. Ayrıca kontrol randevuları da aksatılmamalıdır. Çünkü glokom tedavisi, yalnızca düzenli uzman kontrolü altında amacına ulaşabilir. Günlük yaşamı etkileyen herhangi bir yan etki ile karşılaşıldığında mutlaka bir göz hastalıkları doktoruna başvurulmalıdır.
 
GLOKOM İLAÇLARI, ÖMÜR BOYU KULLANILMALI
 
Glokom tedavisinde, ilaç dışında ayrıca lazer ve cerrahi yöntemler uygulanır. Hastanın göz tansiyonu, gözdeki sıvının üretimi azaltılarak ya da bu sıvının gözden çıkışı arttırılarak düşürülür. Bu iki yöntem için de hastaya birbirinden farklı ilaçlar önerilir. Doktor tavsiyesiyle verilen ilaçlar ise belli aralıklarla ve hayat boyunca kullanılmalıdır. Fakat ilaç tedavisine rağmen hastanın göz tansiyonu düşmüyor ve görme kaybı yaşanıyorsa uygulanacak tek yöntem ameliyattır.”
 
 
SADECE İLERİ YAŞLARDA DEĞİL, HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİR
 
Glokomu etkileyen birçok faktör bulunuyor. Göz tansiyonunun yüksek olması glokoma yakalanma riskini arttıran ilk etken. Diğer önemli faktör ise yaş. 60 yaş üzerindeki kişilerin hastalığa yakalanma riski hayli yüksek.
 
Ancak glokom her ne kadar ileri yaş hastalığı gibi algılansa da her yaşta görülebildiğine işaret eden Dr. Küçükşahin, “Genetik özelliklerin de glokom üzerinde etkileri vardır. Diyabet, yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları, miyop glokoma yakalanma riskini arttırıyor. Ayrıca gözde yaşanan ciddi travmalar, gözdeki yapısal anormallikler, retina ayrılması, göz tümörleri, üveit, göze damlatılan kortizonlu damlalar, diğer yollarla alınan kortizon ve geçirilmiş göz ameliyatları da glokoma zemin hazırlayabilir2 şeklinde konuştu. (NTV)
Yorum Yazın
Gönder
Yorumlar
    Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...