Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

AA |  24 Ekim 2019 Perşembe - 15:48 | Son Güncelleme : 24 10 2019 - 18:17

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de bulunan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen "Kaymakamlık Kursu Kura Töreni"nde gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Rusya ile yapılan Suriye mutabakatı hakkında açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sınırımız taciz ediliyorsa gereğini yaparız" ifadesini kullandı.


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen 105. Dönem  Kaymakamlık Kursu Kura Töreni'nde katılımcılara hitap etti. Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan,  "Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne, milletin evine, bu gazi mekana hoş geldiniz."  ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kursu başarıyla tamamlayan 97 kaymakama görev yerlerinde ve  tüm meslek hayatlarında başarılar diledi. Mevzuat bilgisinden tecrübe paylaşımına, münazaradan etkili iletişime  kadar geniş bir alanı kapsayan eğitim sürecinin her bir kaymakamın gelişimine çok  ciddi katkı sağladığına inandığını belirten Erdoğan, yurt dışı dil eğitimi dahil  toplam 29 ay süren eğitim öğretim döneminin devletin kaymakamlık mesleğine  verdiği önemin bir işareti olduğunu vurguladı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "kaim" ile "makam" kelimelerinin birleşmesinden  oluşan "kaymakam" ifadesinin yönetim sisteminde temel devlet görevlerinden biri  olduğunu belirterek, "Kaymakam anayasamıza göre ilçelerde cumhurbaşkanı adına  görev yapan en yüksek devlet görevlisidir. Ülkemizdeki 81 vilayetimize bağlı 922  ilçenin her biri bizim gözümüzde değerlidir, kıymetlidir, en iyi hizmeti almaya  layıktır. İlçelerimizi mahalleleriyle, köyleriyle, buralarda yaşayan  vatandaşlarımızla ne kadar ileriye taşıyabilirsek ülkemizi de topyekün o derece  geliştirmiş, kalkındırmış oluruz. Bu hedefi inşallah sizlerle birlikte hayata  geçireceğiz." diye konuştu.
 
İlçe sınırları içindeki tüm iş ve işlemler ile hizmetlerden sorumlu  olan kaymakamlar çalışmalarında ne kadar başarılı olursa devletin de o derece güç  kazanacağına işaret eden Erdoğan, pek çok kurum gibi kaymakamlık müessesesinin de  Osmanlı Devleti'nden devralındığını hatırlattı.
 
"İSMİ UNUTULAN KAYMAKAN KENDİNİ SİGAYA ÇEKMELİ"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim gözümüzde başarılı kaymakam görev  yaptığı ilçeden ayrıldıktan sonra da uzun yıllar boyunca ismi hayırla yad edilen  kişidir. Görev süresi içinde varlığı ile yokluğu belli olmayan, ilçeden ayrılır  ayrılmaz da ismi unutulan kaymakam kendini sigaya çekmelidir. Sizlerin her  birinin Cumhurbaşkanı olarak şahsımı ilçenizde en iyi şekilde temsil  edeceğinizden, hayırla yad edilecek başarılara imza atacağınızdan şüphe  duymuyorum." ifadelerini kullandı.
 
"Ne istiyorum biliyor musunuz?" diye soran Erdoğan, sözlerini şöyle  sürdürdü:
 
"Kaymakamlarımız, bekar veya evli, şoförün yanına oturmalı, kamyonete  erzak mı koyacak, kışın kömür mü koyacak, hepsini yüklemeli ve ondan sonra da ev  ev dolaşmalı. Yani adeta bir Ömer gibi kapıyı çalmalı veya içeriden gelen sese  kulak vermeli. Kim geldi dendiğinde de 'kaymakam' denmeli. 'Kaim' dedik ya ve  kaymakam ondan sonra da hemen kolileri veya kış mevsimiyse kömürü, odunu vesaire  hemen oraya indirivermeli. Bununla siz Cumhurbaşkanınızın orada gören gözü, duyan  kulağı, konuşan dili olmalısınız. Bunu yapacağınıza inanıyorum, önce buna hazır  mıyız bu çok önemli."
 
 
"GEREKEN NEYSE ONU YAPMAYA MECBURUZ"
 
Kaymakamlar ile görev yaptıkları yerlerdeki kamu görevlileriyle  aralarında oluşan özlük hakları ayrışmasının giderilmesi için bakanlık tarafından  yürütülen çalışmanın tamamlanmak üzere olduğunu belirten Erdoğan, Cumhurbaşkanı  olarak daima yanlarında olacaklarının bilinmesini istediğini ifade etti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Milletimizin bu topraklardaki bin yıllık varlığının neredeyse her  günü mücadeleyle geçmiştir. İşte şimdi de yine uluslararası bir mücadelenin  içindeyiz değil mi? Yedi düvel adeta saldırıyor, biz de yedi düvele karşı dimdik  ayakta duruyoruz, ayakta durmaya devam edeceğiz. Kolay değil 911 kilometre sınır,  bu bağıranlar, çağıranlar, konuşanlar bunların hiçbirinin burada sınırı var mı?  Yok. Peki niye bunlar buralarla bu kadar ilgileniyor? Dert başka, onlara şimdi  girmeyeceğim, gündemimizde değil ama biz 911 kilometre sınırı olan Türkiye olarak  eğer taciz ediliyorsak buna karşı sessiz kalamayız, sessiz duramayız. Gereken  neyse onu yapmaya mecburuz, yaptık, yapıyoruz ve yapacağız. Her kazanımımızın  gerisinde çok büyük emek ve fedakarlık, her kaybımızın gerisinde çok büyük acı  vardır. Malazgirt'ten girip Viyana önlerine kadar giden sonra da Meriç Nehri'ne  kadar çekilmek zorunda kalan ecdadımız bu uzun tarihi süreç boyunca vakarlı  duruşundan asla taviz vermemiştir."
 
"DEMİR YUMRUĞUMUZU GÖSTERMEKTEN ASLA GERİ DURMADIK"  
 
Merhum Aliya İzzetbegoviç'in "Savaşı yenildiğimiz değil,  düşmanlarımıza benzediğimiz zaman kaybederiz." sözüyle ifade ettiği ilkenin daima  en önemli düsturları olduğuna vurgu yapan Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Gerçekten de millet olarak kazanırken de kaybederken de hep  inancımızın, medeniyetimizin, kültürümüzün vazettiği gibi davrandık. Bunun için  sadece 2. Dünya Savaşı'nda 50 milyon kişinin ölümünden sorumlu olanların bize  insanlık dersi vermeye kalkmalarını acı bir tebessümle karşılıyoruz. Ruanda'da  1,5 milyon insanı öldüreceksin, Cezayir'de bir o kadar insanı öldüreceksin ve  utanmadan, sıkılmadan bize insanlık dersi vermeye kalkacaksın, önce aynaya bir  bakın, kendinize bir bakın, neredesiniz? Ama bizde, bizim tarihimizde böyle bir  şey asla yok. Türkiye'nin bu insani yaklaşımını zaaf olarak değerlendirmeye  kalkanlara kadife eldivenimizin içindeki demir yumruğumuzu göstermekten de asla  geri durmadık, durmayacağız."
  
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde yaşananların bu hakikatler ışığında  değerlendirilmesi gerektiğine değinerek, "Küresel düzeyde bir yeniden yapılanma  sancılarının yaşandığı şu dönemin sembol mücadele alanı hiç şüphesiz az önce  ifade ettiğim gibi Suriye topraklarıdır. Biz Suriye krizi başladığı günden beri  bir yandan hayatlarını kurtarmaya çalışan masumlara kucak açarken diğer taraftan  sınırlarımızın güvenliğini sağlamanın çabası içinde olduk. Meselenin suhuletle  Suriye halkının özlemini duyduğu şekilde çözümü için rejimden bölgeye müdahil  olan güçlere kadar herkese çağrıda bulunduk çaba gösterdik." diye konuştu.
 
"GÜVENLİ BÖLGE BİZİM GÜNDEMİMİZE BUGÜN GİRMEDİ, OBAMA'NIN DÖNEMİNDE GİRDİ"
  
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2015 yılında Antalya'da yapılan G20 zirvesinde  tüm dünya liderlerine güvenli bölge dahil somut ve sonuç alıcı tekliflerde  bulunduklarını anımsatarak, şunları kaydetti:
 
"Güvenli bölge bizim gündemimize bugün girmedi, Obama'nın döneminde  girdi ve o zaman tüm dünya liderlerine söyledim, Sayın Obama ile orada yaptığımız  görüşmelerde bunu özellikle gündeme getirdim, çünkü ülkeme yönelik milyonlarca  insan iltica ediyordu. Biz bunu nereye kadar kaldıracağız? Hadi siz de gelin  elinizi taşın altına sokun dedik, hepsi lafta kaldı. Atalarımızın güzel bir lafı  var, ne diyorlar bize bunlar biliyor musunuz, 'dünyada hiçbir ülke sizin bu  yaptığınızı yapmadı.' Ya iyi güzel de bal bal demekle ağız tatlanmıyor, balı  getir de bir yiyelim, orada bunlar yoklar."
 
 
"BU GİDİŞ İYİ DEĞİL, İŞTE BREXIT"
 
Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nun Suriye'de uçuşa yasak bölge  teklifi yaptığını hatırlatan Erdoğan, "Biz bu teklifi, Suriye'nin dört bir  yanında yüz binlerce masum insan rejimin ve diğer güçlerin savaş uçaklarının  bombardımanlarının altında can verirken gündeme getirmiştik. Oluk oluk kanın  aktığı o günlerde kimse bu teklife dönüp bakmamıştı. Şimdi Türkiye, Suriye'yi  terör örgütlerinden temizleyip asıl sahiplerinin dönüşüne hazır hale getirirken  birden bu tür konular akla geliyor." ifadesini kullandı.
 
Avrupa Birliği'nin sonunun samimiyetsizliği ve iki yüzlülüğü yüzünden  geleceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu gidiş iyi değil, işte Brexit.  Bunlar durup dururken olmadı. Bunun için Avrupa'dan yükselen ve buram buram  riyakarlık kokan sözlerin bizim nezdimizde zerre kadar kıymeti yoktur. 'Kapıları  açarız' dediğimde tutuşuyorlar. Tutuşmayın, vakti saati gelince bu kapılar da  açılır. Hadi bakalım, yüz binleri bir de siz ağırlayın. Bu iş nasıl oluyormuş,  sizden de görelim. Paranız var, güçlüsünüz ama Yunanistan'a denizde 100-200 kişi  gidince hemen bizi arayıp, 'Adalara 100, 200, 300 gitti' diyorsunuz. Burada 4  milyon var, 4 milyon. Buna sesiniz çıkmıyor. Kararlıyız." diye konuştu.
 
"BÖLGE POLİTİKALARIMIZDA KÖKLÜ BİR DEĞİŞİM KARARI ALDIK"
 
Türkiye'nin yıllardır gösterdiği çabaya rağmen Suriye krizinin  çözülmek bir yana terör örgütü DEAŞ'ın da ortaya salınmasıyla iyice içinden  çıkılmaz bir hal aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Suriye'de faaliyet gösteren terör örgütlerinin bir süre sonra  doğrudan ülkemizi hedef aldıklarını da gördük. Bir yandan sınır bölgelerimizdeki  şehirlerimiz taciz edildi, bir yandan da büyükşehirlerimizdeki PKK ve DEAŞ canlı  bomba eylemleriyle canımızı yaktı. Bu saldırıların son 6 yılda ülkemizde ardı  ardına patlak veren pek çok hadisenin bir parçası olduğunu da biliyoruz.  Karşımızdaki bu tablo üzerine terörle mücadelemizde ve bağlantılı olarak bölge  politikalarımızda köklü bir değişim kararı aldık. Ülkemize yönelen terör  tehditlerini, sınırlarımızda ve sınırlarımız içinde değil doğrudan kaynağında  ortadan kaldırma stratejisine geçtik. Irak'tan Suriye'ye kadar Türkiye'ye yönelik  terör saldırılarının yaşandığı her yerde bu doğrultuda kritik adımlar attık.
 
İşte sizler de görev yerlerinize gittiğiniz andan itibaren her an  bunlarla karşı karşıya geleceksiniz. Terör örgütlerini inlerinde vurarak adeta  felç ettik. Yurt içinde de teröristlere göz açtırmadık. 15 Temmuz darbe  girişiminin hedeflerinden biri de Türkiye'nin terörle mücadeledeki bu etkili  stratejisini çökertmekti. Allah'ın yardımı ve milletimizin cesaretiyle darbe  girişimini başarısızlığa uğratarak bu büyük oyunun bir hamlesini de boşa  çıkarttık. Hemen ardından da Fırat Kalkanı Harekatı ile karşı cevabı verdik. Daha  sonra Zeytin Dalı Harekatı ile büyük planın bir ayağını daha kırdık. Bu bölgelere  geri dönen 365 bin sığınmacı Türkiye'nin Suriye'deki gerçekten insani  duyarlılıkla adımlar atan tek ülke olduğunu gösterdi. Tüm bu süreç, siyasi ve  diplomatik çabalarımızı kesintisiz sürdürmemize vesile oldu."
 
"SURİYE'NİN TOPRAKLARINDA GÖZÜMÜZ YOK"
 
İdlib'de Rusya ve İran'ın desteğiyle oluşturulan stabil durum  sayesinde yüz binlerce insanın hayatının kurtarıldığını ve milyonlarca insanın da  yerlerinden edilmesinin engellendiğini vurgulayan Erdoğan, "Suriye'nin toprak  bütünlüğüne ve siyasi birliğine olan saygımızı her fırsatta tekrarladık. Bizim  Suriye'nin topraklarında gözümüz yok, böyle bir şeyi de düşünmüyoruz. Şurada bir  inceliği de özellikle ifade edeyim, bizim Suriye'de de Türkiye'de de Kürt  kardeşlerimizle bir sorunumuz yok, bizim sorunumuz terör örgütlerinin ta  kendisiyledir." dedi.
 
Batılı devletlerin "Yatıyor kalkıyor Kürtler aşağı Kürtler yukarı"  dediklerini belirten Erdoğan, "Bizim Kürt kardeşlerimle bir işimiz yok, bizim  işimiz terör örgütleriyle. Hedefi saptırmayın. Böyle söyleyerek, terör  örgütlerinin adını vermeyerek Kürtler dediğiniz zaman Kürt kardeşlerimizi adeta  teröristler olarak vasıflandırmış oluyorsunuz. Bu yanlış bir şey, bunu çözmemiz  lazım. Zira ta İdris-i Bitlisi'den alınız Selahaddin-i Eyyubi'ye kadar bizler  Kürt kardeşlerimizle bu bölgede barış için adımlar attık. Bugün de öyleyiz, yarın  da öyle olacağız." ifadesini kullandı.
 
"DEVASA ÜLKELERİN LİDERLERİ, TERÖRİST BAŞLARINI YANLARINA ALIYOR"
 
Türkiye'nin, askeri seçeneği daima en son çare olarak gördüğünü  belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Türkiye, Barış Pınarı Harekatı aşamasına işte böyle bir sürecin  sonunda geldi. Afrin'i teröristlerden temizlediğimiz günden beri Fırat'ın  doğusundaki terör oluşumuna izin vermeyeceğimizi her platformda ve en yüksek  sesle belki yüzlerce defa anlattık. Bir şeye üzülüyoruz, o da nedir biliyor  musunuz? Devasa ülkelerin liderleri, bu teröristlerin başlarını yanlarına  alıyorlar, onlarla masaya oturuyorlar, onlarla bu sorunu çözmeye çalışıyorlar.
 
Bu ne menem iştir? Böyle bir şey olabilir mi? Teröristi muhatap olarak  karşınıza aldığınızda terörle mücadele olur mu? Uluslararası terörle mücadele  toplantılarını neden yapıyoruz? Bunlara prim veriyorsunuz, şımartıyorsunuz,  azdırıyorsunuz. Böyle yapa yapa zaten iş buraya geldi. Biz de diyoruz ki verilen  sözlerin tutulmaması halinde planlarımızı kendi imkanlarımızla hayata  geçireceğimizin altını çize çize ifade ediyoruz."
 
 
"TERÖR KORİDORUNU YIKIP GEÇMEK İÇİN KİMSEDEN İZİN ALMAYA İHTİYAÇ YOKTUR"
 
Barış Pınarı Harekatı'nda yaşanılan süreci anlatan Erdoğan,  Türkiye'nin Suriye ile ilgili uluslararası topluma çağrılarının karşılık  bulmadığına dikkati çekerek "Baktık ki kendimiz söyleyip kendimiz dinliyoruz.  Kolları sıvayarak 'Bismillah' diyerek harekatımızı başlattık." dedi.
 
Türkiye'nin siyasete ve diplomasiye olan saygısı gereği attığı her  adımdan önce muhataplarına niyetini ve hamlesini açıkça söylediğini ifade eden  Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Barış Pınarı Harekatı'na başlarken de buradaki muhatabımız olan  Amerika'yı gerektiği şekilde bilgilendirdik. Rusya'yı aynı şekilde  bilgilendirdik. İran'ı bilgilendirdik. Birleşmiş Milletler aynı şekilde  bilgilendirildi. Sonradan anlaşılıyor ki kendilerinden izin almak yerine sadece  bilgi vermemizden de bayağı rahatsız olmuşlar. Halbuki Türkiye'nin sınırları  boyunca oluşturulmak istenen bir terör koridorunu yıkıp geçmek için kimseden izin  almaya ihtiyaç yoktur."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bu kararlılığını sahada da gösterip 120 kilometre  genişlik ve 32 kilometre derinlikteki harekat bölgesinin 3'te 2'sine yakın  bölümünü sadece 9 günde ele geçirdiğini hatırlattı.
 
"KONTROLÜMÜZE GEÇEN ALAN 4 BİN 200 KİLOMETREKAREYE ULAŞTI"
 
Şu ana kadar Türkiye'nin bölgede kontrolüne geçen alanın büyüklüğünün  4 bin 220 kilometrekareye ulaştığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Elbette bu kolay bir başarı olmadı. Teröristlerin sınır şehirlerimize  attıkları havanlar ve füzeler sebebiyle 20 sivil insanımız hayatını kaybetti. 184  vatandaşımız da yaralandı. Suriye tarafında teröristlerle yaşanılan çatışmalarda  7 askerimiz bizimle birlikte mücadeleye katılan Suriye milli ordusundan 96  kardeşimiz de şehit oldu. Ayrıca 90 askerimiz ile 369 Suriye milli ordusu mensubu  kardeşimiz de yaralandı."
 
Türkiye'nin Suriye milli ordusu ile yaptığı iş birliğini eleştirenlere  tepki gösteren Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Hani şimdi içeriden birileri konuşuyor ya Suriye milli ordusu ile ne  işiniz var? Anladın mı şimdi ne işimizin olduğunu? Bak onlar benim Mehmedimi  yalnız bırakmayanlar. Onlarla beraber o arazide göğüs göğüse savaşanlar. Bunlar  ne siyasetin dilini bilirler ne arazinin dilini bilirler? Sadece konuşurlar. Ve  teröristlerin kayıpları da 795'i buldu. Barış Pınarı Harekatı'na uluslararası  alanda verilen tepkilerle ülkemizdeki kimi kesimlerin tutumları ileride ayrıca  uzun uzun üzerinde durulması ve değerlendirilmesi gereken bir konudur. İşin bu  kısmına şimdilik girmiyorum."
 
"NİHAYET MUHATAPLARIMIZ SESİMİZE KULAK VERDİ"
 
Erdoğan, harekat alanında ortaya çıkan bu tablo karşısında Türkiye'nin  muhataplarının nihayet sesine kulak verdiğini belirterek, şunları kaydetti:
 
"Ülkemize gelen Amerikan heyeti ile oturduk, konuştuk. Niyetimizi,  amacımızı ve hedefimizi açıkça belirttik. Sonuçta harekatımıza 120 saatlik bir  ara verilmesi halinde teröristlerin belirlediğimiz bölgenin dışarısına  çıkarılacağı sözünü aldık. Bunu da 13 maddelik bir mutabakat metni ile kamuoyuna  duyurduk.
Salı günü akşamı 22.00 itibarıyla sona eren bu sürenin bitiminde  Amerika tarafı bize tüm teröristlerin harekat bölgemizden çıktığının garantisini  yazılı olarak verdi. Şimdi askerlerimiz ve Suriye Milli Ordusu karış karış  harekat alanını tarıyor, tuzakları etkisiz hale getiriyor. Şayet bu arada  karşımıza teröristler çıkarsa onları tepelemek de en tabii hakkımızdır. Çünkü bu  yazılı kayda girmiştir."
 
Böylece Barış Pınarı Harekatı'nın başarıya ulaştırıldığının altını  çizen Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Resulayn ve Tel Abyad arasında güvenli hale getirdiğimiz bu alan  sınırlarımızı teröristlerden arındırma planımızın ilk aşamasını oluşturuyor. Bu  batıya doğru Tel Rıfat aşağıda Münbiç bunların hepsi bu planlamanın içinde var.  Terör örgütünün ve Amerika'nın telaşla attığı adımlar harekat bölgemizin dışında  ama asıl planımızın içinde kalan bölgelerde karmaşık bir durumun ortaya çıkmasına  yol açtı. Harekat alanımızın doğusundaki Kamışlı ile batısındaki Ayn El Arap  bölgesi hızla Rusya desteğindeki rejim güçlerinin kontrolüne bırakıldı. Aynı oyun  Münbiç bölgesinde de oynandı."
Türkiye'nin amacının sınırları boyunca terör örgütünden arındırılmış  bir bölge oluşturmak olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Karşımızdaki bu yeni duruma  göre yeni değerlendirmeler yaptık. Salı günü Rusya lideri Putin ile gerek ikili  gerekse heyetlerarası yaptığımız görüşmeler sonunda Fırat'ın doğusunda yer alıp  da harekat alanımız dışında kalan sınır bölgeleriyle ilgili bir mutabakata  vardık." diye konuştu.
 
Erdoğan, terör örgütünün sınırdan tamamen uzaklaştırılması konusundaki  uzlaşmayı içeren 10 maddelik mutabakatın da kamuoyuyla paylaşıldığını ifade  ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Buna göre terör örgütü mensupları dün 12.00'de başlamak üzere 150  saat içinde tıpkı Barış Pınarı Harekatı bölgesinde olduğu gibi sınırlarımızın 30  kilometre dışına çıkarılarak buralardan uzaklaştırılacaktır. Bu 30 kilometrelik  alanın ilk 10 kilometresi Kamışlı şehir merkezi hariç, Türkiye ve Rusya ortak  devriye bölgesi olacaktır. Belirlenen süre sonunda terör örgütü bölgeden tüm  unsurlarıyla uzaklaştırılabilirse bu mutabakat da başarıyla hayata geçirilmiş  olacaktır."
  
"TACİZ DEVAM EDERSE KENDİ HAREKAT PLANIMIZI HAYATA GEÇİRİRİZ"
 
Erdoğan, terör örgütünün bu bölgelerden Türkiye'yi taciz etmeyi  sürdürmesi halinde Türkiye'nin kendi harekat planını buralarda da hayata  geçirmeye devam edeceğini vurgulayarak, şunları söyledi:
 
"Fırat'ın doğusundaki yaklaşık 480 kilometrekarelik alanın 120  kilometrekaresini şu anda doğrudan kendimiz kontrol ediyoruz. Kalan kısmında  Rusya ile birlikte durumu kontrol altında tutma kararını verdik. Elbette her  anlaşma gibi Rusya ile vardığımız mutabakat da her iki tarafın özellikle  ulaşabilecekleri askeri şartları içeriyor. Türkiye'nin tavrı halen aynıdır."
 
Sınır boyunca ve Suriye toprakları içinde bölücü terör örgütünün  Türkiye'yi tehdit eden bir hakimiyet alanı kurmasına izin verilmeyeceğinin altını  çizen Erdoğan, "Zaten böyle bir durum herkesin üzerinde mutabık olduğu Suriye'nin  toprak bütünlüğü ilkesine de aykırıdır. Güvenli hale getirilen yerlerde  ülkemizden 1 ila 2 milyon arasında mültecinin geri dönüşünü sağlayacağız.  Uluslararası toplumun desteği ile yürüteceğimiz bu proje için hemen temaslara  başlıyoruz." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye halkının hayatını ve geleceğini bölge ile ilgili büyük planların mezesi olarak kullanmaya kalkanların karşısına önce biz dikileceğiz." dedi.
 
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen 105. Dönem Kaymakamlık Kursu Kura Töreni'nde katılımcılara hitap eden Erdoğan, Suriye konusunda asıl çözümün Suriye'deki tüm kesimlerin katılımıyla oluşturulacak yeni anayasanın teşkilinden ve buna göre yapılacak özgür seçimlerle şekillenecek yeni yönetimin iş başına gelmesinden geçtiğini, dolayısıyla 30 Ekim'de Cenevre'de yapılacak buluşmanın çok büyük önem arzettiğini söyledi.
 
Erdoğan, gerek Astana gerek Cenevre'de yürütülen görüşmelerin herkesin kabul edebileceği makul bir anlaşmayla sonuçlanması gerektiğine dikkati çekerek, "Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin sağlanması ancak bu sürecin başarısıyla mümkündür. Aksi takdirde ne Şam yönetimini kimse muhattap alır ne de ülkedeki kaos sona erer. Gerçekten derdi Suriye'nin ve Suriye halkının geleceği olan herkesin bu sürecin başarısı için gayret göstermesi şarttır." diye konuştu.
 
Yeni anayasa çalışmaları ve sonrasında ülkenin yeni yönetiminin belirlenmesi sürecinin Suriye konusundaki niyetlerin ortaya konacağı bir test olacağını belirten Erdoğan, "Türkiye olarak bizim bu konudaki samimiyetimizi ve gayretimizi kimse inkar edemez. Süreci terör örgütlerini veya rejimi kullanarak sabote etmeye kalkacak herkesi dünya kamuoyuna ifşa edeceğimizin bilinmesini istiyorum. Suriye halkının hayatını ve geleceğini bölge ile ilgili büyük planların mezesi olarak kullanmaya kalkanların karşısına önce biz dikileceğiz. Çünkü bu işin en büyük yükünü taşıyan biziz, en büyük bedeli ödeyen biziz." ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika ve Rusya ile varılan mutabakatların amacına ulaşmasının, PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerinin Türkiye sınırlarından başlayarak, Suriye topraklarındaki varlığının tamamen sona erdirilmesine bağlı olduğunun altını çizerek şöyle devam etti:
 
"Bunu muhataplarımıza da her fırsatta ifade ediyoruz. İster Amerika ister Rusya ister rejim isterse bir başka güç olsun, terör örgütlerinden herhangi birini, isim, bayrak veya üniforma değiştirerek yeniden karşımıza dikmeye kalkarlarsa biz bu oyuna gelmeyiz. Bu durumda hiç kimse kusura bakmasın, kendi bildiğimiz yolda ilerlemeye devam etmekten asla çekinmeyiz. Bu yolda ödeyeceğimiz bedelin büyüklüğünü de küçüklüğünü de asla hesap etmeyiz."
 
Erdoğan, geçmişte bu oyunun çok oynandığını ama gelinen noktada tüm dünyanın, PKK ile YPG'nin aynı örgüt olduğunu kabul ettiğini dile getiren Erdoğan, "Yine DEAŞ'ı, yıllarca PKK/YPG'yi koruyup, kollamanın bahanesi olarak görenler bugün aslında her iki örgütün tıpkı bir madalyonun iki yüzü gibi aynı amaca hizmet ettiğini de gördü. Uluslararası toplumun bunca vakittir iki terör örgütünün anlaşmalı şekilde kurguladığı bir şantajın oyuncağı haline dönüşmüş olması maalesef çok acıdır. Hele hele koca devletlerin bu trajik oyunu ciddi ciddi sahiplenmeye kalkmaları çok daha acıdır. Türkiye'nin 9 Ekim saat 16.00'da başlattığı Barış Pınarı Harekatı bu şantaj ve tiyatro sahnesini yıkmış, hakikatleri ortaya çıkarmıştır. Biz bu harekatta sadece kendi sınırlarımızı güvenlik altına almakla Suriyeli kardeşlerimizin önemli bir bölümüne ülkelerine geri dönüş imkanı sağlamakla kalmadık, aynı zamanda bu harekatla pek çok devlete ve kesime terör örgütlerinin kendilerini soktuğu cendereden kurtulma şansını da verdik." şeklinde konuştu.
 
"BARIŞ PINARI HAREKATI'YLA TAKKE DÜŞMÜŞ KEL GÖRÜLMÜŞTÜR"
 
Türkiye'yi hedef alan öfke selinin sebeplerinden birinin de bu gerçeğin ortaya çıkması olduğunu aktaran Erdoğan, çünkü Suriye'deki kaotik durumun uzunca bir süredir asıl niyetleri, asıl projeleri ve asıl hesapları gizlemenin örtüsü olarak kullanıldığını anlattı.
 
Özellikle Avrupalı ve Amerikalı politikacılardan rejime kadar pek çok kesimin kendi başarısızlıklarını, terör örgütünü perde yaparak, gözlerden saklama yoluna gittiğine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Şimdi gel gör ki bu teröristlere ev sahipliği yapan Amerika senatosunda, kongresindeki insanları görüyoruz. Ne zamandan beri siz teröristlerle bu kadar dost oldunuz ya? Buna nasıl bu şekilde el verirsiniz? Ama bunun bedelini öyle zaman gelir ki canınız yanar o zaman ödersiniz. Barış Pınarı Harekatı'yla tam manasıyla takke düşmüş kel görülmüştür. Türkiye'ye karşı öfke nöbetleri geçirenlere diyoruz ki artık bu oyun bitti. Gelin hep birlikte ülkelerimiz ve Suriye halkı için en iyisi, en doğrusu, en hayırlısı neyse onu yapacağımız yeni bir iklim oluşturalım. Türkiye'yi karşısına, terör örgütlerinin yanına alıp çıkacak ve bu işi karla sonuçlandırabilecek kimse yoktur. Buradan tüm dünyayı, demokrasi, hukuk devleti, insan hakları için PKK/YPG'nin en az DEAŞ kadar tehlikeli bir terör örgütü olduğunu görmeye, kabul etmeye ve tavır almaya davet ediyorum. İşte bunu başardığımız gün sadece Suriye'deki krizi çözmekle kalmaz, aynı zamanda dünyanın geleceği için de çok önemli bir kazanım sağlamış oluruz."
 
Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı ve ardından yaşanan sürecin bu yönde hayırlı neticelere tebdil olması temennisinde bulundu.
 
Bir kez daha yeni göreve başlayacak kaymakamları tebrik edip, gidecekleri ilçelerde başarılar dileyen Erdoğan, "İlçelerdeki vatandaşlarımızı da sakın ha makama kapanıp, camdan seyretmek suretiyle değil, onların kapısını çalmak suretiyle onlara misafir olmayı veya onları da siz makama davet etme gayretiyle bu süreci çalıştırın." ifadelerini kullandı.
 
Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, kursu ilk üçte bitiren kaymakamlara sertifikalarını takdim etti. Daha sonra kaymakamların atamaları kura çekme usulüyle gerçekleştirildi.