Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tersane İstanbul projesi 60 bin kişiye istihdam sağlayacak

AA |  23 Şubat 2019 Cumartesi - 11:58 | Son Güncelleme : 23 02 2019 - 14:20

Tersane İstanbul'un temel atma töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,"Engellerle, sabotajlarla dolu uzun mücadelenin ardından bir hayali daha gerçekleştiriyoruz. Tersane İstanbul Projesi, İstanbul'u çok daha farklı konuma taşıyacak "dedi. Projenin detaylarını da açıklayan Erdoğan "Türkiye'nin çok önemli üç tane müzesi burada inşa edilecek. İlk defa bir Kadın Müzesi'ni burada olacak" ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beyoğlu Camikebir'deki Tersane İstanbul Temel Atma Töreni'nde  yaptığı konuşmada, çok heyecanlı olduğunu belirterek, "Zira bu mekanda  Camialtı'nda 6 yıl futbol oynadım. O zaman gençliğimin en önemli yılları burada  geçti. Tabii, buradan Binali bey de geçti. Şamil bey de geçti. Demek ki buranın  bir tılsımı var ve buradan geçenler de bir yerlere ulaşabiliyor." dedi. Bugün atılan temelin ülke adına hayırlara vesile olmasını dileyen  Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerle bu önemli günde bir arada olmaktan duyduğum  memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum. Bugün ülkemiz, İstanbul'umuz ve  Haliç'imiz adına gerçekten tarihi bir temel atma törenini icra ediyoruz.  Engellerle, sabotajlarla, provakasyonlarla dolu, uzun bir mücadelenin ardından  bir hayali daha gerçekleştiriyoruz." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tersane İstanbul Projesi'nin, İstanbul'u çok  farklı konuma taşıyacak bir proje olduğunu kaydederek, 238 bin metrekarelik  alanda yap-işlet-devlet modeliyle bu projeyi hayata geçirdiklerini anlattı. Proje kapsamında burada 2 adet 70 yat bağlama kapasiteli yat limanı,  toplam yatak sayısı 1200 olan 5 yıldızlı 3 otel inşa edileceğini aktaran Erdoğan,  ayrıca yine proje içinde Türkiye'nin çok önemli 3 müzesinin burada inşa  edileceğini söyledi.

 

"İlk defa bir Kadın Müzesi'ni burada inşa etmiş olacağız"

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu müzelerden birinin Sarıyer'de olan Sadberk  Hanım müzesi olacağını ve müzenin buraya taşınacağını ifade ederek, "Onun için de  Koç grubuna teşekkür ediyorum. Burada bir de Kadın Müzesi aynı şekilde inşallah  inşa edeceğiz. Zira ülkemiz bu yönde çok çok fakir. İlk defa bir Kadın Müzesi'ni  burada inşa etmiş olacağız. Bir üçüncü müze de yine Türk İslam Eserleri Müzesi  olarak yine burada inşa edilecek. Bunlarla birlikte ülkemizin müzeciliğine 3 müze  ile kültür hayatına katkıda bulunmuş olacağız." şeklinde konuştu.  Proje kapsamında, kültür merkezi, sergi alanı, tiyatro, sinema,  eğlence tesisleri ve 5 bin 700 araç kapasiteli kapalı otoparkın yer alacağını  belirten Erdoğan, apart ünite ve 100 bin metrekarelik açık yaşam alanı ile 80 bin  metrakere perakende alanının da bu projenin bir parçası olduğunu dile getirdi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine proje muhteviyatı içinde ofis binaları,  dükkanlar, lokantalar ile bin kişilik bir de cami bulunduğunu ifade ederek,  şunları söyledi: "Müştemilatıyla, muhtevasıyla, mimarisiyle, konumuyla şehrimize layık  bu projenin yatırım süresi tamamıyla 3 yıl ama kasım ayında inşallah ilk etabı  diyebileceğimiz bölümünü açmış olacağız. İşletme süresi 45 artı 4 yıl, 49 yıl  inşasıyla beraber. İhale bedeli 1 milyar 429 milyon lira olan Tersane İstanbul  Projesi'nden devlet sadece kira bedeli olarak toplam 1 milyar 346 milyon dolar  artı KDV geliri elde edecektir. Bunun yanında projenin Haliç ve İstanbul için  oluşturacağı katma değer ile ülkemizin kazancı daha da artacaktır. Proje yapım  aşamasında 4 bin kişilik, hizmete girmesiyle doğrudan 15 bin, dolaylı 45 bin  olmak üzere 60 bin insanımıza yeni istihdam sağlayacaktır. Tersane İstanbul  Projesi'nde tarihi ve tescilli yapılarla ilgili süreç de büyük bir hassasiyetle  yürütülüyor. SİT alanının tarihi değeri korunarak kentsel dönüşüm, sosyal dönüşüm  ve ekonomik dönüşüm bir arada gerçekleştiriliyor. İnşallah buraya yıllık  ortalama, yerli - yabancı 30 milyon ziyaretçi bekliyoruz. Proje, İstanbul'umuzun  marka değerini artırmakla kalmayacak. İnşallah Türkiye'nin turizm gelirine de  olumlu katkı yapacaktır. Böylece Haliç tamamlanınca Avrupa'nın en büyük bilim  merkezi olacak, Haliç, bilim merkezinin yanı sıra bölgenin güzelliğine güzellik  katacak muhteşem bir esere daha kavuşacaktır."
 
 "Nerede hayırlı bir iş var, karşısında CHP'yi görürsünüz"
 Haliç'in bu eserle çok farklı bir dönüşümü yaşadığını dile getiren  Erdoğan, şöyle devam etti: "Sizler, bu projenin ilk gündeme geldiği andan itibaren nelerle  karşılaştığını, nelere maruz kalındığını herhalde tam bilmiyorsunuz diye  düşünüyorum. Yine de ben kısa bir özetleme yapayım. Biz bu projenin ihalesini  yaklaşık 6 sene önce 2 Temmuz 2013'te, yer tahsisini de 8 Kasım 2013 tarihinde  yaptık. Temennimiz bu projeyi 4 yıl içinde, bitirip milletimizin hizmetine  sunmaktı. Ancak başını CHP'nin çektiği, aynı zihniyete mensup odaların da destek  verdiği engellemeleri sonucu projeyi uzun yıllar fiilen başlatamadık. CHP,  İstanbul'a ve diğer illerimize kazandırdığımız her yatırımda olduğu gibi bu  projede de soluğu hemen mahkemede aldı. Atatürk Kültür Merkezi'nde de aynısını  yaptılar.
 Aynı şeyi Harbiye Kongre Merkezi'nde de yaptılar. Çünkü bunların işi  hep engellemek. Nerede hayırlı bir iş var, karşısında CHP'yi görürsünüz. Yalan  yanlış bilgilerle, aslı astarı olmayan iddialarla o günden bugüne kadar projeye  mani olmak istediler. Gezi olaylarında İstanbul'un duvarlarını 'zulüm 1453'te  başladı' sloganlarıyla kirletenler sanki kendi yandaşları değilmiş gibi bize  tarih ve medeniyet dersi vermeye kalktılar. İşte şu anda bulunduğumuz mekan  İstanbul'un fethinde kadırgaların Haliç'e indiği mekandır. Bakınız nereden  nereye... Bir zihniyet, neyi iddia ediyor, biz ise neyi iddia ediyoruz. İşte biz,  şimdi o ecdadımızın kadırgaları indirdiği bu mahalde hamdolsun Tersane İstanbul'u  yeniden inşa ediyoruz."Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, projeye karşı çıkanların tüm  gayretlerine rağmen bir kez daha hedeflerine ulaşamadıklarını belirterek, "Fakat  şehrimize ve milletimize yaklaşık 6 sene bu projede kaybettirdiler. Aynısını da  AKM'de yaptılar. Orada da biz çok ciddi zaman kaybına uğradık. Ama isteseler de  istemeseler de işte Atatürk Kültür Merkezi'nin temelini bir opera binası olarak  attık. Şimdi de buranın temelini atıyoruz." diye konuştu.
 Böyle bir zaman kaybıyla da olsa bu projenin bu aşamaya gelmesini son  derece önemli gördüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Açıkçası  bugünkü şu manzara, Türkiye'de yegane varlık gayesi, hizmet - yatırım düşmanlığı  olan malum kesime verilmiş esaslı bir derstir. Bugün hep birlikte şahitlik  ettiğimiz şu tablo Türkiye'de eser siyasetinin yeni bir zaferidir. Hep söylerim,  Ziya Paşa'nın güzel bir beyiti vardır: 'Eşşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır  eseri'. Biz de bununla anılmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.

 

Projede karşılaştıkları zorluklarla ilk defa muhatap olmadıklarını  belirterek, şimdiye kadar ülkenin ve milletin yararına hangi adımı atmışlarsa,  hangi projeye "Bismillah" demişlerse burada şahit olduklarının katbekat fazlasını  yaşadıklarını söyledi. Asrın projesi Marmaray'ın engellenmeye çalışıldığını, Avrasya  Tüneli'nin daha proje aşamasındayken mahkemeye taşındığını, Yavuz Selim  Köprüsü'nden Yeni İstanbul Havalimanı'ndan kendilerini vazgeçirmek için sokak  olayları dahil her türlü provakasyonun denendiğini aktaran Erdoğan, bütün  bunlarla beraber yılmadıklarını, usanmadıklarını, yollarına devam ettiklerini  vurguladı.
Erdoğan, "Atatürk Kültür Merkezi'nin inşallah açılışını yaptığımızda,  bunlara biz 'Niye geldiniz?' demeyeceğiz, 'Hoş geldiniz.' diyeceğiz. Çünkü bizim  anlayışımız bu. Aynı şekilde Harbiye Kongre Merkezi'nde yine oradaki tiyatro  merkezini çok daha büyük olarak yaptık. Orada da biz onlara 'Niye geldiniz?  Burada niye siz eser sergiliyorsunuz?' demedik, 'Hoş geldiniz.' dedik. Niye?  Bizde dağıtmak yok, bizde toparlamak var. Yani Mevlana'nın anlayışıyla, gel ne  olursan ol yine gel, biz böyle diyoruz." şeklinde konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerini kötülemek için kurgu,  asparagas haberlerden bile medet umulduğunu, sadece yatırımlarda değil, hak ve  özgürlükleri genişletme konusunda da benzer bir tavrın sergilendiğini ifade  ederek, şunları kaydetti: "Her zaman yasakları, baskıları savundular. Darbe ve vesayet  odaklarının yanında saf tuttular. Milliyetçi Hareket Partisi ile hayata  geçirdiğimiz üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan anayasa değişikliğini  iptal ettirmek için Anayasa Mahkemesi'ne gittiler. 28 Şubat döneminde meslek  liselerinin ve imam hatip okullarının kapısına kilit vuran kesintisiz eğitim  düzenlemesine sahip çıktılar. 4 4 4 yasasının iptali için yine soluğu Anayasa  Mahkemesi'nde aldılar. Belediyecilerimizin veya belediyelerimizin öğrencilere  verdiği bursların iptalinden Anayasa değişikliklerine, Büyükşehir Yasası'ndan  yargı reformlarına, Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin inşasına kadar  millet, memleket hayrına ne iş varsa, bir yolunu bulup hepsini de sabote etmeye  kalktılar."
 
 "Bunların da ufku, kendi sığ dünya görüşlerinin ötesine geçmiyor"
 
 Erdoğan, "Herkesin ufku denizi kadardır. Bunların da ufku, kendi sığ  dünya görüşlerinin ötesine geçmiyor, geçemiyor. Bunlar engellemekten, yıkmaktan,  yakmaktan, yasaklamaktan başka bir şey bilmiyor." diyerek, konuşmasını şöyle  sürdürdü: "Bırakın asırlık, yarım, çeyrek asırlık projeler üretmeyi, yarına dair  inanın hiçbir tasavvurları yok. Ne 2023'e dair kanaatleri, ne 2053'e dair  hayalleri, ne de 2071'e dair vizyonları var. Yok. Türkiye'yi kalkındırmanın  değil, günü kurtarmanın hesabındalar. Sadece rant muslukları kesilmesin,  yolsuzluk düzenleri zarar görmesin, kafa konforları bozulmasın diye uğraşıyorlar.  Milli irade karşısındaki tutumları da farklı değil. Seçim kazanmanın değil, seçim  dönemlerini en az zararla atlatmanın hesabını yapıyorlar. 1994'ten önce  İstanbul'da olan, burayı ziyaret eden, İstanbul'da yaşayan kardeşlerim Haliç'in  eski halini gayet iyi hatırlarlar. Haliç'i adeta bir bataklık olarak teslim  almıştık. Çünkü hayatım benim bu Haliç'in kenarlarında geçti. Haliç'in içindeki o  bataklıkları iyi bilirim. Burada üç tane gemi hacizliydi. Ali İpar'a ait üç tane  gemi, birbirlerine bağlıydı ve biz o gemilerin arasından sandalla Kasımpaşa'dan  Fener'e gidip gelirdik. Zira benim okulum Fener'in üzerinde Çarşamba'daydı.  Kasımpaşa'dan oraya gider gelirdik."
O dönem Haliç'in su derinliği 50 santimetrenin altına kadar düştüğü  için kayık dahi yüzdürülemez hale geldiğini aktaran Erdoğan, sanayi tesislerinden  dökülen ve derelerden taşınan atıkların yol açtığı kirlilik yüzünden Haliç'te  suni adacıkların ortaya çıktığını söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kötü koku sebebiyle bölgeden geçmenin bile  mümkün olmadığına dikkate çekerek, "Hele Sütlüce... Sütlüce Mezbahanesi,  hatırlarsınız orada kesimler yapılıyordu. Orada her türlü sakatat işlemi  yapılıyordu. İşte şimdi bizim Haliç Kongre Merkezi olarak inşa ettiğimiz yer  maalesef öyleydi. Ama şu anda burada yapılanlar hangi güzellikleri ifa edecekse  aynen Sütlüce Kongre Merkezi'nin olduğu bölgeyi de biz sakatatçılardan aldık  bugünkü hale getirdik." diye konuştu.
 Pek çok kişinin Haliç'ten umudunu kestiğini aktaran Erdoğan, Belediye  Başkanı olduğu dönemde, buranın toprakla doldurularak yeşil alan haline  getirilmesini dahi teklif edenler olduğunu ifade etti.
 
 "Ülkemize ve milletimize kazandırdığımız eserlerle asla  yetinmiyoruz"
 
Erdoğan, "Biz Haliç'i kurtaracağız, yeniden o eski ihtişamlı günlerine  döndüreceğiz, burayı tekrar Altın Boynuz haline getireceğiz.' dedik ve kolları  sıvadık." diyerek, atık su arıtma tesisleri kurarak, Haliç'e atık su girişini  önlediklerini, Haliç'teki balçığı yine bir boru hattıyla bugünkü Alibeyköy'de  bulunan  Vialand'a taşıdıklarını aktardı. Derin borularla, İstanbul Boğazı'ndan Haliç'e günde 260 bin metreküp  su taşıdıklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: "Boğaz'ın suyunu oraya taşıdık. Niye? Su devir daimini iyi yapalım,  Haliç'teki kokuyu tamamen kaldıralım ve Haliç'i artık balık tutulur, hatta  yüzülür hale getirelim. Boğaz'dan Haliç'e deniz suyunu aktarabilmek için 5  kilometre tünel yaptık. Haliç'teki çözünmüş oksijen miktarını artırarak Haliç  suyunun yenilenmesi ve biyolojik çeşitliliğin artmasını sağladık. Aşama aşama  yaptığımız çalışmalarla Haliç yeniden hayat buldu. Hamdolsun Haliç temizlendi,  eski ihtişamına yeniden kavuştu. Şimdi İzmir'in Körfez'ine bakın. Körfez maalesef  kokudan geçilmiyor. Haliç'in eski hali neyse İzmir Körfezi'nin hali de bu. İşte  onun için diyoruz ki belediyecilik AK Parti'nin işidir ki biz İzmir'i de alalım  orayı da pırıl pırıl hale getirelim istiyoruz.
 
 
Burada şu noktanın altını özellikle çizmek istiyorum, şayet biz  muhalefete göre politikalarımızı belirleseydik emin olun hala Haliç kire,  bataklığa, pis kokulara mahkum olurdu. Şayet bunlara kendimizi konumlandırsaydık  bugün İstanbul'da hala çöp dağları altında insanlarımız Ümraniye'de olduğu gibi  ölüyor olacaktı. Şayet bunların dediklerine göre hareket etseydik ne Avrasya  Tüneli ne Marmaray ne Yeni Havalimanı olurdu. İnşallah şimdi Boğaz'ın üzerinde üç  katlı bir tüneli de yapacağız. Onu da halledeceğiz. Aynı şekilde ne Bolu, ne Ovit  tünelleri, ne de 30 tane yeni havalimanımız olurdu. Şayet biz o malum meslek  odalarının baskılarına boyun eğseydik bugün İstanbul hala üç 'Ç' yani çöp, çamur  ve çukur ile üç 'Y' yani yokluk, yolsuzluk ve yasaklara esir olurdu. Şayet biz  CHP'nin eleştirilerine prim verseydik bugün ülkemiz hala IMF'nin kapısında  tefecilere el açıyor olacaktı."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye'nin IMF'ye 23,5  milyar dolar borcu olduğunu hatırlatarak, borcun 2013'ün Mayıs ayında  sıfırlandığını ve artık Türkiye'nin IMF ile hiçbir ilgisinin kalmadığını söyledi. "Şayet biz her meselede ideolojilerin at gözlüğünden bakan bu  çapsızları dikkate alsaydık ne Türkiye'yi 3,5 kat büyütebilir, ne ihracatımızı 36  milyar dolardan 170 milyara ulaştırabilirdik." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
  "Aynı şekilde ne ülkemizi hızlı tren hatlarıyla, otoyollarla, duble  yollarlar, köprülerle ilmek ilmek dokuyabilir, ne de dünyanın en güçlü sosyal  devleti haline gelebilirdik. Gerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımız  döneminde gerekse Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığımız sırasında bu kifayetsizleri  asla nazarı dikkate almadık. Hiçbir zaman karşımızdakilerin çapsızlığı,  vizyonsuzluğu, basiretsizliğinin bizim istikametimizi belirlemesine müsaade  etmedik. Ülkemizin ihtiyaçları, milletimizin talepleri doğrultusunda kısa, orta  ve uzun vadeli planlarımızı yaptık, hamdolsun onları tek tek hayata geçirdik.  İstanbul'u ve Türkiye'yi son 17 yılda başarıdan başarıya işte bu şekilde taşıdık.  Yaptıklarıyla yetinenler unutmayın düş kuramayanlardır. Mevcutla iktifa edenler  geleceğe dair hayalleri ve hedefleri olmayanlardır. Ülkemize ve milletimize  kazandırdığımız eserlerle asla yetinmiyoruz. Geldiğimiz yeri, mevcut konumumuzu  asla yeterli görmedik, görmüyoruz."
 
 
Gelecek kuşaklara daha güzel, daha huzurlu, daha yeşil, daha temiz bir  İstanbul ve Türkiye bırakmak için gece gündüz koşturduklarını belirten Erdoğan, bugüne kadarki yatırımların hem Haliç'in hem de İstanbul'un çehresini  değiştirdiğini belirtti. Erdoğan, şöyle konuştu: "Tıpkı bir asır, iki asır önce olduğu gibi Haliç'i tekrar, İstanbul'un  incisi yaptık. Şimdi, yeni projelerle inşallah burayı bir üst lige çıkaracağız.  Haliç-Kemerburgaz-Karadeniz Sahili Dekovil Raylı Sistem Hattını hayata  geçireceğiz. Haliç bölgesinde aynı zamanda kuş parkı, doğa parkı ve açık hayvanat  bahçesi yapacağız. Karaköy'den Sünnet Köprüsü'ne kadar uzanan 7 kilometrelik  Haliç kıyısında yaya erişimini kolaylaştıran yeni bir düzenleme planlıyoruz.  Proje kapsamında bölgeye yeni yeşil alanlar, teknopark ve 7,5 kilometre  uzunluğunda bisiklet yolu kazandırmayı hedefliyoruz. 1994 öncesi sadece 2 arıtma  tesisi bulunan İstanbul'da atık sular yüzünden canlıların hayatı tehdit  altındaydı. Bugün ise atık sular ileri teknolojiye sahip 84 tesiste, park ve  bahçelerde kullanılabilecek şekilde arıtılıyor. İstanbul'un atık sularının yüzde  99'unu arıtır hale getirdik. Şimdi 14 atık su arıtma tesisi daha yapıyoruz.  İnşallah bunları da önümüzdeki dönemde hizmete alacağız."
 
İstanbul'da 1994 öncesinde derelerin 48 kilometresi ıslah edilmişken  bugün 513 kilometre dere ıslahına ulaştıklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam  etti:  "1994 öncesi sadece vahşi çöp depolama alanları bulunan İstanbul,  bugün 18 atık yönetim tesisiyle modern, temiz ve sağlıklı bir metropole dönüştü.  Günde 19 bin ton çöpü bertaraf ediyoruz. Organik atıktan inorganik atığa kadar  her yıl ortalama 20 bin ton kompost gübre üretip tabiattan geleni tekrar tabiata  gönderiyoruz. Bir zamanlar çöplerin bile toplanmadığı İstanbul'da bugün çöp  gazından elektrik enerjisi elde ediliyor. Bir yılda toplanan çöplerden 300 bin  hanenin yıllık ihtiyacını karşılayacak kadar elektrik üretiyoruz. Avrupa'nın en  büyük tesislerinden biri olacak Kemerburgaz Katı Atık Yakma ve Enerji Üretim  Tesisi'nin yapımına başladık. 1994'ten bugüne İstanbul'un yeşil alanlarını 6 kat  artırdık. Çoğalan nüfusa rağmen kişi başına düşen yeşil alan miktarı, 12,17  metrekareyle Avrupa Birliği standartlarına ulaştı."
Sadece yollar değil şehir trafiğini doğrudan etkileyen otopark  sorununa da kalıcı çözümler bulduklarını, değnekçiliğe, otopark terörüne son  vererek modern ve güvenilir otoparklar inşa ettiklerini aktaran Erdoğan,  İstanbul'un otopark kapasitesini yüzde binin üzerinde artırdıklarını, 25 yılda 42  bin araç kapasiteli otopark yaptıklarını, 2023'e kadar ise 123 bin araç  kapasiteli yeni otoparkları hizmete almayı planladıklarını bildirdi.
 
 "İstanbul için çalışmayı sürdüreceğiz"
 
 İstanbul'a toplamda 18,6 kilometre uzunluğunda tünel, 170 kilometre  uzunluğunda metro hatları inşa ettiklerini, uzunluğu toplamda 14,2 kilometre olan  tünelin ve 285 kilometre uzunluğundaki metro hatlarının yapımlarının devam  ettiğini, 190 kilometreyi bulan tünel ve bin 100 kilometrelik metro hatlarıyla  İstanbul'u dünyanın en yaygın ulaşım ağıyla donatmayı hedeflediklerini aktaran  Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "İnşallah önümüzdeki dönemde İstanbul'u yollarıyla, metrolarıyla,  parklarıyla, şehir bahçeleriyle, altyapısı, üst yapısıyla, işte bugün burada  olduğu gibi muhteşem tesisleriyle güzelleştirmeye devam edeceğiz. Şunu özellikle  burada ifade etmek istiyorum: Şu anda Tersane İstanbul inşallah markalarla güçlü  bir burada adeta toplumsal bir buluşma olacak ve bütün bunlarla beraber, hele  sahil şeridindeki iki kilometre uzunluğundaki yollar buradaki bütün yatırımlar  halkımızla buluşacak. Böyle bir adımın atılıyor olması da buraya ayrı bir  zenginlik katacaktır. Rabbim güç ve ömür, milletimiz de destek verdiği sürece  ülkemiz için, İstanbul için çalışmayı sürdüreceğiz."
 
 
 Törene Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, İstanbul Valisi Ali  Yerlikaya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, AK Parti İstanbul  Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı İletişim  Başkanı Fahrettin Altun, AK Parti İl Başkanı Bayram Şenocak, milletvekilleri,  bazı belediye başkanları, yatırımcı firma Rixos Otelleri Yönetim Kurulu Başkanı  Fettah Tamince'nin de aralarında bulunduğu iş insanları ve vatandaşlar katıldı.