Cumhurbaşkanı Erdoğan resti çekti: Yalnız bırakmayacağız!

AA |  24 Ocak 2020 Cuma - 17:05 | Son Güncelleme : 24 01 2020 - 19:57

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yaptığı görüşme sonrası yaptığı açıklamada, "Hafter'in Berlin'de mutabakata varılan 55 maddeyi kabul ettiğine inanmadım, inanmayacağım" dedi. Sarrac'a destek vereceğini söyleyen Erdoğan; "Sarrac'ı yalnız bırakmayacağız, kendilerine elimizden gelen desteği vermekte kararlıyız" ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  daveti üzerine İstanbul'a çalışma ziyaretinde bulunan Almanya  Başbakanı Angela Merkel ile Vahdettin Köşkü'nde bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikili görüşmenin ardından düzenlenen ortak  basın toplantısında, Angela Merkel'i ve heyetini Türkiye'de ağırlamaktan duyduğu  memnuniyeti ifade ederek, bugün yoğun ve verimli bir program  gerçekleştirdiklerini söyledi.   İki ülkenin akademik alandaki iş birliğinin lokomotiflerinden olan  Türk Alman Üniversitesinin yeni eğitim ve sosyal tesis binalarının resmi  açılışını yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, Merkel ile görüşmelerinde  Türkiye-Almanya ikili ilişkilerini kapsamlı şekilde ele aldıklarını ifade etti.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta Libya ve Suriye olmak üzere bölgesel  gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduklarına işaret ederek, şöyle devam  etti:
 
 "Ülkelerimiz arasındaki köklü dostluk ilişkilerinin sürdürülmesinin  Türkiye ve Almanya'nın yanı sıra bölgemizin de menfaatine olduğu noktasında  hemfikiriz. Küresel ve bölgesel belirsizlikler bu iş birliğinin değerini bir kez  daha gözler önüne sermiştir. Ekonomi, ticaret, yatırım, enerji ve turizm  alanlarında mevcut iş birliğimizi daha da ileri taşımakta kararlıyız. Ayrıca  yenilenebilir enerji, dijitalleşme, yapay zeka gibi konularda da ciddi bir  potansiyelimiz bulunuyor. Geçen yıl Berlin'de düzenlenen Türk-Alman Yapay Zeka  Konferansı'nın bu sene Türkiye'de yapılmasının planlanması buna güzel bir örnek  teşkil etmektedir."
 
  
 "Almanya'dan sorumluları cezalandırmasını bekliyoruz"
 
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerinde Türkiye ile Avrupa Birliği  ilişkilerini de ele aldıklarına işaret ederek, "Sayın Şansölyeye önümüzdeki  dönemde Avrupa Birliği'nden beklentilerimizi aktardık. Almanya temmuz ayından  itibaren malum Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını üstlenecek. Bunun Türkiye-Avrupa  Birliği ilişkilerinin geliştirilmesi bakımından önemli bir fırsat teşkil  edeceğini düşünüyoruz." diye konuştu.  Almanya'da yaşayan ve sayıları 3,5 milyona yakın Türk toplumunun huzur  ve refahının da kendileri için öncelikli bir mesele olduğunu vurgulayan Erdoğan,  konuşmasını şöyle sürdürdü:  "Türklerin İkinci Dünya Savaşı sonrasında kalkınmasında ter döktükleri  Almanya'da kendilerini evlerinde hissetmeleri bizler için çok ama çok önemlidir.  Bu doğrultuda Alman dostlarımızın atabileceği pek çok adım bulunuyor. Geçtiğimiz  aylarda Barış Pınarı Harekatı'mızı bahane eden terör örgütü yandaşları  Almanya'daki Türklere yönelik saldırılar düzenlediler. Büyükelçiliğimizin hizmet  aracı örgüt mensupları tarafından ateşe verildi. Bu saldırıları bir kez daha  lanetliyor, kınıyorum. Bu eylemlerin görmezden gelinmesini, hele hele bunların  demokratik bir hakmış gibi gösterilmesini anlamak mümkün değildir. Almanya'dan  sorumluları cezalandırmasını, böyle tablolara müsamaha göstermemesini özellikle  bekliyoruz."
 
 "Bölgesel konularda Almanya ile diyaloğumuzu devam ettireceğiz"
 
 Erdoğan, Türkiye ve Almanya'nın göç konusunda Avrupa'nın yükünün büyük  bölümünü üstlenmiş durumda olduğunu belirterek, "Avrupa Birliği'nin ve Avrupa  ülkelerinin Suriyelilere daha fazla ve hızlı yardım yapmaları her şeyden önce  insani bir sorumluluktur." dedi.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4 milyon insanın yaşadığı İdlib'in son  haftalarda rejimin ağır saldırılarına maruz kaldığını vurgulayarak, şunları  kaydetti:  "Rejim, okullar ve hastaneler dahil tüm sivil yerleşim yerlerini  aralıksız bombalıyor. İdlib halkının içinde bulunduğu insani dramı hafifletmek  için elimizden gelen çabayı sergiliyoruz. Nitekim bugün Sayın Merkel'e bu konuda  neler yaptığımızı, özellikle de barınma noktasında neler yapmakta olduğumuzu, bu  briketten barınaklar yapmak suretiyle şu kış mevsimi içerisinde artık çadırlardan  istiyoruz ki İdlib halkını kurtaralım. İdlibli kardeşlerimize yönelik vahşetin  son bulması için herkesin rejim üzerinde de baskı kurması gerekmektedir."
 
  "Amacımız kan dökülmesinin önüne geçmek"
 
 Almanya Başbakanı Merkel'e Berlin sürecini başlatarak Libya'da çözüm  çabalarına yönelik destek sağlamasından ötürü teşekkür eden Erdoğan, "Biz  Libya'da askeri bir çözümün mümkün olmadığını her vesile ile vurguladık. Türkiye  olarak Almanya'nın bu inisiyatifine en etkin ve samimi destek veren ülkelerin  başında yer aldık. Gerek Sayın Putin ile yaptığımız ateşkes çağrısı, gerekse  yoğun diplomatik girişimlerimiz neticesinde sahada sağlanan kısmi sükunet, Berlin  Konferansının düzenlenmesinde de ayrıca rol oynamıştır. Talebi üzerine Libya'da  meşru hükümete destek sağlamamızın amacı da kan dökülmesinin önüne geçmek ve  siyasi sürecin canlanmasına katkıda bulunmaktır." değerlendirmesinde bulundu.
 
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne destek vermek, Birleşmiş Milletler  Güvenlik Konseyinin 2259 Sayılı kararı gereğince bir tercih değil, yükümlülüktür.  Darbeci Hafter ve destekçilerinin son birkaç gündür saldırılarını artırması, bu  şahsın uzlaşı gibi bir niyetinin olmadığını göstermiştir. Ve kendisine verilen bu  destekler ciddi manada şımartmıştır. Biz her halükarda Libyalı kardeşlerimizi bu  zor günlerinde yalnız bırakmamakta kararlıyız. Beş asırlık kadim bağlarımızın  olduğu Libya, savaş baronlarının ve terör örgütlerinin insafına terk edilemeyecek  kadar önemli bir ülkedir.  Ayrıca İran ve Irak'ta da son dönemde gerilimin arttığını görüyoruz.  DEAŞ sonrası tekrar ayağa kalkmaya kalkışan Irak'ın, yeni bir kaos ve kargaşa  iklimine süreklenmesine izin verilmemelidir. Türkiye ve Almanya olarak sorunların  diyalog yoluyla çözümüne öncelik veriyor, taraflara sağduyu ve aklı selim  çağrısında bulunuyoruz. Bölgesel konularda Almanya ile diyaloğumuzu güçlendirerek  devam ettireceğiz. Bugün ele aldığımız hususlarda kaydedeceğimiz gelişmelerin  gerek çok boyutlu ikili ilişkilerimiz, gerekse Avrupa Birliği katılım sürecimiz  bakımından katkı sağlamasını temenni ediyorum. Değerli dostum Sayın Merkel'e  yeniden ülkemize hoş geldiniz diyerek sözü kendilerine bırakıyorum."
 
 
 
  Cumhurbaşkanı Erdoğan,  basın toplantısında "Hafter'in saldırılara devam etmesini eleştirdiniz. Türkiye  ne zaman müdahale edecek. Bu konuda 'Türkiye'nin asker göndermesi söz konusu'  dediniz. Silah ambargosuna uyacak mısınız?" şeklindeki soru üzerine, şu anda  Libya'da askeri güçlere, özellikle de Serrac yanlısı güçlere eğitim vermek,  onları belirli noktalarda yetiştirebilmek için TBMM'de süreci tamamlayarak  yapılan yasal düzenlemeyle Libya'ya heyetin gönderildiğini söyledi.  Erdoğan, "(Libya) Burada biz Serrac'ı yalnız bırakmayacağız,  kendilerine elimizden gelen bu noktadaki desteği vermekte kararlıyız. Buraya  giderken TBMM'den kahir ekseriyetin almış olduğu kararla zaten askerimizi  gönderiyoruz. Askerimiz orada bu eğitim çalışmalarına gerekli desteği verecek."  diye konuştu.  Türkiye'nin Libya ile 500 yıllık geçmişi olduğunu dile getiren  Erdoğan, onların da Türkiye'ye yaptığı davetin böyle bir hakkı doğuracağını ifade  etti.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin meşru  olarak tanıdığı Serrac'a ve onun ordusuna böyle bir destek verildiğini aktararak,  şunları kaydetti:  "Hafter'in böyle bir tanınırlığı söz konusu değil ama Hafter nasıl bu  şekilde bazı ülkeler tarafından tanınıyor, bunu anlamakta zorlanıyoruz. Nitekim,  Moskova'ya çağrılmışlardır, oradan kaçmıştır adeta. Ondan sonra Berlin sürecine  yine davet edilmiştir. Berlin sürecinde de yine ne yazık ki 55 maddelik  açıklanan, belirlenen metne de yine imzasını koymamış, daha sonra koyacağı  söylenmiştir. Daha sonra aldığım bilgiye göre, bugün Sayın Şansölye'den bunu  aldım. 28'inden sonra bu askerlerin belirlenen 5 5'e isim verdi, oraya  katılacağına dair şimdi de bazı şeyler söyleniyor. Bunlar tutarlı şeyler değil ve  sürekli olarak eğer bu tür bir insan şımartılırsa, böyle bir insana bu tür  destekler verilirse ki bu desteklerin arkasında Abu Dabi yönetimi var, Mısır var.  Bunlar ciddi manada tabii her türlü silah desteğini veriyorlar. Wagner yine bu  işin arkasında var. Wagner'in arkasında da kimlerin olduğu malum. Bunun dışında  Sudan'dan yine 5 bin, 6 bin civarında kara gücü burada söz konusu. Bütün bunlar  olurken 500 yıllık bir maziye sahip olan Türkiye'yi Libya'ya davet eden bu  dostlara, bizim 'Hayır' dememiz zaten mümkün değildi. Bizler de buna bu şekilde  cevabı verdik. TBMM'den de yine kararı çıkardık."
 
 
 
 Erdoğan, kendisinden önce Libya ile ilgili bir soruyu yanıtlayan  Merkel'in konuşması sırasında söz alarak, "En önemli konu, 55 maddeyi sözde kabul  etmek başka bir şey ama altına imzayı koymak başka bir şey. Hafter henüz buna  imzayı koymuş değil sadece sözde kabul etmiş durumda. Bunları biz tamamıyla kabul  olarak anlamıyoruz yani bizim uluslararası diplomasi anlayışımız, veyahut  uluslararası hukuk veya uluslararasındaki anlaşmalarda böyle bir durum söz konusu  değil. Hafter'in yarın ne yapacağı da belli olmaz onu da sizlere buradan söylemiş  olayım." ifadelerini kullandı.
 Merkel'in Hafter'in sadece ateşkesi kabul ettiği ve askeri komite için  isim bildirdiğini söylemesi üzerine de Erdoğan, "Sayın Şansölye, kabul etti ama  imza koydu mu? İmza yok." dedi.
    Erdoğan, "mülteci politikası" ile ilgili soru üzerine, ikili  görüşmelerinde Merkel'e İdlib'teki durumu açtığını aktararak, sözlerini şöyle  sürdürdü:  "Şu anda 4 milyon nüfusu olan İdlib'in 400 bine yakın İdlibli bizim  sınırımıza doğru hareket halinde ve bizler de özellikle bu kış mevsiminde  buradaki insanlara ne gibi destekte bulunuruz, ne yapabiliriz diye insani yardım  bazında tabii çadırlarla bu işi çözmek mümkün değil onun için süratle briket  barınaklar yapmak suretiyle şöyle bir seferberlik ilan ettik. Kızılay ve  AFAD'ımız bu konuda çalışmalarını sürdürüyor. İlk etapta 10 bin briket barınak  yapma adımları atıldı. Gerekirse bunları artırarak devam ettireceğiz zira bizim  sınıra 30-40 kilometre mesafede, Suriye tarafında bu yapılanma  gerçekleştirilecek. Bunun içinde ufak da tuvaleti, banyosu olacak, ısıtma  imkanlarını, her şeyi hazırlıyoruz ve adımı bu şekilde atacağız. Bu konuda  sağolsun Şansölye 'Biz de belli bir desteği verebiliriz.' dediler. Kendileriyle  Kızılay ve AFAD ile görüştükten sonra tekrar irtibat kuracağız. Ona göre  kendileri de böyle bir desteğin gelebileceğini ifade ettiler."
 
 Güvenli bölge konusunun Tel Abyad ve Resulayn arasındaki 125  kilometrelik 32 kilometre derinliğindeki bölge olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı  Erdoğan, şöyle devam etti:  "Bu bölgede bu adımı attık ve bugüne kadar da maalesef başta Amerika  olmak üzere, Rusya Federasyonu, tüm Batılı ülkeler ki değerli dostum Şansölye ile  de bunu konuştuk. Burada dedik ki planımız hazır, proje çalışmalarımız hazır. Bu  güvenli bölgede bizler bu projeyi hayata geçirebiliriz ama burada el ele vermemiz  lazım. Burada beraberce bu adımı atmamız lazım. Zira o, bu briket evlere  benzemez, burada normal insani bir yaşamın sağlanacağı bir adım atacağız.  Evleriyle okullarıyla mabetleriyle kaymakamlık, valilik ne ise bütün bunların  yapıldığı bir şehir inşa edelim diyoruz. Bu güvenli bölge aynı zamanda barışın  egemen olduğu bir yer olsun dedik. Bu konuda hala bize olumlu bir dönüş maalesef  olmadı. Bunun tabii bütün lojistik noktada tedbirlerini biz de alabiliriz. Bunun  yanında özellikle dünya barışına biz destek veriyoruz diyen ülkeler de burada el  birliğiyle bu adımı atabiliriz. Ama şu anda henüz bu tür dönüşler olmadı.  Maalesef biliyorsunuz gerek Amerika'yla yaptığımız görüşmeler gerek Rusya  Federasyonu'yla yaptığımız görüşmelerde de terör örgütleri PYD/YPG hala bu  bölgelerden çıkarılmış değil. Hala bunlar bu bölgede duruyor. Onların da bu  bölgelerden çıkarılması lazım. Dolayısıyla bizim de Barış Pınarı Harekatı  bölgesinde mücadelemiz, terörle mücadele olarak sürüyor."
 
 "Alman gazetecilere dönük olumsuz bir çifte standart yok"
 
Bir Alman basın mensubunun Türkiye'de halen çalışma izinlerinin  olmadığını söylemesi üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:  "Uluslararası basın mensuplarının çalışma izinleri Cumhurbaşkanlığı  İletişim Başkanlığının görev alanına girmektedir. İletişim Başkanlığımız 2019  yılında, 19 farklı Alman kuruluşundan toplam 30 gazeteciye yerleşik akreditasyon  kartı düzenlemiştir. İletişim Başkanlığımıza 17 Ocak 2020 itibarıyla 28 Alman  basın mensubunun başvuruları ulaşmıştır. Başvurular 31 Aralık 2019 tarihinde  tamamlanmıştır. Bu başvurularla ilgili mevzuat uyarınca bunların  değerlendirilmesi yapılmaktadır. Almanya ile iyi ilişkilerimizden rahatsız olan  bazı kesimlerin bu rutin değerlendirmeyi, 'Türkiye'nin Alman gazetecilere  akreditasyon vermediği' veya 'Alman gazetecilere diğer yabancı basın  mensuplarından farklı muamele edildiği' şeklinde yansıtmaya çalıştıklarını  görüyoruz. Böyle bir özel muamelenin veya Alman gazetecilere dönük olumsuz bir  çifte standardın olmadığını açıkça ve ilk elden burada ifade etmek isterim.  İletişim Başkanlığımız, mevcut yerleşik akreditasyon sahibi gazetecilerin  herhangi bir sorun yaşamaması için özellikle benim de takip ettiğim, izlediğim  bir şekilde bu oturum izinlerinden sorumlu olan Göç İdaresi Genel Müdürlüğüyle  yakın temas ve iş birliği halindedir. Burada bir sorun veya mağduriyet yaşanması  da söz konusu değildir. Özellikle basın özgürlüğü konusundaki hassasiyetimi zaten  bilenler bilir ve İletişim Başkanım da bu konularda hassastır."
 
 AB'nin destek sözü
 
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenli bölge konusundaki donörler çağrısının  hatırlatılması üzerine, "Şu an itibarıyla biliyorsunuz AB'nin bize 6 milyar avro  destek sözü vardı. İki taksitte, üç artı üç şeklinde olacaktı. Şu an itibarıyla  bu 3 milyar avro bile tamamıyla bu uluslararası STK'lara verilmiş değil. Bu para  bizim milli bütçemize girmiyor. İkinci gelecek olan 3 milyar avro da bizim milli  bütçemize girmeyecek yine uluslararası STK'lar vasıtasıyla STK'lara gelecek.  Bizim harcamamız ise 40 milyar doları şu anda geçmiş durumda. Burada tek olumlu  yaklaşımı ben Sayın Şansölye'den aldım. Şimdi para, para demekle cebe girmiyor,  kasaya da girmiyor ama para geldiği zaman biz de tabii Sayın Şansölye'ye  teşekkürü de kesinlikle yapmasını biliriz." ifadelerini kullandı.  Erdoğan, kendisinden sonra Merkel'e soru yöneltirken "Başbakan"  ifadesini kullanan gazeteciyi de "Şansölye" diye hitap etmesi konusunda uyardı.
 
"Berlin sürecine gelen ülkelerin Hafter'e yüz vermemesi lazım"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Libya'da alınacak önlemlerle  ilgili soru üzerine, her şeyden önce Hafter'in bu  55 maddeyi kabul ettiği veya  ateşkesi kabul ettiğine  inanmadığını söyledi.  Dün ve evvelsi gün Hafter'in aynı şekilde Mitiga Havalimanı'nı  bombaladığını ve bunu sürdürdüğünü vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Durmuş değil. Bu ne demektir: 'Ben ateşkesi kabul etmiyorum, kabul  etmedim.' demektir. Serrac ise Hafter'in yaptığıyla aynen ona mukabelede  bulunmuyor. Burası çok önemli. Güvenilir bir yanı yok. Az önce dedim ya, imzası  da yok. Mitiga Havalimanı'nı adam bombaladı. Oraya 11 füze attı. Bunların hepsi  tespitli. Bunlar tespitli olduğuna göre Berlin sürecine gelen ülkelerin aynı  şekilde bu adama artık yüz vermemesi lazım. Ben görüşme yapmam. Niye? Eğer ben  bir devletin başıysam, masaya oturup imza attığımız bir anlaşmaya uymayan kişi  için kalkıp da ben bu adama yüz vermem. Temenni ederim ki o masanın etrafında  oturanlar da burada 55 maddelik bir anlaşma imzalandı, Hafter'in orada imzası yok  ama Serrac imzaladı. Bu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine gönderilecek ama  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine gönderilecek olan bu 55 maddelik metinde  Hafter'in imzası yine yok. 'Ben ateşkesi kabul ettim'. Hem öyle diyeceksin ve iki  gün sonra da Mitiga Havalimanı'nı bombalayacaksın. Şimdi biz buna nasıl inanalım,  nasıl güvenelim. Benim devlet yönetim anlayışım, uluslararası siyaset anlayışım  bu."
Suriye konusunda şubat ayında bir liderler zirvesi olup olmayacağına  ilişkin soru üzerine Erdoğan, o toplantıyı belki marta kaydırma durumunun  olabileceğini söyledi.Erdoğan, mültecilere yardımda Almanya'nın bot konusunda İçişleri  Bakanlığına belli bir desteğinin ayrıca olduğunu, briket barakalar noktasında  gerekli desteklerin de Almanya tarafından sağlanacağını ifade ederek, Merkel'e  teşekkür etti. Basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Dışişleri  Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, İletişim  Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Güvenlik ve Dış Politikalar  Kurulu Başkan Vekili İbrahim Kalın, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile AKPM Türk  Delegasyon Başkanı ve Türk-Alman Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Akif  Çağatay Kılıç da salonda yer aldı.
 
Almanya Başbakanı Angela Merkel,  Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede, İdlib'deki insani durumu  ele alındıklarını dile getiren Merkel, bu kişilerin çadırlarda kış mevsimini  geçirmeye çalıştıklarını ve zor şartlarda yaşadıklarını kaydetti. Merkel,  "İdlib'den kaçanların insani durumunu düzeltmek için maddi katkıya hazır  olduğumuzu söyledik." ifadesini kullandı.  Merkel, bu kişilere daha sağlam barınma imkanları sağlamanın önemine  dikkati çekti.
 
"Berlin'de kabul edilen maddeler BMGK'de onaylanacak"
 
 Merkel, görüşmelerde Libya meselesinin de gündeme geldiğine işaret  ederek, "(BM'nin Libya Özel Temsilcisi Ghassan) Salame'nin girişimleriyle askeri  komitenin tekrar bir araya gelmesi söz konusu. Libya'da kırılgan ateşkesin sağlam  bir ateşkese dönüşmesi için çaba harcanması gerekiyor." diye konuştu.  Bu süreç konusunda Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki meşru Ulusal  Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac'ın da açık olması ve sürece  katkı sağlamasının çok önemli olduğuna dikkati çeken Merkel, Libya'nın  doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter tarafından da olumlu  adımların atılması ümidini dile getirdi.   Libya konusunda Almanya'da düzenlenen Berlin Konferansı'nda alınan  kararlara ilişkin Merkel, ateşkesin yer yer ihlal edildiğini belirterek, şöyle  devam etti:  "Şu anda önemli olan askeri komitenin toplanması. Bu anlaşmanın ve  sonuç bildirgesinin ötesinde Salame'ye komitenin üyeleri, önerilen isimler  bildirildi. Ben tabii ki bütün çatışmaların hemen sonlanacağını beklemiyordum. Şu  anda çok kırılgan bir denge var. Tarafların 55 maddeyi kabul etmeleri çok  önemliydi. Aslında bu maddelere uyulması zor bir süreç. Almanya olarak biz yoğun  şekilde bu süreci takip ediyoruz ve toplantıdaki diğer ülkeler de gerginliğin  tırmanmaması için ellerinden geleni yapacaklarını ifade ettiler. Bu 55 madde  toplantıya katılanlar tarafından kabul edildi ve daha sonra BM Güvenlik  Konseyinde onaylanacak. Serrac ateşkesi de kabul etti. Hafter sadece ateşkesi  kabul etti ve askeri komite için isim bildirdi. İlk hedef şu ana kadar  taraflardan birine destek verenlerin bir araya gelmesiydi."
  
 Suriyelilere destek verilecek
 
  Merkel, İdlib’den kaçan Suriyelilere yardım hakkında, "AB'nin  mülteciler konusunda 3 artı 3 milyar avroluk desteğin dışında destek vereceğini  düşünüyorum." dedi. Şu anki siyasi durumda kısa vadede İdlib’den kaçanların geri  dönmesinin söz konusu olmadığını belirten Merkel, "Biz burada destek vermeye  hazırız. Özellikle İdlib’den Türkiye’ye doğru kaçanlar çadırlarda kış mevsimini  geçirmeye çalışıyor. Onlar için Kızılay ile sabit barınaklar, binaların yapılması  söz konusuymuş. Bu çabalar için Almanya olarak destek vermememiz mümkün  olabilir." diye konuştu. Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Alman vatandaşı olan, yurt dışına çıkış  yasağı bulunan veya tutuklu Alman vatandaşların durumlarında ilerleme sağlanması  için görüşme niyetinde olduklarını aktardıklarını belirten Merkel, Türkiye'de  görev yapan ülkesine mensup gazetecilerin akreditasyonlarının en kısa sürede  verilmesi konusunu da ele aldıklarını bildirdi.   Angela Merkel, yasa dışı insan kaçakçılığı meselesine ilişkin de  "sahil güvenliği" konusunda Almanya'nın bazı maddi desteğinin olacağını kaydetti. Görüşmelerde, Suriye'deki siyasi konuların gündeme geldiğine işaret  eden Merkel, "(BM Suriye Özel Temsilcisi Geir) Pedersen'ın başlattığı bu sürecin  devam etmesi gerektiğini düşündük. Fransa Cumhurbaşkanı (Emmanuel Macron) ile de  bir araya gelinmişti. Bu tür görüşmelerin bu yılın ilk çeyreğinde devam etmesi  gerektiğini ifade ettik." dedi.
 
"Türkiye ve Almanya Gümrük Birliği'nin ilerlemesini istiyor"
 
Merkel, Almanya'nın temmuzda AB dönem başkanı olduktan sonra  Türkiye'nin AB sürecine desteğinin nasıl olacağına yönelik soruyu yanıtlarken  Türkiye ve Almanya'nın Gümrük Birliği'nin ilerlemesini istediğini, Yunanistan ve  Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin farklı görüşlerde olduğunu söyledi. Başbakan Merkel, "Böyle bir adım attığımızda AB nezdinde herkesin  hemfikir olması gerekiyor. AB dönem başkanlığımızda ilerleme kaydedilmesi için  elimizden geleni yapacağız. Mali desteklerin devamı konusunda da elimizden geleni  yapacağız. Çünkü bu yardımlar doğrudan mültecilerin yararına kullanılıyor." dedi.  Öte yandan Merkel, iki ülkenin içişleri bakanlarının insan  kaçakçılarının faaliyetlerinin önlenmesi için görüşmelerinin süreceğini belirtti.
 
Almanya'daki FETÖ mensupları
 
    Merkel, Almanya'da bulunan terör örgütü FETÖ mensupları hakkındaki  soru üzerine şunları söyledi:  "Türkiye'den veya başka bir ülkeden iltica talebi olan kişiler  olduğunda bu başvurulara Almanya'daki bağımsız mahkemeler bu konuda karar  veriyor. Biz devlet olarak kimseyi, örneğin bir darbe teşebbüsüne katılmış olan  birini desteklemiyoruz. Biz bağımsız mahkemelerimizin kararlarına saygı duymak  zorundayız. Tabii ki bazen fikir ayrılıkları oluyor fakat biz mahkeme kararlarını  saygı duymak zorundayız."