Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron'a çok sert tepki!

AA |  29 Kasım 2019 Cuma - 15:14 | Son Güncelleme : 29 11 2019 - 17:16

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Marmara Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi Temel Atma Töreni'nde konuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Türkiye hakkındaki sözlerinin 'hastalıklı anlayışın yansımaları' olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Macron Türkiye'den sesleniyorum: Önce sen kendi beyin ölümünü kontrol ettir. Çünkü bu ifadeler ancak senin gibi beyin ölümü gerçekleşmiş olanlara yakışır. Macron inanın çok tecrübesiz. terörle mücadeleyi bilmiyor. Onun için sarı yelekliler Fransa'yı işgal etti" dedi.


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İlk 500,  ilk 100 listelerinde ülkemizden öyle bir elin parmağı kadar değil, göğsümüzü  kabartacak düzeyde üniversitelerin yer almasını bekliyoruz." dedi.

Maltepe'deki Marmara Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi'nin  temeli, düzenlenen törenle atıldı.

Törende konuşan Erdoğan, külliyenin ülkeye, kente ve üniversiteye  hayırlı olmasını diledi. Ülkenin en köklü yükseköğretim kurumlarından Marmara  Üniversitesinin yeni külliyesiyle çok daha güçlü hale geleceğine inandığını  belirten Erdoğan, kökleri 1983'e kadar giden üniversitenin halen 5 ayrı dilde  eğitim öğretim faaliyetleriyle dünya çapında marka olma yolunda ilerlediğini  söyledi.

İnşa edilecek külliyenin üniversiteyi hedeflerine bir adım daha  yaklaştıracağını dile getiren Erdoğan, "İnşallah bu üniversitemiz yanında  ilkokul, ortaokul, lisesiyle birlikte çok daha anlamlı hale gelecektir. Bunu  özellikle de tercih ettik, zira bu çevrede üniversitemiz için bir mütemmim cüz  diyebileceğimiz ilkokul, orta, lise bu yok. Ama şimdi üniversitemizle birlikte  ilkokul, ortaokul ve lisenin de burada da olması buraya çok büyük bir anlam, çok  büyük bir güç katacaktır. Konumu ve mimarisiyle tarihimize, kültürümüze,  medeniyetimize yakışır bu eserin üniversitemize kazandırılmasında emeği geçen ve  geçecek olan herkese şimdiden teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Erdoğan, tüm üniversitelerin yaptıkları işin ruhuna ve gereklerine  uygun mekanlarda faaliyet yürütmeleri gerektiğini aktararak, söz konusu  külliyenin yapılacağı alanda Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı  Kuvvetlerinin geçmişinin bulunduğuna değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi ise farklı bir mekana taşınıp buranın  tamamıyla Marmara Üniversitesi ki ismiyle müsemma olacak, Marmara'ya, Marmara  Denizi'ne hakim bir noktada olması gerçekten buraya çok çok farklı bir güç  katacaktır." ifadesini kullandı.

- "Üniversitelere külliyeler kazandırma gayreti içinde olduk"

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden beri İstanbul'da  yetersiz şartlarda faaliyet yürüten üniversitelere, verdikleri hizmetle mütenasip  külliyeler kazandırmanın gayreti içerisinde olduklarını anlatan Erdoğan,  konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım dönemimde de aynı anlayışla  ülkemizdeki tüm üniversitelerimize bu desteği verdik. Ülkemizdeki üniversite  sayısını 76'dan 207'ye çıkartırken, sadece skor amaçlı hareket etmedik. En  köklüsünden en yenisine kadar tüm üniversitelerimizin yükseköğretimden  beklediğimiz işlevleri yerine getirebilecek anlayışa, donanıma, altyapıya sahip  olması için de çalıştık. Elbette eğitim öğretime yapılan yatırımların neticesini  almak zaman ister ama şimdiden ülkemizin bu alanda katettiği mesafeyi görmeye  başladık. Biz ülkeyi yönetenler olarak sorumluluğumuzun gereğini yerine getirdik.  Şimdi sıra üniversitelerimizi yöneten rektörlerimizde, dekanlarımızda,  hocalarımızdadır."

 

- "Asıl görev, asıl sorumluluk, asıl iş,  hocalarımıza düşüyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'deki üniversitelerin dünya  çapında birer yükseköğrenim kurumu haline gelmesinin hocaların akademik  çalışmalarına ve öğrencilerin göstereceği gayrete bağlı olduğunu vurgulayarak,  şöyle devam etti:

"Çeşitli kurumlar tarafından hazırlanan ilk 500, ilk 100 listelerinde  ülkemizden öyle bir elin parmağı kadar değil, göğsümüzü kabartacak düzeyde  üniversitelerin yer almasını bekliyoruz. Bunun için öncelikle köklü bir anlayış  değişikliğine ihtiyacımız bulunuyor. Bu anlayış değişikliğini sizlere bir  anekdotla ifade etmek istiyorum; merhum Süheyl Ünver, hocası Akil Muhtar Özden'e  'Biz sizin yarınız kadar olabilsek yeter.' diyerek hürmet etmek ister. Bunu  işiten hoca hiddetlenerek, 'Sen benim yarım, senin taleben senin yarın, onun  talebesi onun yarısı... Bu böyle olmaz. Sen beni geçmelisin.' diye cevap verir.  Evet, üniversitelerimizdeki her bir hocamız kendi hocasını geçecek başarılar  ortaya koyacak ki hedeflerimize ulaşabilelim. Bunun için üniversite hocalarımızın  ufkunun genişlemesini, azimlerinin bilenmesini sağlamalıyız. Üniversitelerimizin  başarıları ülkemizin en büyük gururu, övünç kaynağı olmalıdır. Cumhurbaşkanı  olarak bu konuda üzerimize düşen her görevi yerine getireceğimizin bilinmesini  istiyorum. Ama bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum ki, asıl görev, asıl  sorumluluk, asıl iş,  hocalarımıza düşüyor. Üniversitelerimizdeki tüm  hocalarımıza inanıyorum, güveniyorum. Mezunu olmaktan iftihar ettiğim Marmara  Üniversitemizin de bu büyük atılımın öncüsü olacağını yürekten inanıyorum."

Erdoğan, dünyada medeniyet mücadelesinde öne geçme rekabeti  bulunduğunu ifade ederken, medeniyetin, uygarlık ve şehirlilik anlamları yanında  doğrudan toplumların gelişmişlik düzeylerine işaret eden bir kavram olduğunu  anlattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mesala Kamus-ı Türki'de medeniyet  kavramı; ilim, teknik, sanayi ve ticaretin nimetlerinden gerçek anlamda  yararlanarak bolluk, rahatlık ve güvenlik içinde yaşama olarak belirtiliyor.  Üzerimizde yaşadığımız coğrafya kadim Yunan, Roma, İslam ve Türk medeniyetlerinin  mirasıyla zenginleşerek bugünlere gelmiştir. Biz kendi inancına ve kültürüne  uygun olması şartıyla iyi olan, estetik olan, faydalı olan, hayırlı olan her  değeri bünyesine katmaktan asla imtina etmeyen bir milletiz. Ülkemizde pek çok  mütefekkir tarafından üzerinde düşünülmüş, tartışılmış olan medeniyet bizim  mücadelemizin de merkezinde yer alıyor." diye konuştu.

Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un şarklılık ve  garplılık konusunu "Memleketimizde iki sınıf halk görüyoruz: Ne varsa Şark'ta  vardır, Garb'a doğru açılan pencereleri kapamalıyız.' diyenler. 'Ne varsa Garp'ta  vardır. Harim-i ailemizi bile Garplılara açık bulundurmalıyız.' iddiasına kadar  varanlar. Bana öyle geliyor ki, ne varsa Şark'ta vardır diyenler, yalnız Garb'ı  değil, Şark'ı da bilmiyorlar, nitekim ne varsa Garp'ta vardır davasını ileri  sürenler, yalnız Şark'ı değil Garb'ı da tanımıyorlar." şeklinde değerlendirdiğini  aktardı.

Hayata tek bir medeniyet, yani sadece Batı medeniyeti penceresinden  bakanlar için söz konusu yaklaşımın anlamsız olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle  devam etti:

"Nitekim ülkemizde Batılılaşmak, Batı medeniyetine dahil olabilmek  için dinimizi değiştirmemiz gerektiğine dair tartışmaların bile yapıldığı  dönemler olmuştur. Milletin inancı, milletimizin kadim değerleri bazı çevreler  tarafından medeniyet yolunda en büyük engel olarak görülmüştür. Halbuki bu  coğrafya inancıyla ilgili hassasiyetlerine dokunulmaması şartıyla her imkanı, her  değeri, her birikimi kucaklama kültürüne sahiptir. Esasen dinimizde bize  öğrenilmesi farz olan ilmin bir rivayete göre Çin, bir rivayete göre Sin'de bile  olsa aranması ve alınması gerektiğini öğütlüyor. Tabii ki buradaki Çin, bugünkü  bir ülkeyi değil, dönemin şartlarına göre dünyanın en uzak bölgesini ifade  ediyor. Yine ilmin Müslüman'ın yitik malı olduğu ve nerede bulunursa alınması  gerektiği tavsiye ediliyor. Hayrın ilim ve hikmette olduğuna inanan insanlar  olarak bu tavsiyeler bizim rehberimiz olmalıdır."

- "İlim pınarlarının niye gürül gürül akmadığının muhasebesini  yapıyoruz"

İslam dünyasının içinde bulunduğu sıkıntıların sebebi İslam olmadığı  gibi Türkiye'nin geçmişte yaşadığı krizlerin de millete ve kültüre mal  edilemeyeceğini belirten Erdoğan, "Başımıza gelenlerin nedeni, son birkaç asırdır  medeniyet ufkunu yitirmiş, öz güvenini kaybetmiş, Batı karşısında ezik, kendi  kültürüne karşı nobran, kendisi üretmek yerine kopyalamayı bilim diye yutturmuş  bir zihniyetin üzerimize karabasan gibi çökmüş olmasıdır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün 6. Din Şurası Kapanış Programı'ndaki  konuşmasında meselenin dini boyutu üzerinde durduğunu ifade ederek, şunları  söyledi:

"Şimdi de üniversitemizin en önemli temsilcisi olduğu, ilim  pınarlarının niye gürül gürül akmadığının muhasebesini yapıyoruz. Aynı tartışmayı  sanayiden teknolojiye kadar her alanda sürdürmek mümkündür. Rahmetli Aliya  İzzetbegoviç, 'Biz savaşı öldüğümüz zaman değil, düşmanlarımıza benzediğimiz  zaman kaybederiz.' derken, asıl medeniyet telakkimizi anlatıyordu. Kendimiz  olmayı, kendimiz üretmeyi, kendimiz düşünmeyi bırakıp başkalarına benzemeyi  hayatımızın merkezine yerleştirdiğimiz gün, kaybetmeye başladık. Madem yitik,  kaybedildiği yerde aranır, öyleyse yeniden düşünmeye, çalışmaya, üretmeye, ilim  sancağını en yükseğe taşımaya hazır olmalıyız. Üniversitelerimizden beklentimiz,  medeniyet davamızı, her türlü ön yargıdan arınmış olarak insanlığın tüm  birikimini kullanarak güçlendirmeleri, yükseltmeleri ve yüceltmeleridir. Başka  yerlerde üretilen bilginin ezbercisi, kopyacısı, tekrarcısı değil, bizatihi  bilginin membaı haline gelen üniversitelere sahip olmanın hayaliyle yaşıyoruz.  İnşallah bu hayali gerçeğe dönüştüreceğimiz günlerin de yakın olduğuna  inanıyorum."

Erdoğan, "Marmara Üniversitesinin fiziki mekan olarak inşa edileceği,  temelini atacağımız bu mekan, gerçekten ismiyle müsemma Marmara Denizi'ne nazır  ve kendi mimari üslubumuzla inşa edilecek olan bu eser hakikaten sadece ülkemizin  değil, dünyanın da müstesna eserlerinden bir tanesi olacak." diye konuştu.

 

- "Türkiye'yi kendi gücü ve inancıyla yoluna devam eden bir ülke  haline getirdik"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin son 17 yılda yaşadığı  büyük dönüşümün ardından bilim alanının yanı sıra her konuda çok farklı bir  kulvara girdiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Milletimiz bu değişimi, kendi hayatında da bizzat görüyor. Ülkemizi  eskiden beri takip eden yabancılar da bu değişimin Türkiye'yi nereden nereye  taşıdığını her fırsatta ifade ediyor. Her ne kadar içeriden birileri sürekli kriz  tellallığı yapsa, dışarıdan birileri de ülkemizin tökezlemesini beklese de  hamdolsun hedeflerimize doğru adım adım ilerliyoruz. Bu süreçte artık tehdit  kriterlerimiz de değişti. Geçmişte ülkemiz için çok büyük kriz, sıkıntı, sorun  kaynağı olan nice mesele artık rutin gündemin bir parçası olmanın ötesine  geçemiyor. Yaşadığımız her tecrübe, ülkemizin önündeki bir engeli daha aşacak  formüller geliştirip hayata geçirmemize vesile oluyor. Engellere takılıp kalmak  yerine onları bertaraf edecek bir anlayışı ve iradeyi her alanda yerleştirdik.  Kazandığımız her başarı, bir sonraki hedefe ulaşma kararlılığımızı daha da  perçinliyor. Artık kendisine güvenen, gücüne inanan, hedeflerine kilitlenen,  tuzakları bozan bir Türkiye var. Allah'ın yardımı ve milletimizin desteğiyle  geldiğimiz bu seviye, bizden sonraki nesiller için yeni başlangıç noktası olacak.  Biz Türkiye'yi 230 milyar dolar milli gelirden, 36 milyar dolar ihracattan,  eğitimiyle sağlığıyla ulaştırmasıyla enerjisiyle ticaretiyle adeta tel tel  dökülen bir yerden aldık."

- "Türkiye, dünyada parmakla gösterilen bir ülke haline geldi"

Türkiye'nin, dünyada parmakla gösterilen bir ülke haline geldiğini  anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Arnavutluk'ta deprem oldu. Arnavutluk'a, inşallah Çevre ve Şehircilik  Bakanlığımız, TOKİ olarak en uygun yerde ekiplerimiz çalışmalarını yapacak ve 500  konutu Türk kardeşleri olarak inşa etmiş olacağız. İşte bu medeniyetimizin bize  yüklediği mesuliyettir. Türk kardeşleri Arnavut kardeşlerine 500 konutu inşa  edecek. Bir ayrım var mı? Yok. Bizim kardeşlik hukukumuz var. Birilerini  beklemeyeceğiz. Konutlarımızın inşaatlarını bir an önce yapacak ve kısa zamanda  kış mevsiminde zorda kalanlara, darda kalanlara, yardım elimizi uzatacağız."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Namık Kemal'in "Sana senden gelir  bir işte dad lazımsa/Zaferden ümidin kes gayriden imdad lazımsa/Yüksel ki yerin  bu yer değildir/Dünyaya gelmek hüner değildir/Bize gayret yaraşır, merhamet  Allah'ındır/Hükmü ati ne fakirin ne de şeyhin şahındır." beyitlerini  alıntılayarak, "Biz Türkiye'yi gayrıdan ümit beklemek yerine kendi gücü ve  inancıyla yoluna devam eden bir ülke haline getirdik. Şayet bu büyük değişimi  gerçekleştirememiş olsaydık, ne demokrasimizi güçlendirebilirdik ne ekonomik  saldırılar karşısında bu denli direnç gösterebilirdik ne de sınırlarımıza dayanan  teröristlerin başını ezebilirdik." diye konuştu.

“Sen önce kendi beyin ölümünü kontrol ettir”

 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa  Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un NATO'yla ilgili son açıklamalarına ilişkin,  "Sayın Macron bak Türkiye'den sesleniyorum, NATO'da da söyleyeceğim, önce sen  kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir. Türkiye'yi NATO'dan çıkarmak-çıkarmamak.  Bu senin haddine mi? Böyle bir şeyin kararını senin verme yetkin var mı" dedi.

Türkiye'yle ilgili hazım sorunu yaşayanların giderek arttığını ifade  eden Erdoğan, bugün gazetelerde yine okuduğunu, bunun son örneğinin NATO  tartışmaları olduğunu kaydetti.

Erdoğan, 3-4-5 Aralık'ta İngiltere Londra'da NATO Liderler Zirvesi'nin  yapılacağını hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Daha orada gitmeden birileri bir şeyler konuşmaya başladı. Hiç risk  almayan hep kazanmaya alışmış kimi ülkeler Türkiye'nin kendi hakkını, hukukunu,  sınırlarını, egemenliğini koruma çabalarına tahammül edemiyor. Hele hele bunların  içinde Fransa Cumhurbaşkanı, son açıklamaları, bu hastalıklı, bu sığ anlayışının  örneklerinden biridir. Ne diyor, 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşmiştir.' Sayın  Macron bak, Türkiye'den sesleniyorum, NATO'da da söyleyeceğim, önce sen kendi  beyin ölümünü bir kontrol ettir. Çünkü bu ifadeler ancak senin türündeki beyin  ölümü gerçekleşmiş olanlara yakışır. Sen bir defa NATO'ya karşı yerine getirmen  gereken vecibelerin yerine getirmiyorsun. Hava atmaya gelince hava atıyorsunuz.  NATO'ya ödemen gereken paraları bile doğru dürüst ödemezsin, ama hava atmaya  gelince hava atarsın. Türkiye'yi NATO'dan çıkarmak-çıkarmamak. Bu senin haddine  mi? Böyle bir şeyin kararını senin verme yetkin var mı? Türkiye'nin Suriye'de  herhangi bir oldu bittiye gitmediğini en iyi kendisi biliyor. İşte buyur, şimdi  biz Libya'nın resmi yönetimiyle imzalarımızı attık. Şu anda artık Türkiye-Libya  Akdeniz'de ortak işbirliğine girebilecek noktaya bu anlaşmayla geldi. Ne  diyeceksin. Kimse sana bakmıyor, henüz daha acemiliğin var, bunları gider. Bunu  gidermeden bu işler olmayacak."

Erdoğan, Suriye'den Türkiye'ye yönelik tehditleri ve bunlara karşı  verilecek cevapları herkes gibi Fransa Cumhurbaşkanına da defalarca anlattığını  dile getirerek, ancak anlamadığını, çok tecrübesiz olduğunu söyledi.

- "Sarı Yelekliler bütün Fransa'yı istila etti"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Macron'un terörle mücadelenin ne  olduğunu da bilmediğini, bu nedenle Sarı Yelekliler'in bütün Fransa'yı işgal ve  istila ettiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Niye çözemiyorsun? Hadi çözseydin. Çözemezsin. Onların hakkını,  hukukunu, kendi vatandaşın değil mi? Koruyamıyorsun, koruyamazsın. Ülkemizin bu  konudaki haklı hassasiyetlerini hiçe sayıp en küçük bir ilgilerinin olmadığı  Suriye'de tırnak tutturmaya çalışan Fransa'nın ta kendisidir. Senin Suriye ile ne  işin var. 911 kilometre Suriye'yle sınırımız var, Adana Mutabakatı denilen bir  anlaşmamız var. Bizim Suriye'ye girme hakkımız terörle mücadelede var. Peki senin  hangi anlaşmayla oraya girme hakkın var. Ne işin var Suriye'de, ne yapıyorsun sen  orada? Koalisyon güçleri diyorsan, biz aynı zamanda koalisyon güçlerinin de  içindeyiz. Ama senin orada bulunmaya hak ve selahiyetin yok. Seni rejim de oraya  zaten davet etmiş değil. Durumdan vazife çıkardınız, geldiniz, girdiniz oraya.  Yaptığınız iş bu. İstediğiniz kadar hoplayın, zıplayın. İstediğiniz kadar  eveleyip, geveleyin eninde sonunda Türkiye'nin egemenlik haklarına, güvenlik  ihtiyaçlarına, terörle mücadelesine saygı duyacaksınız. Bunun başka çıkışı yok.  NOTA için Fransa ne anlam ifade ediyor bilemeyiz, ama Türkiye hem askeri katkısı  hem siyasi desteğiyle bu kurumun en önemli üyesidir. Ülkemiz bu stratejik  önemiyle en çok Avrupa'nın korunmasına katkı veriyor."

- "Türkiye'nin güvenliği Avrupa'nın güvenliği demektir"

Şayet Türkiye olmazsa dünyanın dört bir tarafındaki teröristlerin  Avrupa'ya yığılacağını ifade eden Erdoğan, "Bölgemizde mücadele ettiğimiz  tehditlerin doğrudan Avrupa'ya yöneleceğinden kimsenin şüphesi olmasın.  Türkiye'nin güvenliği Avrupa'nın güvenliği demektir. Ülkemiz güvende değilse  Avrupa'nın güvenliğinin de pamuk ipliğine bağlı olduğu asla unutulmamalıdır.  Bunun için Fransa başta olmak üzere ülkemizin güvenlik kaygılarına duyarsız  kalan, hatta tam tersi işler yapmaya çalışanlara bu gerçekleri bir kez daha  hatırlatıyoruz. Neyse ki NATO'da, Avrupa'da aklıselim sahibi mantıklı, tutarlı,  tecrübeli siyasetçiler var da Fransa'nın sergilediği türden hezeyanlar anlamsız  kalıyor." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Suriye'den topraklarına yönelik  tehditler tamamen bitene, bölgedeki son terörist de imha edilene kadar  harekatlarını sürdüreceğini kaydetti.

Televizyonlarda Kandil'deki terörist başlarının teröristlerle ne tür  pozlar verdiğinin görüldüğünü vurgulayan Erdoğan, en son en önemlilerinden biri  olan kadın terörist ile yanındaki 6 teröristin vurulduğunu anlattı.

Şu anda gerek ordunun, gerek bu noktadaki silahlı güçlerin, bu  bölgedeki SİHA'larla, F16'larla yapılan operasyonlarla çok farklı bir gündem  ortaya konulduğunu dile getiren Erdoğan, "Ülkemize verilen ancak şu ana kadar  tutulmayan sözler için ilanihaye bekleyecek değiliz. Hala topraklarımıza ve  himayemiz altındaki bölgelere yönelik alçakça saldırılar oluyor. Daha önceki gün  sınır karakolumuzdaki askerlerimiz şehit edildi. Aynı şekilde Tel Abyad'da  bombalı araçla 17 masum sivil maalesef şehit edildi. Benzer terör eylemleri  Rasulayn ve diğer bölgelerde yaşandı. Bu duruma seyirci kalacak değiliz. Güvenli  bölgeden ve ötesinden ülkemize yönelen tehditler makul bir sürede bertaraf  edilemezse bu işi bizzat kendimiz yapmakta tereddüt göstermeyiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin istikbali ve istiklali söz konusu  olduğunda, sözlediği her şeyi yapacak gücü, kararlılığı ve imkanı olduğunun  herhalde artık iyice görüldüğünü, kabul edildiğini vurguladı.

Temeli atılan eserin bir an önce tamamlanarak hizmete girmesi  temennisinde bulunan Erdoğan, mimar Hilmi Şenalp ve diğer çalışanlara teşekkür  etti.

Müteahhit firmanın da yoğun bir çalışma yaparak süratle eseri  bitireceğini dile getiren Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat  Kurum'a ilk  etabın ne zaman biteceğini sordu.

Kurum'un 2023'te tamamlanacağını söylemesi üzerine Erdoğan, "Hilmi bey  biter mi? İnşallah, maşallah deme. Sen bazen mimari noktada işi ağırdan  alabiliyorsun. 2023'ün ne zamanında. 2023'ün sonuna kadar dediğinde olmaz. Bunu  yazılı kayda almanız lazım. Yazılısını göreceğim. Hem müteahhit hem  mimarlarımızın altta imzaları olsun." diye konuştu.