Gazete Vatan Logo
Gündem7 ilde oyumuz düştü ama...

7 ilde oyumuz düştü ama...

7 ilde oyumuz düştü ama...

Başbakan Erdoğan: "13 yıl önce AK Parti'nin kuruluş töreninde yaptığım konuşmada 'Görüşlerine katılmasam dahi bu görüşleri rahatlıkla ifade edebilmeniz için canımı bile vermeye hazırım' şeklinde bir ifade kullanmıştım. AK Parti olarak 13 yıl boyunca, hükümet olarak 12 yıl boyunca işte bu sözün arkasında durduk. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki herkesin, inançlarını yaşaması için değerlerini, kültürünü, kimliğini özgürce ifade edebilmesi için yaşam tarzını muhafaza edebilmesi için özellikle de fikirlerini rahatça söyleyebilmesi için tarihi nitelikte reformlar yaptık."

Haberin Devamı

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları;
Bundan tam 13 yıl önce AK Parti’nin kuruluşunu ilan etmiştik. Daha partimizin program tüzük hazırlıklarını yaparken milletimizden büyük bir teveccüh görmüştük. AK Parti’nin kuruluşuyla birlikte milletimizdeki heyecan ve umut doruk noktasına ulaşmıştı. Anadolu’yu Trakya’yı karış karış dolaştık. Heyecanı umudu arazide müşahede ettik.
Sadece 14 aylık bir parti olmasına rağmen AK Parti 3 Kasım 2002’de genel seçimlere girdi ve yüzde 34,4 oy oranıyla iktidar partisi olarak sandıktan çıktı. Parlamentoya iki parti girebildi. Yüzde 63 gibi çoğunluğa sahip olduk. Aramızdan ayrılmış ahirete intikal etmiş bütün arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Her bir yol arkadaşıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.
"SUİKASLERE MARUZ KALDIK"
Arka arkaya davalar açıldı.biz Türkiye’yi dolaşırken, milletimizle kucaklaşırken Ankara’da o aralar şahsımla ilgili derhal tutuklanmamı isteyen, idamla yargılamaya hazırlanan bazı savcılar çıktı. Hem partimizi kurduktan sonra, hem de iktidar olduğumuzda AK Parti’nin kapatılmasıyla ilgili girişimler oldu. Darbe senaryolarını gördük, suikastlere maruz kaldık. Zaman zaman partimizin içine fitne sokulmak istendi. Bizi çalıştırmamak için nice tuzaklar kuruldu. Sadece son bir yıl içinde Gezi olaylarıyla 17-25 aralık darbe girişimiyle partimiz hükümetimiz hedef alındı. Ulusal ve uluslararası medyadan çeşitli sermaya çevrelerinden istihbarat örgütlerinden nice saldırılar yapıldı. Allah’a hamd olsun, tüm bu saldırılara göğüs gerdik. Kurulan tüm tuzakları alt üst ettik.
"SALDIRILARI PÜSKÜRTTÜK"
İçerdeki ve dışardaki güç odakları ellerindeki tüm imkanları kullanarak 13 yıl boyunca bizi çok yoğun bir taarruz altında tuttular. Amaçları sadece AK Parti’yi sadece denklemin dışına itmek değildi. AK Parti iktidarını çalışamaz hizmet üretemez hale getirmek istiyorlardı. Arkadaşlar 13 yıllık süreçte hem partimizi dimdik ayakta tuttuk, saldırıları püskürttük, hem de cumhuriyet tarihimizin en büyük reformlarını yatırımlarını gerçekleştirdik.
"AK PARTİ DÖNEMİNDE ORTAKLIK SONA ERDİ"
Şunu unutmayalım AK Parti’yi millet kurmuştur. Milletimizin arzusu hayalleri AK PARti’nin siyasetinde ete kemiğe bürünmüştür. Ak Parti 13 yıl boyunca sadece ve sadece milletle yürümüştür. Manda ve himaye kabul etmeyen bir parti olmuştur. Türkiye’de milletin egemenliğine ortak olma alışkanlığına sahip güç odakları karşılarında AK Parti’yi bulmuştur. Medya milletin egemenliğine biliyorsunuz ortaktı. AK Parti döneminde bu ortaklık sona erdirilmiştir. Sermaye milli egemenliğe istikamet çizen bir güç odağıyken AK Parti ile bu vesayet de sona ermiştir. Çeteler ve cuntalar ellerini çekmişlerdir. Bürokratik oligarşi askeri ve sivil bürokrasi, milletin iradesini kısıtlamaktan çıkmışlardır.
"ALLAH'IN DEDİĞİ OLDU"
AK Parti her kararı milletle almıştır. Biz partimizi kurduğumuzda bize, hatırlayın. Ömür biçenler vardı. Ama yanıldılar. Onların dedikleri olmadı Allah’ın dediği oldu. Yıpranacağımızı dağılacağımızı düşünenler her zaman yanıldılar. Ne yazık ki bizimle beraber yürüyenlerin içinde bile, son zamanlarda, AK Parti’nin kısa zaman içinde parçalanacağını söyleyenler var. Bu da çok manidar. Biz sadece milletten yetki alan bir parti olduk. Ama biz milletin hayır duasını da her daim yanında bulan bir parti olduk. Milletimize mahcup olmamak için 13 yıl boyunca hassasiyetle hareket ettik.
"SONUÇLARI HEP TOKAT OLDU"
13 yıl içinde 9 seçime girdik. Bizim tükeneceğimizi, dağılacağımızı düşünenler, her seçimin ardından hayal kırıklığı yaşadılar. Çünkü niyet hayır akıbet hayır. Ama onların niyeti hayır değildi şerdi. Sonuçları hep tokat oldu. 28 Mart 2004’te yerel seçimlerde oy oranımız yüzde 41,7’ydi. 30 Mart seçimlerinde yüzde 45,5’a ulaştık. 3 Kasım 2002 34,4 idi, en son 12 Haziran 2011’de yüzde 50 oy oranına ulaştık. En son geçen hafta yapılan cumhurbaşkanlığı seçimde milletimiz yüzde 52’yle hem cumhurbaşkanlığı görevini, hem de Türkiye’nin halk oyuyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı makamını tercih etti.
EN DÜŞÜK OY ALDIĞI 2 İL
AK Parti’ye ayrıştırıcı diyenlere bu bir cevaptır. Bakın bizim en düşük oy aldığımı iller hangileri Tunceli ve Şırnak. Oralardaki oy oranımız 14,4 bir diğerinde yüzde 14,8. Yani Türkiye’nin tüm illerinde yüzde 14’ün üzerinde biz oy aldık. Bizim yüzde 15’in altında oy aldığımız il sayısı 2. CHP ve MHP’nin ortak adayı 12 ilimizde yüzde 15’in altında oy aldı. HDP’nin adayı 64 ilimizde yüzde 15’in altında kaldı. Ortak adayın yüzde 5’in altında oy aldığı 11 ilimiz var. HDP adayının yüzde 5’in altında oy aldığı 51 ilimiz var.
"74 İLİMİZDE OYLARI ARTIRDIK"
Bazı medya unsurları çıkıyorlar, artık kitle partisi olmaya doğru gidiyor falan… Rakamlar ortada, olamaz. Genleri bunların farklı. Gerek ortak adayın gerek HDP adayının yüzde 2’nin altında kaldığı iller var. şurası da önemli. 30 Mart seçimleriyle kıyaslandığında bizim 10 ağustos’ta 7 ilimizde oyumuzun düştüğü görülüyor. CHP ve MHP’nin ortak adayı ise 30 Mart’a göre 80 vilayetimizde oy kaybetti. Yani ortak aday sadece bir ilde, o da binde 8 oranında oy artırdı. Biz 74 ilimizde oyları artırdık. Ak Parti ne siyasi kürtçülük ne siyasi türkçülük yapıyor ne de kumsalların partisiyiz diyor. Biz 77 milyonun partisiyiz.
"GELİYORUM ŞAMPİYONLARA..."
Geliyorum şampiyonlara. Birincilik yine Rize’de. Yüzde 80,6. İkincilik Bayburt 80,25. Üçüncü en yüksek oy veren ilimiz Gümüşhane yüzde 75. Dördüncü sırada Konya var. Konya yüzde 74,6 oy oranıyla 81 il içinde dördüncü. Ama büyükşehirler sıralamasında birinci oldu. Son mitingimizi Konya’da yapmıştık. Beşinci sırada ise Aksaray yer aldı. Aksaray her seçimde hamd olsun bakıyorsunuz istikrarını koruyan bir ilimiz. Partimize desteğini istikrarlı şekilde sürdüren bir ilimiz oy oranı yüzde 74.
"İLÇELERE GELİNCE..."
İlçelere gelince. En yüksek oyu veren ilçemiz Adıyaman’ın Sincik ilçesi oldu. Oy oranı 95,72. Şanlıurfa Harran, Rize Güneysu üçüncü, Malatya Kale dördüncü sırada. Rize İkizdere beşinci sırada yer aldılar. 10 ağustos akşamı sonuçlar ortaya çıkınca İstanbul’dan Ankara’ya geldik. Genel merkezimiz balkonundan tüm dünyaya hitap ettik. Tekrarlamakta fayda görüyorum. Seçimin galibi Recep Tayyip Erdoğan değil 77 milyon olmuştur, Türkiye olmuştur.
"BİZ VERDİĞİMİZ SÖZLERİN ARKASINDA DURDUK"
Yaptığım telefon görüşmelerinde de mazlum mağdur olan ülkelerin liderleri hep bu ifadeyi kullanmışlardır. Sadece siz kazanmadınız, aynı zamanda biz kazandık demişlerdir. Bu seçimin mağlubu kaybedeni de yoktur. 28 Ağustos’ta yeminimizi edip göreve başladığımızda 77 milyonun cumhurbaşkanı olacağımızdan da hiç kimsenin şüphesi olmasın. Balkon konuşmasında da vurguladım, biz verdiğimiz sözlerin arkasında durduk, sözlerimizin arkasında durma mücadelesi verdik. 94’te belediye başkanı seçildiğimizde İstanbul’u kucaklayan, herkesin derdini kendi derdi bilen bir idare anlayışı belirleyeceğimizi söylemiştik. 3 Kasım 2002’de ne söylediysek 12 yıl boyunca onun arkasında durmanın mücadelesini verdik.
13 yıl önce yaptığım konuşmada, görüşlere katılmasam dahi, görüşlerinizi söylemeniz için canımı bile vermeye hazırım diye bir ifade kullanmıştım. İşte bu sözün arkasında durduk. Herkesin inançlarını yaşaması için değerlerini kültürünü özgürce ifade edebilmesi için özellikle de fikirlerini rahatça söyleyebilmesi için tarihi nitelikte reformlar yaptık. Sadece başı örtülü kardeşlerimiz içinde değil başı açık kardeşlerimiz için de özgür bir Türkiye inşa ettik.
"YOKSUL, KÖYLÜ, CAHİL DEDİLER"
AK Parti’nin hemen tüm mensupları yakın tarihimizin acılarını hissetmiş insanlardan oluşuyor. Kimine kürt dediler haklarını kısıtladılar. Kimine Alevi dediler ötelediler. Kimine baş örtülü sakallı dindar dediler ötelediler. Okutmadılar. Senden ancak olsa olsa hizmetçi olur dediler. Sen ancak tarlada git meyve sula dediler. Git yaş sebze sula dediler. Olsa olsa kapıcı olur dediler. Yoksul dediler, taşralı, köylü cahil dediler. Her fırsatta milleti tahkir ettiler. Göbeğini kaşıyan adam dediler. Demedikleri bir şeyi bırakmadılar. Ak Parti ezilenlerin ötelenenlerin partisi olarak bu mücadelenin içine girdi.
"BİZ BUNLARI YAŞAYARAK GELDİK"
Ötelenmişler olarak hiç kimsenin ötelenmemesi için mücadele verdik. Ayrımcılığa haksızlığa uğramış kitleler olarak hiç kimsenin bizim yaşadıklarımızı yaşamasını istemedik. Biz bunları yaşayarak geldik. Bizim balkon konuşmalarımıza dudak büken herkese diyorum ki yaptıklarımıza bakın orada samimiyetimizi göreceksiniz. Çözüm süreci için yaptıklarımıza bakın. Kimliklerin kültürlerin değerlerin özgürce ifade edilebilmesi için yaptıklarımıza bakın. Sözlerimize inanmayanlar yaptıklarımıza bakarlarsa orada samimiyetimizi göreceklerdir. Hangi reformu yaptıysak 77 milyonun refahını düşünerek yaptık.
"BİRBİRİMİZİN GÖZÜNE BAKALIM"
10 ağustos akşamı şunu söyledim “elimizi vicdanımıza koyalım. Birbirimizin gözüne bakalım. Birbirimize gelin gönlümüzü açalım. İdeolojiyi bir kenara koyalım. Mahalle baskısını bir kenara koyalım. 12 yıla vicdan gözlüğüyle bakalım” inanın gerçeğin gösterilenden farklı olduğunu hep beraber göreceğiz.
Son birkaç yıldır Türkiye belli çevrelerde basın özgürlüğü kısıtlanan ülke olarak gösteriliyor. Ben buradan çok açık net soru soruyorum. Bazı medya grupları bana arkadaşlarıma her türlü hakareti yapabiliyor mu? Yapıyor. Hatta yargı o kadar burada bazı yargı mensupları taraf davranıyor ki, söyledikleri ney? Bu eleştiriye girer ama siz siyasetçisiniz bu hakaret değil ağır eleştiri. Dolayısıyla olumsuz karar veriyorlar. Bizi basın özgürlüğünü kısıtlamakla itham edenler Gazze’de neden ortada görünmediler? Bir de buna bakalım. 12 gazeteci Gazze’de öldürüldü. Bazıları yaralandı. Ofisleri bombalandı. İsrail yanlısı yayın yapmadığı için kovuldu. İçerde veya dışarda bizi itham edenlerin seslerini duydunuz mu?
"BİZE SALDIRDILAR"
Gezi olaylarında dünyada medya organları bize saldırdılar. 17-25 Aralık’ta aynı yönde. Batıda tweet atan sporculara sanatçılara o tweetleri sildirdiler, linç uyguladılar. Bizi azınlık konusunda eleştiriyorlar. Açık söylüyorum. Azınlıklar konusunda dünyada bizim gösterdiğimiz hassasiyeti aynı şekilde gösteren bir başka ülke yoktur.
"BİZ SABREDİYORUZ"
Türkiye’de tüm azınlıklar şu anda huzur içinde. Bakın bu kadar Gazze’de olay oluyor biz ne dedik? Türkiye’deki Museviler bizim vatandaşımızdır. Kimse onlara yönelik olumsuz yaklaşım içinde bulunamaz dedik. bizim meselemiz İsrail yönetimiyledir, İsrail halkıyla değil. Şu anda Irak’ta Türkmenlerin derdini kendisine dert edinen tek ülke var Türkiye. Ezidilere kapısını açan tek ülke var Türkiye. Bakın şu anda 2 milyon ezidi ülkemize girmiş vaziyette. 2 bin, 2 bin doğru. Onların bakımlarını her şeyini biz üstlendik. Şu ana kadar 120 TIR’ı aştı insani yardımlarımız. Suriyeli muhacirlere bu boyutta kucak açan tek ülke var Türkiye. İşte buyurun 1 milyon 200 bin Suriyeli muhacir ülkemizde. Bazı sıkıntılar yaşamamıza rağmen biz sabrediyoruz. Onlar muhacir biz ensar olacağız. Vatandaşlarımıza aman sabır diyoruz. aynı şeyler bizim de başımıza gelebilirdi. Gazze’deki yaralılara sahip çıkan ülke Türkiye.
"BÜTÜN VEKİLLERİN KANAATLERİNİ ALACAĞIZ"
27 Ağustos'ta olağanüstü genel kuruluna gidiyoruz. Genel Başkanlığını delegelere emanet edeceğim onlar da bu görevi aramızdan birine tevdi edecek. Bu akşam resepsiyondan sonra bütün milletvekillerimizle bir araya gelip kanaatlerini alacağız. Bu tür hareketleri hazmedemeyenler boş durmaz, şeytan bu dönemlerde boş durmaz. Önümüzdeki iki haftada bu imtihan yoğunlaşacak. Hırs, makam tutkusu, bencillik bizden uzak olsun. 11 Ağustos'un sabahında muhalefetin hezimeti konuşulması gerekirken ısrarla AK Parti'nin geleceği konuşuluyor.
Bu sözlerimle asla hiç kimseyi itham etmiyor hiç kimseyi işaret etmiyorum.
"SEÇİLME YAŞI 18'E İNSİN"
10 Ağustos akşamı bizim zaferimiz Gazzeli çocukların sevinç çığlığı ile karşılandı. Gazzeli çocukların sevinç çığlıklarını kesmek ümmete ve bu davaya ihanet olur.
3 dönem kuralı bir kişinin siyasi yaşamının bitmesi demek değildir. Sadece parlamentoya girmek için bir dönem ara vermeyi gerektirir.
Partimiz batıda olduğu gibi seçme ve seçilme yaşını 18'e indirsin. Gençlerin siyasette önünü açmalıyız. Kaldı ki biz 21 yaşında karanlık çağı kapatıp aydınlık çağını açan Fatih'in torunlarıyız.
"TWİT MWİT SEVMEM"
Avusturya'da Dişişleri Bakanı 27 yaşında biz de neden olmasın.
Paralel yapı ile mücadele ile ilgili konuşmak istiyorum, biliyorsunuz ben net bir insanım, sosyal medyada da konuşmuyorum, twit mwit de sevmem.
30 Mart seçimlerine giderken Pensilvanya dediğimizde meydanların nasıl coştuğunu gördünüz. 10 Ağustos'ta aldığımız oyun verdiğimiz paralel ihanet çeteleri ile mücadele millete verilmiş bir sözdür. Gelecek Başbakanımızı bununla ilgili adım atmaması gerekir. Son MGK toplantısında da bunun üzerinde hassasiyetle duruldu.
"PARALEL ÇETELERİN HEDEFİ BEN DEĞİLİM TÜRKİYE'NİN İKBALİ"
İçimizde veya dışımızda hala bu ihanet çetesine sempati ile bakanlar, bunlara kucak açanlar, olabilir. Paralel çetenin hedefi Recep Tayyip Erdoğan, ailesi, yol arkadaşları değildir, Türkiye Cumhuriyeti'nin istikbalidir, geleceğidir, istiklalidir.
Bunu hala görmemiş arkadaşların kalplerindeki mührün kalması için dua etmeye devam edeceğim . Acaba yargılanır mıyız diye çekinenler insan bir defa ölür, korkmaya gerek yok. Bunların ilkesi falan yok bunlar kıbleyi falan her şeyi kaybettiler.
Cumhurbaşkanlığı görevini devraldığımda da bu çete ile mücadeleyi anayasa çerçevesinde sürdüreceğime söz veriyorum.
İSTİFA SÖYLENTİLERİNE YANIT
Paralel çetenin medyası şimdi de yeni bir şey söylüyorlar. 15'inden sonra istif etmem gerekiyormuş, gidin işinize bak. 2015 seçimlerinde çıtamız yeni anayasayı çıkaracak parlamento çoğunluğuna sahip olmamız gerekiyor.