Cumhurbaşkanı Erdoğan saat verip uyardı!

AA |  22 Ekim 2019 Salı - 11:00 | Son Güncelleme : 22 10 2019 - 12:40

Cumhurbaşkanı Erdoğan; "9 Ekim'den bu yana 775 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Bu gece 22.00'de süre bitiyor. Amerika'nın ülkemize verdiği sözler tutulmazsa, harekatımızı kaldığı yerden bu sefer çok daha büyük bir kararlılıkla devam ettireceğiz. Şu ana kadar 700-800 kadar çekilme oldu, izini sürüyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyaretine katılmak üzere Rusya'nın Soçi  kentine hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda basın toplantısı düzenledi.
Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin'in daveti üzerine  Soçi'ye gideceğini ve ziyaretin gündemini Suriye'deki gelişmelerin oluşturacağını  belirten Erdoğan, bu vesileyle Putin'le ikili iş birliği ve diğer bölgesel  sorunları, gelişmeleri de ele alma fırsatını bulacaklarını anlattı. Rusya ile tesis edilen mekanizmalar sayesinde ilgili bakanların ve  kurumların sürekli temas halinde olduğuna değinen Erdoğan, bu kapsamda son olarak  milli paralarla ticareti kolaylaştıracak mutabakat muhtırasının imzalandığını,  ilişkileri karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde geliştirme iradesine  sahip olunduğuna dikkati çekti.
 
Barış Pınarı Harekatı ile Suriye sınırı boyunca bir terör koridoruna  izin verilmeyeceğinin altını çizen Erdoğan, "Daha önce ifade ettiğimiz gibi  harekatın iki temel hedefi bulunuyor. Bunlardan ilki 32 kilometre derinliğinde  444 kilometre Irak sınırından Cerablus'a olan bu bölgede tamamıyla terör  örgütlerinden temizlenmesidir." ifadesini kullandı. Şimdiye kadar 2 bin 200 kilometrekarelik alan teröristlerden  arındırıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Toplam 160 yerleşim biriminde kontrol sağlanmıştır. 9 Ekim'den bu  yana 775 terörist etkisiz hale getirilmiştir. 7 kahraman askerimiz, 79 Suriye  Milli Ordusu mensubu kardeşimiz ve 20 sivil vatandaşımız da terör örgütünün  saldırılarında şehit olmuştur. Bir kez daha aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet,  yaralılarımıza acil şifalar diliyorum."
 
"Güvenlik arttıkça gönüllü geri dönüşler de artacak"
 
 Amerika Birleşik Devletleri ile varılan mutabakata göre bölgedeki  teröristlerin çıkartılması için verilen sürenin bu gece 22.00'de biteceğini  hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti: "İlgili birimlerimiz sahada süreci çok yakından takip ediyor.  Amerika'nın ülkemize verdiği sözler tutulmazsa, harekatımızı kaldığı yerden bu  sefer büyük bir kararlılıkla devam ettireceğiz. Harekatın ikinci hedefi ise 8  yıldır ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimizin kendi topraklarına  gönüllü geri dönüşlerini sağlamaktır. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla  güvenli hale getirdiğimiz 4 bin kilometrelik karelik alana şimdiye kadar 365 bin  sığınmacı geri döndü. Suriye'nin kuzeyinde güvenlik arttıkça gönüllü geri  dönüşler de artacaktır.Barış Pınarı Harekatı ile güvenli hale getirilecek bölgede 1 milyon,  Rakka ve Deyrizor'un buna dahil edilmesi kaydıyla 2 milyon insan buralara  gönüllülük esasına dayalı olarak yerleştirilebilir ama bu uluslararası bir  donörler toplantısı gerçekleştirilmesi kaydıyla... Yani Türkiye'nin tek başına  yapabileceği bir şey değil. Tüm bunlarla ilgili maliyetleri çıkarttık,  planlarımızı yaptık, projelerimizi hazırladık. Hatta bunların bir kısmını da  Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda görüşme yaptığım 17 kadar lidere anlattık,  kitapçıkları takdim ettik."
 
"Suriye'nin istikrarı için ciddi çaba harcadık"
 
Barış Pınarı Harekatı'nın ardından gerekli adımların atılacağını  vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vicdan ve vizyon sahibi tüm ülkelerin  milyonlarca Suriyelinin vatan hasretini bitirecek bu önemli projeye destek  olmalarını bekliyoruz. Diğer türlü Türkiye, 8 yıldır tek başına taşıdığı yükü  daha fazla taşıyamaz. 'Komşuda yangın varken dumanı bize gelmesin' demek gerçekçi  bir yaklaşım değildir." diye konuştu. Suriye'nin içinden geçtiği kritik dönemde, Rusya ile tesis edilen  yakın iş birliğinin daha da artırılmasının hedeflendiğini belirten Erdoğan,  şunları kaydetti:  "Şimdiye kadar İran'ın da katkılarıyla sahada sükunetin sağlanması,  Suriye'nin istikrara kavuşması için çok ciddi çaba harcadık. Soçi Muhtırası'yla  İdlib'de büyük bir insani trajedinin önüne geçtik. 16 Eylül'deki Ankara Zirvesi  ise siyasi çözüm yolunda atılmış en büyük adımlardan biridir. Astana Platformu  kapsamındaki gayretlerimiz neticesinde hamdolsun geçen ay Anayasa Komitesinin  kuruluşunu sağladık. Komite, ilk toplantısını 30 Ekim'de Cenevre'de yapacak.  Barış Pınarı Harekatı'nın tüm bu çabalara pozitif ivme katacağına inanıyorum."
 
 "Türkiye ve Rusya, terörün her türlüsü ile mücadele noktasında  hemfikirdir." diyen Erdoğan, iki ülkenin de Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi  birliğinin korunması ilkesine sadık olduğunu belirtti.
 Barış Pınarı Harekatı'nın, Türkiye'nin güvenliği yanında Suriye'nin  toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini de garanti altına alacağına dikkati çeken  Erdoğan, "Harekatla Suriye'nin kuzeyinde, ülkemizin güneyinde bir terör koridoru  kurma planları boşa çıkartılmıştır. Suriye'nin geleceğinde, PKK/YPG gibi bölücü  terör örgütlerine yer yoktur, olmamalıdır. Rusya Federasyonu ile iş birliği  içinde bölgemizi ayrılıkçı terör belasından tamamen kurtarmayı ümit ediyoruz. Bu  anlayıştan hareketle değerli dostum Putin ile başta Fırat'ın doğusu olmak üzere  Suriye'nin kuzeyindeki güncel durumu istişare edeceğiz. Rejim unsurlarının  bulunduğu alanlardaki PKK/PYD/YPG mevcudiyetinin sonlandırılması için atılacak  adımları da görüşme fırsatını bulacağız. Ayrıca anayasa komitesinin sağlıklı  şekilde faaliyet göstermesi ve somut çalışmalar ortaya koyması için neler  yapabileceğimizi de görüşeceğiz." diye konuştu.
 
 Erdoğan, görüşmelerinde İdlib Muhtırasına riayetin sağlanmasına ve  İdlib'deki sükunetin korunmasına verdikleri önemi de gündeme getireceğini dile  getirerek, "Soçi'de gerçekleştireceğimiz temasların bizleri, Suriye ihtilafının  kalıcı biçimde çözümüne bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum. Ziyaretimizin  ülkelerimiz, bölgemiz ve bilhassa Suriye halkı için hayırlara vesile olmasını  Rabb'imden niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı.
 
"Bizim bu süreç içerisinde muhatabımız Fransa olmamıştır"
 
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Erdoğan, bir gazetecinin  Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un PKK/YPG'nin çekilme süresinin uzatılması  yönündeki ifadelerinin hatırlatılması üzerine şöyle konuştu: "Macron'dan şahsıma gelmiş böyle bir teklif yok. Macron zaten bu tür  şeyleri teröristlerle görüşüyor daha çok ve herhalde teröristlerin ona yaptığı  teklifi de dolaylı yönden bize aktarma yolunu seçmiştir. Dolayısıyla bizim bu  süreç içerisinde muhatabımız Fransa olmamıştır. Biz bu süreç içerisinde  görüşmelerimizi Amerika ile yürüttük. Amerika ile yaptığımız bu yürütmeden o da  şimdi kendine göre bir şeyler çıkarmanın herhalde gayreti içerisinde."
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahadaki son durum ve güvenli bölgeye destek  konusunda Avrupa, ABD veya Rusya'dan bir tavır olup olmadığına ilişkin soruya da  şu yanıtı verdi: "Bize düşen ön hazırlıkları yapmak suretiyle bütün bu bölge ile  ilgilenen ülkelere, 'biz dersimizi çalıştık, bak şimdi hep konuşuyorsunuz,  sürekli olarak bir şeyler ortaya atıyorsunuz, böyle kuru kuruya konuşmakla bu iş  olmaz. Eğer bu gelişmelerde samimiyetiniz varsa dürüstseniz, o zaman yapacağınız  bir şey var.' Nedir? Şu anda biz 8 yıldır Suriye'den kaçmak zorunda kalan bu  mültecileri ülkemizde ağırlıyoruz ve 40 milyar doların üzerinde bir harcama  yaptık. Avrupa Birliği verdiği sözü zaten tutmadı. 2015 ve şu ana kadar verilen o  da bizim milli bütçemize değil, uluslararası STK'lar vasıtasıyla Kızılay'ımıza,  AFAD'ımıza gelen rakam 3 milyar avro gibi bu civarda bir rakam. Burada da sözü  tutmadılar. Dolayısıyla şimdi atılacak adımda biz bir plan proje çalışması  yaptık."
 
Dünyada, aynı anda 4 milyon mülteci koruyan, misafir eden bir başka  ülke olmadığının altını çizen Erdoğan, bunu sadece Türkiye'nin yaptığını  vurguladı.
 
"2-3 hafta önce yine 400 kamyonla gönderilmiş silah, araç-gereç,  mühimmat var"
 
İnsani noktada laf söyleyenlerin çok olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu iş lafla olmuyor. Eğer dürüstseniz, samimiyseniz, buraya 30 bini  aşkın tırla araç gereç silah mühimmat getirdiniz. Şu anda biz bu silahların  depolandığı yerleri de tespit ettik ve bu silahlar ne yazık ki son görüşme  yaptığımız Amerika tarafından buraya gönderildi. Daha kim bilir nerelerden neler  çıkacak? Binlerce kargo uçağı ile yine buraya gelen silah, mühimmat, araç-gereç  var. Daha 2-3 hafta önce yine 400 kamyonla gönderilmiş silah, araç-gereç,  mühimmat var. Şimdi ben soruyorum; yani burada bir terör devleti kurulacak. Böyle  bir devletinin kurulmasına Türkiye olarak biz müsaade mi edelim? İki, bu atılan  adımların tamamı da Suriye'nin bölünmesine yöneliktir. Biz buna müsaade mi  edelim? Biz tam aksine Suriye'nin toprak bütünlüğüne taraftarız, bunu savunuyoruz  ama diğerlerinin böyle bir durumu yok. Biz bu kararlılığımızı şu ana kadar nasıl  sürdürdüysek, bundan sonra da aynı şekilde sürdüreceğiz."
 
"Bunların tamamı çıkacak, çıkmadan bu süreç bitmez"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK/YPG'nin çekilmesine ilişkin olarak da "Şu  anda çekilme devam ediyor ve az önce de Savunma Bakanımdan aldığım son bilgilerle  de şu an itibarıyla 700- 800 kadar bir çekilme söz konusu oldu. Diğer kalan 1200,  1300 kadar olanın da süratle çıkmaya devam ettiği, onların da çıkacağı  söyleniyor. Tabii biz bunların izni sürüyoruz, bunların tamamı çıkacak, çıkmadan  bu süreç bitmez." değerlendirmesinde bulundu. Rusya'nın Türkiye-ABD mutabakatına katılmasının beklenip beklenmediği  ve bu durum söz konusu olduğunda Rusya'dan ne gibi bir tavır beklendiğine ilişkin  soruyu da Erdoğan, şöyle yanıtladı: "Şu ana kadar tabii Rusya'nın bizim bu mutabakatımızla ilgili yapmış  oldukları açıklamalar hep olumlu ama biz şimdi onu da tabii burada yine Sayın  Putin ile ayrıca masaya yatıracağız, onu da ayrıca konuşacağız. Biliyorsunuz bu  süreçte en batıdan doğuya doğru yani Münbiç, öbür tarafta Aynu'l Arap, öbür  tarafta ise Kamışlı'ya kadar bu bölgede Rusya ve rejimin ortaklaşa attığı bazı  adımlar var, bunları da masaya yatırmak suretiyle bu çalışmayı sürdüreceğiz.  Temennim odur ki bu görüşmemizde gerek heyetler arası gerek ikili görüşmemizde  inşallah arzu ettiğimiz mutabakatı da sağlarız."
 
Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplayan Erdoğan, güvenli  bölge konusunda İran'dan gelen açıklamaların hatırlatılması üzerine şunları  söyledi:  "Önce tabii İran'dan gelen bazı açıklamalar gerçekten bende ciddi  manada üzüntüye sebep olmuştur. Aslında şöyle kısa süreli, yani bir 15-20 yıl  öncesine varıncaya kadar nükleer başlıklı silahlar konusunda Erdoğan'ın İran'la  ilgili takındığı tavrı tüm dünya bilir. Ve biz bütün bu tavrı her şeye rağmen  yaptık. Ama İran'dan maalesef bazı çatlak sesler çıkıyor. Sayın Ruhani'den değil,  Sayın Ruhani'nin yanındaki mesai arkadaşlarından ziyade, bazı çatlak sesler  çıkıyor. Tabii bunları başta Sayın Ruhani olmak üzere susturmaları gerekirdi. Bu,  başta şahsım olmak üzere tüm mesai arkadaşlarımı da ciddi manada rahatsız  etmektedir."
 
Erdoğan, Soçi Mutabakatı'nın üç taraf ülkesi olduğuna dikkati çekerek  sözlerini şöyle sürdürdü:
 "Burada Rusya var, Türkiye var, İran var. Biz bu süreci o zaman nasıl  yürüteceğiz? Astana üreci'nden başlayan ve şu anda da Soçi Mutabakatı ile devam  eden bu süreçte, buna ortaklık mı dersiniz, dayanışma mı dersiniz, ne derseniz  deyin, birbirine bu şekilde ihanet eder mi? Maalesef bu yapılanlar yanlıştır.  Doğru değildir. Bu süreçle ilgili olarak da ben doğrusu kendilerini ciddi manada  kınıyorum."
 Teröristlerin çekilirken silahlarını götürüp götürmediği şeklindeki  soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nasıl götürsünler onları zaten. Ancak  taşıyabildiklerini taşıyor, taşıyamadıkları zaten hepsi depolarda kalıyor.  Bunlarla ilgili olarak zaten biz de her türlü hazırlığımızı yaptık, yapıyoruz.  Tabii bunları buraya getirmek kolaydı da buradan çıkarmak o kadar kolay değil."  diye konuştu.
 
Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ABD'li muhatapları ile  sürdürdükleri görüşmelere işaret ederek şu değerlendirmelerde bulundu: "Tabi burada ağır silahlar var, hafifler var vesaire. Bütün bunlarla  ilgili biz, onlara söylediklerimizin yine arkasındayız. Nitekim Ankara'da Sayın  Pence'in, Sayın Pompeo'nun ve ondan önce gelen heyetin hepsiyle yapılan  görüşmelerde bu konular görüşüldü. Kararlılığımız aynen devam etmektedir.  Götürebildiklerini götürecekler, o ayrı bir konu ama kalanlarla da herhalde  bizler bu yaptığımız taramada bunları toparlayacağız."
 
Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı  Angela Merkel ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson'la dörtlü bir görüşmenin olup  olmayacağı yönündeki soru üzerine de şunları kaydetti: "Aslında böyle bir planlama yok. Fakat önceki gün Sayın Boris Johnson  ile bir görüşmemiz oldu. Bu görüşmede bu teklifi bana kendisi iletti. 'Böyle bir  görüşmeye ne dersiniz?' dedi. Ben de kendilerine 'Böyle bir görüşme yapılabilir.  Ama bunun için benim bir şartım var. Bu görüşme İstanbul'da olabilir. Veya bu  görüşme Şanlıurfa, Gaziantep, bu şehirlerimizin birinde olabilir.' dedim. Konuyla  ilgili olarak 'O zaman ben kendileriyle bir görüşeyim.' dedi. 'Görüştükten sonra  tekrar size döneceğim.' dedi. 'Alternatif bir şey istiyorsan o zaman 3-4 Aralık  tarihlerinde Londra'da NATO Liderler Zirvesi var. Liderler Zirvesi'nin öncesinde  veya sonrasında da böyle bir toplantıyı yapabiliriz.' dedik. Bu şekilde virgül  koyduk."