Gazetevatan.com » Yazarlar » Erkeklerin yalnızlığı salgın hastalık gibi

Erkeklerin yalnızlığı salgın hastalık gibi

27 Kasım 2016 Pazar


Erkeklerin kendilerini her zaman güçlü göstermeye çalışmaları onların hayatını ıssız bir çöle çeviriyor. Dertleşmeye dost bulamıyor ve depresyona giriyorlar.

 

Erkekler ağlamaz’, ‘Erkek gibi konuş’, ‘Erkek gibi güçlü’... Bütün bu yargılar aslında kadınlar kadar “insan” olan erkeklerin hayatını ıssız bir çöle çeviriyor. Dertleşmeye erkek arkadaş ve dost bulamayıp depresyona girdiklerinde bile bunu gösteremiyor, ağlamak istiyor ama başaramıyor ve kadınlara oranla daha çok yalnız, mutsuz hissedip intihar ediyorlar. Türkiye'de ölümle sonuçlanan intihar sayısı 2015 yılında 3 bin 211 kişi oldu. İntihar edenlerin yüzde 72,7’sini erkekler, yüzde 27,3’ünü ise kadınlar oluşturdu. Kadın ve erkeklerin intihar oranları arasındaki bu farklar diğer ülkelerde de benzerlik gösteriyor. Örneğin 2009 da İsviçre'de yüzde 15.7 erkek ve yüzde 6.5 kadın, Fransa'da yüzde 23.5 erkek, yüzde 7.5 kadın ve  ABD'de ise yüzde 19.2 erkek ve yüzde 5 kadın intihar etti. Peki ama erkekler neden arkadaşsız ve dostsuz kalıyor?

 

Y kromozomunun dayanılmaz ağırlığı...

 

Psikoterapist CİSED Genel Başkanı Cem Keçe, "Depresyon erkeklerde çoğu zaman, kendilerini kötü ya da güvensiz hissetmelerine tepki olarak, kızgınlık ve öfke ile maskelenmiş bir şekilde açığa çıkar. Depresyon denilince erkeklerin dünyasında ilk akla gelen zayıflık olur ve erkekler bunu kendilerine yakıştıramaz. Toplumda da yaygın olan "Erkek ağlamaz, üzülmez" gibi dayatmalar erkeklerin depresyonu kabullenmesine ve bir psikoterapiste gitmesine engel olur. Yanlış bir şekilde sinirli ve gergin olmak toplumda güçlü bir erkek için kabul edilen davranışlar arasında ön sıralarda yer alır. Bu nedenle erkeklerde depresyon teşhisi koymak ve yardım almalarını sağlamak hiç de kolay olmaz. Çünkü erkekler Y kromozomunda bulunan bir genden dolayı kolay kolay yardım talep etmezler. Kötü hissettiklerinde evde aile fertleriyle, trafikte, iş yerinde arkadaşlarıyla kavga etmeye, tartışmaya başlarlar, içkiye ve uyuşturucuya yönelirler, yalnız kalmayı tercih ederler, riskli davranışlara girerler. Riskli spor yapmak, riskli araba kullanmak, evlilik dışı veya riskli ilişkilere girmek gibi davranışlar sergilerler. Bu tip depresyonu inkar etmeye yönelik savunmacı davranışlar ilerleyip kötü  noktaya geldiğinde yardım almak için başvururlar.”

 

Tarihteki avcılar hala o ruhu yaşıyor

 

"Ben" merkezci olan, "ben"i seven, "ben"i öncelikli kılmayı arzulayan erkekler, doğaları gereği yalnız kalmayı sever ve zaman zaman yalnız kalmaya ihtiyaç duyar. Çünkü erkeklerde "yalnızlık" hissi tarih öncesi çağlarda tek başına avlanma zorunda kalan savaşçılara kadar uzanır. Hatta topluluk halinde yaşamın ve birlikte avlanma arzusunun yalnızlık duygusuyla başa çıkma ve bir kadın ile yaşamaya uyum sağlama ihtiyacı sonucu doğduğu söylenir. Albert Einstein’in “Tüm dünyada tanınmış bir insan olmak ve kendini bir o kadar yalnız hissetmek çok garip” sözü yalnızlık duygusunun koşullardan bağımsız ve evrensel olduğunun güzel bir örneği. Endüstrileşme ve sanal alemin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, yalnızlık neredeyse salgın bir hastalık gibi yayılmaya başladı, erkekler giderek daha da yalnızlaştı ve izole oldu, yalnızlık duygusuna diğer insanlardan kopma, mutsuzluk ve çaresizlik hisleri de eşlik etti. Zamanla depresyonun bir sonucu olan yalnızlık hissi süregenlik kazandığında yeni depresyoların nedeni de oldu. Orson Welles in dediği gibi “Yalnız doğarız, yalnız yaşarız ve yalnız ölürüz. Aşk ve arkadaşlık hissedince yalnız olmadığımızı düşünürüz..."

 

Düşük testosteron

 

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, bir yazısında konuya değinirken şunları söylemiş: “Erkeklerde yalnızlaşma hali yaşlandıkça belirginleşiyor. Gençlik döneminin "ıssız erkeği" yaşlandıkça "yalnız erkek" haline geliyor. Günümüz kadınının erkeğe daha az ihtiyacının olduğunu düşünmek onları üzüyor. Ayrıca yeni hayat erkeklerin sperm sayılarını azaltıp, testosteron seviyelerini düşürüyor. Ürologlar bu duruma yeni bir sendrom bile tanımladı: "Düşük testosteron sendromu." Bu sendroma yakalanan erkekler daha yalnızlaşıyor.”

Yalnızlığın acı sonuçları

Erkekler de intihar oranı kadınlara göre çok daha yüksek! Peki neden?

Yalnız yaşayan, psikiyatrik ve ekonomik sorunlarla boğuşan, aile içi çatışmalar yaşayıp, gerek toplumun gerekse ilişkilerinin baskısı altında bunalıp ümitsizliğe düşen insanların ve de özellikle erkeklerin intihar etme riskleri daha yüksektir.

Kadınların sıkıntılarını daha kolay paylaşan ve daha destek alabilen yapısı, kadın intiharlarının önlenmesine yardımcı olmaktadır.

İngiltere'de erkeklerin yalnızlıkları üzerine yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre: 2.5 milyondan fazla İngiliz erkeğin bir krizde yardım veya tavsiye için başvuracak arkadaşlarının olmadığını gösteriyor.

Mesela her 10 kişiden dördü iş yerinde hiç gerçek arkadaşı olmadığını söylüyor.

Erkeklerin yaşları arttıkça yakın arkadaşlıkları azalıyor, 24 yaşın altındakilerin yüzde 7'si ciddi bir konuyu tartışacak arkadaşı olmadığını, evli erkeklerin ise yüzde 15'i bunu söylüyor.

Gergin, tahammülsüz agresif oluyorlar

İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nden, Uzm. Psikolog  Gizem Ünveren erkek depresyonuna dikkat çekiyor;

Erkeklerdeki depresyon semptomları kadınlardaki depresyon semptomlarına benzerdir. Fakat erkekler bu semptomları farklı ifade etme eğilimindedir. Depresyonun yaygın semptomları normal şartlarda zevk alınan aktivitelere karşı ilgi kaybı, yorgunluk, iştah kaybı, uyku bozukluklarıdır.

Kadınlarda depresyon daha çok üzüntü ve değersizlik gibi duygulara sebep olur.

Erkeklerde ise; sinirlilik, gerginlik, tahammülsüzlük, agresif ve dürtüsel davranışlar gösterme şeklinde ortaya çıkar. Kadınlar bu süreci ağlayarak geçirirken, erkekler ise daha çok  heyecan verici ve tehlike yataran etkinliklere başvurma, hızlı araba kullanma, alkol-madde kullanımını artırma, dürtüsel ve kontrolsüz cinsel ilişkiler kurma gibi riskli davranışlara girebilriler. Ya da mevcut iş veya çalışma düzenini işkoliklik düzeyinde  artırabilirler.

Arkadaşlarına anlatacak sorunlarını bile yok sayıyorlar

Erkeklerdeki depresyonun geç fark edilmemesinin birçok nedeni vardır. Örneğin, erkekler ‘’güçlü’’ olmak zorunda olduğu için problemleri olduğunu reddetme eğilimindedir.

Depresyondaki erkekler depresyonlarının duygularla ilişkili olan semptomları yerine  fiziksel semptomlarından bahsetme eğilimindedir yorgun hissetmek gibi.

Erkekler hisleri konusunda; üzüntülü mü, depresif mi, sıkıntılı mı olduklarına dair konuşmuyorlar. Erkekler genel itibariyle işle ilgili ve performanslarına yönelik şikayetlerde bulunuyorlar. Bu nedenle erkeklerde görülen mevcut depresyon gözden kaçabilmektedir.