Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan üniversite öğrencilerine burs müjdesi!

AA |  18 Eylül 2019 Çarşamba - 11:49 | Son Güncelleme : 18 09 2019 - 14:13

Cumhurbaşkanı Erdoğan; "Kredi veya burs olarak lisans öğrencilerimize aylık 500 lira ödüyoruz. Şimdi yeni tabii bir zam daha gelecek." açıklamasında bulunarak üniversite öğrencileriyle ilgili müjdeyi verdi.


Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen  Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni'nde bir konuşma yaptı.

Konuşmasına 2019-2020 akademik yılının hayırlara vesile olmasını  dileyerek başlayan Erdoğan, yeni akademik yılda hocalara ve öğrencilere başarı  temennisinde bulundu.

Bireysel ve kurumsal başarı ödüllerine layık görülen bilim insanları  ve üniversiteleri de tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en büyük adaletsizliğin  eğitim öğretim hayatındaki adaletsizlik olduğunu belirterek, bu adaletsizliğin  telafisinin çok zor olduğunu kaydetti.

Erdoğan, bunun için göreve geldikleri günden beri öncelikle eğitim  öğretim konusunda mümkün olan en iyi imkanları sağlamanın gayreti içinde  olduklarını vurguladı.

Niyazi Mısri'nin "Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş,  burhan aradım aslıma aslım bana burhan imiş." mısralarını paylaşan Erdoğan,  sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz de dertlerimize dermanı kendi içimizde aradık. Öncelikle 12  yıllık zorunlu eğitimi 4 4 4 sistemine dönüştürerek çocuklarımızın ve  ailelerimizin tercih seçeneklerini genişlettik. Buna ilave olarak okul öncesi  eğitimi hızla yaygınlaştırıyoruz. Üniversiteye girişteki katsayı  adaletsizliklerini ortadan kaldırarak her öğrencimizin yarışa aynı şartlarda  başlamasını sağladık. Milletimizin talebi doğrultusunda Kur'an-ı Kerim ve siyer-i  nebi derslerinin tüm ortaokullarda seçmeli olarak alınabilmesini temin ettik.  Yükseköğrenim dahil eğitim öğretim bütçesini 10 milyar lira civarında aldık ve bu  rakamı içerisinde bulunduğumuz yıl itibarıyla 161 milyar liranın üzerine  çıkardık. 16 kat.

Derslik sayımızı 309 bin ilaveyle 577 bine yaklaştırdık. Öğretmen  sayımızı 632 bin ilaveyle 937 binin üzerine yükselttik. Tüm okullarımızdaki  toplam sayısı 3 bini bile bulmayan spor salonu sayısını 10 bin 500'e  yaklaştırdık. Yine tüm okullarımızdaki laboratuvar sayısı 22 binin altındayken  bugün bu sayı 54 bini buldu. Hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm öğrencilerimizin ders  kitaplarını ücretsiz veriyoruz. Bir dönem evlatları kıyafetlerinden dolayı okula  alınmayan, üniversitelerinin kapılarında ikna odaları kurulan Türkiye'den bugünkü  demokratik, özgür ve bilim odaklı eğitim öğretim yapısına geldik."

"Hayatın kendisi gibi dinamik bir süreç"

Ülkenin yönetim sistemini değiştirirken en çok hassasiyet  gösterdikleri alanlardan birinin de eğitim ve öğretim olduğuna değinen Erdoğan,  Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurulan Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulunun bu  anlayışın bir ifadesi olduğunu bildirdi.

Elbette bütün sorunların, sıkıntıların bitmediğini, hayatın kendisi  gibi eğitim öğretim alanının da dinamik bir süreç olduğuna işaret eden Erdoğan,  konuşmasına şöyle devam etti:

"Dünyadaki gelişmelere, ülkemizin ihtiyaçlarına, milletimizin  taleplerine göre okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim öğretimin tüm  aşamalarında tedrici bir değişim şart. Önemli olan bu değişimi konunun tüm  taraflarının katılımı, katkısı ve kararıyla gerçekleştirebilmektir. Ama ülkemizin  eğitim öğretim alanında katettiği mesafeyi görmeden ve kabul etmeden diğer  konulara doğru şekilde odaklanamayız. Bunun için eğitim, öğretim meselesi  önümüzdeki dönemde de önceliklerimiz arasında ilk sırada yer almaya devam  edecektir. Akademisyenlerimizden, öğretmenlerimizden resmi ve özel eğitim öğretim  kurumları yöneticilerimizden başlayarak velilerimiz ve öğrencilerimiz dahil bu  konuda söyleyecek sözü olan herkese gönlümüz ve kulağımız açıktır. Nerede olursa  olsun ilmi aramayı emreden bir medeniyetin mensupları olarak ancak bu şekilde  hedeflerimize ulaşabileceğimize inanıyorum."

Türkiye'nin yüksek öğrenim alanında da özellikle son 17 yılda çok  büyük bir başarıya imza attığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, " Üniversite  sayısının 76'dan 207'ye, öğretim elemanı sayısının 70 binden 168 bine, öğrenci  sayısının 1,6 milyondan 8 milyona yükselmiş olması bu başarının en bariz  ifadesidir." dedi.

Almanya'da yükseköğrenim çağındaki öğrenci sayısının 3 milyon olduğunu  hatırlatan Erdoğan, "Bizde 8 milyon. Almanya'nın nüfusu bizim nüfusumuzla hemen  hemen aynı. Sayın Şansölye bunu öğrenince 'Ben bunu bilmiyordum' dedi. Nitelik  noktasında aşmamız gereken şüphesiz ki bir mesafe var ama dikkat edin öğretim  üyelerimizin de sayısını da sürekli artırıyoruz. Şimdi bizim arzumuz öğrencimizin  niteliğini artırırken şüphesiz ki hocalarımızın da niteliğinin artması ve  evlatlarına, öğrencilerine de o denli sahip çıkması gerekir ki biz hem  hocalarımızla hem de öğrencilerimizle ayrıca iftihar edelim. Bu adımı atabilir  miyiz atarız. Bu millet bunu da başarır." diye konuştu.

 

"İlk öğretimden itibaren tüm eğitim öğretim sisteminin adeta bir huni  biçiminde yükseköğrenime doğru aktığı bir iklimde Türkiye'nin bilim kalitesini  düşünebilmesi mümkün değil." diyen Erdoğan, öncelikle bu çarpık sistemi  değiştirerek, neredeyse isteyen her lise mezunu gencin yükseköğrenime devam  edebileceği bir alt yapı kurduklarını kaydetti.

Kendi lise çağında, üniversiteye girmedeki oranın onda bir olduğunu  şimdi neredeyse tamamının üniversiteye girebildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı  Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şimdi birileri şunu diyor, 'Girecek de ne olacak?' Çok şey olacak.  Allah'ın izniyle bu 8 milyon üniversiteli diyorum ya, işte bu 8 milyon  üniversiteli işi tam manasıyla kavradığı zaman... 'Efendim işte işsizlik var',  olabilir, her üniversiteyi bitirdiği zaman iş sahibi olacak diye de bir şey yok.  Bunu dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Ama bir de kendisi bunu ne yapacak,  üretecek. Bir de bu var. Bu imkanlarda ülke geliştikçe zaten zeminini hazırlamış  olacak. Her türlü yatırımda, istihdamda, ne olacak, yatırım istihdamla iç içe  bunu da birbiriyle teşvik edecek."

"Yavrularımızın ayağına getirmiş olduk"

Yaklaşık 13 yıl önce Türkiye'deki her şehre üniversite kurma kararı  aldıklarında bazı kişilerin kendilerini kıyasıya eleştirdiğini anımsatan Erdoğan,  bu kişilerin Ardahan, Bilecik, Rize, Burdur, Hakkari ve Karabük'te üniversite  olamayacağını söylediklerini belirtti.

Fakir fukara ve garip gurebanın Hakkari'den çocuğunu İstanbul'a,  Ankara'ya göndermesinin ve böyle bir imkanı yakalamasının mümkün olup olmadığını  soran Erdoğan, "Biz ne yaptık, evladını İstanbul'a göndermeyi değil, üniversiteyi  Hakkari'ye getirmek suretiyle müesseseleri, fiziki imkanları yavrularımızın  ayağına getirmiş olduk. Böylece ilim tedris etme noktasında imkanlar  ailelerimizin ayağına gelmiş oldu." dedi.

Bunun aynı zamanda maliyeti de yoğunluğu itibarıyla düşürdüğünü  vurgulayan Erdoğan, "Bundan dolayıdır ki bakıyorsunuz şimdi Güneydoğu'da birçok  ilimizde başarı oranı yükseldi. İlk sıralara giren öğrencilerimiz olmaya başladı  mı, oldu. Şimdi Şırnak'tan ilk derecede bakıyorsunuz öğrenci çıkabiliyor. Demek  ki imkanlar hazırlanırsa Şırnak'tan da, Iğdır'dan da Muş'tan da Hakkari'den de  çıkar. Ankara'sı, İstanbul'u, İzmir'i ile yarış edebilen öğrencilerimizi,  buralardan da çıkardığımızı görmek bize ayrıca bir mutluluk veriyor. Bu  evlatlarımızın, bu noktadaki kabiliyetinin, özellikle gayretleri ile nereye  ulaşabileceğinin en güzel ifadesidir." değerlendirmesinde bulundu.

"Bazı üniversitelerimiz hala beklediğimiz yere ulaşamamış"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm rektörlere ve özellikle yeni kurulan  üniversitelerin rektörlerine üstlendikleri görevin ağırlığını hatırlatarak, şöyle  devam etti:

"Her yerde olduğu gibi üniversitede de iyi bir yönetici, 4 yılda  kurumunu çeyrek asır ileriye taşıyabilir. Bu şekilde gerçekte takdire şayan  sıçramalar gerçekleştiren üniversitelerimiz olduğunu da biliyorum. Ancak bazı  üniversitelerimiz hala kendilerinden beklediğimiz yere ulaşamamış durumda.  Rektörlerimizden özellikle üniversitelerle şehri bütünleştirme konusunda çok daha  fazla gayret göstermelerini bekliyorum. Önümüzdeki dönemde rektör atamalarımızın  kriterlerini çok daha yükseğe çıkartacağımızı ve adayları akademik ve idari  bakımdan çok sıkı bir inceleme sürecinden geçireceğimizi de belirtmek istiyorum."

Erdoğan, üniversiteleri yaygınlaştırılırken öğrencilerin barınma ve  geçinme sorunlarını da unutmadıklarına işaret ederek, yurtların yatak  kapasitesini 677 bine çıkarttıklarını ve bunu önümüzdeki yıllarda 865 bine kadar  yükselteceklerini söyledi.

Öğrencilerin, evlerde yüksek kiralarla oturmasının da bir maliyet  analizi gerektirdiğine değinen Erdoğan, bundan dolayı da bu maliyetleri  düşürmenin gayreti içerisinde olacaklarını dile getirdi.

"Yurtlardaki eğitim-öğretim noktasında kalitenin daha yüksek olduğuna  inanıyorum." diyen Erdoğan, kendisinin de öğrenciyken yurt hayatını yaşadığını  hatırlattı.

Kendisinin üniversite çağında değil, İmam Hatip'te öğrenci iken yurda  girdiğini anlatan Erdoğan, "Oranın bize kazandırdıklarını her yönüyle çok iyi  biliyorum. Üniversitelerimizde de bunun çok çok isabetli olduğuna inanıyorum.  Nitekim az önce verdiğim rakamlarda bunun en açık ifadesi." dedi.

 

"Harç verildiği zaman kıyamet koparanlar şimdi nerede"

Öğrencilere verilen kredi ve burs desteklerine ilişkin de bilgi veren  Erdoğan, şöyle konuştu:

"Kredi veya burs olarak olarak lisans öğrencilerimize aylık  biliyorsunuz 500 lira ödüyoruz. Şimdi yeni bir zam daha gelecek. Yüksek lisans  öğrencilerimize bin lira, doktora öğrencilerimize  bin 500 lira veriyoruz. Bu  imkandan faydalanan öğrenci sayısı 1 milyon 613 bindir.  Harç filan var mı?  Kaldırdık mı, kaldırdık. Harç verildiği zaman kıyamet koparanlar acaba şimdi  nerede? Şimdi ortada yoklar. Ama biz devlet olarak milletimize karşı olan o  görevi de yerine getirdik. Üstelik Türkiye attığımız tüm bu tarihi adımlara  rağmen, nüfusa göre, üniversite sayısı bakımından hala oldukça mütevazi bir yerde  bulunuyor.

Uluslararası öğrenci sayımızın her geçen yıl artıyor olması  Türkiye'nin bu alanda da küresel bir marka olma yolunda ilerlediğine işaret  ediyor. Uluslararası öğrenci sayımız 15 bindi, şimdi 170 bine ulaştı. Aramızda  öğrencileri görüyorum uluslararası. Bu da tabii Türkiye'nin bu noktada dünyaya  nasıl açıldığının en güzel ispatı. Türkiye bursları yanında, kendi imkanlarıyla  çeşitli üniversitelerimize gelen öğrenci sayısındaki bu büyük yükseliş, ülkemizin  yüksek öğrenimdeki cazibesinin artığını da gösteriyor. Beklentimiz, ülkemizin  nitelikli yabancı öğretim elemanları için de cazip hale gelmesi, bir başka ifade  ile beyin göçünün çekim merkezlerinden biri durumuna dönüşmesidir."

"Verimlilik esasına dayalı bir eylem planını da hazırlamalıyız"

Recep Tayyip Erdoğan, Yükseköğretim Kurulunca her yıl yeniden  belirlenen Türkiye'nin bilim hayatının 100 öncelikli alanına yönelik doktoralı  insan kaynağı yetiştirilmesi projesinde 4 bin öğrenciye ulaşıldığı bilgisini  paylaşarak, yeni kalkınma planında bu projeyi daha da geliştirme ve genişletme  kararı aldıklarına dikkati çekti.

Yükseköğrenim alanını, yenilikçi bir anlayışla sürekli daha da ileriye  götürmek için hep birlikte çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan,  sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bilimsel araştırma projelerimizin ülkemizin ihtiyaçları ve hedefleri  ile uyumlu şekilde yürütülmesini Yükseköğrenim Kurulumuz nezdinde koordine  etmeliyiz. Üniversitelerimizin araştırma altyapılarına mükerrer yatırımlar  yaparak, kaynak israfına gitmelerinin önüne geçmek için de hemen bir envanter  çıkarmalı, verimlilik esasına dayalı bir eylem planını da hazırlamalıyız. Vakıf  üniversitelerimizin üzerlerine giderek, daha çok yapışan ticari kurum algısının  önüne geçmek için bilimsel araştırmalara daha çok yönelmelerini özellikle  sağlamalıyız. Bilhassa kalite odaklı gelişme için."

Bu üniversitelerin adlarının "vakıf" olduğunu ancak vakıf olmaktan  çıkıp, tamamen ticari çalıştıklarını belirten Erdoğan, "Vakıf dediğimiz zaman  farklı şeyler anlıyoruz. Öğrencisinin cebinden ne çıkacak o değil, tam aksine  vakıfta, ecdat nasıl tanımlıyor; 'Cebi hümayunundan ödemek suretiyle' diyor.  Şimdi de bizim vakıf üniversitelerinin patronları, kendi cebi hümayunlarından  değil, orayı doldurmak için gayret ediyorlar. Buna bakmamız lazım." ifadelerini  kullandı.

Tepeden tırnağa tüm kurumların misyonlarını ve işleyişlerini yeniden  gözden geçirmeleri gerektiğini anlatan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu kapsamda şu ana  kadar 160 üniversitemiz, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından değerlendirmeye  tabi tutulmuştur. Gerçekten önemli bir işleve sahip olduğuna inandığım  Yükseköğretim Kalite Kurulumuzun yapısını güçlendirmeli ve özellikle  bağımsızlığını tahkim etmeliyiz." dedi.

Her üniversitenin her alanda ve aynı standartta eğitim öğretim  veremeyeceği dikkate alındığında bu durumun kaçınılmaz olduğuna işaret eden  Erdoğan, "Üniversitelerimizi ihtisaslaşma yolunda ne kadar cesaretlendirirsek  buralara tahsis ettiğimiz kaynakların o derece verimli ve etkin  değerlendirileceğini düşünüyorum. Araştırma üniversiteleri ve bölgesel kalkınma  odaklı üniversiteler gibi girişimleri bu doğrultuda atılmış önemli adımlar olarak  görüyorum." diye konuştu.

Erdoğan, halen 10 ihtisas üniversitesi, 11 araştırma üniversitesi ve 5  de aday araştırma üniversitesi ile yürütülen çalışmaların bir an önce hedefine  ulaşması temennisinde bulundu.

 

"Birikim ve beceri sahibi yapacak yöntemler geliştirmeliyiz"

Türkiye'de eğitim öğretim imkanlarının genişlemesi, özellikle  üniversite mezunlarının sayısının artmasının yeni bir durumu da beraberinde  getirdiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yetişmiş insan gücümüzün sınırlı sayıda olduğu dönemlerde diploma ile  ehliyet aşağı yukarı eş anlamlıydı. Ama tüm evlatlarımızın artık bu imkana sahip  olduğu günümüzde diploma tek başına bir anlam ifade etmiyor. Geçmişin 'ne iş olsa  yaparım' istihzası ile bugünkü 'diplomalı ama işe yaramaz' dokundurması aynı  anlayışın ürünüdür.

Bilim elbette uzun soluklu ve sabırlı bir çalışma gerektirir ama  üniversiteye giden her öğrencimiz bilim adamı olamayacağına göre bunların reel  dünyada daha etkin karşılık bulmasını sağlamanın yollarını aramak durumundayız.  Bu bakımdan gençlerimizi sadece diploma değil aynı zamanda birikim ve beceri  sahibi yapacak yöntemler geliştirmeliyiz."

"OSB'lerde açılan meslek yüksekokulları önemli bir adım"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin üretken, rekabetçi ve istikrarlı  bir istihdam piyasasına kavuşmasını en az bu alandaki sayısal başarılar kadar  önemli gördüğünün altını çizdi.

Bu çerçevede mesleki eğitimin yeniden ele alınması ve gençler için  cazip hale getirilmesinin şart olduğunu belirten Erdoğan, "Organize Sanayi  Bölgelerinde açılan meslek yüksekokulları bu çerçevede önemli birer adımdır.  Meslek liseleri ve diğer meslek yüksekokulları için de benzer yöntemler  geliştirilmelidir. Aynı şekilde mühendislik ve fen bilimleri öğrencilerinin de  eğitim öğretim hayatlarını sektörle yakın ilişki içinde sürdürebilecekleri yollar  bulunmalıdır." dedi.

Erdoğan, özellikle gençlerin yoğun ilgi gösterdiği, kariyer uzmanlığı  olarak ifade edilen alanlardaki yeterlilik sınavlarında çıtanın giderek  yükseldiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hem kamuda hem özel sektörde açılan pozisyonlar için yapılan  tanımlarda diploma sadece bir faktör haline gelmiştir. Bu tür işleri ancak  yabancı dilden birikime ve beceriye kadar pek çok ilave şartın karşılanmasıyla  ulaşılabilmektedir. Üniversitelerimizdeki ihtisaslaşma bu ihtiyacın bir kısmını  karşılayabilir ancak asıl yapmamız gereken eğitim öğretim sistemimizi belki de  okul öncesinden başlayarak bir bütün olarak bu yönde değiştirmek olmalıdır.

Biz çocuklarımızın, gençlerimizin, milletimizin her bir ferdinin  zekasına, kabiliyetine, çalışkanlığına, üretkenliğine, azmine güveniyoruz.  Yapmamız gereken bu büyük potansiyeli eğitim öğretim yoluyla hem bireylerimizin  hem milletimizin hem devletimizin hayrına neticelere vesile olacak şekilde  eğitmek, yönlendirmektir. İnşallah hep birlikte bu meseleleri çok daha fazla  konuşacak, tartışacak ve hedeflerimize uygun şekilde başarıya ulaştıracağız."

"Suriye'deki krizin çözümü konusunda çok önemli kararlar aldık"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eğitim, sağlık, adalet, ulaştırma,  enerji gibi temel hizmet alanlarında Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarını,  atılımlarını gerçekleştirirken Türkiye'nin bekasını ilgilendiren kritik konularda  önemli mesafeler kat ettiklerini anlattı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İran Cumhurbaşkanı Hasan  Ruhani ile Astana platformunun 5. zirvesini Ankara'da gerçekleştirdiklerini  anımsatan Erdoğan, "Ankara Zirvesi'nde yaptığımız ikili ve üçlü görüşmelerde  Suriye'deki insani ve siyasi krizin çözümü konusunda çok önemli kararlar aldık.  Zirvenin en önemli kazanımlarından biri siyasi sürece yeni bir dinamizm  kazandıracak olan Anayasa Komitesi üyelerinin onaylanmasıdır. Böylece komitenin  oluşumundaki tüm pürüzler giderilmiştir. Bir diğer husus ise büyük bir göç  dalgası potansiyelini de içinde barındıran İdlib'deki sıkıntılı durumun en  azından bir parça rahatlamasını sağlayacak görüş birliğine varılmış olmasıdır."  değerlendirmesinde bulundu.

"Laf ola beri gele yok, icraat bekliyoruz"

"Suriye topraklarının dörtte birinden fazlasını işgal eden Fırat'ın  doğusundaki bölücü terör örgütüyle ilgili endişelerimizin muhataplarımız  tarafından da önemli ölçüde paylaşıldığını gördük." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan,  "Bu durum Amerika ile yürüttüğümüz güvenli bölge çalışmalarının bir an önce  sonuçlanmasını özellikle güçlendirdi. Zirve sırasında ve sonrasında yaptığımız  açıklamalarda ifade ettiğimiz gibi iki hafta içinde buradan bir sonuç çıkmazsa  kendi hareket planlarımızı devreye sokacağız. Avrupa ülkelerinden hem İdlib hem  Fırat'ın doğusu konusunda çok daha güçlü bir destek bekliyoruz. Artık laf bizi  doyurmuyor. Laf ola beri gele yok, icraat bekliyoruz." ifadesini kullandı.

"2 ile 3 milyon arasında sığınmacıyı iskan edebiliriz"

Erdoğan, 3 milyon 600 bin mülteciyi Türkiye'de ağırladıklarını  belirterek, "Dünyada bunun benzeri yok. Öyleyse Batı da bunun benzerini yapması  lazım. Şayet İdlib'de sükuneti hızla sağlamazsak bu bölgede yaşayan 4 milyon  insanın yükünü kaldıramayacağımızı açıkça söylüyoruz. Fırat'ın doğusunu güvenli  hale getirmek suretiyle buraya güvenli bölgenin derinliğine bağlı olarak 2 ile 3  milyon arasında halen ülkemizde ve Avrupa'da yaşayan Suriyeli sığınmacıyı iskan  edebiliriz." diye konuştu.

Her iki hususun Türkiye kadar Avrupa'yı da yakından ilgilendirdiğine  işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye'nin mücadelesine verilen desteğin samimiyeti ve boyutu bu  sorunların çözümüne veya derinleşmesine yol açacaktır. Biz kendi sınır  güvenliğimizi garantiye alma yanında özellikle Suriye'nin toprak bütünlüğü ve  siyasi birliği temelinde bir çözüm için samimi çaba göstermekten asla  vazgeçmedik. Buna karşılık bölgede etkinlik gösteren her ülkenin aynı tavır  içinde olmadığı da bir gerçektir. Ülkemizin yaklaşımı böylesine insani ve çözüm  odaklıyken hala önümüze külfet paylaşımından terör örgütlerine dirsek temaslarına  kadar her konuda engeller çıkartılmasını kabul edemeyiz. Önümüzdeki aylarda  yaşanacak gelişmeler, Suriye krizinin suhuletle mi çözüleceği, yoksa  derinleşeceği mi hususunda belirleyici olacaktır."

2019-2020 akademik yılının hocalara ve öğrencilere hayırlı olması  temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak hem kendi  güvenliğimiz hem de Suriyeli kardeşlerimizin geleceği için ilkeli ve aktif  tutumumuzu sonuna kadar devam ettirmekte kararlıyız. Yürüttüğümüz bu tarihi  mücadelede kamuoyumuzun tüm kesimleri gibi akademi dünyamızdan da destek  bekliyoruz." şeklinde konuştu.

NOTLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, bireysel ve kurumsal  olmak üzere iki kategorideki YÖK Üstün Başarı Ödülleri'ni sahiplerine verdi.

YÖK tarafından ilk kez 2017-2018 eğitim öğretim yılında hayata  geçirilen ve bu yıl üçüncüsü verilen ödüller, üniversitelerdeki bilimsel  araştırma ile gerçekleştirilen çalışmaları, projeleri, tezleri ve topluma hizmet  faaliyetlerini teşvik etmeyi amaçlıyor.

YÖK tarafından, bu yıl "Bireysel Ödüller" kapsamında "Yılın Doktora  Tez Ödülleri" doktora öğrencisi ve danışmanlarına verildi. Buna göre, Sosyal ve  Beşeri Bilimler Kategorisinde, "Otizmli Çocukların Sosyal İletişim Becerilerinin  Geliştirilmesi" alanında yaptıkları doktora teziyle Dr. Erkan Kurnaz ve tez  danışmanı Doç. Dr. Onur Kurt, ödül almaya hak kazandı.

"İçme Suyu Arıtımında Nano Gözenekli Membran Filtre Üretimi" alanında  yaptıkları doktora teziyle Dr. Reyhan Şengür Taşdemir ve tez danışmanları Prof.  Dr. İsmail Koyuncu ve Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara Fen ve Mühendislik  Bilimleri Kategorisinde ödül alırken, "Prostat Kanserinde Yeni Hücresel Bir  Mekanizmanın Aydınlatılması" alanında yaptıkları doktora teziyle Dr. Öğr. Üyesi  Yalçın Erzurumlu ve tez danışmanı Prof. Dr. Petek Ballar Kırmızıbayrak Sağlık  Bilimleri Kategorisi'nde ödülün sahibi oldu.

"Kurumsal Ödül" kapsamında da, "Kanser Tedavisinde Lazerli Fotodinamik  Terapi Yöntemi ve Toplumun Bilinçlendirilmesi" başlıklı başvurusu ile Sakarya  Uygulamalı Bilimler Üniversitesi'ne Topluma Hizmet Ödülü, "TRB1 Bölgesinin İklim  Değişikliğine Adaptasyonunda Yerel Kalkınma Dinamizmi" başlıklı başvurusu ile  Fırat Üniversitesi'ne "Yerel Kalkınmaya Katkı Ödülü", "ODTÜ - TUSAŞ Çok Hafif  Uçak (Very-Light Aircraft) Tasarım ve Geliştirme" başlıklı başvurusu ile Orta  Doğu Teknik Üniversitesi'ne "Üniversite-Sektör İş Birliği Ödülü" ve "Piri Reis  Üniversitesi ile Katar Silahlı Kuvvetleri Arasında 'Katar Deniz Harp Okulunun  İhdası' (Akademik Birimi Oluşturma) İş birliği" başlıklı projesi ile Piri Reis  Üniversitesi'ne "Uluslararası İş Birliği Ödülü" verildi.

YÖK Başkanı Saraç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Klasik Edebiyat Bilgisi"  isimli kitabını hediye etti.