Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan önemli açıklamalar

AA |  03 Ekim 2018 Çarşamba - 18:30 | Son Güncelleme : 03 10 2018 - 20:52

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Kalın, yeni havalimanının takviminde bir değişiklik olmadığını ve 29 Ekim'de açılışının yapılacağını söyledi.


Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep  Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısının  ardından açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gerçekleştirdiği New  York ve Almanya ziyaretinde dörtlü zirve olarak planlanan toplantının alt  yapısının oluştuğunu aktaran Kalın, Erdoğan'ın bu konuda yaptığı görüşmeleri  hatırlattı.
 
Şu anda tarihler üzerinde çalıştıklarını belirten Kalın, "Bu ayın  içinde umarım ya da Kasım ayı başında bu toplantıyı yapacağız, Sayın  Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Türkiye'de. Tabii ki gündem Suriye ağırlıklı,  İdlib mutabakatı, göç meselesi olacak ama diğer konuları da çalışacağız. Amacımız  bu dörtlü zirveden hem Suriye halkına hem de bölgeye katkı sağlayacak bir takım  somut çıktıların elde edilmesi." diye konuştu.
 
Kalın, Irak'ta yaşanan siyasi gelişmelerin de toplantıda görüşüldüğünü  vurgulayarak, Cumhurbaşkanı seçilen Berhem Salih'in Irak'ın yeni Cumhurbaşkanı  olarak seçildiğini hatırlatıp, tebriklerini iletti.
 
Ülkede hükümeti kurma sürecinin başladığını ve bu görevin de Adil  Abdulmehdi'ye verildiğini aktaran Kalın, Abdülmehdi'ye de hükümeti kurma  noktasında başarılar diledi.
 
Kalın, Irak'ın toprak bütünlüğünün, güvenliğinin, siyasi birliğinin  sağlanması, etnik ve mezhebi zenginliğinin hükümet politikalarına yansıtılması,  özellikle de Türkiye ile ilgili güvenlik sorunlarının çözülmesi noktasında da  Salih ve Abdülmehdi'nin Türkiye ile bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da  yakın çalışacaklarına inandıklarını belirterek, "Biz de Türkiye olarak onlara bu  süreçte her tür desteği vermeye hazır olduğumuzu ifade etmek isteriz." dedi.
 
Öte yandan Cumhurbaşkanlığı Basketbol Kupası maçının bu akşam  oynanacağını hatırlatan Kalın, iki takıma da başarılar diledi.
 
Kalın, Uluslararası bir spor müsabakası olan Cumhurbaşkanlığı Bisiklet  Turu'nun ise 9 Ekim'de Konya'dan başlayacağını, Akdeniz, Ege ve son olarak  İstanbul'da sona ereceğini kaydetti.
 
"Biz artık bunun durmasını istiyoruz"
 
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kalın, "Münbiç'teki son durum  nedir? Yavaş mı ilerliyor süreç? Hızlandırılmasına yönelik bir talep söz konusu  mu? Ortak devriyeler ne zaman başlayacak?" şeklindeki bir soruya ise Münbiç yol  haritası hazırlandığında 90 günlük bir takvim ilan edilmesi konusunda mutabık  kalındığını bildirdi.
 
Bu konuda birtakım "oyalama taktikleri"nin devreye girdiğini üzülerek  gördüklerini belirten Kalın, "Bizim her düzeyde Amerikalı mevkidaşlarımıza  söylediğimiz, artık bu oyalama taktiklerinin bir kenara bırakılması ve Münbiç yol  haritasının planlandığı şekilde hayata geçirilmesi. Şimdi normalde bu  eğiticilerin eğitilmesi, ondan sonra sahadakilerin eğitilmesi, ondan sonra ortak  devriye süreçlerinin aslında çok önceden tamamlanmış olması gerekiyordu."  ifadesini kullandı.
 
Bir tarih açıkladıklarında şu veya bu gerekçeyle birtakım gecikmeler  ve ertelemeler yaşandığına dikkati çeken Kalın, bu yüzden tarih veremediklerini  söyledi.
 
Bunun normalde çok önceden tamamlanması gereken bir süreç olduğuna  işaret eden Kalın, şöyle devam etti:
 
"Dediğim gibi, şu veya bu gerekçeyle bu tarihler hep öteleniyor. Biz  artık bunun durmasını istiyoruz. Yani orada madem terör örgütüne karşı bir ortak  güvenlik çalışması yapacağız; ortak devriyedir, bölgenin güvenlik altına  alınmasıdır, Münbiçlilerin kendi şehirlerine dönmesinin bir an önce  sağlanmasıdır, hedefler bunlar. Öyleyse bunu bir an önce yapalım, daha fazla  geciktirmenin bizim açımızdan hiç izah edilir bir tarafı söz konusu değil.  Dolayısıyla bizim beklentimiz, ilgili birimlerimiz, Milli Savunma Bakanlığımız  özellikle bu konuyu muhataplarıyla her gün konuşuyorlar ama bu oyalama taktiği  gerçekten büyüyen bir sorun olmaya başladı. Buradan tekrar bu mesajı vermek  istiyorum. Yani her düzeyde artık bu Münbiç yol haritasının bir an önce hayata  geçirilmesi gerekiyor."
 
"DEAŞ'la mücadele diye bir gerekçe bir bahane kalmamıştır"
 
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Fırat'ın doğusu konusunda önümüzdeki  günlerde bir operasyonun yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir soruya ise şu yanıtı  verdi:
 
"Mesele sadece PYD/YPG'nin Fırat'ın doğusuna geçmesi meselesi değil,  ondan sonra ne olacağıyla ilgili de bizim zihnimiz net aslında. Yani terör  örgütünün her unsuruna karşı Suriye sahasında biz kendi ulusal güvenliğimizi  garanti altına alacak adımları her an atarız, geçmişte attığımız gibi. Fırat  Kalkanı'nda, Afrin'de başka yerlerde olduğu gibi Cerablus'da El Bab'da ve diğer  yerlerde. Bizim tabii ki beklentimiz Amerikan yönetiminin PYD ve YPG'ye verdiği  bu desteği artık sonlandırmasıdır. DEAŞ'la mücadele diye bir gerekçe bir bahane  kalmamıştır. Başka gerekçelerle Amerikan devletinin yeni bir politikayla yeni bir  politik değerlendirmeyle Suriye'de kalmak istediğini biliyoruz. Özellikle İran'a  karşı orada bir askeri mevcudiyetini bulundurmak istediğini biz biliyoruz ama  bunun bu gerekçeyle yağılması halinde bölgedeki gerginlikleri nasıl  tırmandıracağını da biz açıkça görüyoruz. Dolayısıyla burada terörle mücadele  öncelikli hedef ise buna yoğunlaşmamız gerekir bizim bu nedir? PKK'nın Suriye  kolu olan PYD ve YPG'ye karşıdır. Elbette DEAŞ'ın kalan bütün unsurlarına karşı  kalıcı bir zaferin elde edilmesidir. Bizim burada en ufak bir tereddütümüz yok,  tam tersine biz DEAŞ gibi terör örgütlerinin Suriye'den Irak'tan bizim  sınırlarımızdan, başka yerlerden temizlenmesi için bugüne kadar üzerimize düşeni  fazlasıyla yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz."
 
"Oldu bittilere izin vermemiz elbette mümkün değil"
 
Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin büyük önem taşıdığını  vurgulayan Kalın, şunları kaydetti:
 
"Bunu gölgeleyecek, bunu sekteye uğratacak bir takım politik  tasarruflar, tedbirler, destekler, başka planlar herkesi zora sokar. Bizim de  beklentimiz hem Cenevre hem de Astana süreçleri bağlamında Anayasa Komisyonunun  çalışmalarını bir an önce tamamlaması ve bir seçim sürecinin artık gündeme  alınması. Bu süreçte oldu bittilere izin vermemiz elbette mümkün değil. Bunu arka  kapıdan dolaştırıp, önümüze başka şekilde koymaya çalışanlar olursa Türkiye'nin  tavrının o konuda çok net olacağını bir kez daha ifade etmek isterim."
 
"İdlib'de silahlı terör guruplarının gittikleri bölgeler nerelerdir?  Bazı yabancı savaşçıların üçüncü ülkelere ya da Türkiye'ye gelmesi gibi bir durum  söz konusu mu?" sorusu üzerine Kalın, "Kimsenin Türkiye'ye gelmesi söz konusu  değil, şu anda herkes yerinde duruyor. Mutabakat çerçevesinde o belirlenen  sınırların gerisine çekiliyorlar." yanıtını verdi.
 
İdlib Mutabakatı Soçi'de açıklandığında Suriye muhalefetinden destek  açıklamalarının geldiğini hatırlatan Kalın, "Çünkü onlar da en azından  bulundukları konumları muhafaza edecekler ama ağır silahlar vesaireler oralardan  çekilmiş olacak. Dolayısıyla bir çatışmasızlık ortamı, yani İdlib çatışmasızlık  bölgesinin aslında asli tanımına uygun hali şu anda yaşanıyor. Bu sağlanmış oldu.  Bunu korumaya biz kararlıyız." ifadesini kullandı.
 
"Hareketliliğe müsaade etmeyiz"
 
Kalın, Türkiye'nin bölgede 12 askeri gözlem noktasının olduğunu,  bunların tahkim ve takviye edildiğini, bundan sonra da ihtiyaca göre takviye  edilmeye devam edeceğini söyledi.
 
Sınırların coğrafi şartlara göre belirleneceğini, bununla ilgili  görüşmelerin devam ettiğini dile getiren Kalın, Soçi'de de bunun çerçevesinin az  çok belirlendiğini, çok büyük oranda bir mutabakatın sağlandığını, detayların  çalışılması gerektiğini bildirdi.
 
Kalın, bu grupların nereye çekileceği konusunun operasyonel bir detay  olduğunu belirterek, "Özellikle MİT Başkanlığımız bu konuyu sahada çalışıyor.  Muhaliflerle çalışıyor. Amacımız orada ne rejim tarafından İdlib'e bir saldırının  yapılması ne de İdlib'den rejim ya da Rus hedeflerine dönük bir çatışmanın ya da  saldırının yaşanmaması. Şu ana kadar bu hedef büyük oranda tutturulmuş durumda.  Bundan sonra da bozulmasına yol açacak herhangi bir hareketliliğe biz müsaade  etmeyiz. O manada bizim sorumluluğumuz büyük." dedi.
 
İdlib meselesinde gerek siyasi çözüm gerek mültecilerle ilgili  meselede bütün yükün Türkiye'nin omuzlarına yüklenmesinin doğru olmadığını  vurgulayan Kalın, şunları kaydetti:
 
"Burada uluslararası toplumun, üzerine düşen sorumluluğu da yerine  getirmesi gerekir. Bu nedir? Bu, siyasi, diplomatik girişimlerdir. İşte dörtlü  zirve aslında bunun uygulamalarından bir tanesi olacak. İnsani yardımların  ulaştırılması... Kış şartları geliyor. Türkiye tek başına İdlib'de 3-3,5 milyon  insana yardım edemez. Bu sadece Türkiye'nin sorumluluğu değildir. Bu aynı zamanda  uluslararası toplumun, Birleşmiş Milletlerin, Avrupa Birliği'nin, Suriye  sahasında bulunan aktörlerin hepsinin ortak sorumluluğudur. Bizim beklentimiz bu  yönde de adımlar atmalarıdır. Şu anda da insani yardımlar götürülebilir Türkiye  sınırından özellikle. Biz zaten ulaştırıyoruz bunları ki İdlib halkı rahat nefes  alabilsin. Dolayısıyla orada sahadaki hareketlilik şu anda kontrol altında ve  Soçi'de varılan mutabakatın hedefleri büyük oranda temin edilmiş durumda."
 
"Gazeteci hala Başkonsoloslukta"
 
Kalın, "İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'na girdikten  sonra haber alınamayan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili paylaşabileceğiniz  bir bilgi var mı?" sorusuna, "Dün bu konu da bizim gündemimize geldi, çok farklı  kanallardan, bu adı geçen kişinin nişanlısı da ilgili birimlerimize ulaştı. Çünkü  bir nikah işlemi için kendisinin oraya gittiği bize ifade edildi." yanıtını  verdi.
 
Emniyet birimlerinin Dışişleri Bakanlığı üzerinden konuyu takip  ettiğini belirten Kalın, "Bizdeki bilgilere göre şu an itibarıyla bu Suud  vatandaşı olan kişi hala Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda."  bilgisini paylaştı.
 
Konuyu yakından takip etmeye devam edeceklerini vurgulayan Kalın,  böyle bir olayın uluslararası hukuk, Türkiye Cumhuriyeti hukuku ve insani  boyutunun olduğunu, bütün yönleriyle bunu değerlendirdiklerini söyledi. Kalın, bu  işin suhuletle çözülmesini umduğunu ifade etti.
 
"Tek tip askerlik uzun vadeli proje"
 
Sözcü Kalın, "Emeklilikte yaşa takılanlara ilişkin verilen öneriye  kabinenin bakışı nedir?" sorusunu, şöyle yanıtladı:
 
"Bu konu kabinenin gündeminde yok. Tabii ki Meclis ayağı ayrı bir  konu. Yeni hükümet sisteminde Meclis kendi kanunlarını çıkartabilir. Bunun  değerlendirmesi Mecliste yapılır ama hükümet nazarından baktığınız zaman konu  bugün de geçtiğimiz toplantılarda da gündeme gelmedi. Bu konuda herhangi bir  değişiklik söz konusu değil."
 
"Tek tip askerlik tartışmalarıyla ilgili bir çalışma var mı?" sorusuna  Kalın, "Zaman zaman Sayın Cumhurbaşkanımızın gündemine de getirilen bir konu bu.  Aslında nihai olarak varılmak istenen nokta profesyonel bir ordu. Böylece de  zorunlu askerliğin yeniden formüle edilmesi, tek tip askerlik denilen şeyde  sürelerin bir tek hale gelmesi konusu... Şimdi bu tabii uzun vadeli bir proje.  Bugün itibarıyla, yürüyen bir çalışma var diyemem ama Türk Silahlı Kuvvetleri  aslında ordu mensupları itibarıyla yüzde 50 civarında profesyonelleşmiş durumda  zaten. Oran olarak o noktaya geldik. Bunun diğer boyutları tabii ki tartışılacak,  müzakere edilecek. Kabine, Meclis ayağında bunlar konuşulacak." karşılığını  verdi.
Kalın, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kapasitesini artırırken, öbür  tarafta özellikle insani kapasite noktasında herhangi bir ihtiyaç ya da zafiyet  içerisinde olmaması gerektiğine işaret ederek, bu dengeyi gözeten bir çalışmanın  yapılması gerektiğini vurguladı.
 
"Türkiye, küresel ekonomiye entegredir"
 
"McKinsey şirketiyle ilgili iddialara bir yanıtınız var mı?" sorusu  üzerine Kalın, şunları ifade etti:
 
"Tartışmanın nereden çıktığı malum. Neden tartışıldığı da malum.  Bununla ilgili Hazine ve Maliye Bakanımız çok güzel, detaylı hem yazılı hem sözlü  açıklamalar yaptı. Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi'nin kurulması kararı  alındı bu Yeni Ekonomik Program çerçevesinde. Yani Türk ekonomisini yeniden  şekillendirecek çok önemli bir adım atılıyor burada. Yıllardır yapılmamış olan  ama yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile daha kolay hale gelen bu adım,  şimdi Hazine ve Maliye Bakanlığımız tarafından ve bakanımızın öncülüğünde  atılıyor. Biz hep ne diyoruz? Türkiye, serbest piyasa kuralları çerçevesinde,  küresel ekonomiye entegre bir biçimde bundan sonraki maliye, üretim, ticaret,  vergi politikalarını tutarlı, disiplinli bir şekilde uygulamaya devam edecek.  Bunun aksini söylesek bizi korumacılıkla, Türk ekonomisini içe kapatmakla  suçlarlar. Tabii ki böyle bir şey söz konusu olamaz. Türkiye'nin ekonomisi  küresel ekonomiye entegre bir ekonomidir."
 
İbrahim Kalın, Amerika'da, Almanya'da ve diğer ülkelerde yaptıkları  toplantıları anımsatarak, "Dünyanın farklı ülkelerindeki, ekonomilerindeki  tecrübeleri alıp, bunları bu yeni dönüşüm programının parçası haline getirmekten  daha doğal bir şey olamaz. Bunu kalkıp işte 'yeni bir IMF modeli, Türk  ekonomisini yabancı şirketlere, kurumlara teslim ediyorlar, bizim mahremimize  giriyorlar, artık onlar yönetecek Türk ekonomisini' gibi iler tutar tarafı  olmayan, hem ekonomi yönetimimizi hem Sayın Bakanımızı, dolaylı olarak da  Cumhurbaşkanımızı hedef alan bir takım mesnetsiz iddialar bunlar." dedi.
 
Anamuhalefetin zaman zaman bu tür konuları gündeme getirerek bir şey  elde edemeyeceğini değerlendiren Kalın, "Türkiye Cumhuriyeti ekonomisini, Türkiye  Cumhuriyeti'nin ilgili birimleri yönetir. Bu hep böyle olmuştur, bundan sonra da  böyle olacaktır ama siz kalkıp dünyaya kendinizi kapatıp, Türkiye gibi büyük bir  ekonomiyi yönetemezsiniz. Bunu tabii ki farklı paydaşlarla her zaman yaparsınız.  Dünya ekonomisine entegre bir ekonomidir Türk ekonomisi ve farklı tecrübelerden  istifa etmek için farklı yerlerden danışmanlık hizmetleri alabilir. Bu  danışmanlık hizmetinin bir bağlayıcı tarafı, kanuni hükmü yoktur." ifadesini  kullandı.
 
Kalın, danışmanlık çalışmalarına bakılacağını, ilgili ekonomi  birimlerinin bunları uygun görürse alabileceğini belirterek, bunun dışında başka  yerlere konuyu çekmenin "siyasi safsata" olacağını bildirdi.
 
"Kamu fonları zaman zaman farklı yerlerde kullanılmıştır"
 
"Üç kamu bankasına işsizlik fonundan 11 milyar lira aktarıldığı"  iddialarına yönelik soruya ise Kalın, şu yanıtı verdi:
 
"Kamu fonları devletin içerisinde zaman zaman farklı yerlerde  kullanılmıştır. Geçmişte de bu oldu. Özal döneminden beri bu tür uygulamalar  yapılmıştır, AK Parti dönemlerinde de yapılmıştır. Geçen sene de buna benzer  birtakım kaydırmalar yapılmıştır. Burada herhangi bir risk, tehlike söz konusu  değil. Yani kamu kendi içindeki kaynakları farklı birimlerde kullanacak şekilde  birtakım tedbirler, tasarruflar alabilmektedir. Bu uygulama da ondan farklı bir  şey değil. Buradan daha farklı anlamlar çıkartılması doğru olmaz. Tam tersine,  aslında bu kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması anlamında atılmış bir adım.  Burada herhangi bir kayıp, risk söz konusu değil."
 
29 Ekim'de başlamış olacak
 
Kalın yeni havalimanıyla da ilgili şu ifadeleri kullandı: Özellikle yeni havalimanı ile ilgili çalışmaların yüzde 97 oranında tamamlandığını ifade edebiliriz. Planlandığı ve kamuoyuna duyurulduğu şekilde de 29 Ekim günü inşallah Üçüncü Havalimanı'na intikal olacak ve orada artık yeni havalimanından ulusal ve uluslararası uçuşlar başlamış olacak. Dolayısıyla oradaki takvimde herhangi bir değişiklik söz konusu değil' dedi.

ETİKETLER