Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mücadele gedeceğiz...

AA |  20 Haziran 2019 Perşembe - 11:22 | Son Güncelleme : 20 06 2019 - 13:44

Türkiye'deki uluslararası medya mensuplarıyla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizlere hak, hukuk, özgürlük dersleri verenler Mısır halkının özgür iradesiyle yüzde 52 oyla seçtiği cumhurbaşkanının, darbe mahkemelerinde ölümüne sessiz kalsa da biz, sessiz kalamayız. Merhum Cemal Kaşıkçı cinayetinin unutulmasına nasıl rıza göstermemişsek Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin dramının da birileri tarafından unutturulmasına asla izin vermeyeceğiz. Uluslararası hukukun verdiği imkanları sonuna kadar kullanarak, meselenin aydınlığa kavuşturulması için mücadele edeceğiz" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'deki uluslararası basın kuruluşlarının  temsilcileriyle Dolmabahçe Ofisi'nde bir araya geldi.Yurt dışından Türkiye'ye gelen veya Türkiye merkezli olarak bölgesel  meseleleri takip eden basın mensuplarının, ilk fark ettiği hususlardan birinin  gündemin canlılığı olduğunu ifade eden Erdoğan, "Türkiye, hem içinde bulunduğu  bölge hem de iç siyasetinde yaşanan gelişmeler itibarıyla gerçekten de gündemi  oldukça yoğun bir ülkedir. Ülkemizin gündeminin bu kadar hareketli, bu kadar  çeşitli olmasının gerisinde tarihi, beşeri ve coğrafi pek çok sebep bulunuyor."   dedi.
 
Türkiye'nin, coğrafi olarak Asya, Avrupa ve Afrika kıtasının kalbinde  yer aldığını hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:"Sudan'dan Endonezya'ya, Orta Asya'dan Afrika'ya, Uzak Doğu'dan  Avrupa'ya uzanan çok geniş bir bölge ile kökü yüzyıllar öncesine giden derin  insani ve kültürel bağlarımız var. Daha bir kaç asır öncesine kadar Osmanlı'nın  idaresi altındaki topraklarda bugün 45 ülke, etki altındaki coğrafyanın tamamını  göz önüne aldığımızda 64 farklı devlet mevcut. Bunların çoğunda soydaşlarımız,  kardeş ve akraba topluluklarımız bulunuyor. Ayrıca 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa  başta olmak üzere, çeşitli ülkelere giden vatandaşlarımız da ciddi bir yekün  oluşturuyor.
 
Bugün yalnızca Avrupa ülkelerinde 5,5 milyon civarında Türkiye kökenli  kardeşimiz hayatlarını sürdürüyor. Dolayısıyla bizim ne Avrupa'daki ne Kuzey  Afrika'daki ne de Kafkasya, Balkanlar, Orta Asya'daki gelişmelere bigane kalmamız  mümkün değil. Hatta bunu Latin Amerika'ya kadar da sürdürebiliriz. Oralarda bile  Türkiye'den oralara göç eden vatandaşlarımızın olduğunu biliriz. Libyalı,  Yemenli, Mısırlı kardeşlerimizin sıkıntısı da bizim sıkıntımızdır. Orta Asya'daki  soydaşlarımızın dertleri, bizim de derdimizdir. Buradaki sorunlarla ilgilenirken  asla yayılmacı, müdahaleci bir anlayış içinde değiliz. Çünkü bizim, hiç kimsenin,  hiçbir ülkenin toprağında, egemenliğinde, içişlerinde gözümüz yok. Biz, öncelikle  kendi milli güvenliğimizi, kendi vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini sağlama  almaya, ardından da bölgemizin ve gönül coğrafyamızın istikrar, huzur ve iç  barışına katkı sunmaya çalışıyoruz."
 
Son 8 yılda 1 milyon insanın canına mal olan Suriye'deki zulme, bu  hassasiyetle çözüm yolları aradıklarını aktaran Erdoğan, Libya'daki krizi, Yemen'deki çatışmaları, Somali'deki istikrarsızlığı, Filistinli kardeşlerimizin  çilesini sonlandırmak için bu anlayışla mücadele ettiklerini, ilk kıble Kudüs-ü  Şerif'in hakkını da bunun için savunduklarını söyledi.
 
Batı'da yükselen İslam düşmanlığına, mülteci karşıtlığına, gün  geçtikçe veba gibi yayılan Neonazi terörüne bunun için dikkati çektiklerini dile getiren Erdoğan, terör örgütleriyle ilgili sergilenen çifte standarda bunun için  karşı çıktıklarını ifade etti.
 
Pazartesi günü Muhammed Mursi'nin vefatıyla bir kez daha gözler önüne  serilen Mısır'daki demokrasi katliamına yine bunun için tepki gösterdiklerini  vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Bizlere hak, hukuk, özgürlük dersleri verenler Mısır halkının özgür  iradesiyle yüzde 52 oyla seçtiği cumhurbaşkanının, darbe mahkemelerinde ölümüne  sessiz kalsa da biz, sessiz kalamayız. Merhum Cemal Kaşıkçı cinayetinin  unutulmasına nasıl rıza göstermemişsek Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin dramının  da birileri tarafından unutturulmasına asla izin vermeyeceğiz. Uluslararası  hukukun verdiği imkanları sonuna kadar kullanarak, meselenin aydınlığa  kavuşturulması için mücadele edeceğiz.
 
Darbecilerin yaptığı açıklamalar ne Mısır halkının ne de uluslararası  kamuoyunun vicdanını rahatlatmaktan uzaktır. Darbeci yönetim tarafından basın  yayın kuruluşlarına uygulanan abluka, şüpheleri daha da arttırmaktadır. Bir  ülkede seçimle gelen ilk cumhurbaşkanı 20-25 dakika can çekişiyor ve orada en  ufak bir müdahale yapılmıyor. Ailesi, bir vasiyetin yerine getirilmesini istiyor  'kendi köyüme gömülmek istiyorum' diyor ve ailesine naaşını vermiyorlar. Sadece  iki oğlu ile avukatları bu defin esnasında hazır bulunabiliyor. Böyle bir cinayet  olabilir mi? Sisi denilen kişi, şu anda Mısır'da böyle bir yöneticidir. Ben  kendisi için her zaman onu söylüyorum bir zalimdir ve bir demokrat değildir.  Gerçek manada bir demokrasinin neticesi iş başına gelmiş birisi değildir. Bizim  bu ifadelerimiz tabi gerek Sisi ve etrafındakileri, aynı zamanda dünyada da  onları sevenleri rahatsız edebilir. Ama önemli olan bu dünyada haklıların yanında  yer alanların buna nasıl baktığıdır."
 
Kaşıkçı cinayeti konusunda Türkiye'nin tutumunu haklı bulan BM'nin,  Mursi'nin şüpheli ölümünü muhakkak gündeme alacağını, sorumlulardan hesap  soracağına inandığını belirten Erdoğan, aynı şekilde uluslararası basının da  konunun üzerine cesaretle giderek, benzer acıların, benzer dramların, insanlık  adına yeni utanç sahnelerinin yaşanmasının önüne geçilmesi gerektiğini kaydetti.
 
Erdoğan, bu tarz olayların devletler, kurumlar, siyasetçiler ve tüm  insanlık için birer turnusol kağıdı olduğunu ifade etti.
 
"İNANDIRICILIĞINI KAYBETMİŞ MEDYANIN TOPLUMA FAYDASI OLMAZ"
 
Gazeteciliğin hakikat arayışı olduğunu, her gazetecinin aynı zamanda  bir araştırmacı olduğunu ifade eden Erdoğan, gazetecinin de doğruların peşindeki  insan olduğunu söyledi.
 
Erdoğan, yalan ve manipülatif haberlere tevessül etmenin muhatabına  saygısızlık olmasının yanı sıra bireyin doğru haber alma hakkını da ihlal etmek  olduğunu vurgulayarak, "Hepimizin üzerine titrediği medya özgürlüğü işte bunun  için vardır. İnandırıcılığı ve itibarını kaybetmiş bir medyanın açık söylüyorum,  ne topluma ne de insanlığa hiçbir faydası olamaz. Takipçileri nezdinde güven  erozyonuna uğrayan bir basın kuruluşu öncelikle o meslek mensupları için ağır bir  yüktür." diye konuştu.
Demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak nitelendirilen medyanın siyaseti  dizayn etmenin, muarızlarını imha etmenin bir aracı haline dönüştürülmemesi  gerektiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Biz basın yayın organlarının halk adına siyasetçileri denetlemesine,  milletin çıkarları için gözcülük yapmasına asla karşı çıkmadık, çıkmıyoruz. Bilakis denetim aracı olması gereken medyanın bir tahakküm aracına, siyaseti  kendi istekleri doğrultusunda biçimlendirme vasıtası haline dönüşmesine itiraz  ediyoruz. Biz seçilmişler üzerinde antidemokratik bir vesayet organı gibi hareket  eden kibirli, yanlı, art niyetli bir gazetecilik anlayışına karşı çıkıyoruz.
 
Gerçeklerin ortaya çıkması için kimi zaman canı pahasına görev yapan  basın emekçilerine saygımız sonsuzdur ancak hakikatin tecellisi için çalışmak  yerine tek gayesi iktidarı devirmek olan muhteris bir siyasetçi gibi davrananlara  da gazeteci gözüyle bakmıyoruz. Hele hele kalemini ve kamerasını terör  örgütlerinin emrine verenler bizim nezdimizde asla gazeteci olamazlar. Bizi sık  sık eleştirenlerin bilerek gözden kaçırdığı nokta işte burasıdır. Çoğu zaman  muhataplarımız gerçeği keşfetmek için değil zihinlerindeki kalıplara, ön  yargılara cevap bulma gayesiyle ülkemize bakıyorlar. Biz sizlerden ülkemizle  ilgili meselelere hakkaniyetle yaklaşmanızı, bize dair haberleri etik ilkeleri  çerçevesinde değerlendirmenizi rica ediyoruz."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, algının, olgunun önüne geçtiği böylesi bir  dönemde gazetecilerden sadece gerçeklerin önünde koşmasını beklediklerini dile getirerek, bugünkü toplantının birbirlerini daha iyi anlamalarına vesile  olacağına inandığını söyledi.Erdoğan, toplantıya katılan gazetecilere teşekkür etti. Toplantıya  uluslararası basın kuruluşlarından 30'a yakın temsilci katıldı.
 
Toplantıda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin  Altun, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal  ile Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Büyükelçi İbrahim Kalın da hazır bulundu.