Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'dan Kapalı Maraş açıklaması!

AA |  20 Eylül 2019 Cuma - 12:18 | Son Güncelleme : 20 09 2019 - 13:15

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kapalı Maraş hakkında önemli bir açıklamada bulundu. Oktay, "Kapalı Maraş kullanıma açılacaktır" dedi.


 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Türkiye Barolar Birliğince Av. Özdemir Özok Kongre ve Kültür  Merkezi'nde düzenlenen Kıbrıs'ta Son Söz Paneli'nde yaptığı konuşmada, Kıbrıs  Türkü'nün geleceğini düşünerek Ada'da kalıcı çözüm bulunmasına katkı sağlamak  amacıyla düzenlenen panelin verimli geçmesini diledi. Kuzey Kıbrıs'ı milli dava görerek tüm çözümsüzlüklere ve engellemelere  karşı daima Kıbrıs Türkü'nün yanında olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın  selamlarını katılımcılara ileten Oktay, Kıbrıs meselesinin Rumların Kıbrıs  Türklerinin ortaklık yapısını bozup adayı gasbetmeye niyetlendikleri ilk günden  beri uluslararası toplumun gündeminde olduğunu belirtti.
 
 Oktay, Kıbrıs meselesinin başından bu yana Türk tarafının çözüm  iradesini söylemden öteye geçirme amacında olduğunu, 2004 yılında BM Kapsamlı  Çözüm Planı referandumunda bu niyetini uluslararası kamuoyuna ilan ettiğini  söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2017’de sonuçsuz kalarak sona eren  Kıbrıs Konferansı'nın müzakere sürecinde de yapıcı tarafın garantör Türkiye ve  Kıbrıs Türk tarafı olduğunu anımsattı.
 
Siyasi eşitliği sağlayacak bir çözüme ulaşmak konusunda gerek  Cenevre'de gerek Crans-Montana'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde  üzerlerine düşeni yaptıklarını ifade eden Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ancak tüm çabalarımıza rağmen Kıbrıs Rum tarafının kendisini Ada'nın  tek sahibi olarak görmeye devam etmesi ve Kıbrıslı Türklerle siyasi gücü  paylaşmaya yanaşmaması, Ada'da yeni bir federal ortaklığın tesisini hedefleyen  müzakerelerin sonuçsuz kalmasına neden olmuştur. Rumlar o tarihten bu yana siyasi  gücü Kıbrıslı Türklerle paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya  koymaktadır. BM Genel Sekreteri'nin İyi Niyet Misyonu Raporu'nda da işaret ettiği  üzere, gelinen aşamada artık yeni fikirlere ve önerilere ihtiyaç duyulmaktadır.  Bu açıdan bugün açılışını yaptığımız panel gibi Kıbrıs'ta mevcut duruma hukuki,  jeopolitik, stratejik ve güvenlik perspektiflerinden yeni yaklaşımlar getirecek  çalışmaları son derece önemli buluyorum."
 
 Oktay, bugün Kıbrıslı Türkleri adada fiili bir azınlık olarak  göstermeye çalışan Rum zihniyetinin geçmişten bu yana değişmediğinin aşikar  olduğunu ifade etti.  Tüm uyarılara rağmen, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin yıllardır Kıbrıs  Türklerinin doğal kaynaklar üzerindeki eşit haklarını yok sayarak hidrokarbon  kaynaklarını tek başına işletmeye çalışmasının bunun en somut tezahürü olduğuna  dikkati çeken Oktay, şu değerlendirmelerde bulundu: "Karşımızda 60'lı yıllarda tüm dünyanın gözleri önünde, devlet  organlarını gasbetmekte beis görmemiş, ardından da Birleşmiş Milletler Barış  Gücü'ne rağmen 11 yıl boyunca Kıbrıs Türklerine her türlü insanlığa aykırı  mezalimi layık gören zihniyetin aynısı var. Bildiğiniz gibi 2011 ve 2012'deki  çözüm önerilerinin ardından, geçtiğimiz temmuz ayında gelir paylaşımında iki  tarafın iş birliği yapmasına dair Kıbrıs Türk makamlarının yaptığı öneriyi de  reddettiler. Bunu izleyen günlerde de sözde uluslararası hukuk temelinde kendi  çıkarlarını dayatmaya çalışan bir kağıt parçasını öneri diye Kıbrıs Türk tarafına  sundular. Bunun altında yatan sebep çok açıktır. Kıbrıs Türkü'nü eşit olarak  görmeyip azınlık olarak sözde devletlerine entegre etmek. Ada'nın ortak sahibi  Kıbrıs Türklerine azınlık statüsünü kimse reva göremez. Buna ne biz izin veririz  ne de Kıbrıs Türk halkı bunu kabul eder. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde  gerçekleşecek müzakerelerde, Ada’daki mevcut gerçekleri ve Rum tarafının bencil  tutumunu göz önünde bulundurarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin menfaatlerini  koruyan yeni alternatif çözüm yolları aramakta fayda bulunmaktadır."
 
Oktay, Kıbrıs'ta yeni bir müzakerenin sonuç vermesi için siyasi  eşitliğin tüm unsurlarıyla beraber müzakere daha başlamadan kabul edilmesi ve  sağlam temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğini dile getirdi.
 
"Kadife ayrılık"
 
Kıbrıs Rum tarafının dürüstçe ne istediğini ve çözümden ne anladığını  baştan açıkça söylemesi gerektiğini vurgulayan Oktay, şunları söyledi: "Siyasi eşitliği tüm unsurlarıyla kabul etmesi durumunda, ilerleme  sağlanıp hangi temelde nasıl müzakere edileceği kararlaştırılır. Eğer kabul  edilmezse, bu durumda Ada'daki gerçeklerle uyumlu bir anlayışla, siyasi eşitlik  yerine egemen eşitlik temelinde bir çözüm bulunması konusunda çalışıp, iki ayrı  devlet olarak ortaklık kurulmasına gayret edilebiliriz. Değerli dostum Başbakan  Ersin Tatar bu yaklaşımı kadife ayrılık olarak nitelendiriyor. Yeni bir  ortaklığın temelini oluşturacak siyasi eşitliğin unsurları, dönüşümlü başkanlık,  Kıbrıslı Türklerin kararlara ve yönetime etkin katılımı ve kararlarda en az bir  olumlu KKTC oyu şartının olmasıdır. Müzakere süreçlerinde Türkiye ve KKTC’nin  ortak güvenliğine ilişkin önemli bir zemin olan garanti ve ittifak anlaşmalarının  muhafaza edilmesi de kırmızı çizgimizdir. Bunun yanı sıra garanti ve ittifak  anlaşmalarında tek taraflı müdahalenin kaldırılarak müdahalenin 'çağrı  mekanizması'na bağlanmasına da izin veremeyiz. Panelin çözüm yollarına odaklanan  kısmı olan bugün gerçekleşecek üç oturumda katılımcı hocalarımız, farklı  perspektiflerle 'egemen eşit ortaklığın' muhtemel sonuçlarını tartışırlarsa  mutlaka sürece katkı sağlayacaktır. Uzlaşmaya yönelik siyasi irademizi her zaman  net ve kuvvetli şekilde koruyarak böyle çalışmalar vesilesiyle en uygun çözümü  bulacak, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını koruyacak yaklaşımlardan yana olmaya  devam edeceğiz."
 
Akdeniz Harekatı
 
 Oktay, panelin yarınki oturumlarında tartışılacak olan Doğu Akdeniz'de  enerji politikaları ve güvenlik alanı konusunun da Kıbrıs'ın geleceği açısından  büyük önem arz ettiğini ifade etti. Kıbrıs'ın sahip olduğu doğal kaynaklarla artık sorunların ve  çözümsüzlüğün değil zenginliğin ve refahın adası olarak anılması gerektiğini  altını çizen Oktay, şöyle konuştu: "Rum tarafı çözümsüz geçen her yeni günü kendi lehine kullanarak  Ada'nın güneyinde bulunan hidrokarbon yataklarını uluslararası hukuka aykırı bir  şekilde büyük şirketlere kiralamaktadır. Güney tarafını illegal yöntemlerle  enerji üssü konumuna getirmeye çalışan Rumlar, ne yazık ki AB başta olmak üzere  uluslararası aktörlerin de desteğini almaktadır. Ada'nın kıta sahanlığındaki  doğal kaynakların tek sahibi olduğunu zanneden Kıbrıs Rum tarafının girişimlerine  göz yummayacağımızı burada bir kez daha vurgulamak istiyorum. Akdeniz Harekatı  kapsamında çelikten irademizle Doğu Akdeniz'deyiz. Araştırma gemilerimize ve  sondaj platformlarımıza koruma, destek ve refakat sağlıyor, mavi vatanın her  köşesinde hem Türkiye’nin hem KKTC’nin meşru haklarını savunuyoruz."
 
Oktay, Akdeniz Harekatı kapsamında donanmada görev yapan tüm  denizcilere, sivil bahriye ekiplerine, Fatih, Barbaros Hayrettin, Yavuz ve Oruç  Reis gemilerinde görev yapan mürettebata en içten sevgi ve selamlarını gönderdi.
 
 Kapalı Maraş
 
 Kıbrıs meselesinin tarihi ve hukuki bir mesele olduğunu anlatan Oktay,  kullanıma açılması planlanan Kapalı Maraş bölgesine ilişkin tartışmalara bu  anlayışla yaklaşmak gerektiğini düşündüğünü söyledi.  Kapalı Maraş'ta KKTC Hükümeti tarafından yürütülen, Türkiye'nin de  desteklediği envanter çalışmasının sonuçları ışığında, arazilerin büyük  çoğunluğunun vakıf malı olduğunun tespit edildiğini vurgulayan Oktay, şunları  kaydetti: "Bu vakıf arazileri, 1950’li yıllarda İngiliz sömürge yönetimi  tarafından hukuka aykırı şekilde şahıslara devredilmiştir ve arşivlerde bu  hukuksuzluğun belgeleri mevcuttur. Maraş'ta bulunan tarihimizin bir parçası ve  atalarımızın mirası olan vakıfları ve vakıf mallarına ilişkin hukuki çerçeveyi  görmezden gelemeyiz. Kapalı Maraş, tarihi belgeler ışığında hakkaniyetli bir  şekilde malların iadesi sağlanarak kullanıma açılacaktır. Kapalı Maraş'ta bulunan  vakıf mallarının hukuki statüsüne ilişkin yarınki panel oturumunun çıktılarını  özellikle takip edeceğiz. Herkes müsterih olsun; çözümsüzlüğü dayatanlara karşı,  Kıbrıs Türk halkının çözümsüzlüğe sonsuza dek mahkum edilmesine izin vermeyiz.  Çünkü şanlı tarihimizin ışığında biz Kıbrıs'a Toroslar'dan Geçitköy'e akan  sularla, 448 yıldır Selimiye'den okunan ezanlarla bağlıyız. Biz Kıbrıs'a şehit ve  mücahitlerimizle, zulme karşı tek yürek mücadelemizle ve kardeşlik bağlarımızla  sarılmışız. Türkiye, garantör ülke olarak sorumluluklarını bugüne kadar olduğu  şekilde bundan sonra da yerine getirecektir. Kıbrıs Türkü'nün yaşam kalitesini ve  mevcut imkanları yükseltecek iradeye, dirayete ve kudrete sahip olduğunu hepimiz  biliyoruz. Ancak Ada’da mevcut statükonun iyileştirilmesi için artık uluslararası  toplumun sorumluluğu tartışmasızdır. Kıbrıs Rum tarafının AB üyesi kabul edildiği  bir ortamda eşit hak sahibi Kıbrıs Türkü’nün maruz kaldığı haksız uygulamaların  siyasi, hukuki ya da insani bir açıklaması olmadığı gibi uygulanan ambargolar  Avrupa Birliği’nin kurucu değerleriyle de bağdaşmamaktadır."
 
Uygulanan haksız ambargolara karşı Kuzey Kıbrıs ekonomisinin  güçlenmesi için Türkiye'nin elini de gövdesini de taşın altına koyarak finansal  katkılar sağladığını, KKTC'nin kalkınma hamlesi için teşviklerle destek verdiğini  ifade eden Oktay, uygulanan ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs ekonomisinin tam  anlamıyla güçlenmesinin mümkün görünmediğini aktardı.
 
  "Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız tecrit"
 
 BM, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi gibi her fırsatta eşitlik,  demokrasi ve insan haklarından dem vuran uluslararası yapıları artık daha fazla  vakit kaybetmeden Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız tecride net şekilde son  vermeye davet eden Oktay, "Kıbrıs Türkü'nün hukuku, hürriyeti ve güvenliği bizim  milli davamızdır ve hem uluslararası hem de ulus üstü platformlarda, dünyanın  vicdanına, Kuzey Kıbrıs’ın haklı mücadelesini haykırmaya devam edeceğiz. Kuzey  Kıbrıs'ın özgürlük mücadelesinde seve seve canlarını feda eden kahraman  şehitlerimizin emanetine daima sahip çıkacağız. Bu uğurda can veren tüm  şehitlerimizi rahmetle yad ediyor gazilerimize sağlıklı uzun ömürler diliyorum."  dedi.
 Oktay, Türkiye'den ve KKTC'den gelen katılımcılarla Kıbrıs'ta Son Söz  panelinin hazırlanmasında emeği geçen başta Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin  Feyzioğlu ve Barolar Birliği üyeleri olmak üzere tüm katkı verenlere teşekkür  etti.